Bir
Notting Hill klasiği
Sayıları giderek artan kimliksiz oteller
dünyasında gerçek bir orijinal olmanın haklı gururunu yaşayan Portobello Hotel,
“Hip Hotel” konseptinin öncülerinden biri sayılıyor. 1971 yılında Johnny
Ekperehin tarafından kurulan, Julie Hodges imzalı Portobello, o günden bu yana
Londra’nın en gözde yerlerinden biri.

Notting Hill’in göbeğinde konumlanan Portobello’nun dış
cephesinden bir görünüş.
Portobello Hotel, bir otel hissi uyandırmıyor. Londra’nın
Notting Hill semtinde yaşayan zengin halanızı birkaç günlüğüne ziyaret
ettiğiniz duygusu daha ağır basıyor.
Sayıları giderek artan kimliksiz oteller dünyasında gerçek
bir orijinal olmanın haklı gururunu yaşayan Portobello Hotel, “Hip Hotel”
konseptinin öncülerinden biri sayılıyor. Bizde butik otel adı ile turizm
gündemine yerleşen bu küçük, sıra dışı otellerin ortak özelliği, gerek avangard
iç mekan tasarımları, gerekse personelin sıcak nezaketiyle konuklarını
evlerindeymiş duygusuyla sarmalamaları. 1971 yılında Jonny Ekperehin tarafından
kurulan ve Julie Hodges tarafından tasarlanan Portobello Hotel, o günden bu
yana Londra’nın en gözde yerlerinden biri olmuştur.
Farklılığını mutlu bir kibirle ortaya koyan Portobello’nun
odaları alışılmadık, yaratıcı, samimi ve hatta seksi- odaları tipik İngiliz
tarzında tasarlanmış. Tarzların alışıldık olmayan eklektik buluşması, benzer
biçimde farklı efsanevi konukları kendine çekmiş. Banyoda tuttuğu pitonunu
beslemek için beyaz fareler isteyen rock şarkıcısı Alice Cooper ve
Portobello’ya aşık olup hemen yanı başındaki bir evi satın alan Tina Turner
bunlardan sadece ikisi.
Elit kesime hizmet veren birçok işletmeden farklı olarak
Portobello elitliğin her zaman zenginlikle örtüşmediğini benimseyen bir
yaklaşıma sahip. Dolayısıyla gerçekçi ekonomik fiyatlara sahip odaları da
bulunuyor. Kabin olarak adlandırılan tek kişilik odaların tasarımında yerden
kazanmak esas alınmış olmakla beraber, dekorasyon ölçütlerinin diğer
odalarınkinden farklı olmadığı göze çarpıyor. Zengin bir tenteyle donatılmış
yatağıyla kabin, Napoleon’un gecelemiş olduğu mekan duygusunu vermekte oldukça
başarılı.
Avrupa’nın en büyük sokak karnavalına her yıl ev sahipliği
yapan Notting Hill’in göbeğinde konumlanan Portobello’da kalırken, ünlü
Portobello antika pazarı ve Londra’nın en yenilikçi ve ünlü butikleriyle
tanınan Westbourne Grove’a sadece yürüyüş mesafesinde olacaksınız.

Viktoryen banyolar, Fas etkileri taşıyan tavan arası
odalarının oryantal atmosferini tamamlıyor.
Özel bir parka bakan cumbanın içinde konumlanan yuvarlak
yatak, otelin en gözde odalarının birinde odak noktasını oluşturuyor.

Fas etkileri taşıyan lambalar, Viktoryen antikalar,
müslin drapeler, kadife perdeler, Portobello odalarına hakim olan eklektik şıklığı
oluşturuyor.

Cumba önündeki yuvarlak yataktan bir diğer görünüş.

Tarzların alışıldık olmayan eklektik buluşması, benzer
biçimde farklı efsanevi konukları Portobello’da bir araya getirmiş. Alice
Cooper ve Tina Turner, otele konuk olmuş ünlüler arasında.
Kabin olarak adlandırılan tek kişilik odaların tasarımında
yerden kazanmak esas alınmış.
Yine de dekorasyon ölçütlerinin diğer odalarınkinden
farklı olmadığı göze çarpıyor. Zengin bir tenteyle donatılmış yatağıyla kabin,
Napoleon’un gecelemiş olduğu mekan duygusunu vermekte oldukça başarılı.

Farklılığını mutlu bir kibirle ortaya koyan
Portobello’nun odaları sıradışı, yaratıcı, samimi -ve hatta seksi- odaları
tipik İngiliz tarzında tasarlanmış.

Perde deseni olarak seçilen bir Türk kiliminin canlı
renkleri, Portobello Hotel’in duygu yüklü etnik ambiyansına katkıda bulunuyor.

Portobello’nun nevi şahsına münhasır odalarından bir diğeri.
Elizabeth döneminin etkilerini dev yatağa mobilyanın bir parçası olan meşe
basamaklarla çıkılıyor.

Portobello’nun bazı odaları, en az konukları kadar
efsanevi olmuş. Örneğin bu hippi tarzı süit, “Viktoryen tarzı yıkanma makinesi”
olarak tanımlanabilecek bir banyoyla donatılmış. Bakır boru, musluk ve büyük
bir sprinklerden oluşan ekzantrik bir enstalasyona benzeyen banyo bölümü, odanın
göbeğinde konumlanmış. .