26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Meleklerin köyü Arnavutköy

 

Yazı/Text: YELİZ ERKOÇ

Fotoğraflar/Photos: FATİH PINAR

 

Arnavutköy İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden. Kuruçeşme ile Akıntıburnu arasındaki sahilde kurulu. Semt sakinlerinin birbirlerine sevgi ve saygısı, Arnavutköy’ün lokantalarına gelenlerin dahi ilgisini çekiyor. Tarihi semt huzuru, temizliği ve güzelliğiyle öne çıkıyor.

 

 

İstanbul Boğazı’nın dantel gibi işlenmiş evleri arasından zamanın kapısını aralayıp giriyorum Arnavutköy’e. Sözlere gerek kalmadan kendi hikayesini fısıldayan ve yaşadığı görkemli günler yüzündeki çizgilerden okunan, yaşlı ama hala çok güzel bir kadın gibi bu semt. Hatta bir ana. Nice çocuğunu göğsünde büyütmüş ve kendine hayran yetiştirmiş şefkatli bir ana.

Çok eski bir yerleşim yeri Arnavutköy. Antik dönemdeki adı ise Hestai. Semt Bizans döneminde önemli bir ibadet merkezi olmuş. Adı Promotu veya Anaplous olarak bilinmekte. Arnavutköy adını hangi nedenle ve ne zaman aldığı bilinmiyor. Semt, Boğaziçi’nde Kuruçeşme ile Akıntıburnu arasındaki sahilde ve bu sahile açılan vadi boyunca yamaçlarda kurulu. Ayrıca, Akıntıburnu, Karadeniz’den Marmara’ya, Boğaz akıntısının en şiddetli noktası. Boğaz manzarasına karşı balık tutan onlarca insan her hafta Akıntıburnu’nun misafiri. Yirmi iki yaşındaki Ali Solmuş, “Burada yanlış olmaz, herkes birbirine saygılıdır. Ben her hafta Boğaz’ın en güzel havasını alıyorum buradan” diyor.

Evliya Çelebi, 17. yüzyılın ortalarında Arnavutköy manzarasını şöyle tasvir ediyor: “Leb-i deryada bin kadar bağlı bahçeli mamur haneleri vardır ki, cümle Rum ve Yahudi’ye mahsus olup cami, mescit, imaret yoktur. Bir küçük hamamı vardır. Dükkanları dar mahalle vaki olduğundan bağ ve bahçesi azdır. Ekmeği ve peksimeti beyazdır. Yahudileri sahibi zevk ve ehli sazdır. Rum Hıristiyanlarının ekseri kavmi Lazdır. Cemaati müslimini gayet azdır.” Çelebi’nin dediği gibi Türkler 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar Arnavutköy’e pek rağbet etmediler. 1877 yangınından sonra Yahudiler’in büyük kısmı köyü terk etti ve yerlerine Türkler yerleşti. 6-7 Eylül olaylarından sonra da az sayıdaki yabancı uyruklu vatandaşların çoğu gitti. Yetmiş yaşındaki Sema Tokgöz mahalleye gelin olarak gelmiş. Sema Hanım, “Arnavutköy güzel bir köy. Çok neşeli zamanlar yaşadık burada. Tarih de, insanlık da dolu doludur semtimizde. Geçmişte birçok Rum komşumuz vardı, çok severdik birbirimizi. Akıntıburnu onların sesiyle çınlardı, müzik gibi gelirdi bize konuşmaları…” diyor.

 

Zaman birçok şeyi değiştirse de Arnavutköy’de yaşam hala dinginliğini koruyor.

 

Semtin özel evlerinin birçoğu restorasyon geçirmiş ya da geçiriyor. Tarihi değeri olan bir eve sahip olan Tokgöz, “Evimizi eski eser gibi yaptırdık. Bu evleri restore etmek yeni bir ev yaptırmaktan daha zahmetli iştir. Ama bizim gönül borcumuz var bu evlere” diye ekliyor. Sema Hanım’ın kiracısı Selvin Cuhruk Gafuroğlu, kiraladığı binayı sanat galerisine çevirmiş. Kendi de Arnavutköy’de tarihi bir eve sahip olan Gafuroğlu, “Bu semtte tam bir mahalle yaşantısı var. Restorasyonlar konusunda da ev sahipleri çok hassas davranıyor ve başarılı işler çıkıyor ortaya” diyor. Evlerin restorasyonu konusunda herkes aynı fikirde değil. Avukat Nihat Pehlivan tam bir Arnavutköy aşığı. Semtte oturmasa da otuz yıldır Boğaz havası almak için geldiği tek adres olan Arnavutköy’de bazı binaları onarayım derken tiyatro dekoruna benzettiklerini söylüyor üzülerek. Pehlivan, “Bırakınız taşlar ağlasın demiş ya bir tarihçi, evler restore edilmesin böyle yapılacaksa. Semt köy dokusunu yitiriyor giderek” diyor.

Boğaz havası almak için gelenlerin bir başka zevki de denize karşı sıralanmış balık restoranlarında yemeğe çıkmak. Birçok ünlünün de sık sık ziyaret ettiği mekanlar özellikle haftasonları büyük ilgi görüyor. Haftasonu yemek için Arnavutköy’ü tercih eden ailelerden Vedat Bey, eşi Zeynep hanım ve küçük kızları Begüm heyecanla siparişlerinin gelmesini bekliyorlar. Vedat Bey özellikle Boğaz havası almak için elinden geldiğince sık olarak sabah yürüyüşü için Arnavutköy’e geldiğini anlatıyor. Zeynep Hanım ise, “Dışarıdan bakan birinin gözüyle Arnavutköylülerin birbirlerine olan tutkunlukları ve mahalle bilinci hayranlık verici” diyor. Hemen hemen her hafta semte gelip balık yediklerini ve semtin, çocuklarıyla birlikte gelebildikleri en güzel yerlerden biri olduğunun anlatıyor genç çift.

Arnavutköy’de tüm İstanbul’u ilgilendiren bir tartışma sürüyor; üçüncü köprü meselesi. SİT alanı olan semtin tam ortasından geçmesi planlanan köprü bazı semt sakinlerini ve esnafı korkutuyor. Arnavutköy Semt Girişimi mahalleliler tarafından oluşturulan bir sivil toplum tepkisi. Semt girişimi 1980’li yıllarda bir tür dolgu yoluyla semtin önünden geçen ve birçok yalının özelliğini kaybetmesine neden olan kazıklı yolu engelleyememişler. Ancak üçüncü köprü projesine sağlam duruşlarıyla örnek bir duruş sergiliyorlar.  Arnavutköylüler tepkilerini şöyle dile getiriyorlar, “Köyümüze kazıklar çakıldı, denizle bağımız kesildi, şimdi de göğümüzü karartmak istiyorlar... Biz Arnavutköylüler, 1500 yıllık tarihi olan mahallemizi, içindeki 38 adet anıtsal yapıyı, 42 yalıyı, 292 adet eski eser sivil mimarlık örneği evi, 30'un üzerindeki anıt ağacı, 5 yeşil sit alanını ve de hallacımızı, köftecimiz, berberimiz, ayakkabı tamircimiz, camcımız ve kasabımız ile belki de şimdiye dek ne denli kıymetli olduğunun pek de farkına varamadığımız, kendine özgü Boğaz köyü yaşantımızı koruyacağız...”

Arnavutköy Kahvesi’nin sahibi Cumhur Özkan doğma büyüme Arnavutköylü. Elli beş yaşındaki Özkan, semtin son dönemlerinin canlı tarihi gibi. Aynı zamanda Arnavutköy’ü Güzelleştirme Derneği’nin kurucu üyelerinden olan Özkan, “İstanbul’da her semt yozlaşıyor zamanla. Ama bizim çocukluğumuzda araba yoktu. Deniz her şeyimizdi. Kazıklıyol Arnavutköy’ün çehresini değiştirdi. Birçok yalı özelliğini kaybetti. Burası aslında bir sayfiye yeridir, bir Rum Köyü’dür. Çocukluğumuz o ünlü çilek tarlaları arasında geçti. Nasıl unutabilirim o günleri” diyor. Boğaziçi’ndeki önemli ibadet yerlerinden biri olan Ayios Mihael Kilisesi buradaydı. Konstantinos tarafından yaptırıldığı söylenen bu kilisedeki Başmelek Mihael’in varlığı yüzünden bölgeye Melekler Köyü denmiş. Arnavutköy o kadar sakin, temiz ve huzurlu bir yer ki… Burada meleklerin yaşadığına inanmamak elde değil.

 

Restorasyon geçiren evler böylelikle zamana karşı direnme gücüne yeniden kavuşuyor.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


66643 - unknown - 38.107.179.237