Meleklerin köyü Arnavutköy

Yazı/Text: YELİZ ERKOÇ
Fotoğraflar/Photos: FATİH PINAR
Arnavutköy İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden.
Kuruçeşme ile Akıntıburnu arasındaki sahilde kurulu. Semt sakinlerinin
birbirlerine sevgi ve saygısı, Arnavutköy’ün lokantalarına gelenlerin dahi
ilgisini çekiyor. Tarihi semt huzuru, temizliği ve güzelliğiyle öne çıkıyor.

İstanbul Boğazı’nın dantel gibi işlenmiş evleri arasından
zamanın kapısını aralayıp giriyorum Arnavutköy’e. Sözlere gerek kalmadan kendi
hikayesini fısıldayan ve yaşadığı görkemli günler yüzündeki çizgilerden okunan,
yaşlı ama hala çok güzel bir kadın gibi bu semt. Hatta bir ana. Nice çocuğunu
göğsünde büyütmüş ve kendine hayran yetiştirmiş şefkatli bir ana.
Çok eski bir yerleşim yeri Arnavutköy. Antik dönemdeki adı
ise Hestai. Semt Bizans döneminde önemli bir ibadet merkezi olmuş. Adı Promotu
veya Anaplous olarak bilinmekte. Arnavutköy adını hangi nedenle ve ne zaman
aldığı bilinmiyor. Semt, Boğaziçi’nde Kuruçeşme ile Akıntıburnu arasındaki sahilde
ve bu sahile açılan vadi boyunca yamaçlarda kurulu. Ayrıca, Akıntıburnu,
Karadeniz’den Marmara’ya, Boğaz akıntısının en şiddetli noktası. Boğaz
manzarasına karşı balık tutan onlarca insan her hafta Akıntıburnu’nun misafiri.
Yirmi iki yaşındaki Ali Solmuş, “Burada yanlış olmaz, herkes birbirine
saygılıdır. Ben her hafta Boğaz’ın en güzel havasını alıyorum buradan” diyor.
Evliya Çelebi, 17. yüzyılın ortalarında Arnavutköy
manzarasını şöyle tasvir ediyor: “Leb-i deryada bin kadar bağlı bahçeli mamur
haneleri vardır ki, cümle Rum ve Yahudi’ye mahsus olup cami, mescit, imaret
yoktur. Bir küçük hamamı vardır. Dükkanları dar mahalle vaki olduğundan bağ ve
bahçesi azdır. Ekmeği ve peksimeti beyazdır. Yahudileri sahibi zevk ve ehli
sazdır. Rum Hıristiyanlarının ekseri kavmi Lazdır. Cemaati müslimini gayet
azdır.” Çelebi’nin dediği gibi Türkler 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar
Arnavutköy’e pek rağbet etmediler. 1877 yangınından sonra Yahudiler’in büyük
kısmı köyü terk etti ve yerlerine Türkler yerleşti. 6-7 Eylül olaylarından
sonra da az sayıdaki yabancı uyruklu vatandaşların çoğu gitti. Yetmiş yaşındaki
Sema Tokgöz mahalleye gelin olarak gelmiş. Sema Hanım, “Arnavutköy güzel bir
köy. Çok neşeli zamanlar yaşadık burada. Tarih de, insanlık da dolu doludur
semtimizde. Geçmişte birçok Rum komşumuz vardı, çok severdik birbirimizi.
Akıntıburnu onların sesiyle çınlardı, müzik gibi gelirdi bize konuşmaları…”
diyor.

Zaman birçok şeyi değiştirse de Arnavutköy’de yaşam hala
dinginliğini koruyor.
Semtin özel evlerinin birçoğu restorasyon geçirmiş ya da
geçiriyor. Tarihi değeri olan bir eve sahip olan Tokgöz, “Evimizi eski eser
gibi yaptırdık. Bu evleri restore etmek yeni bir ev yaptırmaktan daha zahmetli
iştir. Ama bizim gönül borcumuz var bu evlere” diye ekliyor. Sema Hanım’ın
kiracısı Selvin Cuhruk Gafuroğlu, kiraladığı binayı sanat galerisine çevirmiş.
Kendi de Arnavutköy’de tarihi bir eve sahip olan Gafuroğlu, “Bu semtte tam bir
mahalle yaşantısı var. Restorasyonlar konusunda da ev sahipleri çok hassas
davranıyor ve başarılı işler çıkıyor ortaya” diyor. Evlerin restorasyonu
konusunda herkes aynı fikirde değil. Avukat Nihat Pehlivan tam bir Arnavutköy
aşığı. Semtte oturmasa da otuz yıldır Boğaz havası almak için geldiği tek adres
olan Arnavutköy’de bazı binaları onarayım derken tiyatro dekoruna
benzettiklerini söylüyor üzülerek. Pehlivan, “Bırakınız taşlar ağlasın demiş ya
bir tarihçi, evler restore edilmesin böyle yapılacaksa. Semt köy dokusunu
yitiriyor giderek” diyor.
Boğaz havası almak için gelenlerin bir başka zevki de denize
karşı sıralanmış balık restoranlarında yemeğe çıkmak. Birçok ünlünün de sık sık
ziyaret ettiği mekanlar özellikle haftasonları büyük ilgi görüyor. Haftasonu
yemek için Arnavutköy’ü tercih eden ailelerden Vedat Bey, eşi Zeynep hanım ve
küçük kızları Begüm heyecanla siparişlerinin gelmesini bekliyorlar. Vedat Bey
özellikle Boğaz havası almak için elinden geldiğince sık olarak sabah yürüyüşü
için Arnavutköy’e geldiğini anlatıyor. Zeynep Hanım ise, “Dışarıdan bakan
birinin gözüyle Arnavutköylülerin birbirlerine olan tutkunlukları ve mahalle bilinci
hayranlık verici” diyor. Hemen hemen her hafta semte gelip balık yediklerini ve
semtin, çocuklarıyla birlikte gelebildikleri en güzel yerlerden biri olduğunun
anlatıyor genç çift.
Arnavutköy’de tüm İstanbul’u ilgilendiren bir tartışma
sürüyor; üçüncü köprü meselesi. SİT alanı olan semtin tam ortasından geçmesi
planlanan köprü bazı semt sakinlerini ve esnafı korkutuyor. Arnavutköy Semt
Girişimi mahalleliler tarafından oluşturulan bir sivil toplum tepkisi. Semt
girişimi 1980’li yıllarda bir tür dolgu yoluyla semtin önünden geçen ve birçok
yalının özelliğini kaybetmesine neden olan kazıklı yolu engelleyememişler.
Ancak üçüncü köprü projesine sağlam duruşlarıyla örnek bir duruş
sergiliyorlar. Arnavutköylüler tepkilerini şöyle dile getiriyorlar, “Köyümüze
kazıklar çakıldı, denizle bağımız kesildi, şimdi de göğümüzü karartmak
istiyorlar... Biz Arnavutköylüler, 1500 yıllık tarihi olan mahallemizi,
içindeki 38 adet anıtsal yapıyı, 42 yalıyı, 292 adet eski eser sivil mimarlık
örneği evi, 30'un üzerindeki anıt ağacı, 5 yeşil sit alanını ve de hallacımızı,
köftecimiz, berberimiz, ayakkabı tamircimiz, camcımız ve kasabımız ile belki de
şimdiye dek ne denli kıymetli olduğunun pek de farkına varamadığımız, kendine
özgü Boğaz köyü yaşantımızı koruyacağız...”
Arnavutköy Kahvesi’nin sahibi Cumhur Özkan doğma büyüme
Arnavutköylü. Elli beş yaşındaki Özkan, semtin son dönemlerinin canlı tarihi
gibi. Aynı zamanda Arnavutköy’ü Güzelleştirme Derneği’nin kurucu üyelerinden
olan Özkan, “İstanbul’da her semt yozlaşıyor zamanla. Ama bizim çocukluğumuzda
araba yoktu. Deniz her şeyimizdi. Kazıklıyol Arnavutköy’ün çehresini
değiştirdi. Birçok yalı özelliğini kaybetti. Burası aslında bir sayfiye
yeridir, bir Rum Köyü’dür. Çocukluğumuz o ünlü çilek tarlaları arasında geçti.
Nasıl unutabilirim o günleri” diyor. Boğaziçi’ndeki önemli ibadet yerlerinden
biri olan Ayios Mihael Kilisesi buradaydı. Konstantinos tarafından yaptırıldığı
söylenen bu kilisedeki Başmelek Mihael’in varlığı yüzünden bölgeye Melekler
Köyü denmiş. Arnavutköy o kadar sakin, temiz ve huzurlu bir yer ki… Burada
meleklerin yaşadığına inanmamak elde değil.


Restorasyon geçiren evler böylelikle zamana karşı direnme
gücüne yeniden kavuşuyor.