26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

“Mimarlık hayatın kendisidir”

 

Yazı/Text: TANSEL TÜZEL

 

İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminali’ni projelendirip hayata geçiren Yüksek Mimar-Restorasyon Uzmanı Yakup Hazan Türkiye’nin en üretken mimarlarından… Yüzlerce kamusal yapıda imzası bulunan Hazan, havalimanı projesini, hızın ve zamanın insan üzerindeki etkisini mekânlara taşımayı deneyerek tasarlamış.

 

Hazan’ın önemli projelerinden biri de Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminali.

 

Mimarlık hayatıma yarışma kazanarak başladım. İlk girdiğim yarışmada birincilik aldım ve meslek hayatım başladı. Yalnız, öğrencilik yıllarımda yarışma ortamlarında senelerce bulunduğum, o heyecanı yaşadığım ve deneyim kazandığım gözden kaçırılmamalıdır.

Yarışmalarda özgürlük alanı sınırsızdır ya da yarışmalar sınırlarınızı zorlar. Tasarımın gerçekleşmesine ait ipuçları veren zihinsel yüzeyler, bu özgürlük alanı içinde, o kadar kaygan durur ki, bunları yan yana getirmek, üst üste koymak bilgi ister, birikim ister, emek ister ve yetenek ister. Mimar hem yapıyı, hem parayı, hem de zamanı tasarlamalıdır. Mimarın zamanı da bütçesi de sınırsız değildir. Yarışma sırasında paranın ve zamanın tasarlanması ertelenir. Sadece eylemlerin yapıya nasıl dönüşeceği özgürce düşünülüp sınırsızca hayal edilir. Mekan, zaman ve yaşam iç içe geçer. Yarışma boyunca birarada dururlar. Yarışma her şeyiniz olur. Yarışmaları tercih etmek böyle bir birliktelikten hoşlanmak olsa gerek. Bir mimar için kağıt üzerinde kalan tasarımın anlamı yoktur. Önemli olan tasarımın hayata geçmesidir. Benim düşüncelerimin hayata geçmesinde yarışmaların önemli rolü vardır. Manavgat Belediye Binası, Antalya Şehirlerarası Otobüs Terminali ve Adnan Menderes Dış Hatlar Terminali birincilik kazandığım ve uygulanan projelerimdir. Yarışmalar düşüncelerimi hayata taşımaya devam etsin isterim.”

TAV’ın yap-işlet-devret modeliyle yaptığı havalimanlarından İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminali’ni projelendirip hayata geçiren Yüksek Mimar-Restorasyon Uzmanı Yakup Hazan Türkiye’nin en üretken mimarlarından… 1984 yılında bir yarışmayla başlayan ve pek çok yarışmayla süren mesleğini ve üretkenliğinin sırlarını, “Hayatınızı nasıl harcamaya karar vermenizle ilgili bir durum. Mimarlığı yaşam biçimi olarak seçtiğiniz zaman üretkenlik kendiliğinden geliyor. Sadece mesleğinizle birlikte yaşamaktan, mesleğinizi gündelik hayatınıza taşımaktan mutlu olmanız yeterlidir. Sizin tabirinizle ‘üretkenliğimizin’ görünen yüzünü kamusal binalar yansıtıyor olabilir. Bu yapılar özellikle seçilmedi. Bu süreç kendiliğinden gelişti” diyerek anlatıyor. İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminali Yarışması’nda 1., Ankara Esenboğa İç-Dış Hatlar Terminali Yarışması’nda 2.,  Dalaman Havalimanı Dış Hatlar Terminali Yarışması’nda ise 3.’lük ödülüne layık bulunan Hazan, uygulanan İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminali’ni yaparken öncelikle yapının gökyüzü ile ilişkisini düşündüğünü söylüyor, “Bu yapılar teknik yapılardır. Özel sistemleri barındırırlar. Dişlinin çarklarından biri problemli ise sistem çalışmaz. Yapıların işleyiş ve teknolojilerini mimar olarak zaten çözmek durumundasınız. Onun üzerine ne koyduğumuz önemli. Uygulanan İzmir Adnan Menderes Dış Hatlar Terminali’ni ele alış biçimi kısaca şöyleydi: Havalimanlarının gökyüzü ile ilişkileri vardır. Bütünün ayrılmaz parçalarıdır. İç içe geçerler. Yolcular gökyüzünden gelir, gökyüzüne giderler. Yolcular gökyüzünde boşluktadır. Sınırlar kaybolur. Yeryüzüne bakıldığı zaman bir şehir bütünüyle görünür, algılanır. Ölçek değişir. Yolcunun uçarken yaşayacağı etki check-in holünden başlar. Mekanın beklenen sınırları kalkar, check-in holünde ölçek değişir. Burada insan ölçeği yeniden sorgulanmıştır. Burada zaman hızlı geçer. Hızın ve zamanın insan üzerindeki etkisini mekanlara taşımayı denedim. Mekanlar da; hız, zaman ve gökyüzü gibi büyüktür. Ölçek burada da değişir. Kendinizi gökyüzüne yakın hissedersiniz. Burada sınırları kaldırmak isterken mesnetten mesnete 66m gibi bir açıklık geçilmiştir. Yapı içinde, uçağa binmek için ilerledikçe bu etki artar. Apron’un cephe camlarında renk kullanılmamıştır. ‘Gate’lerde tavan döşemesi yerini cam yüzeylere bırakmıştır. Yolcular iskele bölgesine geldiklerinde apronla, uçaklarla, pistle başka bir deyişle hava tarafı ve hareketleriyle iç içedir. İskele bölgesinde olabilecek bütün engeller kaldırılmıştır. Burada görüş mesafesi kuzeyden-güneye, doğudan-batıya ve yeryüzünden-gökyüzünedir. Gelen ve giden yolcu hareketleri indirgenerek tek boyutlu hale getirilmiştir. Tasarımda hareket tek boyutludur ve yataydır. Yolcular tek bir düzlem üzerinde hareket ederler. Hareket indirgenmiştir, yataydır ve basittir.

Bir noktada hareket boyut kazanır, düşey hareket olmak zorundadır. Uzakta park eden uçak yolcuları apron katına inmelidir ya da apron katından gelen, yolcu katına çıkmalıdır.

Yatay hareketin düşey harekete dönüştüğü nokta tasarımda kırılma noktasıdır. Yatay ve düşey hareket bir duvarla ayrılarak, duvarın bir tarafında, indirgenen basit hareket devam ederken diğer tarafında da, düşey hareket devam eder. Düşey hareket duvarın arkasına hapsedilmiştir. Yapıda insanın hayatını kolaylaştıran durumlara ve dominant mekanların insan üzerindeki etkisine ait düşüncelerim bunlardı. Yapıdan bir perspektif sundum.”

Yakup Hazan’ın ilgi alanına yalnızca havalimanları değil, kamusal pek çok yapı giriyor, bunların arasında İzmir Gümüldür’de 525 yataklı beş yıldızlı otel, Balıkesir  Gönen Kültür Merkezi, Ordu,Ünye, Rize, Siirt  Vakıflar Bankası binaları, Ankara Esenboğa Havalimanı Simülatör binası uygulaması, Şanlıurfa  Sağlık Ocağı ve çevre düzenlemesi, Van Akdamar Kilisesi Rölöve Restitüsyon ve Restorasyan Projesi de yer alıyor. Hazan binaların kendisini ilgilendirmediğini belirtiyor ve “Tasarımın binasının olmadığını düşünüyorum. Yapısal durumu tasarlamayı deniyorum. Beni ilgilendiren, düşüncelerin, eylemlerin mekana dönüştüğü yerdeki etkilerin, insan tarafından nasıl algılandığı imgenin fiziksel karşılığının kent ile kurduğu ilişki biçimi ya da zihinsel bir emeğin mimarlık ortamına taşınması ve hayatın kendisine ait ilişkiler kurması gibi konulardır.

Başka bir deyişle; mimarinin biçimsel karşılığı değil, zihinsel karşılığı, binaların yapısal durumları, eylemlerin nasıl biçime dönüşmeleri gerektiği, kent içinde duruşları ve ölçekleri beni fazlaca ilgilendiriyor. Artık ölçek değişmiştir. Hareket edebilme yeteneğimiz artmıştır. Zamanı ekonomik harcamak ve en fazla faydayı üretmek için hareket kabiliyetimiz önem kazanmaktadır. Bu yalnız mimarlık için değil diğer bütün meslekler için de geçerlidir ve hatta bilgisayar ortamındaki hareketi ve hızı gündelik hayatımıza ve iş hayatımıza taşıdığımız zaman gerçek veya sanal bir sürü yerde aynı anda olabiliyorsunuz. Tasarım bir ruh halinin aynasıdır, böyle bir etki içinde kalarak tasarlanan nesnenin nasıl olması gerektiği tartışmaya değer. Yapıların işleyişlerini, insanın hayatını kolaylaştırmak için iyi kurgulamalısınız. Bunu mimar olarak zaten yapmak zorundayız. Mimarlık yapmak için üzerine ne koyduğunuz önemlidir.  Çok sesli, çok boyutlu tasarımdan, mimarlıktan bahsediyorum” diyor. 

İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’ya yapıtlar kazandıran bir mimar olmasına karşın Yakup Hazan, her şehre ait mimarlık tartışmalarının bir tarafa bırakılması gerektiğini savunarak her şeyin üst üste durduğunu ve kısa sürede tüketildiğini söylüyor, “Mimarlık hayatın kendisidir. Böyle bir durum mimarlığı etkiler. Ulusal ve uluslararası mimarlık da kısa sürede tüketilmektedir. Yerine yenisi aranmaktadır. Bu değişken zeminler içinde kalıcı olabilmek problemin kendisidir. Yalnız 2005-2006 yılları Türkiyesi’nde yap-işlet-devret modeliyle yapılan havalimanları uluslararası ölçekte Türkiye’deki mimarlara söz söyleme şansı vermiştir. TAV’ın bu noktada katkıları önemlidir.”

Yüzlerce projenin ardından Hazan’ın yapmayı düşlediği bir bina yok, şimdilik tek dileği projesini hazırladığı İzmir Bornova Kültür Merkezi ve Opera Binası’nın hayata geçebilmesi.

 

Akdamar Kilisesi’nin yenilenmesini de Hazan projelendirip hayata geçirdi.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


66645 - unknown - 38.107.179.239