“Mimarlık hayatın
kendisidir”

Yazı/Text: TANSEL TÜZEL
İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar
Terminali’ni projelendirip hayata geçiren Yüksek Mimar-Restorasyon Uzmanı Yakup
Hazan Türkiye’nin en üretken mimarlarından… Yüzlerce kamusal yapıda imzası
bulunan Hazan, havalimanı projesini, hızın ve zamanın insan üzerindeki etkisini
mekânlara taşımayı deneyerek tasarlamış.

Hazan’ın önemli projelerinden biri de Adnan Menderes
Havalimanı Dış Hatlar Terminali.
Mimarlık hayatıma yarışma kazanarak başladım. İlk girdiğim
yarışmada birincilik aldım ve meslek hayatım başladı. Yalnız, öğrencilik
yıllarımda yarışma ortamlarında senelerce bulunduğum, o heyecanı yaşadığım ve
deneyim kazandığım gözden kaçırılmamalıdır.
Yarışmalarda özgürlük alanı sınırsızdır ya da yarışmalar
sınırlarınızı zorlar. Tasarımın gerçekleşmesine ait ipuçları veren zihinsel
yüzeyler, bu özgürlük alanı içinde, o kadar kaygan durur ki, bunları yan yana
getirmek, üst üste koymak bilgi ister, birikim ister, emek ister ve yetenek
ister. Mimar hem yapıyı, hem parayı, hem de zamanı tasarlamalıdır. Mimarın
zamanı da bütçesi de sınırsız değildir. Yarışma sırasında paranın ve zamanın
tasarlanması ertelenir. Sadece eylemlerin yapıya nasıl dönüşeceği özgürce
düşünülüp sınırsızca hayal edilir. Mekan, zaman ve yaşam iç içe geçer. Yarışma
boyunca birarada dururlar. Yarışma her şeyiniz olur. Yarışmaları tercih etmek
böyle bir birliktelikten hoşlanmak olsa gerek. Bir mimar için kağıt üzerinde
kalan tasarımın anlamı yoktur. Önemli olan tasarımın hayata geçmesidir. Benim
düşüncelerimin hayata geçmesinde yarışmaların önemli rolü vardır. Manavgat
Belediye Binası, Antalya Şehirlerarası Otobüs Terminali ve Adnan Menderes Dış
Hatlar Terminali birincilik kazandığım ve uygulanan projelerimdir. Yarışmalar
düşüncelerimi hayata taşımaya devam etsin isterim.”
TAV’ın yap-işlet-devret modeliyle yaptığı havalimanlarından
İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminali’ni projelendirip hayata
geçiren Yüksek Mimar-Restorasyon Uzmanı Yakup Hazan Türkiye’nin en üretken
mimarlarından… 1984 yılında bir yarışmayla başlayan ve pek çok yarışmayla süren
mesleğini ve üretkenliğinin sırlarını, “Hayatınızı nasıl harcamaya karar
vermenizle ilgili bir durum. Mimarlığı yaşam biçimi olarak seçtiğiniz zaman
üretkenlik kendiliğinden geliyor. Sadece mesleğinizle birlikte yaşamaktan,
mesleğinizi gündelik hayatınıza taşımaktan mutlu olmanız yeterlidir. Sizin
tabirinizle ‘üretkenliğimizin’ görünen yüzünü kamusal binalar yansıtıyor
olabilir. Bu yapılar özellikle seçilmedi. Bu süreç kendiliğinden gelişti”
diyerek anlatıyor. İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminali
Yarışması’nda 1., Ankara Esenboğa İç-Dış Hatlar Terminali Yarışması’nda 2.,
Dalaman Havalimanı Dış Hatlar Terminali Yarışması’nda ise 3.’lük ödülüne layık
bulunan Hazan, uygulanan İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar
Terminali’ni yaparken öncelikle yapının gökyüzü ile ilişkisini düşündüğünü
söylüyor, “Bu yapılar teknik yapılardır. Özel sistemleri barındırırlar.
Dişlinin çarklarından biri problemli ise sistem çalışmaz. Yapıların işleyiş ve
teknolojilerini mimar olarak zaten çözmek durumundasınız. Onun üzerine ne
koyduğumuz önemli. Uygulanan İzmir Adnan Menderes Dış Hatlar Terminali’ni ele
alış biçimi kısaca şöyleydi: Havalimanlarının gökyüzü ile ilişkileri vardır.
Bütünün ayrılmaz parçalarıdır. İç içe geçerler. Yolcular gökyüzünden gelir,
gökyüzüne giderler. Yolcular gökyüzünde boşluktadır. Sınırlar kaybolur.
Yeryüzüne bakıldığı zaman bir şehir bütünüyle görünür, algılanır. Ölçek
değişir. Yolcunun uçarken yaşayacağı etki check-in holünden başlar. Mekanın
beklenen sınırları kalkar, check-in holünde ölçek değişir. Burada insan ölçeği
yeniden sorgulanmıştır. Burada zaman hızlı geçer. Hızın ve zamanın insan
üzerindeki etkisini mekanlara taşımayı denedim. Mekanlar da; hız, zaman ve
gökyüzü gibi büyüktür. Ölçek burada da değişir. Kendinizi gökyüzüne yakın
hissedersiniz. Burada sınırları kaldırmak isterken mesnetten mesnete 66m gibi
bir açıklık geçilmiştir. Yapı içinde, uçağa binmek için ilerledikçe bu etki
artar. Apron’un cephe camlarında renk kullanılmamıştır. ‘Gate’lerde tavan
döşemesi yerini cam yüzeylere bırakmıştır. Yolcular iskele bölgesine
geldiklerinde apronla, uçaklarla, pistle başka bir deyişle hava tarafı ve
hareketleriyle iç içedir. İskele bölgesinde olabilecek bütün engeller
kaldırılmıştır. Burada görüş mesafesi kuzeyden-güneye, doğudan-batıya ve
yeryüzünden-gökyüzünedir. Gelen ve giden yolcu hareketleri indirgenerek tek
boyutlu hale getirilmiştir. Tasarımda hareket tek boyutludur ve yataydır.
Yolcular tek bir düzlem üzerinde hareket ederler. Hareket indirgenmiştir,
yataydır ve basittir.
Bir noktada hareket boyut kazanır, düşey hareket olmak
zorundadır. Uzakta park eden uçak yolcuları apron katına inmelidir ya da apron
katından gelen, yolcu katına çıkmalıdır.
Yatay hareketin düşey harekete dönüştüğü nokta tasarımda
kırılma noktasıdır. Yatay ve düşey hareket bir duvarla ayrılarak, duvarın bir
tarafında, indirgenen basit hareket devam ederken diğer tarafında da, düşey
hareket devam eder. Düşey hareket duvarın arkasına hapsedilmiştir. Yapıda
insanın hayatını kolaylaştıran durumlara ve dominant mekanların insan
üzerindeki etkisine ait düşüncelerim bunlardı. Yapıdan bir perspektif sundum.”
Yakup Hazan’ın ilgi alanına yalnızca havalimanları değil,
kamusal pek çok yapı giriyor, bunların arasında İzmir Gümüldür’de 525 yataklı
beş yıldızlı otel, Balıkesir Gönen Kültür Merkezi, Ordu,Ünye, Rize, Siirt
Vakıflar Bankası binaları, Ankara Esenboğa Havalimanı Simülatör binası
uygulaması, Şanlıurfa Sağlık Ocağı ve çevre düzenlemesi, Van Akdamar Kilisesi
Rölöve Restitüsyon ve Restorasyan Projesi de yer alıyor. Hazan binaların
kendisini ilgilendirmediğini belirtiyor ve “Tasarımın binasının olmadığını
düşünüyorum. Yapısal durumu tasarlamayı deniyorum. Beni ilgilendiren,
düşüncelerin, eylemlerin mekana dönüştüğü yerdeki etkilerin, insan tarafından
nasıl algılandığı imgenin fiziksel karşılığının kent ile kurduğu ilişki biçimi
ya da zihinsel bir emeğin mimarlık ortamına taşınması ve hayatın kendisine ait ilişkiler
kurması gibi konulardır.
Başka bir deyişle; mimarinin biçimsel karşılığı değil,
zihinsel karşılığı, binaların yapısal durumları, eylemlerin nasıl biçime
dönüşmeleri gerektiği, kent içinde duruşları ve ölçekleri beni fazlaca
ilgilendiriyor. Artık ölçek değişmiştir. Hareket edebilme yeteneğimiz
artmıştır. Zamanı ekonomik harcamak ve en fazla faydayı üretmek için hareket
kabiliyetimiz önem kazanmaktadır. Bu yalnız mimarlık için değil diğer bütün
meslekler için de geçerlidir ve hatta bilgisayar ortamındaki hareketi ve hızı
gündelik hayatımıza ve iş hayatımıza taşıdığımız zaman gerçek veya sanal bir
sürü yerde aynı anda olabiliyorsunuz. Tasarım bir ruh halinin aynasıdır, böyle
bir etki içinde kalarak tasarlanan nesnenin nasıl olması gerektiği tartışmaya
değer. Yapıların işleyişlerini, insanın hayatını kolaylaştırmak için iyi
kurgulamalısınız. Bunu mimar olarak zaten yapmak zorundayız. Mimarlık yapmak
için üzerine ne koyduğunuz önemlidir. Çok sesli, çok boyutlu tasarımdan,
mimarlıktan bahsediyorum” diyor.
İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’ya yapıtlar kazandıran
bir mimar olmasına karşın Yakup Hazan, her şehre ait mimarlık tartışmalarının
bir tarafa bırakılması gerektiğini savunarak her şeyin üst üste durduğunu ve
kısa sürede tüketildiğini söylüyor, “Mimarlık hayatın kendisidir. Böyle bir
durum mimarlığı etkiler. Ulusal ve uluslararası mimarlık da kısa sürede
tüketilmektedir. Yerine yenisi aranmaktadır. Bu değişken zeminler içinde kalıcı
olabilmek problemin kendisidir. Yalnız 2005-2006 yılları Türkiyesi’nde
yap-işlet-devret modeliyle yapılan havalimanları uluslararası ölçekte
Türkiye’deki mimarlara söz söyleme şansı vermiştir. TAV’ın bu noktada katkıları
önemlidir.”
Yüzlerce projenin ardından Hazan’ın yapmayı düşlediği bir
bina yok, şimdilik tek dileği projesini hazırladığı İzmir Bornova Kültür
Merkezi ve Opera Binası’nın hayata geçebilmesi.

Akdamar Kilisesi’nin yenilenmesini de Hazan projelendirip
hayata geçirdi.