26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Paris’in arka bahçeleri

 

Yazı/Text: EMEL ÇELEBİ

Fotoğraf/Photo: NECATİ SÖNMEZ

 

Eskiden tarlaları ve bağlarıyla Paris’i besleyen taze sebze ve meyvelerin, enfes şaraplık üzümlerin ve tatil günlerinde çıkılan kır gezintilerinin biricik adresi olan köyler artık yepyeni yerleşim merkezleri.

 

Montparnasse (Plaisance) civarında dükkanlar tüm azınlıklara olduğu gibi Türk terzisine de ekmek kapısı.

 

Keşke hepsi benimle birlikte gömülse…” 19. yüzyılın ortalarında Paris’i yeniden inşa eden şehir plancısı Baron Haussmann’ın ölüm döşeğinde böyle söylediği rivayet edilir. Doğrusu, bu pişmanlık büyük bir kararlılıkla kargacık burgacık sokakları buldozerle yıkıp ağaçlarla süslü geniş bulvarlar açan, parklar, temiz su ve kanalizasyon şebekesi yaptıran, halka ulaşım sistemi getiren, görkemli binalar konduran barona hiç mi hiç yakışmıyordu. Plansız inşa edilmiş, iyi aydınlatılmamış, pis sokaklarıyla ortaçağ Paris’i gitmiş, yerine bütün ulusun gurur duyduğu ışıltılı bir kent gelmişti. Baron’un, yaptıklarından hayatının son dakikalarında pişmanlık duymasının nedeni ne olabilirdi?

Müzeleri, galerileri, sarayları, alışveriş merkezleri, kafe ve restoranlarıyla günün her saatinde, yılın her mevsiminde turistleri baştan çıkarabilen bu albenili kente şans eseri ikinci kez yolumuz düştüğünde artık bu kez, turistlerin çizdiği rotalardan uzaklaşıp olabildiğince günlük hayatın içine karışmaya karar vermiştik. Bu sayede, belki de eski kentin sınırlarını genişletip, çevre köyleri de Paris’e katan Haussmann’ın sonradan duyduğu büyük pişmanlığın nedenini de kavrayabilirdik. Eskiden tarlaları ve bağlarıyla kenti besleyen taze sebze ve meyvelerin, enfes şaraplık üzümlerin ve tatil günlerinde çıkılan kır gezintilerinin biricik adresi olan bu köylerin, pastoral hayatın izlerine günümüzde, kıyıda köşede de olsun rastlayabilecek miydik?  

 

Belleville

Bir zamanlar yemyeşil, sakin bir köy olduğu söylenen Belleville, Haussmann’ın kenti genişletme çabalarından çok sonra 1960-70’lerde geçirdiği yeniden yapılanma çabaları sonucunda bugün caddelerinde yükselen beton bloklar, alışveriş merkezleriyle tanınmayacak halde. Semte ayak basar basmaz fark edilen etnik çeşitlilik buraya çok renkli, çok kültürlü bir hava kazandırıyor. Belleville 19. yüzyıl ortalarından beri göçmenlerin gelip yerleşmesiyle minik bir dünya köyüne dönüşüvermiş; Ramponeau Caddesi Tunus’tan gelen Yahudilere, Vaucouleurs ve Jean-Pierre Timbaud caddeleri Cezayirli Araplara ayrılmış. Tabii herkes kendi kültürünü yansıtan bir dükkan ya da lokanta açmış. Eh, nimetlerinden faydalanmak da bize düşüyor: Çin ya da Vietnam lezzetlerine düşkünseniz, Faubourg-du-Temple civarında kendinizi cennete düşmüş gibi hissedebilirsiniz. Her adımda rastlayabileceğiniz lokantalar meraklılarına bedava yasemin çayı ile mutfaklarından zengin ve görece ucuz seçenekler sunuyor. Bu bölge Rusya ve Polonya’dan gelenlerin yanı sıra Türkler ve komşuları Yunanlılara da kucak açıyor.

Sokaklarda rengarenk, geleneksel kıyafetleri içindeki zenci kadınların salına salına yürüdüğünü görmek hiç de şaşırtıcı değil. Salı ve cuma sabahları kurulan semt pazarı da aynı renklilikte: Mali, Gambia ve Zaire’den gelme ürünlerle dolu. Eski günler mi? Onların izine Paris’e bir tepeden bakan Belleville Parkı civarında yürürken rastlayabilirsiniz: Artık pek de bakımlı olmayan bahçeler içinde gizlenen teraslar halinde inşa edilmiş evler, bahçe duvarları arkasına sıkışıp kalmış üzüm bağları… Kat kat teraslar halinde tepeden aşağı doğru inen parktan, Paris’e gelen her turistin uğrak noktası olan Eiffel Kulesi’ni ancak uzaktan siluet halinde görmek mümkün. Belleville ve komşu köy Menilmontant’ın sınırlarında dolanan Pyrennees Caddesi’nin sürprizlerinden biri de, no. 72’de: Efsanevi kadın şarkıcı Edith Piaf’ı daha küçücük bir bebekken, burada evin merdivenlerine bırakıvermişler.

 

Menilmontant ve Charonne

Bölgenin Belleville Caddesi’e yakın olan bölümünün neredeyse tamamı yıkılıp yeniden inşa edilmiş durumda. Artık çok eskilerde kalan meyve bahçelerinin, üzüm bağlarının namı ise şimdi yalnızca sokak isimlerinde yürüyor: Amandiers (badem ağaçları), Pruniers (erik ağaçları), Muriers (dut ağaçları), Pressoir (şaraphane)… Tepeye doğru tırmanan Laurence Savart Caddesi ağaçlıklı köy evleri, bahçe duvarlarının arasındaki daracık sokaklarıyla gözümüzü okşuyor. Aşağıda kalan ana caddede (Menilmontant) ise sıradan bir Parisli’nin her günkü koşuşturmacasına ortak olmak mümkün: Sıra sıra dizilmiş, arı kovanı gibi işleyen peynirci, şarküteri, manav ya da balıkçı dükkanları ve ellerinde torbalarla kapılardan girip çıkan, günlük alışverişlerini yapan insanlar. Fransız rock’çıların mekan tuttuğu alternatif kafeler, geleneksel ve lezzetli çöreklerin satıldığı fırınlar da keşfedilmeyi bekliyor.

Paris’in ünlüler mezarlığı da, Menilmontant’tan kısa bir yürüme mesafesindeki Charonne’un sınırları içinde. Buraya kadar gelip de Isadora Duncan’dan Sarah Bernhard ve Edith Piaf’a; Oscar Wilde’dan Proust ve Balzac’a; Modigliani’den Delacroix’e; Chopin’den Jim Morisson’a ve hatta Yılmaz Güney’e kadar pek çok ünlünün yattığı Pere-Lachaise’e de uğramamak olmaz. Bundan iki yüzyıl önce aristokrat ailelerin popüler sayfiye yeri olan Charonne, şimdi alternatif müzik yapan cafe-barları sayesinde de pek çok sanatçının buluşma mekanı. Jardins Debrousse’deki Ermitage köşkü, adını üzüm bağlarından alan Vignoles caddesindeki dar ama kalabalık sokaklar, geçmiş yaşamlara ilişkin çağrışımlar yapıyor.

 

Sacre-Coeur kilisesinin çevresinde hayat…

 

Plaissance

20. yüzyılın başında işçi sınıfının yaşadığı küçük bahçeli köy evleriyle Giacometti, D. Rousseau, Aragon gibi yoksul sanatçıları kendine çeken bölge, günümüzde genç Parisli entelektüellerin mekanı oluvermiş. Çin lokantaları, kafeleri, manavları, şık kitapçıları, pastaneleri, şarküteri,  peynirci ve şarapçılarıyla günün her saati canlı olan Daguerre caddesi kısmen yayalara ayrılmış. Yine aynı cadde üstünde bulunan, keçi ve inek sütünden yapılma binbir çeşit peyniriyle ünlü Fromage Rouge, akşam belli bir saatten sonra şarap da içilen bir lokanta havasına bürünüyor. Odun fırınında tamamen organik malzeme kullanarak enfes üzümlü çörekler, meyveli tartlar, ekmekler pişiren tarihi pastane Le Moulin de la Vierge’ye de uğramadan geçmeyin, özellikle sabah saatlerinde. Çerçeve yapımcısı, ayakkabı tamircisi, kuaför, sahaf gibi diğer küçük esnafa da kucak açan bölgede, düşük bütçeli turistler için konaklama imkanı da bulunuyor. Yönetmen Agnes Varda’nın evi ve stüdyosu da Daguerre’de. Birkaç sokak ötede bulunan otel Mistral (24 rue Cels), II. Dünya Savaşı boyunca Jean-Paul Sartre ve Simone de Beauvoir’in yaşadığı mekan. Bölge her nasılsa ‘burjuvalaştırma’ operasyonundan kurtulabilmiş parke taşlı daracık sokakları, küçük köy evlerinin toplandığı ve isminden de bir zamanlar sanatçıların yaşadığı anlaşılan Passage des Arts’ı, alternatif filmler oynatan ve yaz aylarında bahçeye açılan kafesiyle ünlü sinema salonu L’Entrepot (rue Francis de Pressense, no. 7-9) ve canlı gündelik yaşamı ile insanda yaşama sevinci uyandırıyor.

 

Ve diğerleri…

Auteuil, Passy, Montsouris, Butte-Aux-Cailles, Rhin-et-Danube, Battignoles, La Goutte-D’or, Montparnasse ve hatta günümüzde Sacre-Coeur Kilisesi ile çok turist çeken Montmartre’nin ara sokakları, kıyıda köşede kalmış değirmenleri ve üzüm bağları keşfedilmeyi bekliyor.

Artık kent merkezinden çok da uzakta olmayan, ama yine de turist kalabalığından uzakta dolaşıp pastoral hayatın izini sürebileceğiniz bu köyler, ne yazık ki günümüzde de bir yeniden yapılanma, seçkinleştirme sürecinden geçiyor, ki Haussmann’ın pişmanlığı bundan olsa gerek.

 

Montmartre civarında küçük bir parktaki duvar yazıları…

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


66647 - unknown - 38.107.179.236