Perşembe Pazarı’nda
‘paydos’a az kaldı

Yazı/Text: YELİZ ERKOÇ
Fotoğraflar/Photos: FATİH PINAR
İstanbul’da ticaretin merkezlerinden biri olan
Perşembe Pazarı ya içindeki esnafları ile korunarak yeni düzenlemelerle tarihi
bir çarşı olarak kalacak, ya da büyük bir kısmı ortadan kaldırılacak. Özellikle
hanlarda çalışan meslek sahipleri, İstanbul’un diğer tarihi hanlarında olduğu
gibi son demlerini yaşıyorlar.

Duvarda asılı duran heybetli karakalem portreyi göstererek
şöyle diyordu Bedros Ovagimyan, “Babamın dedesidir o.” Karaköy Perşembe
Pazarı’nın en eski esnaflarından biri olan Ovagimyan büyük büyükbabasından
bahsederken gururla anlatıyordu hikayesini. “Türkiye’de kurşunculuk bizimle
başlar. Babamın dedesi Kırım’dan göç edip Perşembe Pazarı’na gelmiş direkt.
Para yok, meslek yok, hiçbir şey yok. Demiş ki, bana sadece yatacak yer ve
yemek verin, para istemem. Ben meslek öğrenmek istiyorum.” Geceleri bile
parasız çalışan genç adam hemen ustalarının gözüne girmiş ve kısa bir süre
sonra kendi dükkanını açmış. 82 yaşındaki Ovagimyan askerde kendisine verilen
isimle ‘Bedri Ova’, fabrikalarından geçmişte Koç firmasıyla ortaklıklarına
kadar, anlattığı birçok hikayeyle İstanbul’daki ticaretin de canlı tanığı. Ova,
Perşembe Pazarı’nda şu anda gerçekleşen ticaretten şikayetçi olduğunu söylüyor
ve ekliyor, “Piyasayı hiç beğenmiyorum, para şeytandır. Artık insanlar paraya
tapıyorlar.”
Unkapanı Köprüsü’nün Galata ayağının dibindeki bir Mimar
Sinan eseri olan Sokollu Cami’inden, Galata Köprüsü’ne kadar uzanan kıyı alanı
Perşembe Pazarı olarak bilinir. Pazar, ana yolun kuzeyinde ve güneyinde kalan
kısımlarıyla İstanbul’un en büyük motor, torna, yedek parça, hırdavat, planya,
musluk gibi malzemelerin bulunduğu ticaret merkezlerinden biri.

Çalışanlar geleceğe aldırmaksızın bugünün üretimini
yapıyor hızla.
Perşembe Pazarı’nın bulunduğu Karaköy Meydanı 1950’lere
kadar büyük ölçüde eski halini korudu. 6-7 Eylül 1955 olaylarının tahribatından
büyük ölçüde payını alan Meydan, olaylardan üç yıl sonra henüz toparlanamadan
Menderes’in ünlü yıkımlarıyla yüzyüze geldi. Trafik sorununu çözmek amacıyla
yapılan yıkımlar birçok kişinin ev ve işyerlerini kaybetmelerine sebep oldu.
1958’in Mayıs ayında Hürriyet Gazetesi yıkım haberini şöyle veriyor: “Galata
ile Tophane arasındaki istimlak yıkımlarının bir an önce tamamlanması için
ekiplerin gece de takviyeli olarak çalışmaları kararlaştırılmıştır. Şehrimizde
bulunan Başbakan (Menderes) Galata’daki yıkımları bizzat tetkik etmiştir.” Bu
sayede 1958’den sonra eski görüntüsünü kaybeden Karaköy, 1980’lerde Belediye
Başkanı Dalan’ın yeni istimlak projeleri ile Tünel yönündeki son mağazalarını
da kaybederek son nefesini verdi ve bugünkü halini aldı. Dalan’ın yıkımlara
devam etmesiyle, işyerleri istimlak edilen Perşembe Pazarı esnafı için, 127.000
metrekarelik bir araziye 4500 işyeri ve dükkana sahip Perpa inşa edildi.
Piyalepaşa Bulvarı’nda yer alan Perpa 1989 yılında açıldı. Bugün pazar
esnafının bir kısmı Perpa’ya yerleşmiş durumda. Kalan esnaf içinse yıkımların
devam edeceği ve kendilerinin de dükkanlarından çıkmak zorunda kalacakları
yönünde söylentiler var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de, 2010 Kültür
Başkenti projesi çerçevesinde yıkımlara devam edileceğinin sinyalini veriyor.
Pazar içerisinde bulunan tarihi hanlardan biri olan Mimar
Sinan’ın inşa ettiği Rüstem Paşa Han’ında üretici olarak faaliyet gösteren pek
çok esnaf var. 1975’te hana çırak olarak giren Aydoğan Aslan, ustasının emekli
olmasıyla dükkanı devralmış. Yaklaşık otuz iki senedir Han’da çalışan Aslan, zorla
çıkmak zorunda kalırlarsa Perpa’ya gitmeyeceğini söyleyenlerden biri. Aslan,
“Perpa’ya gitmek bizi öldürür. Üretici olarak çalışanların orada varolması çok
zor. Tabii artık hiçbir şeyin tadı tuzu kalmadı, eskiden Perşembe Pazarı’nda
işsiz durmak akla uymazdı. Hiç işimiz olmasa iki senelik yapacak iş köşede
beklerdi” diyor. Klasik Osmanlı modeli taşıyan ve ortası açık avlu şeklinde
olan Han 16. yüzyılda yapılmış. Han hala gözalıcı ve estetik. Aydoğan Aslan,
“Eskiden Han’da güvercinlerin yuvaları vardı. Bizim iş saat sekizde başlardı.
Ben saat yedide gelip güvercin sesleriyle bir saatlik bir uyku çekerdim.
Zamanla onlar da gitti.” diye ekliyor. Yaklaşık elli senedir Pazar’a alışverişe
gelen ve yirmi senedir de Han’da esnaflık yapan 74 yaşındaki Cavit Korap’a göre
mecbur kalmayan hiç kimse Perpa’ya gitmek istemiyor. Korap, “Ticaret elli sene
öncesine göre öyle bozuldu ki… Bu yapılan yıkımlar da tam yapılamadı. Sadece
yaraya neşter vurmak gibi bir şey oldu bu” diyor.
Perşembe Pazarı söz konusu olunca akla gelen ünlü
mekanlardan biri de Karaköy Balıkçısı. 1923’de kurulan restoran hala ilk günkü
kalitesini koruduğu konusunda iddialı. Yakın bir zamanda New York Times
gazetesinin arka kapağını ayırdığı mekanın hem sahibi, hem de işletmecisi olan
Hakan Özkaraman, “Biz burada manzara ya da mekan satmıyoruz, balık satıyoruz”
diyor. New York Times’daki haberi görüp restorana gelen dış ticaret uzmanı
Ahmey bey, yemeğini yedikten sonra lezzeti tescilliyor. Mekanın kırk yıllık
müşterisi reklamcı Ali bey, “Lezzetten hiçbir ödün vermediler, her fırsat
bulduğumda buradayım” diyor.
Perşembe Pazarı dükkanlarında dolaşan müşteriler genelde
nerden ne alınacağını iyi bilen alışveriş uzmanları. Çekmecelerine yeni bir
tutaç arayan 64 yaşındaki Aygül Hanım on dakikada bütün modelleri tarıyor.
Sonunda aradığı gibi orijinal bir parça bulan Aygül Hanım sevinçle, “Perşembe
Pazarı’nda aradığın ne bulunmaz ki?” diyerek gülümsüyor. Aradığı bir parça için
Adana’dan gelen 26 yaşındaki Ahmet bey, “Bana Perşembe Pazarı’nın tarifini
Adana’da verdiler, al işte elimle koyduğum gibi buldum malzemeyi” diyor elinde
tuttuğu poşeti göstererek. Pazarın müdavimlerinden oto yedek parçacısı Güngör
Şahbaz ile önce balıkçıda sonra alışverişte karşılaşıyoruz. Şahbaz, “Burası
tarihi bir yer. Benim için renkli bir alışveriş merkezi aynı zamanda. Fiyat
ucuz ama çok çeşit var. Otuz-otuzbeş senedir müşteriyim burada,” diyor.
İstanbul’da ticaretin merkezlerinden biri olan Perşembe
Pazarı ya içindeki esnafları ile korunarak yeni düzenlemelerle tarihi bir çarşı
olarak kalacak ya da büyük bir kısmı ortadan kaldırılacak. Özellikle hanlarda
çalışan meslek sahipleri, İstanbul’un diğer tarihi hanlarında olduğu gibi son
demlerini yaşıyorlar. Tarihi mirası sahip olduğu zengin kültürle örülü
İstanbul, hiç kimseyi incitmeden gerçek bir kültür başkenti olabilecek mi?

Rüstem Paşa Han’daki esnaf üretici olarak faaliyet
gösteriyor.