26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Türkçe Rap’in şahane ‘Ceza’sı

 

Yazı/Text: TANSEL TÜZEL

Fotoğraf/Photo: UTKU TONGUÇ TOPAL

 

Son iki yıldır müziğiyle büyük kitlelere ulaşmayı başaran Ceza Türkiye’de rap müziğin en önemli temsilcisi. Hüzünlü bir isyanla şarkılarını kaleme alan genç sanatçı son albümü ‘Yerli Plaka’ ile yolunda emin adımlarla ilerliyor.

 

 

Başında yüzünü yarı yarıya gizleyen beresi, yüzünde apaçık görülüveren derin bir hüzünle süzülerek giriyor Atatürk Havalimanı’na… Bu kez Almanya yolcusu Ceza… Son iki yıldır durup dinlenmeksizin yollarda. Onu severek dinleyenler çoğaldıkça, konser ve yolculuklarının sayısı da giderek artıyor. Ceza, Türkiye’nin ‘rap’ müzikteki en önemli ismi… Tüm dünya gençliğinin tercümanı olan bu müzik türünü Türkçeye başarıyla ve tüm duygusallığıyla aktaran Ceza, Anadolu’nun 1500 yıl boyunca sözlerini söyleyen ozanların son temsilcisi. Hayata söyleyecek çok sözü var… Çoğu hüznün isyanıyla bezeli… Çünkü şarkıların, ne kadar büyük kitlelerle paylaşılırsa paylaşılsın, dünyayı değiştiremeyeceğinin bilincinde, “Değiştiremez. Bob Dylan da denedi, yapamadı. Maalesef politikacıların istediği oluyor, sanatçıların değil. Herhangi bir şekilde göze batarsanız da, ya yavaşlatılır ya da durdurulursunuz. Bir yere kadar. Biz en azından yeni gelişen nesli uyandırabiliriz daha sonra böyle olmaması için çünkü kemikleşmiş diğerleri için bir şey yapamayız.”

Artık her yaştan insanın zevkle dinlediği Ceza yaptığı müziğin ne sadece isyan, ne de yalnızca hüzün içerdiğini düşünüyor, “Çünkü…” diyor, “o müziği yapan insanın psikolojisi ve yapısıyla ilgili bir durum bu. Benim söylediklerim benim içimden gelenler. Savaşa karşıyım, terörizm ve ırkçılığa, özellikle bizim toplumumuzda gelişen Kürt, Türk, Alevi diye insanların ayrılmaya başlamasına, dinlediği müziğe göre yok sen rock, rap, dinliyorsun diye ayrılmaya başlamasına, maç yüzünden herkesin birbirine girmesine de karşıyım. Sonuçta tabii ki bunlar daha yüzeysel şeyler ama ben de kapasitemin yettiğince aktarmaya çalışıyorum. Dinleyen insanlar sonuçta bunlarla gaza geliyorlar, bir şekilde etkiliyoruz ya da farklı düşünmelerini sağlayabiliyoruz. Ama sonuçta derdimizin ortak olduğunu biliyorum çünkü aynı sistemde yetiştik, aynı eğitim sisteminden geçtik ve birçok insanla aynı havayı soluduk o yüzden insanlar dinlerken kendilerinden bir şeyler buluyorlar.”

Son iki yıldır müziğiyle gündeme oturan Ceza, 700 günde 250 konser verdi. Bunların 50’sini ise Almanya, Belçika, Hollanda, İngiltere, İsveç, Norveç, Avusturya, İsviçre ve Hollanda’da gerçekleştirdi. Yaptığı müzik Türkçe bilmeyen insanları da etkiliyor ki, yurtdışı konserlerine gelenlerin büyük bir bölümünü yabancılar oluşturuyor,  “Rap müziğin geçmişi 35-40 seneyi bulmuş durumda. Ve bütün dünyanın her ülkesinde şu anda yapılmakta… Biz de kendi ülkemizdeki topluma adapte olmuş bir şekilde, kendi dilimizde, hem bizim toplumumuzdaki hem de bütün diğer insanların problem ve sorunlarını anlatan ve dile getiren şeylerden bahsediyoruz. Yani Batı’daki örneklerinden daha anlamlı şeylerden bahsediyoruz. Daha edebi ve biraz daha felsefi konular ağırlıklı oluyor. Daha duygusal şeyler. Tabii kendimiz gibi, içimizden gelen şeyi söylüyoruz insanlara. Vokal tekniği açısından baktığımız zaman da daha melodik ve daha seri anlatımlar öne çıkıyor. Dilinizden anlamayan insanlar bile etkileniyor sizin söylediklerinizden sonuçta. Biz yıllardır anlamadığımız dildeki müzikleri dinledik. Ve kendi dilimizde yapmayı başardık.”

Henüz ilkokul çağı öncesinde ve 68 kuşağı mensubu babası sayesinde tutkunu olduğu müziğe uzun yıllar emek verdikten sonra patlayışını mütevazı bir duruşla karşılıyor, “Sonuçta ben mektepli değilim, alaylıyım, sokaktan geldim. Bana kimse bir şey öğretmedi ama ben Sezen Aksu gibi bir sanatçıyla bir parça yaptım, insanlara ulaşmayı başardım, dünyanın pek çok ülkesinde olmayı başardım, saygı görmeyi başardım. Sonuçta rap değil müzik olarak görmek lazım, ben bu işi yapmaya devam edeceğim. Melodik şeyler olabilir ileride ya da daha fazla enstrüman kullanmayı isteyebilirim. Yani sonuçta benim o andaki duygu ve düşüncelerime ve çevremde olan bitene göre değişir ne yapacağım.”

Ona Jimmi Hendrix, Deep Purple, Led Zeppelin’le müzik tutkusunu aşılayan babası 2000 yılına kadar Ceza’yı fazla ciddiye almamış ancak o yıldan sonra sürekli destek olmuş. Müzik Ceza için her şeyin ötesine geçerken eğitim hayatı boyunca mutsuzluklar yaşamış, şarkılarına da yansıttığı bu kırık hayallerine karşın Haydarpaşa Meslek Lisesi’ni bitirmiş ve hayatın dayattığı şartlar nedeniyle elektrik idaresinde sayaç memuru olarak işe başlamış. Ve gündüzlerini ev ev dolaşarak geçirirken geceleri konserler çıkarak kimi mahalle sakinlerini şaşırtır olmuş. Eğitim hayatındaki en caydırıcı konunun dayak olduğunu düşünüyor, “İlkokulda bile dayak vardı. Ben buna karşıyım. Ben uyumsuzluğumun en büyük nedenini buna bağlıyorum. Korkutularak ödev verildi, azarlanarak öğretilmeye çalışıldı. O yüzden derse odaklanma konusunda hep problem yaşadım. Okul hayatım boyunca ders hariç her şeye odaklanabiliyordum.”

Ona yakıştırılan Ceza adını 10 yıldır taşıyor. Gerçek ismi Bilgin, babası koymuş, ama artık o da oğlunu Ceza diye çağırıyormuş, “10 senedir Ceza’yım ben. Kendimi düşünürken şizofrenik bir durum ortaya çıkmaya başladı. Ceza olarak yaklaşan insanlar var, Bilgin olarak yaklaşanlar var. Aslında bir yandan da bu yolla insanların rengini görmüş oluyorsunuz, kimin sizi hakikaten sevdiğini anlıyorsunuz. 30 yaşıma geldim sonuçta ve insanları az çok analiz edebilmeye başladım. Ki zaman da bu camiada çok şey öğretti. İnsanların bana bakışı değişti. Yaptığım her olumlu veya olumsuz hareket daha çok dikkat çekmeye başladı. Umurlarında olmaya başladım. Benim hayatımı benden daha çok merak etmeye başlayan insanlar oluştu çevremde. O yüzden çok rahatsızım. Özgürlüğümü seven bir insanım ve sadece 10 yıl olduydu kavuşalı. Hayatımı kazanabilmek için elektrik idaresinde çalışıyordum. Annem rahatsızdı, 1998’de hastalandı ve 2004 yılında kaybettim onu. Evde hep huzursuz bir ortam oluyordu genelde. Ama hayat işte bir şekilde atlattık. Ama ben kendimi annemden sonra pek toparlayamadım açıkçası.” Annesinin acısını son iki albümüne de taşımış, biri Sezen Aksu ile yaptığı ‘Gelsin hayat bildiği gibi’, diğeri de ‘Anneme.’

Eskiden farklı hayaller kurarmış, şimdiyse içine katıldığı çarkı döndürmek zorunda, “Akıp gitmek zorundayım artık. Eskiden hayaller kurardım ama artık planlar yapmak zorundayım. Çok büyük sorumluluklarım var, hem dinleyicilerim, hem çevremde yardımcı olmak zorunda olduğum insanlar, hem de aileme bakmak zorundayım. Karar alırken artık tek başıma alamıyorum. Kalıcı işler yapabilmek ve bu işe devam edebilmek ve sağlıklı kalabilmek için elimden geleni yapacağım.”

Yaptıklarını kitlelerle paylaşmayı sevmesine karşın Ceza kalabalıklarda yalnız,  “Çünkü eskiden rahatça gezebildiğim yerlerde artık gezemiyorum. İnsanlar sürekli sizden bir şeyler istiyor. Küpeni ver, fotoğraf çektirelim diyorlar, çok rahatsız oluyorum.”

Ceza’nın kitleleri harekete geçiren şarkılarında son derece usturuplu küfürler gizli, tıpkı ilham aldığı Neyzen Tevfik gibi, o da küfrün dilin cilası olduğunu düşünüyor, “Benim babaannem çok küfrederdi. Ailede bunu yaşadım. Üsküdar’da doğdum büyüdüm, o ortamda her zaman küfür vardı. Her zaman küfrü görüyoruz etrafımızda. Televizyonda affedersiniz ‘.öt’ denilemiyor ama sabahtan akşama kadar ‘.öt’ gösterdikleri zaman ayıp olmuyor. Bu bir ikiyüzlülük ve biz kimsenin namusuna filan küfretmiyoruz, argo ve mecazi olarak kullanıyoruz.” Neyzen Tevfik’in de hayatında önemli yeri var, “Çok fazla seviyorum onu. O hiçliğe gidiş ve bir şekilde kendini normal dünyadan soyutlayabilmesi çok büyük bir şey bence. Sonuçta o da 40 yaşına gelince bu duruma gelmiş. Ben daha 30 yaşındayım ama o zaman gelince ben de delirir miyim bilemem. Böyle yaşamaya devam edersem az kaldı gibi.

Çok üzülüyorum, hayat ve her şeyden çok etkileniyorum.” Ceza, herkesin birbirini anlayacağı bir dünyayı özlüyor, “Çok fazla önyargı var. İnsanlar birbirlerini dinlemeden asıp kesiyorlar. Adaletsiz bir toplum da var. İletişim kopukluğu haricinde yokluk çok fazla, hem maddi, hem de manevi anlamda. İnsanların sizin yaptığınız işi anlayabilmeleri, sizi dinleyebilmeleri için farklı düşünmeleri lazım. Özellikle eğitimin farklı olması lazım ki, hala kızlar okula gönderilmiyorlar, yüz binlerce insan okuma-yazma bilmiyor bu ülkede.”

 

Ceza, son iki yılda, 50’si yurtdışında olmak üzere toplam 250 konser verdi.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


66653 - unknown - 38.107.179.236