Türkçe Rap’in
şahane ‘Ceza’sı

Yazı/Text: TANSEL TÜZEL
Fotoğraf/Photo: UTKU TONGUÇ TOPAL
Son iki yıldır müziğiyle büyük kitlelere ulaşmayı
başaran Ceza Türkiye’de rap müziğin en önemli temsilcisi. Hüzünlü bir isyanla
şarkılarını kaleme alan genç sanatçı son albümü ‘Yerli Plaka’ ile yolunda emin
adımlarla ilerliyor.

Başında yüzünü yarı yarıya gizleyen beresi, yüzünde apaçık
görülüveren derin bir hüzünle süzülerek giriyor Atatürk Havalimanı’na… Bu kez
Almanya yolcusu Ceza… Son iki yıldır durup dinlenmeksizin yollarda. Onu severek
dinleyenler çoğaldıkça, konser ve yolculuklarının sayısı da giderek artıyor.
Ceza, Türkiye’nin ‘rap’ müzikteki en önemli ismi… Tüm dünya gençliğinin
tercümanı olan bu müzik türünü Türkçeye başarıyla ve tüm duygusallığıyla aktaran
Ceza, Anadolu’nun 1500 yıl boyunca sözlerini söyleyen ozanların son temsilcisi.
Hayata söyleyecek çok sözü var… Çoğu hüznün isyanıyla bezeli… Çünkü şarkıların,
ne kadar büyük kitlelerle paylaşılırsa paylaşılsın, dünyayı
değiştiremeyeceğinin bilincinde, “Değiştiremez. Bob Dylan da denedi, yapamadı.
Maalesef politikacıların istediği oluyor, sanatçıların değil. Herhangi bir
şekilde göze batarsanız da, ya yavaşlatılır ya da durdurulursunuz. Bir yere
kadar. Biz en azından yeni gelişen nesli uyandırabiliriz daha sonra böyle
olmaması için çünkü kemikleşmiş diğerleri için bir şey yapamayız.”
Artık her yaştan insanın zevkle dinlediği Ceza yaptığı
müziğin ne sadece isyan, ne de yalnızca hüzün içerdiğini düşünüyor, “Çünkü…”
diyor, “o müziği yapan insanın psikolojisi ve yapısıyla ilgili bir durum bu.
Benim söylediklerim benim içimden gelenler. Savaşa karşıyım, terörizm ve
ırkçılığa, özellikle bizim toplumumuzda gelişen Kürt, Türk, Alevi diye
insanların ayrılmaya başlamasına, dinlediği müziğe göre yok sen rock, rap, dinliyorsun
diye ayrılmaya başlamasına, maç yüzünden herkesin birbirine girmesine de
karşıyım. Sonuçta tabii ki bunlar daha yüzeysel şeyler ama ben de kapasitemin
yettiğince aktarmaya çalışıyorum. Dinleyen insanlar sonuçta bunlarla gaza
geliyorlar, bir şekilde etkiliyoruz ya da farklı düşünmelerini
sağlayabiliyoruz. Ama sonuçta derdimizin ortak olduğunu biliyorum çünkü aynı
sistemde yetiştik, aynı eğitim sisteminden geçtik ve birçok insanla aynı havayı
soluduk o yüzden insanlar dinlerken kendilerinden bir şeyler buluyorlar.”
Son iki yıldır müziğiyle gündeme oturan Ceza, 700 günde 250
konser verdi. Bunların 50’sini ise Almanya, Belçika, Hollanda, İngiltere,
İsveç, Norveç, Avusturya, İsviçre ve Hollanda’da gerçekleştirdi. Yaptığı müzik
Türkçe bilmeyen insanları da etkiliyor ki, yurtdışı konserlerine gelenlerin
büyük bir bölümünü yabancılar oluşturuyor, “Rap müziğin geçmişi 35-40 seneyi
bulmuş durumda. Ve bütün dünyanın her ülkesinde şu anda yapılmakta… Biz de
kendi ülkemizdeki topluma adapte olmuş bir şekilde, kendi dilimizde, hem bizim
toplumumuzdaki hem de bütün diğer insanların problem ve sorunlarını anlatan ve
dile getiren şeylerden bahsediyoruz. Yani Batı’daki örneklerinden daha anlamlı
şeylerden bahsediyoruz. Daha edebi ve biraz daha felsefi konular ağırlıklı
oluyor. Daha duygusal şeyler. Tabii kendimiz gibi, içimizden gelen şeyi
söylüyoruz insanlara. Vokal tekniği açısından baktığımız zaman da daha melodik
ve daha seri anlatımlar öne çıkıyor. Dilinizden anlamayan insanlar bile
etkileniyor sizin söylediklerinizden sonuçta. Biz yıllardır anlamadığımız
dildeki müzikleri dinledik. Ve kendi dilimizde yapmayı başardık.”
Henüz ilkokul çağı öncesinde ve 68 kuşağı mensubu babası
sayesinde tutkunu olduğu müziğe uzun yıllar emek verdikten sonra patlayışını
mütevazı bir duruşla karşılıyor, “Sonuçta ben mektepli değilim, alaylıyım,
sokaktan geldim. Bana kimse bir şey öğretmedi ama ben Sezen Aksu gibi bir
sanatçıyla bir parça yaptım, insanlara ulaşmayı başardım, dünyanın pek çok
ülkesinde olmayı başardım, saygı görmeyi başardım. Sonuçta rap değil müzik
olarak görmek lazım, ben bu işi yapmaya devam edeceğim. Melodik şeyler olabilir
ileride ya da daha fazla enstrüman kullanmayı isteyebilirim. Yani sonuçta benim
o andaki duygu ve düşüncelerime ve çevremde olan bitene göre değişir ne
yapacağım.”
Ona Jimmi Hendrix, Deep Purple, Led Zeppelin’le müzik
tutkusunu aşılayan babası 2000 yılına kadar Ceza’yı fazla ciddiye almamış ancak
o yıldan sonra sürekli destek olmuş. Müzik Ceza için her şeyin ötesine geçerken
eğitim hayatı boyunca mutsuzluklar yaşamış, şarkılarına da yansıttığı bu kırık
hayallerine karşın Haydarpaşa Meslek Lisesi’ni bitirmiş ve hayatın dayattığı
şartlar nedeniyle elektrik idaresinde sayaç memuru olarak işe başlamış. Ve
gündüzlerini ev ev dolaşarak geçirirken geceleri konserler çıkarak kimi mahalle
sakinlerini şaşırtır olmuş. Eğitim hayatındaki en caydırıcı konunun dayak
olduğunu düşünüyor, “İlkokulda bile dayak vardı. Ben buna karşıyım. Ben
uyumsuzluğumun en büyük nedenini buna bağlıyorum. Korkutularak ödev verildi,
azarlanarak öğretilmeye çalışıldı. O yüzden derse odaklanma konusunda hep
problem yaşadım. Okul hayatım boyunca ders hariç her şeye odaklanabiliyordum.”
Ona yakıştırılan Ceza adını 10 yıldır taşıyor. Gerçek ismi
Bilgin, babası koymuş, ama artık o da oğlunu Ceza diye çağırıyormuş, “10
senedir Ceza’yım ben. Kendimi düşünürken şizofrenik bir durum ortaya çıkmaya
başladı. Ceza olarak yaklaşan insanlar var, Bilgin olarak yaklaşanlar var.
Aslında bir yandan da bu yolla insanların rengini görmüş oluyorsunuz, kimin
sizi hakikaten sevdiğini anlıyorsunuz. 30 yaşıma geldim sonuçta ve insanları az
çok analiz edebilmeye başladım. Ki zaman da bu camiada çok şey öğretti.
İnsanların bana bakışı değişti. Yaptığım her olumlu veya olumsuz hareket daha
çok dikkat çekmeye başladı. Umurlarında olmaya başladım. Benim hayatımı benden
daha çok merak etmeye başlayan insanlar oluştu çevremde. O yüzden çok
rahatsızım. Özgürlüğümü seven bir insanım ve sadece 10 yıl olduydu kavuşalı.
Hayatımı kazanabilmek için elektrik idaresinde çalışıyordum. Annem rahatsızdı,
1998’de hastalandı ve 2004 yılında kaybettim onu. Evde hep huzursuz bir ortam
oluyordu genelde. Ama hayat işte bir şekilde atlattık. Ama ben kendimi annemden
sonra pek toparlayamadım açıkçası.” Annesinin acısını son iki albümüne de
taşımış, biri Sezen Aksu ile yaptığı ‘Gelsin hayat bildiği gibi’, diğeri de
‘Anneme.’
Eskiden farklı hayaller kurarmış, şimdiyse içine katıldığı
çarkı döndürmek zorunda, “Akıp gitmek zorundayım artık. Eskiden hayaller
kurardım ama artık planlar yapmak zorundayım. Çok büyük sorumluluklarım var,
hem dinleyicilerim, hem çevremde yardımcı olmak zorunda olduğum insanlar, hem
de aileme bakmak zorundayım. Karar alırken artık tek başıma alamıyorum. Kalıcı
işler yapabilmek ve bu işe devam edebilmek ve sağlıklı kalabilmek için elimden
geleni yapacağım.”
Yaptıklarını kitlelerle paylaşmayı sevmesine karşın Ceza
kalabalıklarda yalnız, “Çünkü eskiden rahatça gezebildiğim yerlerde artık
gezemiyorum. İnsanlar sürekli sizden bir şeyler istiyor. Küpeni ver, fotoğraf
çektirelim diyorlar, çok rahatsız oluyorum.”
Ceza’nın kitleleri harekete geçiren şarkılarında son derece
usturuplu küfürler gizli, tıpkı ilham aldığı Neyzen Tevfik gibi, o da küfrün
dilin cilası olduğunu düşünüyor, “Benim babaannem çok küfrederdi. Ailede bunu
yaşadım. Üsküdar’da doğdum büyüdüm, o ortamda her zaman küfür vardı. Her zaman
küfrü görüyoruz etrafımızda. Televizyonda affedersiniz ‘.öt’ denilemiyor ama
sabahtan akşama kadar ‘.öt’ gösterdikleri zaman ayıp olmuyor. Bu bir
ikiyüzlülük ve biz kimsenin namusuna filan küfretmiyoruz, argo ve mecazi olarak
kullanıyoruz.” Neyzen Tevfik’in de hayatında önemli yeri var, “Çok fazla
seviyorum onu. O hiçliğe gidiş ve bir şekilde kendini normal dünyadan
soyutlayabilmesi çok büyük bir şey bence. Sonuçta o da 40 yaşına gelince bu
duruma gelmiş. Ben daha 30 yaşındayım ama o zaman gelince ben de delirir miyim
bilemem. Böyle yaşamaya devam edersem az kaldı gibi.
Çok üzülüyorum, hayat ve her şeyden çok etkileniyorum.”
Ceza, herkesin birbirini anlayacağı bir dünyayı özlüyor, “Çok fazla önyargı
var. İnsanlar birbirlerini dinlemeden asıp kesiyorlar. Adaletsiz bir toplum da
var. İletişim kopukluğu haricinde yokluk çok fazla, hem maddi, hem de manevi
anlamda. İnsanların sizin yaptığınız işi anlayabilmeleri, sizi dinleyebilmeleri
için farklı düşünmeleri lazım. Özellikle eğitimin farklı olması lazım ki, hala
kızlar okula gönderilmiyorlar, yüz binlerce insan okuma-yazma bilmiyor bu
ülkede.”

Ceza, son iki yılda, 50’si yurtdışında olmak üzere toplam
250 konser verdi.