26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Ya gel artık ya da tamamen git!

 

Hikaye/Story: MURAT UYURKULAK

 

Yaşamanın ne kadar ağrılı bir iş olduğunu bildiklerinden olsa gerek, başka insanların iyiliğine ve selametine dair en güzel duaları yaşlılar eder… ‘Kazasız belasız git gel’, ‘Allah zihin açıklığı versin’, ‘iyi uykular’, ‘hayırlı işler’, ‘sıhhatler olsun’ ve gündelik dilin irili ufaklı ne kadar güzel temennisi varsa, yaşlıların ağzından döküldüğünde daha bir anlam kazanır… Samimi olduklarını hisseder insan onların, ‘rasgele’ söylemediklerini, o duaların arkasında zorluklarla geçmiş koca koca hayatlar olduğunu…

Bir ailenin en mutlu ve huzurlu anlarında, sözgelimi neşeli bir gezide, mükellef bir sofranın başında, ferah ve asude bir bayram sabahında, bir an durup, mutluluktan ve huzurdan uzak düşmüş insanlar için dua etme ihtiyacı hissederler yaşlılar… Derin bir selam gibi, ‘ben şimdi mutluyum, ama sizi de unutmadım’ der gibi… Sanki mutluluğu, başka insanlar adına kaygı duyarak, onların iyiliği için yakararak, daha ilahi ve kıymetli kılmak isterler…

Kış mevsimi çetindir bilirsiniz… Soğuk öyle kolay başa çıkılabilecek, korunulabilecek bir şey değildir… Hele ülkemizin bazı bölgelerinde ısınmak basbayağı bir ölüm kalım meselesidir… Her yıl onlarca, yüzlerce insanın, başlarını sokacak bir evleri, kendilerini ısıtacak sobaları, giyecek paltoları olmadığı için donup öldüğünü duyarız… Donup ölmek… Hani romanlarda, filmlerde anlatılan şu derin, huzurlu uyku ânı… Belki de ölmenin en hülyalı hali…

Kış gecelerinde, kömür sobası çıtır çıtır yanarken, gözünde burnunun ucuna dek inmiş gözlükleri, kim bilir hangi torununa yeni bir atkı, yeni bir kazak, yeni bir hırka ören anneannemin, bir an şöyle derin ve kederli bir nefes alıp ettiği duayı hiç unutmam: Allah bu kış kıyamette naçar kalanlara yardım etsin… Bu duayı ne zaman duysam, boğazıma bir şey düğümlenirdi… Karşımda gürüldeyen soba, ısıtan değil, içimi yakan bir şeye dönüşürdü… Dışarıdan gelen rüzgâr uğultusu, yağmur tıpırtısı, gök gürültüsü, sıradan birer ses olmaktan çıkar, en amansız canavarların kükremesi gibi çarpardı kulaklarıma...

Kışla otuz beş yıllık hayatımda hep bir aşk-nefret ilişkisi yaşadım… Isınan bir evim varsa, kış iyilik, güzellik, sakinlik anlamına geldi… Okudum, yazdım, düşündüm, seviştim, sevdim… Isınmayan evler ise, kışı cehenneme çevirdi benim için… Üşüdüm, dağıldım, korktum, sevişmeye ve sevmeye bile halim kalmadı…

Şimdi yaşadığım evde merkezi doğalgaz sistemi var, müthiş bir şey, bana ilk kez kemiklerime kadar ısındığımı hissettirecek bir başarıyla yanıyor kaloriferler… Ama gelin görün ki bu kez de bir türlü kış gelmiyor… Siz de farkında mısınız? İklim değişikliği, hepimizin birebir hissettiği, hayatında elle tutulur şekilde tanık olduğu bir durum artık… Yoksa Aralık’ın ortasında ilkbaharın işi ne?

İklim değişikliği ve onun yeryüzü adına yol açabileceği felaketler beni kaygılandırıyor… Fakat en azından, naçar olanların çok fazla üşümediğini düşünerek teselli buluyorum… Bankamatiklerde uyuyan sokak çocuklarının burunlarının daha az aktığını… Diyarbakır’da, Kars’ta, Erzurum’daki yoksulların ciğerlerinin daha az su topladığını… Sobasını yakacak ne kimsesi ne de mecali olan yalnız yaşlıların, ecele bir süre daha direnebileceğini…

Böyle duygusal ve insancıl kelimeler döktürdüğüme bakmayın… Ne yalan söylemeli, yoksulları ve naçarları daha az düşünür oldum… Belki yanımda artık dualar edecek bir anneannem olmadığından, kendi yalnızlığımla ve perişan ruhumla çok daha fazla meşgul olduğumdan… Kalbimin giderek taşlaştığını, vicdanımın sertleştiğini hissediyorum… Çoğunuzun benden farkı olduğunu da sanmıyorum… Kim bilir belki de kış bir türlü gelmediğinden… Kış rötar yaptıkça, vicdanlar buz kestiğinden belki…

Anneannem gibi güzel ve samimi dua etmek benim ne haddime…

Ama yine de son cümlem şu olsun:

Allah herkesin evini ısıtsın, kimseyi kış kıyamette naçar koymasın…

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


66654 - unknown - 38.107.179.237