26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Göçmen kuşların geçici mekanı

 

Yazı/Text: ESMAHAN AKYOL

Fotoğraf/Photo: UMUT KAÇAR

 

Bizans döneminde Rumlar, 17. yüzyıldan sonra Ermeniler, 1960’larda Müslümanlar, 1990’larda Romenler, Bulgarlar, Ruslar ve Moldovalılar, şimdiyse Afrikalılar, İranlılar ve Iraklıların yaşadığı Kumkapı’nın değişmeyen yegane özelliği meyhaneleri… 

 

 

Marmara Denizi kıyısındaki surların geçtiği mahallelerden biriydi Kontoskaliou ya da bugünkü adıyla Kumkapı. Bizans döneminde sadece Rumlar yaşıyordu da, Fatih Sultan Mehmet Anadolu’dan getirdiği Ermeni aileleri yerleştirince, hele de 17. yy’da Patrikhane’nin buraya taşınmasından sonra, çoğunlukla Ermenilerin yaşadığı bir semte dönüştü. Hıristiyan azınlık mensupları birer birer terk ederken ülkeyi, ıssızlaştı... 60’larda, Kumkapı mahallelerini Anadolu’nun köylerinden gelen –bu kez Müslüman- yeni göçmenler doldurdu. Birkaç katlı, kagir evlerin yeni sakinleri onlardı. Kumkapı ise yokluğun, yoksunluğun semtiydi artık. Bir de çeşit çeşit mezeleriyle meyhanelerin...

Balık haline yakın olması nedeniyle rağbet vardı Kumkapı’ya. Bunların en ünlüsü Kör Agop, 1938’de açmıştı ilk meyhanesini. Babasıyla balıkçılık yaparken, dışarda içki içmeyi pahalı bulduğu için açtığı birkaç masalı ilk meyhanenin ardından tam 16 kez dükkan değiştirmiş, 1983’de, bugün de hizmet verdiği geniş, havadar dükkana taşınmıştı Agop İnciyan. ‘Kumkapı’da meyhane’ denince akla ilk gelen odur. Kırkağaç’tan kavun, Karaburun’dan lakerdalık palamut ve torik, Ezine’den beyaz peynir, Adalar’dan defne yaprağı, Tekirdağ’dan rakı... Mezelerin, rakının en iyisi… Artık kendi yok ama oğlu Hayko’nun eşi Silva Hanım ve torunu Daniel, Kör Agop’un zamanındaki özenle işletiyorlar dükkanı.

90’larda, akıl almaz hızlı bir dönüşüme tanıklık etti Kumkapı: Sovyetler Birliği parçalanmış, insanlar köylerinden akın akın İstanbul’a gelmeye başlamıştı. Önce yakınlardaki komşular; Romenler, Bulgarlar, ardından Ruslar, Moldovalılar... Kimi çalışmak, kimi sandığından çıkardığı el işlemelerini ya da memleketinde ucuza bulduğu, bu diyarda para eden ne varsa onu satmak için İstanbul’a koşuyor, İstanbul’da da Kumkapı’ya iniyordu. Semt yeniden doğuyordu bir anlamda. Sokaklarda ticaret yapılıyor, dükkan tabelaları birkaç Balkan dilinde yazılıyor, birbiri ardına ucuz oteller, gece klüpleri, barlar açılıyordu. İstanbulluların civarına bile uğramadığı, şehre Anadolu’dan gelen göçmenlerle Balkanlardan gelenlerin arasında sürüp giden yepyeni bir ticari ve sosyal hayat, bir sentezdi ortaya çıkan.

2000’lerin başında Bulgaristan ve Romanya’nın Avrupa Birliği’ne resmen adaylık statüsünü ve dolayısıyla da Birlik üyesi ülkelerde serbest dolaşım hakkını elde etmesiyle, Kumkapı’da doğan kısmen acıklı, kısmen vaatkar sentezin de sonuna gelindi. Berlin’i, Madrid’i, Londra ya da Paris’i İstanbul’a tercih etti yeni bir yaşam kurma hayaliyle Kumkapı sokaklarında dolaşan Balkanlı komşular. Ama onlardan boşalan mekanlar, kısa zamanda yeni göçmenlerle doldurulacaktı.

Ülkelerindeki savaşa ya da açlığa ve yoksulluğa dayanamayan Afrikalılar Kumkapı’yı mesken tuttu bu kez: Somali, Sudan, Kongo, Eritre, Nijeryalılar... İranlılar, Iraklılar ve Sri Lankalılar bir de. İstanbul, Avrupa’ya ya da Kuzey Amerika’nın zenginliklerine ve barışa açılan bir kapı göçmenler için. Çoğu Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği’ne iltica taleplerini iletiyor, kaçak işlerde çalışarak başvurularının kabul edileceği günü bekliyorlar. Bir tercih değil Kumkapı uzun zamandır hiç kimse için, sadece bir geçiş noktası, zorunlu ikamet edilen bir yer.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM)’nün rakamlarına göre, dünyadaki göçmen sayısı 2000 senesinde 176 milyon iken, 2005’de 191 milyona çıkmış. Avrupa’da yaşayan kaçak göçmenlerin sayısının 7-8 milyon civarında olduğu, Türkiye’den ise her sene 300 bin göçmenin geçtiği tahmin ediliyor.

İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü, sadece Kumkapı’da 2 binden fazla ‘pasaportsuz’ Afrikalı olduğunu söylüyor. ‘Pasaportsuz’ olmak; çocukların okula gidememesi, ana-babaların doğru dürüst işlerde çalışamaması, kaçak çalıştıkları işlerde işveren para ödemeyi reddettiğinde hiçbir yere başvuramamak, her an bir polis baskını, sınırdışı tehdidiyle yaşamak demek. ‘Pasaportsuz’ olmak, ülkesindeki kokuşmuş kabile savaşından paçayı kurtarmış ama sonu  belirsiz demek. Bambaşka bir savaşın, hayat savaşının ortasına, bu kez dilini konuşmadığı bir ülkede düşmüş demek.

 

Birkaç katlı kagir evlerin sakinleri her on yılda bir değişiyor Kumkapı’da.

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


66657 - unknown - 38.107.179.240