26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

James “Athenian” Stuart (1713-1788) Antik Yunan Mimarlığının Kaşifi

 

James Stuart, kendi resmi, yak. 1730-35, füzen ve sulandırılmış çini (RIBA Kitaplığı çizim koleksiyonu).

 

James Stuart’ın madalyon portresi, 1777’den sonra, üretici: Wedgewood ve Bentley (Wedgewood Müzesi Vakfı, Barlaston, Staffordshire).

 

James Stuart, De Obelisco Caesaris Augusti e Campo Martio nuperrime efosso epistola Jacobi Stuart Angli ad Carolam Wentworth Comitem de Maltom..., 1750 (The British Library, Londra). Stuart’ın adını entelektüel ortama duyuran ilk önemli ürünü.

 

16 Kasım 2006 ile 11 Şubat 2007 arasında The Bard Graduate Center’da gösterimde kalan aynı adlı bir sergi çok önemli, ancak Modernist karşı-tarihselciliğin unutturduğu bir yazar-mimar-ressamı çok kapsamlı bir kitabın da eşliğinde anıyordu.

 

James Stuart, Atina’da Rüzgarlar Kulesi (Andronikos Horologiumu), 1750-60’lar, guaş (RIBA Kitaplığı çizim koleksiyonu).

 

James Stuart, Erekhteion, 1750-60’lar, guaş (RIBA Kitaplığı çizim koleksiyonu).

 

Bugün James Stuart’ı Antiquities of Athens’ın (adı yaşarken bile neredeyse unutulmuş Nicholas Revett ile birlikte) yazarı olarak tanıyoruz. İlk cildi 1762’de yayınlanan kitap mimarlık dünyasında sayısı hiç de az olmayan devrimlerden birini gerçekleştirmişti. Antik Yunan dünyasının mimarlık bağlamındaki keşfinin bu kitap sayesinde başladığını ve en az bir buçuk yüzyıl boyunca alanı egemenlik altında tuttuğunu söyleyebiliriz. Rönesans’tan başlayarak Antik dünya ile Avrupa mimarlık çevrelerinin ilgisi Roma mimarisi aracılığıyla olmuştur. Bunu radikal biçimde dönüştüren gelişme Winckelmann’ın ünlü “Eski Çağ Sanatı Tarihi” olmuştur. Winckelmann Yunan yapılarını ve hatta özgün hiçbir Yunan sanat yapıtını da görmemesine karşın, Roma’yı ikincil önemde bir taklitçi, Grekler’i de asıl yaratıcı odak olarak tanımlayacaktı. Onun açtığı yoldan giderek Piranesi gibi güçlü Roma yandaşlarının çabalarıyla dinamizm kazanacak bir tartışma başlamıştır. Stuart ve Revett’in çalışması bu tartışmayı bir anlamda noktalar. Kitapları, doğrudan Klasik Atina anıtları üzerinde yoğunlaşan rölöve-restitüsyon çalışmalarıyla bilinmeyen, ama adeta hissedilen bir dünyanın kapısını açmıştır. Daha da önemlisi, onların ürettiği Yunan mimarisi bilgisi 18. yüzyıldan başlayarak tarihselci yönelimlere sağlam bir inşaat zemini sağlamıştır. Bir başka açıdansa, aynı kitap Avrupa’daki Yunan mitosunun, idealize edilmiş Yunan estetiği kavrayışının da başlatıcı metinlerinden biri olarak önemlidir. Modern Yunanlılar’a Türkler’den baskı gören bir eski yüce ulus olarak bakma biçimindeki Avrupa yaklaşımının kuruluşunda etkili olduğu da söylenebilir. Birkaç yüzyıl boyunca Osmanlı yönetimi altındaki pek çok etnik gruptan herhangi biri olarak görülen Rumlar’ı giderek ayrıcalıklı “mağdurlar”a dönüştüren süreç mimarlıktan da geçmektedir. Kitabın yazarına da tarihsel kimliğini kazandırdığı anlaşılıyor. Çağdaşları bile onu “Atinalı” sıfatıyla anıyordu.

 

Önemine ve daha yaşarken yaygınlaşan büyük ününe karşın, yaşamına ilişkin ilk çalışma ölümünden ancak 28 yıl sonra, 1816’da yayınlandı. Üstelik bağımsız bir çalışma da değildi ve ününün kaynağı olan Antiquities of Athens’ın 4. cildine önsöz olarak eklenmişti. Ona ilişkin bilinenlerin kısa bir özeti Stuart’ın baba tarafından İskoç, anne tarafından Gal kökenli olduğu doğrultusunda. Londra’da çok çok mütevazı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Saint Paul Katedrali’nin yanında olmakla birlikte, doğum yeri olarak verilen sokak erken 18. yüzyıl Londra’sında asayiş bağlamında sorunlu adreslerden biri olarak biliniyor. Stuart’ın babası hakkında bilinenler alt rütbeli bir denizci olduğundan ibaret. Erken öldü, çocuklarını ve eşini yoksulluk içinde bıraktı.

 

Stuart’a ilişkin önemli bir diğer bilgiyse onun Katolik olduğu hakkında. Sonraki yıllarında bu dinsel köken hemen hiçbir zaman gündeme gelmeyecektir. Araştırmacılar bu durumun 18. yüzyıl İngiltere’sinde Katolik inancının antipatiyle karşılanmasına bağlarlar. Aynı nedenle, o yıllarda onaylanmamış bir dinsel inanç sayıldığı için, Stuart’ın vaftiz kayıtlarının mevcut olmayışı da anlam kazanıyor. Vaftiz ailenin mensup olduğu kilisede yapıldığı için yasal sayılmayan Katolik kilisesinde vaftiz gerçekleştirilmesi olanaksızdı.

 

Ailesinin yoksulluğu Stuart’ın sağlam bir eğitim görmesini engelledi. Olağan bir Grammar School öğrenimi görmediği anlaşılıyor. Bu nedenledir ki, sağlam bir eğitimin temeli sayılan Latince’yi okulda değil, yıllar sonra İtalya’da öğrenecekti. Genç Stuart henüz bir çocukken yaşamını ve ailesinin geçimini sağlamak zorunda kaldı. Bu amaçla erken 18. yüzyılda gözde bir lüks ürün sayılan yelpaze ressamlığı alanında uzmanlaştı. Ülkeye 1685 Nantes Fermanı’ndan ötürü Fransa’dan kaçarak gelen Protestan Goupy ailesinin yanında çalıştı. Resim yapmayı da burada öğrendi. O döneminden kalma füzenle yapılmış, yaklaşık 1735’e tarihlenen, kendisi tarafından çizilmiş bir resmi de var. Resim Stuart’ı döneminde köylü elbisesi denen bir kılıkta yoksul, ama duyarlı bir yeniyetme olarak betimliyor.

 

Genç James’i entelektüel açıdan geliştiren ana etkinlik yaklaşık olarak 1740-41’den başlayarak İtalya’ya yaptığı gezi olmalıdır. 17. ve 18. yüzyıl İngiltere’sinde eğitimin önemli bir bileşeni sayılan bu geziyi hangi olanaklarla gerçekleştirdiği tam olarak anlaşılamıyor. Gezinin önemli kesimini yaya olarak, cebinde sadece birkaç peniyle yaptığı kesin. O sıralarda ailesinin geçimini de onun sağladığı düşünülecek olursa 1740-41’de başlayan bu İtalya macerası sırasında ailesinin hangi olanaklarla ayakta durduğunu anlamak da zor. Ancak, yokluğunda ciddi sıkıntı çektiklerini kızkardeşinin 1750’de yazdığı bir mektuptan anlamak olanaklı. Nitekim 1754’te İngiltere’ye döndüğü zaman annesi ve kızkardeşi Sara ölmüş bulunuyorlardı.

 

Düzenli bir gelirden yoksun olması nedeniyle Stuart’ın İtalya yıllarını da uzunca bir süre boyunca yine yelpaze resimleri yaparak kazandığı sanılır. O yıllarda bu gözde bir turistik hediyelik eşya sayılmaktaydı. Dost canlısı biri olduğu hemen herkes tarafından ifade edilen Stuart, İtalya’da sonraki yıllarda etkileri önemli olacak bağlantı ve arkadaşlıklar tesis etti. 1748’de Charles Watson-Wentworth ile Roma’da tanışması bunlardan biri. Sözkonusu tanışıklık Stuart’ı bilim dünyasına tanıtan ilk önemli ürünün ortaya çıkmasına neden oldu. 1749-50’de Roma’da kazılarak ortaya çıkarılan Augustus döneminde dikilmiş bir Mısır dikilitaşını anlatan titiz ve ilginç bir arkeolojik kitap yazdı. Kitabı Charles Watson-Wentworth’e ithaf edecekti. Bu kitabın yazımı sırasında İtalyan ve İngiliz çeşitli üst sınıf aydınlarından maddi destek gördü. 1750’de henüz Osmanlı yönetimi altında bulunan Yunanistan’a yapacağı ünlü geziyi yapmasını sağlayan olanakları da muhtemelen aynı yayının sağladığı prestije borçluydu.

 

1750 başlarında Stuart ve arkadaşı Nicholas Revett Venedik’e gelerek buradan Atina’ya doğru hareket ettiler. İstanbul’daki İngiliz Elçisi Sir James Porter her ikisine de ülkede serbestçe gezebilmeleri için Osmanlı yetkililerinden alınmış izin belgeleri tedarik etti. Stuart ve Revett Atina’da İngiliz Konsolosu olarak çalışan Loghoteti adlı bir Yunanlı’nın yanında kaldılar. Stuart o dönemde yazdıklarında bu kişiyi güvenilmez bir üçkağıtçı olarak tanımlıyor. Benzer bir biçimde kentin Osmanlı yetkilisi Hacı Ali (Hadgee Ali) de olumsuz duygularla anılıyor. Ne var ki, Hacı Ali’nin Stuart’a kötülük yapmak niyetinde olduğu hakkında yıllar sonra anlattıkları bugün inanılır gözükmekten uzak. Örneğin, Selanik’ten Hacı Ali’yle beraber İstanbul’a doğru gelirlerken bu “kötü ruhlu” Osmanlı’nın Stuart’ı yolda karşılaştıkları köylülere tehlikeli bir büyücü olarak ihbar ettiği biçimindeki ifade inanılırlıktan oldukça uzak. Bunu o yıllarda ve sonrasında Şark’a yapılan her geziye dramatik etki katmak isteyen birisinin sözleri olarak yorumlamak doğru olur. Ancak, sonraları Antiquities of Athens’i yazarken de Stuart’ın Türkler’i “sanatların yeminli düşmanları olan barbarlar” olarak nitelemekte ısrarlı olduğunu hatırlamak gerekiyor. O yılların küçük Atina’sında dolaşarak resim ve çizimler yaparken yetkililerin kendisine kuşkuyla yaklaştıkları anlaşılıyor. O dönemde yaptığı ve ülkesine dönüşü sonrasında da yapmaya devam ettiği guaş resimler bugün RIBA (Britanya Mimarlar Odası) Kitaplığı’nda korunmaktadır. Bunların birkaç tanesinde Stuart kendisini de resmin figürleri arasına katıyor. Onu resmin kıyısında dönemin kaftanlı, börklü Osmanlı Rum giysileri içinde görüyoruz.

 

Stuart ve Revett İngiltere’ye 1754 sonları ya da 1755 başlarında geri döndüler. Stuart’ın yokluğu sırasında Atina’ya ve oradaki Antik Grek yapılarına olan ilgi Londra’da iyice tırmanmış gözükür. Stuart’ın ününün de aynı bağlamda sağlam biçimde tesis edildiği anlaşılıyor. Daha 1758’de hem Society of Antiquaries’a, hem de Royal Society’e üye seçilmesi bunu kanıtlamaktadır. Bu aralıkta Stuart’ın meslek tanımının da değiştiği fark ediliyor. Kendisini artık “tarih ressamı ve mimar” ya da “ressam ve mimar” olarak tanımlamaktadır. Zaten 1755 Eylül’ünde Atina’dan yurduna dönüşünden 9 ya da 10 ay sonra Stuart’ın mimari kariyeri de başlayacaktır. Böylece hiçbir zaman mimari pratik içinde yer almamış, örgün ya da uygulamalı mimarlık eğitimi görmemiş bir çizimciyi mimara dönüştüren 18. yüzyıl süreçleri hakkında konuşma olanağı doğmaktadır. Mesleğin entelektüel içeriğinin gelişmesi, pratik alanındaki bilgi ve deneyim eksikliklerini önemsiz kılacak kadar tırmanmış olmalıdır.

 

İlk müşterisi İtalya’daki soylu ve varlıklı dostlarının tanıdığı olan bir diğer soyludur: Rockingham. Onun Yorkshire’daki kırsal malikanesinde küçük ekler ve bazı dekoratif değişiklikler yaptığı biliniyor. Aynı yıllarda bir yandan da Antiquities of Athens’in planşları üzerinde çalışmayı sürdürmüştür. Bu arada 1760 yılında iki yıldır yanında çalışan Anne Taylor adlı kahyasıyla evlendiği bilinmekte. Bu evlilik Anglikan Kilisesi’nde yapılmıştır. Ancak Stuart’ın Katoliklik’ten vazgeçtiğini düşündürtecek bir veri değildir bu. O dönemde yasal açıdan geçerli tüm evlilikler sadece Anglikan Kilisesi’nde yapılmak zorundaydı.

 

Stuart’ın Atina’dan döndükten sonra mimarlıktan tarihe uzanan her alanda bilgili ve aydın bir kişi imajı vermek için özellikle uğraştığı anlaşılıyor. İlgilerinin gerçekten geniş olduğu da açık. Örneğin, 1769’da Royal Society’de Mısır hiyeroglifleriyle ilgili bir bildiri vermesi, 1773’te Kaptan Cook’un Avustralya’dan getirdiği bir kanguruyu resmeden bir tabloyu sergilemesi, astronomik konulara duyduğu derin ilgi, ipek üretimi üzerine yaptığı araştırmalar, Yunan paraları üzerine yaptığı çalışmalar bunlar arasındadır. Stuart’ın merakları bir İtalyan çorbasının içindeki bileşenleri tartışmaya dek varmıştır. Mektuplarında onun, Falkland Adaları’na yapılan bir Fransız keşif gezisinden Çin imparatorunun yazdığı yeni basılmış bir şiire kadar herşeyden bahsettiği görülür. Stuart etkili ve varlıklı dostlar edinmek konusunda da alabildiğine başarılı gözüküyor. Dönemin neredeyse tüm önemli entelektüelleriyle sıcak arkadaşlıklar kurabilmesi, ondan söz eden herkesin mizah duygusu ve insancıl sıcaklığını gündeme getirmesi rastlantısal olmasa gerek. Sonraki yıllarda da mimarlıktan mobilyaya, resimden madalya tasarımına hemen her konuda ürün verecek, Londra’da ve taşrada azımsanmayacak sayıda yapı gerçekleştirecektir. Bu çalışmaları verimli de olmuştur. Bir zamanların bu yoksul İskoç çocuğu 2 Şubat 1788’de Londra’da öldüğü zaman dönemin standartlarıyla gerçekten zengin bir adamdı.

 

* Bu metin şu yayından derlenmiştir: Catherine Arbuthnott, “The Life of James ‘Athenian’ Stuart

1713-1788”, James “Athenian” Stuart 1713-1788

The Rediscovery of Antiquity, Susan Weber Soros (ed.), Yale University Press, New Haven ve Londra, 2006,

s. 59-101.

 

James Stuart, Atina’da Theseion adlı tapınak, 1750-60’lar, guaş, (RIBA Kitaplığı çizim koleksiyonu).

 

James Stuart, Philopappos Anıtı, 1750-60’lar, guaş (RIBA Kitaplığı çizim koleksiyonu).

 

Antiquities of Athens, cilt: 1, 1762. James Stuart tarafından özel olarak tasarlanan cilt kapağı.

 

James Stuart, Ilissos Tapınağı, gravür (Antiquities of Athens, cilt: 1, 1762, 2. bölüm, planş I).

 

Antiquities of Athens’da Rüzgarlar Kulesi’nin betimlendiği levhanın baskı provası, üzerinde James Stuart’ın notları var (The British Library, Londra, Add. Ms. 22,153, p. 4r).

 

Ilissos Tapınağı yan cephe restitüsyonu (Antiquities of Athens, cilt: 1, 1762, 2. bölüm, planş IV).

 

James Stuart, Theseion, ön cephe (Antiquities of Athens, cilt: 3, 1794, 1. bölüm, planş III).

 

Minerva Polias Tapınağı, sütun, başlık ve arşitravı (Antiquities of Athens, cilt: 2, yak. 1790, 2. bölüm, planş VIII).

 

Spencer Evi, Londra, 1759, “Painted Room” için duvar düzenleme tasarımı, kurşunkalem, suluboya, çini (British Museum, 1955-4-16-13).

 

James Stuart, Lichfield Evi, Saint James’s Square, numara 15, 1764-66.

 

James Stuart, Hillstreet 23 numaradaki evin yatak odası tavan bezemesi.

 

James Stuart, Rüzgarlar Kulesi, Shugborough, Staffordshire, 1764-65.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


66990 - unknown - 38.107.179.238