James “Athenian” Stuart (1713-1788) Antik
Yunan Mimarlığının Kaşifi

James Stuart, kendi resmi, yak. 1730-35, füzen ve
sulandırılmış çini (RIBA Kitaplığı çizim koleksiyonu).

James Stuart’ın madalyon portresi, 1777’den sonra,
üretici: Wedgewood ve Bentley (Wedgewood Müzesi Vakfı, Barlaston,
Staffordshire).

James Stuart, De Obelisco Caesaris Augusti e Campo Martio
nuperrime efosso epistola Jacobi Stuart Angli ad Carolam Wentworth Comitem de
Maltom..., 1750 (The British Library, Londra). Stuart’ın adını entelektüel
ortama duyuran ilk önemli ürünü.
16 Kasım 2006 ile 11 Şubat
2007 arasında The Bard Graduate Center’da gösterimde kalan aynı adlı bir sergi
çok önemli, ancak Modernist karşı-tarihselciliğin unutturduğu bir
yazar-mimar-ressamı çok kapsamlı bir kitabın da eşliğinde anıyordu.

James Stuart, Atina’da Rüzgarlar Kulesi (Andronikos
Horologiumu), 1750-60’lar, guaş (RIBA Kitaplığı çizim koleksiyonu).

James Stuart, Erekhteion, 1750-60’lar, guaş (RIBA Kitaplığı
çizim koleksiyonu).
Bugün James Stuart’ı Antiquities of Athens’ın (adı yaşarken
bile neredeyse unutulmuş Nicholas Revett ile birlikte) yazarı olarak tanıyoruz.
İlk cildi 1762’de yayınlanan kitap mimarlık dünyasında sayısı hiç de az olmayan
devrimlerden birini gerçekleştirmişti. Antik Yunan dünyasının mimarlık
bağlamındaki keşfinin bu kitap sayesinde başladığını ve en az bir buçuk yüzyıl
boyunca alanı egemenlik altında tuttuğunu söyleyebiliriz. Rönesans’tan
başlayarak Antik dünya ile Avrupa mimarlık çevrelerinin ilgisi Roma mimarisi
aracılığıyla olmuştur. Bunu radikal biçimde dönüştüren gelişme Winckelmann’ın
ünlü “Eski Çağ Sanatı Tarihi” olmuştur. Winckelmann Yunan yapılarını ve hatta
özgün hiçbir Yunan sanat yapıtını da görmemesine karşın, Roma’yı ikincil önemde
bir taklitçi, Grekler’i de asıl yaratıcı odak olarak tanımlayacaktı. Onun
açtığı yoldan giderek Piranesi gibi güçlü Roma yandaşlarının çabalarıyla
dinamizm kazanacak bir tartışma başlamıştır. Stuart ve Revett’in çalışması bu
tartışmayı bir anlamda noktalar. Kitapları, doğrudan Klasik Atina anıtları
üzerinde yoğunlaşan rölöve-restitüsyon çalışmalarıyla bilinmeyen, ama adeta
hissedilen bir dünyanın kapısını açmıştır. Daha da önemlisi, onların ürettiği
Yunan mimarisi bilgisi 18. yüzyıldan başlayarak tarihselci yönelimlere sağlam
bir inşaat zemini sağlamıştır. Bir başka açıdansa, aynı kitap Avrupa’daki Yunan
mitosunun, idealize edilmiş Yunan estetiği kavrayışının da başlatıcı
metinlerinden biri olarak önemlidir. Modern Yunanlılar’a Türkler’den baskı
gören bir eski yüce ulus olarak bakma biçimindeki Avrupa yaklaşımının
kuruluşunda etkili olduğu da söylenebilir. Birkaç yüzyıl boyunca Osmanlı
yönetimi altındaki pek çok etnik gruptan herhangi biri olarak görülen Rumlar’ı
giderek ayrıcalıklı “mağdurlar”a dönüştüren süreç mimarlıktan da geçmektedir.
Kitabın yazarına da tarihsel kimliğini kazandırdığı anlaşılıyor. Çağdaşları
bile onu “Atinalı” sıfatıyla anıyordu.
Önemine ve daha yaşarken yaygınlaşan büyük ününe karşın,
yaşamına ilişkin ilk çalışma ölümünden ancak 28 yıl sonra, 1816’da yayınlandı.
Üstelik bağımsız bir çalışma da değildi ve ününün kaynağı olan Antiquities of
Athens’ın 4. cildine önsöz olarak eklenmişti. Ona ilişkin bilinenlerin kısa bir
özeti Stuart’ın baba tarafından İskoç, anne tarafından Gal kökenli olduğu
doğrultusunda. Londra’da çok çok mütevazı bir ailenin çocuğu olarak doğdu.
Saint Paul Katedrali’nin yanında olmakla birlikte, doğum yeri olarak verilen
sokak erken 18. yüzyıl Londra’sında asayiş bağlamında sorunlu adreslerden biri
olarak biliniyor. Stuart’ın babası hakkında bilinenler alt rütbeli bir denizci
olduğundan ibaret. Erken öldü, çocuklarını ve eşini yoksulluk içinde bıraktı.
Stuart’a ilişkin önemli bir diğer bilgiyse onun Katolik
olduğu hakkında. Sonraki yıllarında bu dinsel köken hemen hiçbir zaman gündeme
gelmeyecektir. Araştırmacılar bu durumun 18. yüzyıl İngiltere’sinde Katolik
inancının antipatiyle karşılanmasına bağlarlar. Aynı nedenle, o yıllarda
onaylanmamış bir dinsel inanç sayıldığı için, Stuart’ın vaftiz kayıtlarının
mevcut olmayışı da anlam kazanıyor. Vaftiz ailenin mensup olduğu kilisede
yapıldığı için yasal sayılmayan Katolik kilisesinde vaftiz gerçekleştirilmesi
olanaksızdı.
Ailesinin yoksulluğu Stuart’ın sağlam bir eğitim görmesini
engelledi. Olağan bir Grammar School öğrenimi görmediği anlaşılıyor. Bu nedenledir
ki, sağlam bir eğitimin temeli sayılan Latince’yi okulda değil, yıllar sonra
İtalya’da öğrenecekti. Genç Stuart henüz bir çocukken yaşamını ve ailesinin
geçimini sağlamak zorunda kaldı. Bu amaçla erken 18. yüzyılda gözde bir lüks
ürün sayılan yelpaze ressamlığı alanında uzmanlaştı. Ülkeye 1685 Nantes
Fermanı’ndan ötürü Fransa’dan kaçarak gelen Protestan Goupy ailesinin yanında
çalıştı. Resim yapmayı da burada öğrendi. O döneminden kalma füzenle yapılmış,
yaklaşık 1735’e tarihlenen, kendisi tarafından çizilmiş bir resmi de var. Resim
Stuart’ı döneminde köylü elbisesi denen bir kılıkta yoksul, ama duyarlı bir
yeniyetme olarak betimliyor.
Genç James’i entelektüel açıdan geliştiren ana etkinlik
yaklaşık olarak 1740-41’den başlayarak İtalya’ya yaptığı gezi olmalıdır. 17. ve
18. yüzyıl İngiltere’sinde eğitimin önemli bir bileşeni sayılan bu geziyi hangi
olanaklarla gerçekleştirdiği tam olarak anlaşılamıyor. Gezinin önemli kesimini
yaya olarak, cebinde sadece birkaç peniyle yaptığı kesin. O sıralarda ailesinin
geçimini de onun sağladığı düşünülecek olursa 1740-41’de başlayan bu İtalya
macerası sırasında ailesinin hangi olanaklarla ayakta durduğunu anlamak da zor.
Ancak, yokluğunda ciddi sıkıntı çektiklerini kızkardeşinin 1750’de yazdığı bir
mektuptan anlamak olanaklı. Nitekim 1754’te İngiltere’ye döndüğü zaman annesi
ve kızkardeşi Sara ölmüş bulunuyorlardı.
Düzenli bir gelirden yoksun olması nedeniyle Stuart’ın
İtalya yıllarını da uzunca bir süre boyunca yine yelpaze resimleri yaparak
kazandığı sanılır. O yıllarda bu gözde bir turistik hediyelik eşya
sayılmaktaydı. Dost canlısı biri olduğu hemen herkes tarafından ifade edilen
Stuart, İtalya’da sonraki yıllarda etkileri önemli olacak bağlantı ve
arkadaşlıklar tesis etti. 1748’de Charles Watson-Wentworth ile Roma’da
tanışması bunlardan biri. Sözkonusu tanışıklık Stuart’ı bilim dünyasına tanıtan
ilk önemli ürünün ortaya çıkmasına neden oldu. 1749-50’de Roma’da kazılarak
ortaya çıkarılan Augustus döneminde dikilmiş bir Mısır dikilitaşını anlatan
titiz ve ilginç bir arkeolojik kitap yazdı. Kitabı Charles Watson-Wentworth’e
ithaf edecekti. Bu kitabın yazımı sırasında İtalyan ve İngiliz çeşitli üst
sınıf aydınlarından maddi destek gördü. 1750’de henüz Osmanlı yönetimi altında
bulunan Yunanistan’a yapacağı ünlü geziyi yapmasını sağlayan olanakları da
muhtemelen aynı yayının sağladığı prestije borçluydu.
1750 başlarında Stuart ve arkadaşı Nicholas Revett Venedik’e
gelerek buradan Atina’ya doğru hareket ettiler. İstanbul’daki İngiliz Elçisi
Sir James Porter her ikisine de ülkede serbestçe gezebilmeleri için Osmanlı
yetkililerinden alınmış izin belgeleri tedarik etti. Stuart ve Revett Atina’da
İngiliz Konsolosu olarak çalışan Loghoteti adlı bir Yunanlı’nın yanında
kaldılar. Stuart o dönemde yazdıklarında bu kişiyi güvenilmez bir üçkağıtçı
olarak tanımlıyor. Benzer bir biçimde kentin Osmanlı yetkilisi Hacı Ali (Hadgee
Ali) de olumsuz duygularla anılıyor. Ne var ki, Hacı Ali’nin Stuart’a kötülük
yapmak niyetinde olduğu hakkında yıllar sonra anlattıkları bugün inanılır gözükmekten
uzak. Örneğin, Selanik’ten Hacı Ali’yle beraber İstanbul’a doğru gelirlerken bu
“kötü ruhlu” Osmanlı’nın Stuart’ı yolda karşılaştıkları köylülere tehlikeli bir
büyücü olarak ihbar ettiği biçimindeki ifade inanılırlıktan oldukça uzak. Bunu
o yıllarda ve sonrasında Şark’a yapılan her geziye dramatik etki katmak isteyen
birisinin sözleri olarak yorumlamak doğru olur. Ancak, sonraları Antiquities of
Athens’i yazarken de Stuart’ın Türkler’i “sanatların yeminli düşmanları olan
barbarlar” olarak nitelemekte ısrarlı olduğunu hatırlamak gerekiyor. O yılların
küçük Atina’sında dolaşarak resim ve çizimler yaparken yetkililerin kendisine
kuşkuyla yaklaştıkları anlaşılıyor. O dönemde yaptığı ve ülkesine dönüşü
sonrasında da yapmaya devam ettiği guaş resimler bugün RIBA (Britanya Mimarlar
Odası) Kitaplığı’nda korunmaktadır. Bunların birkaç tanesinde Stuart kendisini
de resmin figürleri arasına katıyor. Onu resmin kıyısında dönemin kaftanlı,
börklü Osmanlı Rum giysileri içinde görüyoruz.
Stuart ve Revett İngiltere’ye 1754 sonları ya da 1755
başlarında geri döndüler. Stuart’ın yokluğu sırasında Atina’ya ve oradaki Antik
Grek yapılarına olan ilgi Londra’da iyice tırmanmış gözükür. Stuart’ın ününün
de aynı bağlamda sağlam biçimde tesis edildiği anlaşılıyor. Daha 1758’de hem
Society of Antiquaries’a, hem de Royal Society’e üye seçilmesi bunu
kanıtlamaktadır. Bu aralıkta Stuart’ın meslek tanımının da değiştiği fark
ediliyor. Kendisini artık “tarih ressamı ve mimar” ya da “ressam ve mimar”
olarak tanımlamaktadır. Zaten 1755 Eylül’ünde Atina’dan yurduna dönüşünden 9 ya
da 10 ay sonra Stuart’ın mimari kariyeri de başlayacaktır. Böylece hiçbir zaman
mimari pratik içinde yer almamış, örgün ya da uygulamalı mimarlık eğitimi
görmemiş bir çizimciyi mimara dönüştüren 18. yüzyıl süreçleri hakkında konuşma
olanağı doğmaktadır. Mesleğin entelektüel içeriğinin gelişmesi, pratik
alanındaki bilgi ve deneyim eksikliklerini önemsiz kılacak kadar tırmanmış
olmalıdır.
İlk müşterisi İtalya’daki soylu ve varlıklı dostlarının
tanıdığı olan bir diğer soyludur: Rockingham. Onun Yorkshire’daki kırsal
malikanesinde küçük ekler ve bazı dekoratif değişiklikler yaptığı biliniyor.
Aynı yıllarda bir yandan da Antiquities of Athens’in planşları üzerinde
çalışmayı sürdürmüştür. Bu arada 1760 yılında iki yıldır yanında çalışan Anne
Taylor adlı kahyasıyla evlendiği bilinmekte. Bu evlilik Anglikan Kilisesi’nde
yapılmıştır. Ancak Stuart’ın Katoliklik’ten vazgeçtiğini düşündürtecek bir veri
değildir bu. O dönemde yasal açıdan geçerli tüm evlilikler sadece Anglikan
Kilisesi’nde yapılmak zorundaydı.
Stuart’ın Atina’dan döndükten sonra mimarlıktan tarihe
uzanan her alanda bilgili ve aydın bir kişi imajı vermek için özellikle
uğraştığı anlaşılıyor. İlgilerinin gerçekten geniş olduğu da açık. Örneğin,
1769’da Royal Society’de Mısır hiyeroglifleriyle ilgili bir bildiri vermesi,
1773’te Kaptan Cook’un Avustralya’dan getirdiği bir kanguruyu resmeden bir
tabloyu sergilemesi, astronomik konulara duyduğu derin ilgi, ipek üretimi
üzerine yaptığı araştırmalar, Yunan paraları üzerine yaptığı çalışmalar bunlar
arasındadır. Stuart’ın merakları bir İtalyan çorbasının içindeki bileşenleri
tartışmaya dek varmıştır. Mektuplarında onun, Falkland Adaları’na yapılan bir
Fransız keşif gezisinden Çin imparatorunun yazdığı yeni basılmış bir şiire
kadar herşeyden bahsettiği görülür. Stuart etkili ve varlıklı dostlar edinmek
konusunda da alabildiğine başarılı gözüküyor. Dönemin neredeyse tüm önemli
entelektüelleriyle sıcak arkadaşlıklar kurabilmesi, ondan söz eden herkesin
mizah duygusu ve insancıl sıcaklığını gündeme getirmesi rastlantısal olmasa
gerek. Sonraki yıllarda da mimarlıktan mobilyaya, resimden madalya tasarımına
hemen her konuda ürün verecek, Londra’da ve taşrada azımsanmayacak sayıda yapı
gerçekleştirecektir. Bu çalışmaları verimli de olmuştur. Bir zamanların bu
yoksul İskoç çocuğu 2 Şubat 1788’de Londra’da öldüğü zaman dönemin
standartlarıyla gerçekten zengin bir adamdı.
* Bu metin şu yayından derlenmiştir: Catherine Arbuthnott,
“The Life of James ‘Athenian’ Stuart
1713-1788”, James “Athenian” Stuart 1713-1788
The Rediscovery of Antiquity, Susan Weber Soros (ed.), Yale
University Press, New Haven ve Londra, 2006,
s. 59-101.

James Stuart, Atina’da Theseion adlı tapınak,
1750-60’lar, guaş, (RIBA Kitaplığı çizim koleksiyonu).

James Stuart, Philopappos Anıtı, 1750-60’lar, guaş (RIBA
Kitaplığı çizim koleksiyonu).

Antiquities of Athens, cilt: 1, 1762. James Stuart tarafından
özel olarak tasarlanan cilt kapağı.

James Stuart, Ilissos Tapınağı, gravür (Antiquities of
Athens, cilt: 1, 1762, 2. bölüm, planş I).

Antiquities of Athens’da Rüzgarlar Kulesi’nin betimlendiği
levhanın baskı provası, üzerinde James Stuart’ın notları var (The British
Library, Londra, Add. Ms. 22,153, p. 4r).

Ilissos Tapınağı yan cephe restitüsyonu (Antiquities of
Athens, cilt: 1, 1762, 2. bölüm, planş IV).

James Stuart, Theseion, ön cephe (Antiquities of Athens,
cilt: 3, 1794, 1. bölüm, planş III).

Minerva Polias Tapınağı, sütun, başlık ve arşitravı
(Antiquities of Athens, cilt: 2, yak. 1790, 2. bölüm, planş VIII).

Spencer Evi, Londra, 1759, “Painted Room” için duvar
düzenleme tasarımı, kurşunkalem, suluboya, çini (British Museum, 1955-4-16-13).

James Stuart, Lichfield Evi, Saint James’s Square, numara
15, 1764-66.

James Stuart, Hillstreet 23 numaradaki evin yatak odası
tavan bezemesi.

James Stuart, Rüzgarlar Kulesi, Shugborough,
Staffordshire, 1764-65.