Kurt
Elling ile Sultanahmet’de...
Yalnızca albümlerinden tanıyıp sevdiğim Kurt Elling’i İstanbul’da
dinlemek ve hele hele onunla söyleşili bir yemeği paylaşmak, Akbank Jazz
Festivali sayesinde gerçekleşti.

3 Ekim 2006’da akşamüstü, Pozitif’in duyarlı ve acar
organizasyonuyla Elling ve topluluğuyla Giritli Restoran’da buluştum. Oldum
olası klişe röportajları sevmedim. Aslında sohbet havasındaki söyleşilerin
ustası, Tunçel Gülsoy oldu son yıllarda.
Önce Elling’le, ardından düzenlemelerine hayran olduğum
piyanist Laurence Hobgood, bascı Rob Amster ve davulcu Willie Jones’la
tanışmamın ardından Amster’ın yerli yersiz esprilerinin de katkısıyla hemen
kaynaştık. Elling’den edindiğim ilk bilgiler, hayvanları çok sevmesi, bir kedi
ve köpek beslemesi, ancak kızı doğunca yaşlanan köpeğini anne ve babasının
evine göndermesi, küçük kızıyla kedisinin ise çok iyi anlaşması hakkındaydı.
Hayvan sevgisiyle başlayan söyleşimiz doğal olarak müzik sevgisiyle devam etti:
Dinlediğiniz ilk jazz müzisyeni ya da jazz parçasını
öğrenmek istiyorum?
Aslında baba evimde hep müzik içindeydim. Jazz’ı
anımsamıyorum şimdi.
Ne tür müzik dinlenirdi evinizde?
Kilise müziği. Babam kilise müzikçisiydi. Ben de kilise
korosunda yetiştim.
Bu arada aklıma gelmişken sorayım. Bazı konserlerinizde
parça aralarında Rainer Maria Rilke’den dizeler okuyorsunuz ve bu çok dramatik
oluyor. Rilke’yi çok mu seviyorsunuz?
Evet, şiirleri çok müzikal. Yalnızca onu değil, sizden
Celaleddin Rumi’yi de çok seviyorum.
Ooo bravo size!
Çok teşekkür ederim.
Ben de şu sıralar Türkçe’de ilk kez basılan Rilke’nin tüm
öykülerini okuyorum. Genel çizgisi karamsar ve ölüm üzerine...
Gerçekten mi? Bunu bilmiyordum aslında... Ölüm ve yaşam
üzerine düşünmeyi kilisede öğrendim. Ama Rilke’nin okuduğum şiirleri bana daha
değişik geldi.
Ben sizin Bratislava konserinde, Moon and Sun adlı
parçanın arasında Almanca okuduğunuz Rilke şiirinin anlamını merak ediyorum.
Yanılmıyorsam “Ich Möchte” diye başlıyordu.
Galiba şöyleydi: “Şarkı söylemek ve birisiyle istiyorum”. Bu
ilk dizeydi. Jazz ile ilgisi yoktu ama sevdiğim bir şiirdi.
Belki de metaforik bir şiir olduğu için jazz’a yakın
hissettiniz.
Evet olabilir.
Biraz da ailenizden konuşalım.
Çok güzel bir eşim ve ona benzeyen küçük bir kızım var.
Fotoğrafları da cep telefonumda. Bakmak ister misiniz?
Elbette (bu arada cep telefonunda gerçekten çok güzel
genç bir kadınla, kucağında yine güzel bir kız çocuğuna bakıyoruz. Elling
gururla gösteriyor).
Sizin de çocuğunuz var mı?
Evet, bir oğlum var.
Kaç yaşında?
Otuzbir yaşında. (Elling burada inanmayıp bir oo çekiyor).
Ne yapıyor?
Tiyatro oyuncusu ve müzisyen.
Gerçekten mi? Bu harika!
Biraz da albümlerinizden söz edelim. Benim
beğendiklerimin başında gelen, “Flirting with Twilight”.
Çok teşekkür ederim.
Özellikle düzenlemeler birinci sınıf. Bu arada
L.Hobgood’u şimdi kutluyorum. Özellikle, “Orange Blossoms in Summertime” adlı
parçaya yaptığı üfleme çalgılarla vokal düzenlemesini, tabii sizin yazdığınız
sözleri de...
Çok teşekkür ederim. İlk kez bunu sizden duymak çok güzel.
Benim de favorimdir o parça. Aeolian gamı kullanmıştık.
Dikkatimi çeken bir başka özelliğiniz de, çok güzel söz
yazmanız. O zaman şiir de yazabilirsiniz.
Müzik üzerine yazmasını seviyorum. Ama şiir yazmak başka
birşey. Deniyorum ama olmuyor. Çünkü müziksiz düşünemiyorum. Müzikte sınır çok
nettir. Ezginin bir biçimi vardır. Sözleri oturtmak önemlidir burada.
Prozodiyi kolaylıkla yakalayabiliyor musunuz?
Melodiye göre değişiyor. Bazı parçalarda zor.
Bazı dünya çapındaki şairlerin şiirlerinde de müziksel
bir anlatım hissedebiliniyor. Ritm zaten var.
Haklı olabilirsiniz. Ama benim bu konuda bir eğitimim de
yok. Ancak şanslıyım ki müziği sözle anlatabilme yoluna sahibim. Bu konuda
iyiyim.
Diğer beğendiğiniz şairler kimler?
Pablo Neruda, Robert Frost, Walt Whitman.
Türk ozan Nazım Hikmet’i biliyor musunuz?
Ne yazıkki hayır.
Dünya çapında çok önemli bir şair. İşte onun şiirlerinde
ritm ve müziği duyabilirsiniz. Ama herhalde çok iyi bir çeviri gerek.
Yarın hemen soracağım ve bir kitabını edineceğim. Çok merak
ettim.
Sinema ile aranız nasıl?
Çok severim. Siyasal sinema ve psikolojik filmler hoşuma
gider. Örneğin, Ingmar Bergman’ın çok çok ağır filmleri, insanı derinlemesine
işleyen filmlerdir. Hele “Yedinci Mühür”ü hiç unutamam. (buralarda bascı Amster
konuyu sulandırmaya çalışıyor ama biz inatla devam ediyoruz). Ayrıca
unutamadığım bir başka film de “A Man For All Seasons”, inanılmaz bir senaryo
ve oyunculuk...
Evet, Paul Scofield ‘in oyunu muhteşemdi. Gerçek bir
tarihsel-siyasal filmdi.
Ayrıca III.Richard filmi de çok önemli.
Yeni projeler var mı?
Yeni albümümüz Ekim’in ikinci haftasında çıkacak (2006)..
Aynı ekiple mi yaptınız?
Evet,gördüğünüz arkadaşlar ve ayrıca Bob Mintzer, Roomero
Lubambo, Christian McBride, Asher String Quartet.
Bu arada sesinizin dört oktav bir genişliğe sahip olduğunu
okumuştum. Sesinizi ve jazz tekniğinizi nasıl geliştirdiniz?
Sesimin gelişmesinin en büyük nedeni, küçük yaştan itibaren
kilise korosunda söylemem. Babam benim de onun yolunu izleyeceğimi sanıyordu.
Ama ben kisede kalmak istemedim. Üniversite dönemimde jazz müziğini keşfettim.
Joe Williams, Mel Torme, Jon Hendricks, Tony Bennett gibi ustaları dinliyordum.
Seslerini nasıl kullandıkları, yorumları ilgimi çekiyordu. Benim de özel bir
ses rengim vardı ve ona göre geliştirmeliydim. Bu konuda hiçbir eğitim görmeden
kendi kendimi eğittim.
“Scat” tekniğini de mi?
Evet, Scat tekniğini de kendi ses rengime, melodik doğaçlama
anlayışıma göre geliştirdim. Amacım hiçbir şarkıcıyı taklit etmek değildi.
Onlar zaten tarzlarının en iyisiydi. Illinois’de doğdum ama bugünkü jazz
tarzımın doğduğu yer, Chicago. Bu güzel şehrin jazz ortamı bana çok şey
öğretti. Mutlaka siz de bu ortamı yaşamalısınız. Ne demek istediğimi daha iyi
anlarsınız.
Umarım, sanırım yavaş yavaş Aya İrini’ye gitme zamanı
geldi.
Yanıtlarım sizi mutlu etti mi?
Hem de çok! Bu güzel yemekli söyleşi için çok teşekkür
ederim.
Biz de ekip olarak teşekkür ediyoruz. Tekrar görüşmeyi
umarım..
(Özel not: Ne yazıkki gerek akustik gerek ortam nedeniyle
Kurt Elling, potansiyelinin çok azını verebildi konserde. Oysa en başarılı
olduğu alan, konserler. Umarız onu bir daha bir jazz kulübünde dinleme
olanağını buluruz).