26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Kurt Elling ile Sultanahmet’de...

    

Yalnızca albümlerinden tanıyıp sevdiğim Kurt Elling’i İstanbul’da dinlemek ve hele hele onunla söyleşili bir yemeği paylaşmak, Akbank Jazz Festivali sayesinde gerçekleşti.

 

 

3 Ekim 2006’da akşamüstü, Pozitif’in duyarlı ve acar organizasyonuyla Elling ve topluluğuyla Giritli Restoran’da buluştum. Oldum olası klişe röportajları sevmedim. Aslında sohbet havasındaki söyleşilerin ustası, Tunçel Gülsoy oldu son yıllarda.

Önce Elling’le, ardından düzenlemelerine hayran olduğum piyanist Laurence Hobgood, bascı Rob Amster ve davulcu Willie Jones’la tanışmamın ardından Amster’ın yerli yersiz esprilerinin de katkısıyla hemen kaynaştık. Elling’den edindiğim ilk bilgiler, hayvanları çok sevmesi, bir kedi ve köpek beslemesi, ancak kızı doğunca yaşlanan köpeğini anne ve babasının evine göndermesi, küçük kızıyla kedisinin ise çok iyi anlaşması hakkındaydı. Hayvan sevgisiyle başlayan söyleşimiz doğal olarak müzik sevgisiyle devam etti:

Dinlediğiniz ilk jazz müzisyeni  ya da jazz parçasını öğrenmek istiyorum?

Aslında baba evimde hep müzik içindeydim. Jazz’ı anımsamıyorum şimdi.

Ne tür müzik dinlenirdi evinizde?

Kilise müziği. Babam kilise müzikçisiydi. Ben de kilise korosunda yetiştim.

Bu arada aklıma gelmişken sorayım. Bazı konserlerinizde parça aralarında Rainer Maria Rilke’den dizeler okuyorsunuz ve bu çok dramatik oluyor. Rilke’yi çok mu seviyorsunuz?

Evet, şiirleri çok müzikal. Yalnızca onu değil, sizden Celaleddin Rumi’yi de çok seviyorum.

Ooo bravo size!

Çok teşekkür ederim.

Ben de şu sıralar Türkçe’de ilk kez basılan Rilke’nin tüm öykülerini okuyorum. Genel çizgisi karamsar ve ölüm üzerine...

Gerçekten mi? Bunu bilmiyordum aslında... Ölüm ve yaşam üzerine düşünmeyi kilisede öğrendim. Ama Rilke’nin okuduğum şiirleri bana daha değişik geldi.

Ben sizin Bratislava konserinde, Moon and Sun adlı parçanın arasında Almanca okuduğunuz Rilke şiirinin anlamını merak ediyorum. Yanılmıyorsam “Ich Möchte” diye başlıyordu.

Galiba şöyleydi: “Şarkı söylemek ve birisiyle istiyorum”. Bu ilk dizeydi. Jazz ile ilgisi yoktu ama sevdiğim bir şiirdi.

Belki de metaforik bir şiir olduğu için jazz’a yakın hissettiniz.

Evet olabilir.

Biraz da ailenizden konuşalım.

Çok güzel bir eşim ve ona benzeyen küçük bir kızım var. Fotoğrafları da cep telefonumda. Bakmak ister misiniz?

Elbette (bu arada cep telefonunda gerçekten çok güzel genç bir kadınla, kucağında yine güzel bir kız çocuğuna bakıyoruz. Elling gururla gösteriyor).

Sizin de çocuğunuz var mı?

Evet, bir oğlum var.

Kaç yaşında?

Otuzbir yaşında. (Elling burada inanmayıp bir oo çekiyor).

Ne yapıyor?

Tiyatro oyuncusu ve müzisyen.

Gerçekten mi? Bu harika!

Biraz da albümlerinizden söz edelim. Benim beğendiklerimin başında gelen, “Flirting with Twilight”.

Çok teşekkür ederim.

Özellikle düzenlemeler birinci sınıf. Bu arada  L.Hobgood’u  şimdi kutluyorum. Özellikle, “Orange Blossoms in Summertime” adlı parçaya yaptığı üfleme çalgılarla vokal düzenlemesini, tabii sizin yazdığınız sözleri de...

Çok teşekkür ederim. İlk kez bunu sizden duymak çok güzel. Benim de favorimdir o parça. Aeolian gamı kullanmıştık.

Dikkatimi çeken bir başka özelliğiniz de, çok güzel söz yazmanız. O zaman şiir de yazabilirsiniz.

Müzik üzerine yazmasını seviyorum. Ama şiir yazmak başka birşey. Deniyorum ama olmuyor. Çünkü müziksiz düşünemiyorum. Müzikte sınır çok nettir. Ezginin bir biçimi vardır. Sözleri oturtmak önemlidir burada.

Prozodiyi kolaylıkla yakalayabiliyor musunuz?

Melodiye göre değişiyor. Bazı parçalarda zor.

Bazı dünya çapındaki şairlerin şiirlerinde de müziksel bir anlatım  hissedebiliniyor. Ritm zaten var.

Haklı olabilirsiniz. Ama benim bu konuda bir eğitimim de yok. Ancak şanslıyım ki müziği sözle anlatabilme yoluna sahibim. Bu konuda iyiyim.

Diğer beğendiğiniz şairler kimler?

Pablo Neruda, Robert Frost, Walt Whitman.

Türk ozan Nazım Hikmet’i biliyor musunuz?

Ne yazıkki hayır.

Dünya çapında çok önemli bir şair. İşte onun şiirlerinde ritm ve müziği duyabilirsiniz. Ama herhalde çok iyi bir çeviri gerek.

Yarın hemen soracağım ve bir kitabını edineceğim. Çok merak ettim.

Sinema ile aranız nasıl?

Çok severim. Siyasal sinema ve psikolojik filmler hoşuma gider. Örneğin, Ingmar Bergman’ın çok çok ağır filmleri, insanı derinlemesine işleyen filmlerdir. Hele “Yedinci Mühür”ü hiç unutamam. (buralarda bascı Amster konuyu sulandırmaya çalışıyor ama biz inatla devam ediyoruz). Ayrıca unutamadığım bir başka film de “A Man For All Seasons”, inanılmaz bir senaryo ve oyunculuk...

Evet, Paul Scofield ‘in oyunu muhteşemdi. Gerçek bir tarihsel-siyasal filmdi.

Ayrıca  III.Richard filmi de çok önemli.

Yeni projeler var mı?

Yeni albümümüz Ekim’in ikinci haftasında çıkacak (2006)..

Aynı ekiple mi yaptınız?

Evet,gördüğünüz arkadaşlar ve ayrıca  Bob Mintzer, Roomero Lubambo, Christian McBride, Asher String Quartet.

Bu arada  sesinizin dört oktav bir genişliğe sahip olduğunu  okumuştum. Sesinizi ve jazz tekniğinizi nasıl geliştirdiniz?

Sesimin gelişmesinin en büyük nedeni, küçük yaştan itibaren  kilise korosunda   söylemem. Babam benim de onun yolunu izleyeceğimi sanıyordu. Ama ben kisede kalmak istemedim. Üniversite dönemimde jazz müziğini keşfettim. Joe Williams, Mel Torme, Jon Hendricks, Tony Bennett gibi ustaları dinliyordum. Seslerini nasıl kullandıkları, yorumları ilgimi çekiyordu. Benim de özel bir ses rengim vardı ve ona göre geliştirmeliydim. Bu konuda hiçbir eğitim görmeden kendi kendimi eğittim.

“Scat” tekniğini de mi?

Evet, Scat tekniğini de kendi ses rengime, melodik doğaçlama anlayışıma göre geliştirdim. Amacım hiçbir şarkıcıyı taklit etmek değildi. Onlar zaten tarzlarının en iyisiydi. Illinois’de doğdum ama bugünkü jazz tarzımın doğduğu yer, Chicago. Bu güzel şehrin jazz ortamı bana çok şey öğretti. Mutlaka siz de bu ortamı yaşamalısınız. Ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Umarım, sanırım yavaş yavaş Aya İrini’ye gitme zamanı geldi.

Yanıtlarım sizi mutlu etti mi?

Hem de çok! Bu güzel yemekli söyleşi için çok teşekkür ederim.

Biz de ekip olarak teşekkür ediyoruz. Tekrar görüşmeyi umarım..

(Özel not: Ne yazıkki gerek akustik gerek ortam nedeniyle Kurt Elling, potansiyelinin çok azını verebildi konserde. Oysa en başarılı olduğu alan, konserler. Umarız onu bir daha bir jazz kulübünde dinleme olanağını buluruz).

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


66828 - unknown - 38.107.179.239