JAY
McSHANN
Kansas City şehrini yalnızca jazz dünyasına değil tüm
müzik alemine tanıtan Jay McShann 2006 yılının son günlerinde aramızdan ayrıldı.
Kesin yaşı ile ilgili tam bir fikir birliği olmasa da 90 yaşının üzerinde olduğu
biliniyordu. McShann, Kansas City’yi aynı isimle anılan bir jazz ekolü haline
getirmiş yaşayan son efsaneydi.

70 yıllık kariyeri boyunca yetkinliğini hem swing hem de
bebop tarzlarında kanıtlamıştı. Çok yumuşak blues ve ballad yorumlarından,
sürat kesmeden ve es vermeden yorumladığı Kansas City’nin alameti farikası
boogie woogie parçalarına bir anda geçebilmekteydi.
Son yıllarda McShann ile düzenli olarak çalan ve “adeta jazz
tarihine dokunuyorum” diyen saksofoncu Bobby Watson, “o swing ve bebop
arasında bir köprüydü. Hem gençlere hem de yeni fikirlere açık bir insandı.”
demişti ki desteklediği ilk “genç” müzisyenin Charlie Parker olduğunu da
unutmamak gerekiyor.
Piyanistliğinin yanı sıra şarkı da söyleyen Jay McShann
Oklahoma’da doğdu ve piyano çalmayı radyoda Earl Hines dinleyerek kendi kendine
öğrendi. Kendisi ve orkestrası ülke çapında ünlendikten sonra nota okuma
dersleri almaya karar verdi. 1936 yılında geçici olarak geldiği Kansas City’nin
hareketli jazz ortamı ilgisini çekince bu şehre yerleşmeye karar verdi. Gittiği
bir kulüpte dönemin boogie woogie yıldızları piyanist Pete Johnson ve şarkıcı
Joe Turner’in 45-50 dakika boyunca aynı melodiyi dinleyenlerin coşkusunu
artırarak seslendirdiklerine şaşkınlık içinde şahit oldu. Kansas City, açılan
dans salonları ve beraberindeki kanuni olan ve olmayan kumar mekanlarıyla 20’li
ve 30’lu yıllarda Amerika’nın dört bir yanından müzisyenleri kendine çekiyordu.
Irk ayrımcılığının olağan olduğu günlerde McShann tümüyle siyahlardan
müteşekkil topluluğuyla işletmecisi ve müşterilerinin beyaz olduğu
Martin’s-on-the-Plaza kulübünde program yapmaktaydı. 1939 yılında şehrin
varlıklı bir işadamının desteğiyle bir big band kurdu. Orkestra elemanları
arasında genç saksofoncu Charlie Parker da bulunuyordu. 1941 yılında
doldurdukları ilk albüm tümüyle yavaş blues ve hızlı boogie parçalarından
oluşuyordu ve albümdeki “Confessin’ the Blues” adlı parça kısa sürede hit oldu.
1944 yılında bir akşam Jay McShann topluluğuyla sahnedeyken,
görevliler tarafından askere alınmak üzere programını bitirmesi beklenmeden
götürüldü. Savaş bittikten sonra müzik dünyasında oyunun kuralları biraz
değişmişti. Büyük orkestra ile turneye çıkmak çok pahalılaştığından McShann
küçük gruplarla çalışmayı tercih etti. Kısa bir süre California’da yaşadıysa da
1950’li yılların başında bütünlük Kansas City’ye yerleşti. Parasal anlamda hiç
bir zaman yeteneğinin tam karşılığını alamadı. Bir süre çöp toplama kamyonu ve
limuzin kiralama işleri yaptıysa da müzikten kazandığı para ona hep yeterli
oldu.
60’lı yıllardan günümüze kadar Jay McShann küçük topluluklar
eşliğinde solo performanslar gerçekleştirdi ve büyük orkestra çalışmalarından
tümüyle uzaklaştı. Kansas City jazz ekolü ile ilgili 1980 yılı yapımı“The Last
of the Blue Devils” adlı belgesel filmin yönetmeni Bruce Ricker McShann için
“Jay, Kansas City’den çıkmış son big band lideriydi. Büyük resme bakarken o
zamanlar bir ayrıntı gibi gözüken Charlie Parker’ın dehasını ıskalamamıştı. En
rahat ettiği tarz blues olmasına rağmen, aynı Oscar Peterson gibi sakin bir
görüntünün arkasında çok hızlı çalışan bir zekaya sahipti. Piyanistliği bunun
kanıtıdır. O her zaman parmaklarıyla düşünen bir insan olmuştur.” demişti.
Son 30 yıldır yaşamı turnelerde geçen Jay McShann Kansas
City’de konser vermeye pek vakit bulamamaktaydı. 1988 yılında koreograf Alvin
Ailey onun müziğinden esinlenerek “Opus McShann” adını verdiği 30 dakikalık bir
bale eseri yazmıştı.
Hootie lakaplı Jay McShann 2003 yılında yayınladığı “Goin’
To Kansas City” albümü ile Grammy ödülüne aday gösterilmişti.