Gülüş
Gülcügil
Gülüş Gülcügil’i Betty Ween projesinden tanırsınız. Dünya
ile dertleri olan, çözüm yolları arayan, çok kafası çalışan bir müzisyen o. Bu
müziklerine ve sözlerine de yansıyor. Karşılaştığınızda bir isim bir insana bu
kadar mı yakışır diye düşündürecek kadar güler yüzlü. Benim için bağımsız müzik
endüstrisinin en yaratıcı ve pratik kişilerinden.

Albüm satışlarının düşüp, MP3 satışlarının artmasından yola
çıkarak bu konuyu araştırıyor ve yasal MP3 satan, avangart ağırlıklı bir site
oluşturuyor. 30 gün içinde adeta bir 'butik' kuruyor ve tüm dünyaya satış
yapıyor. Bu aslında müzik endüstrisinin korsana ve MP3’e karşı alması gereken
yol ile ilgili çok önemli bir gösterge. Bu hiç gözden kaçırılacak bir fikir
değil. Unutmamalıyız ki, bağımsız müzik endüstrisine en çok destek vermesi
gerekenler, özellikle bizler gibi jazz ve avangart sevenler. Daha önce Gülüş
Gülcügil’i dinleme fırsatı bulamadıysanız http://www.bettyween.com/ sitesinden
ulaşıp bu projeye ve fikre destek vermek, bağımsız müzik endüstrisine, dinlemek
istediğimiz müziği Türkiye şartlarında çok zor şartlarda bize ulaştırmaya
çalışanlar adına boynumuzun borcudur.

1- Türkiye’de kadın olmanın ya da kadın müzisyen olmanın
zorlukları nelerdir?
Kadın müzisyen sıfatı altında problem niteliğinde bir şey
yaşamıyorum, olsa olsa komik anekdotlar anlatabilirim. Yaptığım müziğin ülkemde
marjinal ve yabancı kökenli kabul edildiğini hesaba katarsanız, muhatap olduğum
insanlar genelde zevklerime ve içinde büyüdüğüm kültüre sıcak bakan kişiler. Ama
kısaca kadın olmak derseniz iş değişir, size çok fazla konuda yakınabilirim.
Belçika’da yaşamış ve büyümüş biri olarak Türkiye’de ciddi bir kimlik değişimi
geçirmek zorunda hissettim kendimi. Kadın olmanın sessizce dikte edilen çok
katı kuralları var, toplum içinde bunları uygulamadığınızda iş hayatınızda da
özel hayatınızda da sorun yaşayabiliyorsunuz.
2- Gülüş Gülcügil kendini müzik piyasasına ya da camiasına
kabul ettirmek için nasıl bir süreçten geçti?
Betty Ween’in müziğinin maalesef ülkemizde oturmuş bir
piyasası veya camiası yok. Müziği tasarlarken “nerede çalınır, kime hitap eder”
gibi kaygılarım olmasa da, kendime bir piyasa bulamamak zor bir durum. Öte
yandan yaptığım müziği büyük bir sevgiyle yapmam, dinleyicilerden takdir
edildiğimi öğrenmem devam etmeme sebep olan şeyler.
3- Başarılı kadın müzisyen sayısı az. Neden sizce?
Muhtemelen kadın müzisyen sayısı tüm dünyada genel anlamda
az olduğu için. Öte yandan başka kadın müzisyenlerin farklı izlenimleri var,
biliyorum. Yakın bir arkadaşım Amerika’da maruz kaldığı seksist tutumları
anlattığında gerçekten çok şaşırmıştım.
4- Türk kadınının hayattaki duruşu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Sadece altı yıldır Türkiye’de yaşayan biri olarak bu konuda
ciddi bir şey söyleyebilir miyim bilemiyorum. Sınıf farkları erkeklerde de
kadınlarda da çok büyük davranış farklılıklarına sebep oluyor, genel bir söz
söylemek çok güç.
5- Gülüş Gülcügil Bety Ween olmasaydı Betty Ween’i
dinler ve beğenir miydi?
Şöyle cevap vereyim: Betty Ween’in belli bir türe veya bir
kategoriye ait olması, zaman geçtikçe zorlaşıyor. Bunun sebebi, açıkça Gülüş
Gülcügil’in takip ettiği müziklerin de bu yönde yol alan müzikler olması. Betty
Ween’in tek müzik projem olduğunu da düşünürsek, kaçınılmaz bir şekilde
zevklerime paralel bir müzik yaptığımı anlayabilirsiniz.
6- Türkiye’de müziğin gidişatı hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bir gün farkettim ki ben dahil bütün müzisyenler
röportajlarda aynı şeyleri söylüyor: Piyasa dışındayız. Gönül işi yapıyoruz.
Yaratıcılık her şeyden önemli. Benim müziğim belli bir türe ait değil… Bu
sözleri Hande Yener de, Şenol Küçükyıldırım da söylüyorsa ortada ciddi kavram
karmaşaları var demektir. Sanırım ilk önce halledilmesi gereken sorun bu.
7- Müziğinizi neler besliyor?
Özgür doğaçlama, doğu vokalleri, elektronik veya akustik
olarak tınıya öncelik tanıyan müzikler bu günlerde daha çok ilgimi çekiyor.
Sanırım kendi hayal gücümden, kafamdaki tınılardan ve grubumun sound’undan da
besleniyorum. Bunun dışında sıkı bir gözlemleyiciyim, insan ilişkilerini,
sosyal davranış kalıplarını takip edip anlamaya çalışırım. Bu arada fobi
niteliğinde korkularım var: İstanbul depremi ve küresel ısınma! Türkiye’de
yaşamak hayatıma politik meseleleri de soktu. Şarkı sözlerine direkt olarak
yansımasa notalara yansıyor bütün bunlar.
8- Diğer sanat dallarıyla aranız nasıl?
Ailemde karikatüristler, ressamlar, tiyatrocular var. İster
istemez ben de bu dalları takip ediyorum. Bir de ufak çapta grafik
tasarımcıyım, ilk albümümün kapak ve kitapçık çalışmasını kendim yapmıştım.
9- Bildiklerinizi birileriyle paylaşma, aktarma isteği
duyuyor musunuz? Bunun için neler yapıyorsunuz?
Ender olarak vokal dersi veriyorum. Kendimi yetkin
görmediğim bir işe girmek istemem, bu konuda çok hassasım.