Zamanın bozamadığı Galata
Mevlevihanesi

Yazı/Text:OYLUM YILMAZ
Fotoğraflar/Photos: UMUT KAÇAR
2007 yılı tüm dünyada Mevlana yılı olarak kutlanıyor.
Galata Mevlevihanesi, Mevleviliğin merkezi ve doğum yeri olan Konya Mevlana
Türbesi’nden sonra gelen en önemli Mevlevihane’dir.
Bugün artık çoktan yanıp yıkılan, başka amaçlarla
kullanılan diğer Mevlevihaneler içinde mucizevi bir biçimde bozulmadan ayakta
kalanlardandır.
Ve bu yüzden de çok önemlidir.

Temelleri 1490’lı yıllarda atılan Mevlevihane pek çok
onarımla ayakta durmayı sürdürüyor.
Dışarıda bir servi, Galata Mevlevihanesi’nin bahçesinde.
Edebiyat, musiki, felsefe… Şüphesiz bunlardır biçare ruhları efsunlayıp bu
bahçeye çeken. Ve bir de sessizlik elbette. Beyoğlu’nun içinde böylesine sükuta
dalmış başka neresi vardır ki? Galata Mevlevihanesi, geçmişini arayan ama
baktığı her yerde aradıklarının zaten varolmadığını her seferinde yeniden idrak
eden insanın yanılsamalı duraklarından biridir. Mevlevihane’nin bahçesinde
acaba hangi servi dile gelip de anlatacaktır hakikati diye bekler durursunuz
öylece… Hem sadece serviler mi… Güller, incir ağaçları, çitlembikler…
Asırlıktır hepsi, asırlık ve bilge. İçerde semazenler semaya döndükçe, dalga
dalga yükselen ney ve kudümün sesi sanırsınız ki ağaçların sesi olmuş, hep
beraber dile gelmişler, dile düşmüşler, el ele verip hu kelimesinde, hu sesinde
birleşmişler. Burası, Mevleviliğin merkezi ve doğum yeri olan Konya Mevlana
Türbesi’nden sonra gelen en önemli Mevlevihane’dir. Bugün artık çoktan yanıp
yıkılan, başka amaçlarla kullanılan diğer Mevlevihaneler içinde mucizevi bir
biçimde bozulmadan ayakta kalanlardandır ayrıca. İşte bu yüzden de çok
önemlidir. Selçuklu Devleti’nin yıkılma döneminde ortaya çıkan, ardından beş
asırlık Osmanlı’yı Cumhuriyet’e taşıyan en büyük İslam tarikatlarından olan
Mevleviliğin müze haline gelen son kalesi. Ölmeyen, daima başkaldıran Şamanist
Türk ruhunu İslam’la barıştıran, hem düşüncede, hem toplumsal hayatta
Türk–İslam sentezinin temellerini atarak günümüze taşıyan Mevlevilik bütün
bunları dergahları aracılığıyla başarmıştır. Tüm dergahlarında şeyhler,
dervişler yetiştirerek, tasavvuf felsefesi dahilinde edebiyata, musikiye büyük
katkılar vererek, büyüleyici sema törenleriyle binlerce insanı kendine çekerek…
Kısacası hemen tüm Mevlevi tekkeleri güzel sesin, güzel sözün ve hüsn-ü hattın
biraraya geldiği yerler olmuşlar. Yolları İstanbul’a düşen yabancılar,
gezginler, sanatçılar da başta Galata Mevlevihanesi olmak üzere İstanbul’daki
mevlevihanelerde gördüklerini, Mevleviliği, kendi deyişleriyle “dönen
dervişleri” tüm dünyaya duyurmuşlar.
Türk insanının tarikatlara karşı yüzlerce yıllık
bağımlılığını yıkan Cumhuriyet’le birlikte Mevlevihaneler de tarihe gömülmüştür
ya, Konya Mevlana Türbesi ile ismi şimdilerde Divan Edebiyatı Müzesi olan
Galata Mevlevihanesi her şeye rağmen ayakta kalmışlardır. Cumhuriyetin eli,
türünün en güzel örneklerinden biri olan Galata Mevlevihanesi’ni yıkmaya
gitmemiş, ama gönlü de adıyla sanıyla varolmasını istememiş belli ki. Ama zaten
Mevlevi Tarikatı musikisiyle olduğu kadar edebiyata yaptığı katkılarla da
meşhurdur ki Galata Mevlevihanesi’nde bulunan nadir el yazmaları, tezhipler,
ölmez şairlerin Şeyh Galipler’in, Ali Safailer’in, Esrar Dedeler’nin, Leyla
Hanımlar’ın divanları, Divan Edebiyatı Müzesi olarak anılmasını bir anlamda
doğrular niteliktedir.
Osmanlı siyasi ve kültür tarihinde önemli bir rol oynayan
Galata Mevlevihanesi’nin kuruluşu II. Beyazıt dönemine rastlar. II. Beyazıt
döneminin önde gelen devlet adamlarından İskender Paşa’nın av köşkü ve
arazisiyken şair Ali Safai Dede’nin ziyaretinin ardından tarikata bağışlanan bu
arazide, Mevlevihane’nin temelleri 1490’lı yıllarda atılmıştır. Ali Safai
Dede’nin kendi elleriyle diktiği rivayet edilen servi ise bugün hala kuru bir
şekilde bahçede muhafaza edilmektedir. Ali Safai Dede’nin ardından Şeyh Galip,
Esrar Dede gibi divan edebiyatının ünlü isimleri, Mevlana’nın soyundan gelen
birçok Çelebi Dede, Galata Mevlevihanesi’nde bulunmuş, postnişinlik
yapmışlardır. Dönem dönem harap olan ve yeniden yapılan Mevlevihane’nin pek çok
yerinde onarım kitabeleri göze çarpar. Yüzyıllar içinde nice yangınlar,
onarımlar, eklemeler görmüştür Mevlevihane. Ve üzerine yazılmış tüm kitabeler,
atlattığı nice badireleri, ona karşı, ona yandaş nice dönemleri hatırlatır
zarifçe; geçmişini arayan ruhların dönüp dolaşıp geleceği yer olur böylelikle…
Mevlana Celalettin Rumi… Bir gün aniden kendinden geçip, gün
ortasında dönmeye başlayan, ölümünü bile her yıl düğün gecesi olarak kabul
ettirip kutlattıran Mevlana Celalettin Rumi, İslamiyetle Türkleri barıştıralı,
tüm dünyaya yeni, ışıklı bir yol açalı, 800 yıl geçmiş… Bu yıl işte bu yüzden
ve daha pek çok sebeple tüm dünyada Mevlana yılı. Tüm dünyanın Mevlana yılı
kutlu olsun…
