ÇAĞDAŞ
MİMARLIĞIN GURUSU JACOB VAN RIJS
İnsanların artık standart olanı kabul
etmeyip kendilerine özel, ideal yaşam alanları geliştiriyor olması önemli. Özel
olanı bulabilmek için de hem daha fazla enerji hem de daha fazla para harcanıyor.
İnsanlar yeni ev aldıklarında önce mutfak ve banyosunu değiştiriyorlar.

Kurulduğu 1991 yılından bu yana mimarlık
dünyasının gündeminden hiç düşmeyen ve çağdaş mimarlığın kilometre taşlarından
birini oluşturan MVRDV mimarlık firmasının kurucularından mimar Jacob van Rijs
Türkiye’deydi.

Arkimeet'in geçtiğimiz Aralık ayındaki konuğu mimar Jacob
van Rijs oldu. Kurulduğu 1991 yılından bu yana mimarlık dünyasının gündeminden
hiç düşmeyen ve çağdaş mimarlığın kilometre taşlarından birini oluşturan MVRDV
mimarlık firmasının kurucularından mimar Jacob van Rijs Türkiye'deki
profesyoneller, akademisyenler ve öğrenciler ile çalışmlarını ve görüşlerini
paylaştı. Arkitera Mimarlık Merkezi tarafından organize edilen konferanslar ve
sergiler serisinden önce Jacop Van Rijs ile bir söyleşi yaptık.
MVRDV’den bahseder misiniz?
Üç ortaklı bir mimarlık bürosuyuz. Mimari de yeni açılımlar
getirmeyi amaçlıyoruz ve projelerimizi seçerken de buna dikkat ediyoruz. Kütle
ile ilgileniyoruz ve bu doğrultuda stratejiler geliştirmek için çalışıyoruz.
Ekoloji ve mimarlığı nasıl ilişkilendiriyorsunuz?
Doğrusu bu ilişkilendirmenin doğal yollardan yapılması
gerektiğine inanıyorum. Ekolojik yaşama zorlama hassasiyet göstermek bize pek
uymuyor. Bir bakın etrafınıza ne kadar çok ekolojik olduğu söylenen ürün var.
Birçoğu sırf görüntü hiçbir anlamı yok, ekoloji ile uzaktan yakından ilgisi
yok. Bizim için önemli olan ekolojik konseptler oluşturabilmek.
Bir mimar olarak İstanbul’u nasıl tanımlarsınız? Eğer şehir
bir değişim gerektiriyorsa bu sizce nasıl bir dönüşüm olmalı?
Bence çok fazla değiştirilmesi gerekmiyor. İstanbul’un çok
canlı ve heyecan verici bir şehir olduğunu düşünüyorum. Hızlı büyümesinin
getirdiği problemleri de göz ardı etmemek gerekir. Fakat bu problemler tüm
hızlı büyüyen şehirlerde olur. Burada yapılması gereken büyümenin kontrol
edilebilmesi ve insanlara yaşanabilir çevreler sunulabilmesi.
Peki şehirdeki eski yeni dengesi hakkında neler
söyleyeceksiniz?
Şehirdeki eski doku ile modern yapının uyumlu olduğunu
gözlemledim. Gezerken gerçekten çok etkilendiğim mimari yapılarla karşılaştım.
Yeni binalar yapılırken eski olanların da aralarında yaşayabilecekleri alanlar
bırakılmış. Bu da doğal ve organik bir görüntü kazandırmış şehre. Eskiyi
tamamen yok etmeden yeniyi onun etrafına inşa etmek önemli. Bu da İstanbul’da
başarılmış.
KM3(kilometreküp) isimli kitabınızdan bahsedebilir
misiniz?
Dünyanın optimizasyonu ile ilgili önemli bir çalışma. Bazı
olanakların maksimum kapasiteleri ile ilgili bir araştırma. Projelerden oluşan
bir katalog şeklinde oluşturduk kitabı. Projelerimizi kendi oluşturduğumuz
kategorilere bölüp sınıflandırdık. Kısaca bu kitap doğal kaynakların şehir
mimarisinde nasıl en etkin şekilde kullanılabileceğinin hikayesi.
Modern evlerin mimari yapısında mutfaklar ve banyolar daha büyük
tasarlanıyor artık ve sosyalleşilen alanlar haline geliyor. Bu konuda neler
söyleyeceksiniz?
İnsanların artık standart olanı kabul etmeyip kendilerine
özel, ideal yaşam alanları geliştiriyor olması önemli. Özel olanı bulabilmek
içinde hem daha fazla enerji hem de daha fazla para harcanıyor. İnsanlar yeni
ev aldıklarında önce mutfak ve banyosunu değiştiriyorlar. Zira banyo ve
mutfakların ömrü evin ömründen daha kısadır. Önceki dönemlere göre banyo ve
mutfaklar evin daha önemli alanları haline gelmeye başladılar.
Geleceğin evleri nasıl olacak?
Geleceğin evlerinde mutfak ve banyolar öne çıkıyor.
Mutfaklar sosyalleşme alanı haline geldiğinden alan olarak da daha fazla yer
kaplamaya başlıyor. İnsanlar aynı zamanda evlerinin karakterlerini yansıtmasını
da istediklerinden projeler üzerinde daha fazla kafa yoruluyor. Tabi bütün
bunlar yaşadığınız ülkenin insanlarının ekonomik gelir düzeyleri ile de
yakından ilgili. Örneğin Hollanda’da orta sınıfın iç mimari(interior design)
ile daha fazla ilgilendiğine şahit oluyorum. Yıllar önce böyle değildi.
İnsanların temel ihtiyaçlarını karşılama gibi daha önemli sorunları vardı.
Ekonomik gelir seviyeleri arttıkça buna paralel yaşadıkları mekanlara daha
fazla önem göstermeye başladılar.
Türk mimarisi hakkında neler biliyorsunuz?
Doğrusunu söylemek gerekirse çok fazla bilgim yok. Birkaç
makale okumuştum İstanbul mimari ile ilgili bir de Hollanda’da şimdi adını
unuttuğum bir Türk mimarın sergisini gezmiştim. Ama bu konuda daha fazla bilgi
edinmek istediğimi biliyorum.
İstanbul’da projeler gerçekleştirecek misiniz?
Aslında bunu çok isterim fakat burada işlerin nasıl yürüdüğü
konusunda pek bir fikrim yok. Yeni yeni öğreniyorum.