26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


Sonraki Sayfa >>

ÇAĞDAŞ MİMARLIĞIN  GURUSU JACOB VAN RIJS

 

İnsanların artık standart olanı kabul etmeyip kendilerine özel, ideal yaşam alanları geliştiriyor olması önemli. Özel olanı bulabilmek için de hem daha fazla enerji hem de daha fazla para harcanıyor. İnsanlar yeni ev aldıklarında önce mutfak ve banyosunu değiştiriyorlar.

Kurulduğu 1991 yılından bu yana mimarlık dünyasının gündeminden hiç düşmeyen ve çağdaş mimarlığın kilometre taşlarından birini oluşturan MVRDV mimarlık firmasının kurucularından mimar Jacob van Rijs Türkiye’deydi.

 

 

Arkimeet'in geçtiğimiz Aralık ayındaki konuğu mimar Jacob van Rijs oldu. Kurulduğu 1991 yılından bu yana mimarlık dünyasının gündeminden hiç düşmeyen ve çağdaş mimarlığın kilometre taşlarından birini oluşturan MVRDV mimarlık firmasının kurucularından mimar Jacob van Rijs Türkiye'deki profesyoneller, akademisyenler ve öğrenciler ile çalışmlarını ve görüşlerini paylaştı. Arkitera Mimarlık Merkezi tarafından organize edilen konferanslar ve sergiler serisinden önce Jacop Van Rijs ile bir söyleşi yaptık.

MVRDV’den bahseder misiniz?

Üç ortaklı bir mimarlık bürosuyuz. Mimari de yeni açılımlar getirmeyi amaçlıyoruz ve projelerimizi seçerken de buna dikkat ediyoruz. Kütle ile ilgileniyoruz ve bu doğrultuda stratejiler geliştirmek için çalışıyoruz.

Ekoloji ve mimarlığı nasıl ilişkilendiriyorsunuz?

Doğrusu bu ilişkilendirmenin doğal yollardan yapılması gerektiğine inanıyorum. Ekolojik yaşama zorlama hassasiyet göstermek bize pek uymuyor. Bir bakın etrafınıza ne kadar çok ekolojik olduğu söylenen ürün var. Birçoğu sırf görüntü hiçbir anlamı yok, ekoloji ile uzaktan yakından ilgisi yok. Bizim için önemli olan ekolojik konseptler oluşturabilmek.

Bir mimar olarak İstanbul’u nasıl tanımlarsınız? Eğer şehir bir değişim gerektiriyorsa bu sizce nasıl bir dönüşüm olmalı?

Bence çok fazla değiştirilmesi gerekmiyor. İstanbul’un çok canlı ve heyecan verici bir şehir olduğunu düşünüyorum. Hızlı büyümesinin getirdiği problemleri de göz ardı etmemek gerekir. Fakat bu problemler tüm hızlı büyüyen şehirlerde olur. Burada yapılması gereken büyümenin kontrol edilebilmesi ve insanlara yaşanabilir çevreler sunulabilmesi.

Peki şehirdeki eski yeni dengesi hakkında neler söyleyeceksiniz?

Şehirdeki eski doku ile modern yapının uyumlu olduğunu gözlemledim. Gezerken gerçekten çok etkilendiğim mimari yapılarla karşılaştım. Yeni binalar yapılırken eski olanların da aralarında yaşayabilecekleri alanlar bırakılmış. Bu da doğal ve organik bir görüntü kazandırmış şehre. Eskiyi tamamen yok etmeden yeniyi onun etrafına inşa etmek önemli. Bu da İstanbul’da başarılmış. 

KM3(kilometreküp) isimli kitabınızdan bahsedebilir misiniz?

Dünyanın optimizasyonu ile ilgili önemli bir çalışma. Bazı olanakların maksimum kapasiteleri ile ilgili bir araştırma. Projelerden oluşan bir katalog şeklinde oluşturduk kitabı. Projelerimizi kendi oluşturduğumuz kategorilere bölüp sınıflandırdık. Kısaca bu kitap doğal kaynakların şehir mimarisinde nasıl en etkin şekilde kullanılabileceğinin hikayesi.  

Modern evlerin mimari yapısında mutfaklar ve banyolar daha büyük tasarlanıyor artık ve sosyalleşilen alanlar haline geliyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

İnsanların artık standart olanı kabul etmeyip kendilerine özel, ideal yaşam alanları geliştiriyor olması önemli. Özel olanı bulabilmek içinde hem daha fazla enerji hem de daha fazla para harcanıyor. İnsanlar yeni ev aldıklarında önce mutfak ve banyosunu değiştiriyorlar. Zira banyo ve mutfakların ömrü evin ömründen daha kısadır. Önceki dönemlere göre banyo ve mutfaklar evin daha önemli alanları haline gelmeye başladılar.

Geleceğin evleri nasıl olacak?

Geleceğin evlerinde mutfak ve banyolar öne çıkıyor. Mutfaklar sosyalleşme alanı haline geldiğinden alan olarak da daha fazla yer kaplamaya başlıyor. İnsanlar aynı zamanda evlerinin karakterlerini yansıtmasını da istediklerinden projeler üzerinde daha fazla kafa yoruluyor. Tabi bütün bunlar yaşadığınız ülkenin insanlarının ekonomik gelir düzeyleri ile de yakından ilgili. Örneğin Hollanda’da orta sınıfın iç mimari(interior design) ile daha fazla ilgilendiğine şahit oluyorum. Yıllar önce böyle değildi. İnsanların temel ihtiyaçlarını karşılama gibi daha önemli sorunları vardı. Ekonomik gelir seviyeleri arttıkça buna paralel yaşadıkları mekanlara daha fazla önem göstermeye başladılar.

Türk mimarisi hakkında neler biliyorsunuz?

Doğrusunu söylemek gerekirse çok fazla bilgim yok. Birkaç makale okumuştum İstanbul mimari ile ilgili bir de Hollanda’da şimdi adını unuttuğum bir Türk mimarın sergisini gezmiştim. Ama bu konuda daha fazla bilgi edinmek istediğimi biliyorum.

İstanbul’da projeler gerçekleştirecek misiniz?

Aslında bunu çok isterim fakat burada işlerin nasıl yürüdüğü konusunda pek bir fikrim yok. Yeni yeni öğreniyorum.

Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67059 - unknown - 38.107.179.240