26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Cesur erik, bilge hamsi, sevdalı kedi…

 

... Bitkileri ve hayvanları da sürüklüyoruz yanımızda…

Küremiz ısındıkça, ruhlarımız soğuyor…

 

Hikaye/Story: MURAT UYURKULAK

 

Tomurcukları patlatıp hayatı yeşile boyayan

ilkbahar değilmiş meğer, kışmış…

 

Kış soğuğu kaç kez öfkeden ağlatacak oldu beni küçükken. Bornova’nın o meşhur sabah ayazında, okula giderken ellerimiz donardı, parmaklarımızı açamazdık bir ders boyunca. Sınıfın ortasında çıtır çıtır yanan odun sobasının etrafındaki öğrenci halkalarından, okula kimin hangi mesafeden geldiğini anlayabilirdiniz. En iç halkadakiler en uzaktan, en dıştakiler en yakından… Müfit ve Caner’in ise hep sıralarında oturduğunu hatırlarım. Okul lojmanında kalan hademenin ikiz oğulları…

Babam, cumhuriyete bağlı her memur gibi, tasarruflu ve dürüst bir adamdı. Uzun zaman, biraz yaşlanana dek, iki-üç yılda bir değiştirmek zorunda kaldığı kira evlerine ağır ağır eşyaları bizzat taşıdı, kendisi gibi pos bıyıklı memur arkadaşlarıyla beraber, bazen sağanak yağmurun altında, dondurucu soğukta…

Kamyonun kapımızın önüne boşalttığı bir ton kömürü de başkası taşıyacak değildi elbet. Kollarım yük kaldırabilir hale geldikten sonra ben de yapıştım kovaların sapına, babamla birlikte erittik o kara kömür yığınlarını yıllarca…

Kömürü taşımakla kalsa ne âlâ… Kömür pek netameli bir şeydi doğrusu… Önce kömürlüğe taşıyordun, sonra kovaya doldurup evin içine, kovayı sobanın içine, soba gürül gürül yanıyordu, ısıtıyordu sağ olsun, ama sonra biz uyurken sönüyordu ve sabah, uyanır uyanmaz, tuhaf kokulu o kül yığınını tekrar sobadan çıkarman, evin dışına taşıman ve uygun bir yere boşaltman gerekiyordu… Dayanılır gibi değildi…

Ve o kış sabahları… Yorganın altından çıkamazdım bir türlü. Yorganın içi sıcak bir cennet, dışı soğuk bir cehennemdi. Yorganın içi, bütün okulları, bütün dersleri, bütün sınavları, bütün anne nasihatlerini, baba azarlarını manasız kılan bir tür mutluluk ülkesiydi…

Ne mis gibi kokan kızarmış ekmeklere, ne sahanda yumurtalara, ne de anneanne mamulü leziz reçellere feda edilebilir bir huzurdu… Hep feda etmek lazımdı lakin, hem de ne saçma bir gerekçeyle, günün birinde lise mezunu sayılabilmek için…

Bizim İzmir’de kar yağmaz pek, yağdığında da adeta bir şaşkınlar festivali yaşanır, özellikle çocuklar için… Topu topu iki-üç santim birikmiş karı o birkaç saat içinde yakaladın yakaladın… Biraz geciktin mi, başka çocuklardan dinlerdin kartopu savaşı hikâyelerini… Geldiği gibi giderdi namussuz, ama mutlaka gelirdi…

Küçük bir akrabam var İzmir’de, dünya tatlısı, altı yaşında cin gibi bir oğlan… Arada bir konuşuyoruz telefonda… Geçenlerde, rutin temenni-nasihat hali, dikkat et kendine dedim, kıştır, üşütme… Soğuk değil ki, dedi, cıvıltılı sesiyle, hiç üşümüyoruz biz… Sonra sordu: Sizin orada kar yağıyormuş, ben gelince de yağar mı? Ben onun kadar dürüst değilim… Artık yağmıyor diyemedim, soğuk değil ki diyemedim… Yağar diye cevapladım, kartopu oynarız sen gelince…

“Soğuk değil ki, hiç üşümüyoruz!”

İşte, yaklaşan kıyametin kelimeleri bunlar…

Erik ağaçlarını aldatıp ocak ortasında çiçek açtıran…

Hamsilerin kafasını karıştırıp başka sulara kaçıran…

Kedileri erken çiftleşmelere kandıran…

Rekabetin, hırsın, bencilliğin mezbahaya çevirdiği bir dünyada, felaketimize yürüyoruz emin adımlarla…

Bitkileri ve hayvanları da sürüklüyoruz yanımızda…

Küremiz ısındıkça, ruhlarımız soğuyor…

Paranın ayazı uğulduyor, cehenneme dönen sokaklarda…

Kâr hırsı, bütün karları eritiyor…

 

Ne kadar mühimmiş, o soğuktan bir türlü açamadığım küçük ellerim…

Kömür sobaları vefalı birer dost, yorganların dışı dirimmiş…

Tomurcukları patlatıp hayatı yeşile boyayan ilkbahar değilmiş meğer, kışmış…

Ve bütün insanlık olarak, hamsi kadar beynimiz, erik ağacı kadar cesaretimiz, kedi kadar şevkimiz yokmuş, yaşamak hususunda…

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67080 - unknown - 38.107.179.236