Sulukule tarihe
karışırken…

Yazı/Text: YELİZ ERKOÇ
Fotoğraflar/Photos: FATİH PINAR
Çingenelerin en önemli yerleşim yerlerinden Sulukule
bugünlerde tartışma yaratan kentsel dönüşüm projesiyle gündemde. Büyükşehir
Belediyesi, Fatih Belediyesi ve Toplu Konut İdaresi işbirliğiyle, Hatice ve
Neslişah Sultan mahallelerinde başlatılan kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde
evlerin birinci kısım yıkımları yapıldı…

“Fatih İstanbul’u fethettiğinde bile Sulukule buradaymış,
ama yıkımla her şey sona erecek.”
Sulukule’ye gitmek üzere beklediğim otobüs durağında başladı
darbuka sesleri. İki küçük çocuk darbukalarıyla otobüse bindiklerinde onlarla
aynı durakta ineceğimi çoktan anlamıştım. İçlerinden muzip gülümseyişli olanı
yol boyunca yanına oturduğu kadınla sohbet etti. Çok canayakın ve çok zekiydi.
Elinde darbuka tutan ve yaşı diğerinden biraz büyük olanla son durakta göz göze
geldik, artık inme vaktiydi…
‘Sulukule nerede’ diye sormaya kalmadı surlar gösterdi
kendini. Taş duvarların refakatinde girdim semtin çamurlu yollarına. Mahalleye
adım attığım anda gözler üstüme çevrildi. Çocuklar etrafımı sarıp sorularını
sıraladılar. Gelip gidene alışkınlardı. Yabancıları sevip ilgi gösterirlerdi.
Ama son zamanlarda kimi görseler tepkiyle karşılıyorlardı. Çünkü evleri için yıkım
kararı verilmişti.
Anadolu’da yaşayan çingenelerin serüveni oldukça eski
tarihlere kadar uzanır. Bizans İmparatorluğu’nun eski tarihi metinlerinde
‘Athinganoi’ adlı bir mezhebin üyelerinden bahsedilir. Bu mezhebin üyeleri,
falcılık, büyücülük gibi gizem sanatları ile geçimlerini sağlıyorlardı ve
kiliseyle sorunlar yaşıyorlardı. Kimileri bu grubun gerçek çingeneler
olmadıklarını iddia eder. Buna karşılık Türkçeye çingene olarak geçen kelimenin
kökeninin athinganoi sözcüğünden geldiği konusunda genel bir uzlaşma var.
Çingenelerin 1054 yılında, yani Türklerden 400 yıl önce İmparator Konstantin
döneminde İstanbul’a geldikleri de öne sürülüyor.
Çingeneler kendilerine özgü yaşam biçimleri ile her zaman
tepki çektiler. Düzenli olmayan aralıklarla çingene toplulukları sınırdışı
edildi veya kentlerin çeperindeki sur diplerinde yaşamaya zorlandılar. İşte
bugünkü Sulukule de Çingenelerin surdibinde mesken tuttuğu bu yerleşim
yerlerinden biri.
Sulukule bugünlerde tartışma yaratan kentsel dönüşüm
projesiyle gündemde. Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi ve Toplu Konut
İdaresi (TOKİ) işbirliğiyle, Hatice ve Neslişah Sultan mahallelerinde
başlatılan kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde evlerin birinci kısım yıkımları
yapıldı. Mahallede yaşayan yaklaşık 3500 Çingene -kendilerine Roman denmesini
tercih ediyorlar- yıkım kararları karşısında tepkili. Her ne kadar yetkililer,
‘bu dünyanın en sosyal projesi’ deseler de mahalle halkı aynı görüşü
paylaşmıyor. Mahallede, gerçekleştirilecek ikinci etap yıkımlar dolayısıyla gergin
bir hava hakim. Doğma büyüme Sulukuleli bir bey, “Anılarımızı, atalarımızı
nasıl bırakır gideriz. Hiç sorma bacım alem mort oldu” diyor kendine özgü
üslubuyla. Güvercinleriyle bir ömür geçirmiş Hacı Yusuf ise, yıkıntıların
arasında sıkışıp kalmış güvercin kümesinin yanıbaşında dalgın, düşünceli…
Mahalleden ayrılmak zorunda kalmaktan çok güvercinlerini bırakacağına üzülüyor.
“İnsan gibidir bu mübarekler. Her akşam uyumak için yuvalarını bilir, gelirler.
Bize de onlara da yazık olacak,” diye yakınıyor yıkımları düşündükçe.
Sulukule, Cumhuriyet dönemi boyunca da sürekli yıkımlarla ve
sürgünlerle karşı karşıya kaldı. 1950’lerde Menderes yıkımları sırasında
mahallenin bir bölümü ortadan kaldı. Semt sakinleri şehrin dışında kalan bir
bölgeye sürgün edildi. Sulukule’ye sonradan gelenler ise eski evlerin
yıkıntılarına yerleştiler. Böylelikle çok elverişsiz koşullar altında da olsa
Sulukule’de çingene yerleşimi devam etti. 1982’de mahalle bir kez daha yıkıldı.
Millet Caddesi’ne daha yakın olan eski Sulukule bütünüyle ortadan kaldırıldı.
İstanbul’un eğlence merkezi kabul edilen şenlikli Sulukule de bu yıkımlarla
birlikte ruhunu yavaş yavaş kaybetti. Özellikle surlara yaslı bulunan eğlence
evleri sahiplerinin televizyon filmlerine bile konu olan renkli yaşamları da
yine sadece filmlerde kaldı. Şu an mahallede yaşayan gençler o günleri efsane
anlatırmışçasına aktarıyor bizlere. “Onların kavgaları, düğünleri bile şenlikli
geçermiş. Yıkımlarla Roman vatandaşlar işlerinden oldular. Şanslı olanlar
şehrin içine yayılıp oradaki mekanlarda çalışmaya başladılar. Kalanlar ise
kaçınılmaz bir yoksulluğa mahkum oldular.”
Neslişah Mahallesi’nden Hasan Amca yetmiş altı yaşında.
Gençliğinde birçok işle uğraşmış. Semtin canlı tanığı Hasan Amca, “Eğlence
haneler tamamen yıkıldı. Fatih İstanbul’u fethettiğinde bile Sulukuleliler
buradaymış. Ama bu yıkımdan sonra her şey sona erecek kızım annadın mı?” diyor.
Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği
Başkanı Şükrü Pündük sivil toplum örgütleri ve üniversitelerle sürekli görüşme
halinde. Özellikle Sulukule için sosyal projeler üretmeye çalışan Pündük, “Bu
tarihi yok etmek kolay, korumak zordur. Roman vatandaşlarımızın eğitim
seviyelerini yükseltmek ve yaşam koşullarını iyileştirmek adına çalışmalar
yürütüyoruz. Kentsel dönüşüm projesi hakkında ise bizlere hiç danışılmadı.
Sadece karar alındı ve uygulanıyor,” diyor.
İstanbul’un bir rengi daha bina yıkıntılarının arasında
kayboluyor. Varlığı her zaman neşeyle eş tutulmuş Çingeneler belirsiz
geleceklerinden kaygılılar. Kor gibi yürekleriyle, müziğin adını bile duyunca
kaynayan kanlarıyla farklılar. Fark yarattıkları ve yüzyıllardır varoldukları
yaşam alanlarından haklı olarak ayrılmak istemiyorlar. Kentsel dönüşüm
projesinin bir çöküntü alanı olarak görülen bu bölgeyi rehabilite mi edeceği
yoksa tamamen ortadan mı kaldıracağını zaman gösterecek.
