Volkan Işık En
hızlı Türk

Yazı/Text: BURÇİN ÜNLÜ
Fotoğraf/Photo: SERVET DİLBER
Birçok insana göre Volkan Işık Türkiye’nin gelmiş
geçmiş en iyi yarışçısı, daha da ileri gidip efsane olduğunu söyleyenler bile
var…

İki Türkiye şampiyonluğu, farklı kategorilerde sayısız
birincilik, Dünya Ralli Şampiyonası’nda genel klasman altıncılığı… Tüm bunlar
Volkan Işık’ı Türkiye’nin en başarılı yarış pilotu yapıyor. Aslında o sadece
pilot değil, Türkiye’de tasarlanan Fiat Palio Super 1600’ün geliştirme çalışmalarında
aktif rol oynayan, verdiği seminerle yeni pilotlar yetiştirmeye çabalayan,
Lassa’yla birlikte yarış lastiği geliştiren, yarış takımı kuran kısacası
otomobil sporlarının birçok alanına katkısı olan bir isim. Bu katkılarına hız
kesmeden devam ediyor. Bu sene pilot olarak Avrupa Şampiyonası’nda yarışacak
olan Işık, kendi takımı olan Delta Motorsports’un yanı sıra Lassa Rally Team ve
Yurtiçi Kargo Team’den de sorumlu. Bunun yanısıra artık gelenekselleşen ‘Volkan
Işık’la Ralliye İlk Adım’ seminerlerini bir adım ileri götürüp okul dönüştürmek
için uğraşıyor.
Peki tüm bunlar nasıl başladı? Bu sorunun cevabı için
1989’daki ilk yarışına, Ali Sipahi Rallisi’ne gitmek gerekiyor. “İlk yarışımda
30 yarışçı içinde 8. olunca dedim ki bu benim sporum. O gün gelecekle ilgili
hedeflerimi oluşturmuştum.”
Geçen yıllar boyunca kazandığı başarılar Volkan Işık’ın ne
kadar doğru bir karar verdiğini ispatlar nitelikte. Ancak 18 yıllık kariyeri
boyunca bir yıl var ki o yılı ne kendi, ne de hayranları unutabiliyor; Dünya
Ralli Şampiyonası’nda büyük başarılara imza attığı 1999. Portekiz, Çin ve San
Remo rallilerinde FIA Teams Cup birinciliği, Çin’de genel klasmanda 6.lığıyla
gelen puan (Dünya Ralli Şampiyonası’nda puan almayı başaran ilk ve tek Türk
pilot).
Yıldızının parladığı 14 yarışın ardından, tam da dünya
çapında bir yıldız doğuyor denildiği sırada takımıyla düştüğü anlaşmazlık dünya
şampiyonasına veda etmesine neden oluyor. O dönemde geride bırakmayı başardığı
Peter Solberg birkaç sene sonra dünya şampiyonu olurken Volkan Işık 2000 ve
2001’i yarışmadan geçiriyor. Geriye dönüp baktığında yarış hayatındaki en büyük
hayal kırıklığının bu olduğunu söylüyor. Haksızlığa uğradığını düşünen Işık bu
olayın ardından spor hayatında farklı açılımlara yöneliyor.
“2 sene oturunca neden böyle oldu diye uzun uzun düşündüm.
Ardından kendi çabamla bir şeyler başlattım. Şimdi geçmişe dönüp baktığımda
yapmış olduğum işlerin arasında sporculuk ufak bir yer tutuyor. Ben artık
otomotiv sanayiyle iç içe çalışan, buradan edindiğim birikimle yeni iş alanları
yaratmaya çalışan bir kişiyim.”
2002 yılından beri Fiat Abarth Motorsports takımında olan
Işık, 40 yaşında olmasına rağmen hala ülkenin en hızlı ralli pilotu olarak
kabul görüyor. Üstelik en yakın rakipleri de kendi yaş grubundan. Bu işte bir
gariplik yok mu diye sorduğumuzda “Türkiye’de çok iyi genç isimler var ama spor
disiplinleri yok” cevabını verip sözü Türkiye’deki sisteme getiriyor.
“Yukarı çıktıkça işler zorlaşır. Bir yerden sonra kabiliyet
yetmez. Avrupa’da kabiliyetli, disiplinli, özverili ve biraz da pratik zekası
olan pilot bir yerlere gelebilir. Çünkü orada bir sistem var, hızınıza tecrübe
ve zeka gibi özellikleri eklediğinizde sistem içinde yer bulup tırmanmaya
başlarsınız. Türkiye’de ise şartlar ağır olduğu için daha fazla özelliğe
ihtiyacınız var. Daha fazla sabırlı ve sonsuz özverili olmalısınız. Türkiye
şampiyonu olmak bile çok bir şey değiştirmiyor. Örneğin geçen senenin Türkiye
şampiyonu Ercan Kazaz küçük bir desteğin dışında cebinden para ödeyip yarıştı,
bu sene yarışabilmek için sponsor arıyor.”
İyi de bu kadar meşakkatli bir işi insan neden yapar, neden
yarışır?
“Benim kimseyle bir derdim yok ben kendimle yarışıyorum.
Aslında ben otomobili kontrol edebilmeyi, sevdiğim bir alanda kendimi geliştirmeyi
seviyorum.”
Bir pilot yarışırken ne hisseder? Keyif, korku, heyecan?
“Yarışırken keyif alınmaz. Almış olduğunuz görevi yerine
getirmek için çabalarsınız. Yarış sırasında stres vardır, düşünce vardır,
konsantrasyon vardır, korku vardır. İşin içinde eğlence olursa her şey boşa
gider. Bu iş yarış bittikten sonra keyiflidir. Hatta yarış içinde ben bu
eziyeti kendime neden çektiriyorum dediğiniz çok olur.”
Parkurlarda çok yüksek süratlere çıkan, hızı yaşamının
parçası haline getirmiş biri İstanbul’un ağır trafiği için ne düşünüyor?
“Trafikle bir problemim yok alıştım artık, zaten ben hızlı araba kullanmayı
sevmem.”
Konu trafikten sürücülere geldiğinde eleştirilerini arka
arkaya sıralıyor, “Türkiye’de trafik kültürü yok, Türk sürücüsü kendini
beğenmiş, herkes kendini Schumacher gibi görüyor”
Röportajlarda sıkça sorulan “Volkan Işık nasıl biri?”
sorularını tipik bir başak burcu olduğunu söyleyerek yanıtlıyor. Titiz,
mükemmelliyetçi, çalışkan ve takıntılı... Sıraladığı özelliklere bakıp zor bir
hayatınız olmalı dediğimizde bize onay veriyor. “Rahatlamak için eskiden
otomobil sporuyla uğraşıyordum artık başka şeyler yapmanın zamanı geldi”
Ekşi Sözlük’te hakkında yazılan “arabaları idare etmedeki
yeteneğini kadınları idare etmekte gösteremeyen ve zincirleme duygusal kazalara
sebebiyet veren dikkatsiz ralli pilotu” cümlesi hatırlatıldığında gülüp suçu
işine atıyor. “Otomobil sporu özveri istiyor. Bu da kadınlarla olan
ilişkilerinizi etkiliyor. Bir dönem kalp kırdığımız olmuştur.”
Her ne kadar “Hayatımdan otomobil sporlarını çıkardığımda
geriye pek bir şey kalmaz” dese de anlaşılıyor ki birçok hobisi var. Otomobil
sporlarından sonra en büyük tutkusu deniz… Bir teknesi olan, yakınlarda büyük
bir tekne daha almayı planlayan Işık yüzmeyi çok seviyor. Yüzmenin dışında birçok
sporla haşır neşir. İşi gereği olan kondisyon çalışmalarının yanısıra, fırsat
buldukça koşuyor, motokross yapıyor, tekne yarışlarını seyrediyor. Yakın
çevresinin söylediğine göre çok da iyi bir baterist.
“Müzik keyif alarak uğraştığım bir şey. Ne yazık ki vaktim
olmadığı için artık bateri çalamıyorum. Otomobil sporu bitmeyecek gibi ama bir
gün biterse bateriyle farklı bir hedefim var” sözlerinden anlaşılacağı gibi
müzik de iddialı olduğu bir konu. Aslında o yaptığı her işte iddialı
insanlardan. Yaptığı hiçbir işi iş olsun diye yapmıyor, kendine hedefler koyup
bu hedefleri gerçekleştirmek için sonuna kadar savaşıyor. “Küçük hayaller
kurmam, kurduğum hayali gerçekleştiririm” lafı da bunu anlatmıyor mu?