26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Volkan Işık En hızlı Türk

 

 

Yazı/Text: BURÇİN ÜNLÜ

Fotoğraf/Photo: SERVET DİLBER

 

Birçok insana göre Volkan Işık Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi yarışçısı, daha da ileri gidip efsane olduğunu söyleyenler bile var…

 

 

İki Türkiye şampiyonluğu, farklı kategorilerde sayısız birincilik, Dünya Ralli Şampiyonası’nda genel klasman altıncılığı… Tüm bunlar Volkan Işık’ı Türkiye’nin en başarılı yarış pilotu yapıyor. Aslında o sadece pilot değil, Türkiye’de tasarlanan Fiat Palio Super 1600’ün geliştirme çalışmalarında aktif rol oynayan, verdiği seminerle yeni pilotlar yetiştirmeye çabalayan, Lassa’yla birlikte yarış lastiği geliştiren, yarış takımı kuran kısacası otomobil sporlarının birçok alanına katkısı olan bir isim. Bu katkılarına hız kesmeden devam ediyor. Bu sene pilot olarak Avrupa Şampiyonası’nda yarışacak olan Işık, kendi takımı olan Delta Motorsports’un yanı sıra Lassa Rally Team ve Yurtiçi Kargo Team’den de sorumlu. Bunun yanısıra artık gelenekselleşen ‘Volkan Işık’la Ralliye İlk Adım’ seminerlerini bir adım ileri götürüp okul dönüştürmek için uğraşıyor.

Peki tüm bunlar nasıl başladı? Bu sorunun cevabı için 1989’daki ilk yarışına, Ali Sipahi Rallisi’ne gitmek gerekiyor. “İlk yarışımda 30 yarışçı içinde 8. olunca dedim ki bu benim sporum. O gün gelecekle ilgili hedeflerimi oluşturmuştum.”

Geçen yıllar boyunca kazandığı başarılar Volkan Işık’ın ne kadar doğru bir karar verdiğini ispatlar nitelikte. Ancak 18 yıllık kariyeri boyunca bir yıl var ki o yılı ne kendi, ne de hayranları unutabiliyor; Dünya Ralli Şampiyonası’nda büyük başarılara imza attığı 1999. Portekiz, Çin ve San Remo rallilerinde FIA Teams Cup birinciliği, Çin’de genel klasmanda 6.lığıyla gelen puan (Dünya Ralli Şampiyonası’nda puan almayı başaran ilk ve tek Türk pilot).

Yıldızının parladığı 14 yarışın ardından, tam da dünya çapında bir yıldız doğuyor denildiği sırada takımıyla düştüğü anlaşmazlık dünya şampiyonasına veda etmesine neden oluyor. O dönemde geride bırakmayı başardığı Peter Solberg birkaç sene sonra dünya şampiyonu olurken Volkan Işık 2000 ve 2001’i yarışmadan geçiriyor. Geriye dönüp baktığında yarış hayatındaki en büyük hayal kırıklığının bu olduğunu söylüyor. Haksızlığa uğradığını düşünen Işık bu olayın ardından spor hayatında farklı açılımlara yöneliyor.

“2 sene oturunca neden böyle oldu diye uzun uzun düşündüm. Ardından kendi çabamla bir şeyler başlattım. Şimdi geçmişe dönüp baktığımda yapmış olduğum işlerin arasında sporculuk ufak bir yer tutuyor. Ben artık otomotiv sanayiyle iç içe çalışan, buradan edindiğim birikimle yeni iş alanları yaratmaya çalışan bir kişiyim.”

2002 yılından beri Fiat Abarth Motorsports takımında olan Işık, 40 yaşında olmasına rağmen hala ülkenin en hızlı ralli pilotu olarak kabul görüyor. Üstelik en yakın rakipleri de kendi yaş grubundan. Bu işte bir gariplik yok mu diye sorduğumuzda “Türkiye’de çok iyi genç isimler var ama spor disiplinleri yok” cevabını verip sözü Türkiye’deki sisteme getiriyor.

“Yukarı çıktıkça işler zorlaşır. Bir yerden sonra kabiliyet yetmez. Avrupa’da kabiliyetli, disiplinli, özverili ve biraz da pratik zekası olan pilot bir yerlere gelebilir. Çünkü orada bir sistem var, hızınıza tecrübe ve zeka gibi özellikleri eklediğinizde sistem içinde yer bulup tırmanmaya başlarsınız. Türkiye’de ise şartlar ağır olduğu için daha fazla özelliğe ihtiyacınız var. Daha fazla sabırlı ve sonsuz özverili olmalısınız. Türkiye şampiyonu olmak bile çok bir şey değiştirmiyor. Örneğin geçen senenin Türkiye şampiyonu Ercan Kazaz küçük bir desteğin dışında cebinden para ödeyip yarıştı, bu sene yarışabilmek için sponsor arıyor.”

İyi de bu kadar meşakkatli bir işi insan neden yapar, neden yarışır?

 “Benim kimseyle bir derdim yok ben kendimle yarışıyorum. Aslında ben otomobili kontrol edebilmeyi, sevdiğim bir alanda kendimi geliştirmeyi seviyorum.”

Bir pilot yarışırken ne hisseder? Keyif, korku, heyecan?

 “Yarışırken keyif alınmaz. Almış olduğunuz görevi yerine getirmek için çabalarsınız. Yarış sırasında stres vardır, düşünce vardır, konsantrasyon vardır, korku vardır. İşin içinde eğlence olursa her şey boşa gider. Bu iş yarış bittikten sonra keyiflidir. Hatta yarış içinde ben bu eziyeti kendime neden çektiriyorum dediğiniz çok olur.”

Parkurlarda çok yüksek süratlere çıkan, hızı yaşamının parçası haline getirmiş biri İstanbul’un ağır trafiği için ne düşünüyor? “Trafikle bir problemim yok alıştım artık, zaten ben hızlı araba kullanmayı sevmem.”

Konu trafikten sürücülere geldiğinde eleştirilerini arka arkaya sıralıyor, “Türkiye’de trafik kültürü yok, Türk sürücüsü kendini beğenmiş, herkes kendini Schumacher gibi görüyor”

Röportajlarda sıkça sorulan “Volkan Işık nasıl biri?” sorularını tipik bir başak burcu olduğunu söyleyerek yanıtlıyor. Titiz, mükemmelliyetçi, çalışkan ve takıntılı... Sıraladığı özelliklere bakıp zor bir hayatınız olmalı dediğimizde bize onay veriyor. “Rahatlamak için eskiden otomobil sporuyla uğraşıyordum artık başka şeyler yapmanın zamanı geldi”

Ekşi Sözlük’te hakkında yazılan “arabaları idare etmedeki yeteneğini kadınları idare etmekte gösteremeyen ve zincirleme duygusal kazalara sebebiyet veren dikkatsiz ralli pilotu” cümlesi hatırlatıldığında gülüp suçu işine atıyor. “Otomobil sporu özveri istiyor. Bu da kadınlarla olan ilişkilerinizi etkiliyor. Bir dönem kalp kırdığımız olmuştur.”

Her ne kadar “Hayatımdan otomobil sporlarını çıkardığımda geriye pek bir şey kalmaz” dese de anlaşılıyor ki birçok hobisi var. Otomobil sporlarından sonra en büyük tutkusu deniz… Bir teknesi olan, yakınlarda büyük bir tekne daha almayı planlayan Işık yüzmeyi çok seviyor. Yüzmenin dışında birçok sporla haşır neşir. İşi gereği olan kondisyon çalışmalarının yanısıra, fırsat buldukça koşuyor, motokross yapıyor, tekne yarışlarını seyrediyor. Yakın çevresinin söylediğine göre çok da iyi bir baterist.

“Müzik keyif alarak uğraştığım bir şey. Ne yazık ki vaktim olmadığı için artık bateri çalamıyorum. Otomobil sporu bitmeyecek gibi ama bir gün biterse bateriyle farklı bir hedefim var” sözlerinden anlaşılacağı gibi müzik de iddialı olduğu bir konu. Aslında o yaptığı her işte iddialı insanlardan. Yaptığı hiçbir işi iş olsun diye yapmıyor, kendine hedefler koyup bu hedefleri gerçekleştirmek için sonuna kadar savaşıyor. “Küçük hayaller kurmam, kurduğum hayali gerçekleştiririm” lafı da bunu anlatmıyor mu?

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67092 - unknown - 38.107.179.238