26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa

“Sponge” Sünger İstanbul 2056

    

 

Strüktürün Beyoğlu üzerindeki kısmi kesiti. Su pullarla temas ederek iç hazneye çekilir, ayrıca kıskaçlar vasıtasıyla zemin üstündeki su da emilir.

 

Mimar Yamaç Korfalı bu kurgusal projesinde, yarım yüzyıl sonraki İstanbul’a ilişkin bir çözüm önerisi getirmek yerine, yakın bir geleceği, tanıdık bir çevre ve belirli bir tema içerisinde, farklı bir bakış açısıyla karikatürize ederek ifade etmeye çalışıyor.

 

Cephe arkasında filtre işlevi gören katmanlar suyu arındırır.

 

Yamaç Korfalı n “The Sponge, İstanbul 2056” projesini, 2006 yılında ertelenen İstanbul Mimarlık Bienali kapsamında tasarlamaya başladım. Teması “Su ve Asfalt” olarak açıklanan bienal, geçmişte deniz ve nehirlerin, yani “su”yun, şehirlerin gelişiminde, kültürel ve coğrafi oluşumlarında oynadığı rolü; sanayi devrimi sonrasında otoyol ve araçlar ile “asfalt”ın, şehirlerin yapılanmaları ve birbirleriyle olan ilişkilerine olan etkisini; su ile asfaltın karşıtlıkları, çekişmeleri ve etkileşmelerini, özellikle de bir su şehri olan İstanbul’da bıraktıkları izleri irdelemektedir.

 

Bienal teması çerçevesinde İstanbul’da geçmişin izlerini inceleyerek, su ile asfaltın yaptığı güreşi gelecekte farklı bir platformda sergileme fikrinin ortaya çıkmasında, o günlerde medyada, küresel ısınma ve mevsimlerin değişmesi ve bu değişimin İstanbul, Londra, Rotterdam gibi su şehirleri üzerindeki etkilerinin tartışılıyor olması etkin oldu.

 

Küresel ısınmanın, dolayısıyla buzulların erimeye başlamasının başlıca nedenlerinden biri olarak, endüstri devrimi sonrası fosil yakıtlarının tüketilmeye başlaması ve bunun atmosferdeki sera gazlarının miktarını artırması gösteriliyor. “Küresel ısınma, uluslararası terörizmden daha büyük bir tehdit” diye açıklama yapan, İngiliz hükümetinin bilimsel konulardaki başdanışmanı Sir David King, konuyla ilgili olarak, buzulların erimesinin aslında yavaş gelişen bir süreç olduğunu, fakat küresel ısınmayla birlikte artan hava sıcaklığının bu süreci hızlandırdığını ve Grönland buz tabakasının erimesi halinde deniz seviyesinin 6-7 m yükseleceğini ileri sürdü.

 

Eski medeniyetlerin tarihlerine baktığımızda, doğal felaketlerle karşı karşıya kaldıklarını görüyoruz. Columbia Üniversitesi’nden Jeolog Dr. William Ryan ve Dr. Walter Pitman, günümüzden yaklaşık 7.500 yıl önce Marmara’da çok büyük bir doğa felaketinin meydana geldiğine dair kanıtları olduklarını açıkladılar. Karadeniz ve Boğaz sularının derinliklerinde yaptıkları incelemeler doğrultusunda, Karadeniz ile Akdeniz arasında baraj görevi yapan boğazın, MÖ 5600 yıllarında buzulların erimesi ve Akdeniz’in su seviyesinin yükselmesinden ötürü, açılarak Karadeniz’e taştığını ve yaklaşık 155.000 m2’lik bir alanın sular altında kaldığını belirttiler. (W. Ryan, W. Pitman, Noah’s Flood, Simon & Schuster, London, 1999)

 

Kısaca bahsettiğim bu veriler doğrultusunda, 50 sene sonra İstanbul’da deniz seviyesinin 7.500 sene öncesi gibi tekrar yükseldiğini varsayarak, burada yaşayan insanların geçmişteki gibi Mezopotamya’ya göç etmeden İstanbul’da su ile beraber günlük hayatlarına devam ettikleri ve bu yeni düzene uyum sağladıkları bir ortamı çizmeyi düşündüm. Galata ve çevresine odaklanarak, mesafelerin adımla değil kulaçla aşıldığı, öğrencilerin üniforma yerine dalgıç kıyafetleriyle okula gittiği, tramvay yerine denizaltıların kullanıldığı bir senaryo üzerine spekülasyon yapmaya çalıştım. Asfaltın suya yenik düştüğü bir raund ya da öyle sanılan.

 

Resim 6 ve 7’deki “Sponge” adlı şekilsiz kütle, İstanbul’da yükselen deniz seviyesiyle değişen sokak dokusunu ve yaşantısını, suyu içine emip hapsederek, tekrar eski haline dönüştürmeye yönelik tasarlanmıştır. 2 m kalınlığında kesit içerisindeki katmanlar kurgusu, insan derisindeki terleme (perspirasyon) işlevine benzer bir yöntemle suyun içeri alınmasını sağlar ve bu geçiş sürecinde filtre ederek suyu arındırır. Su, cepheyle temasa geçtiğinde, cephe üzerine giydirilmiş esnek pullar vasıtasıyla kütlenin iç haznesinde emilir. Kütle elastik bir yapıya sahiptir ve cephe üzerine basınç uygulandığında buna karşı reaksiyon gösterir. Suyun şekil vermeye çalıştığı bu “şekilsiz kütle”, yerleştirildiği sokak dokusuna adapte olarak farklı amaçlara –ulaşım gibi– hizmet verebilir. Kütlenin başlangıcı ve sonu belirsizdir ve aslında bunun fazla da önemi yoktur, çünkü odağı fiziksel yapısına değil de duruma çekmek ister.

 

Kurguya dayalı olan bu projeyi, bir çözüm önerisi yerine, yakın bir geleceği, tanıdık bir çevre ve belirli bir tema içerisinde, farklı bir bakış açısıyla karikatürize ederek ifade etmeye çalıştım. n Y.Mimar Yamaç Korfalı, YTÜ, Bartlett.

 

Cephedeki pullar, insan derisinin yaptığı terleme işlevinin tersini gerçekleştirerek suyu cepheden içeri alırlar.


 

Strüktürün Beyoğlu üzerinde farklı açılardan görünüşü.

 

Haliç’in günümüzdeki hali ile 50 sene sonra suların yükselmesiyle kaybolmuş dokusu, suların asfaltla bütünleşmesi.

 

Galata kulesinden bakıldığında, strüktürün, yerleştirildiği sokak üzerindeki görüntüsü.

<< Önceki Sayfa


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68793 - unknown - 38.107.179.240