26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

İnsan göğe bakmak ister kuşlar bahane...

 

 

Yazı/Text: BÜLENT KALE

Fotoğraflar/Photos: FATİH PINAR

 

'...Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza...'  Turgut Uyar

 

oğru. Üç güvercin gördüm. Meksika geldi aklıma. Ama önce Vaiz Sokak’tan bahsetmek isterim size; önüme serileceğine, yolumu kesen bir sokaktan. İçinden geçerken bir şairin çocukluğundan geçtiğimi aklımdan geçirdiğim sokaktan. Edirnekapı kuş pazarına giderken yolumu kesti Vaiz Sokak. Şaşırdım, hiç aklıma gelmemişti hala orada olacağı. O anda binlerce dize, bir sarı sırma bıyık, bir çift aydınlık mavi göz, sonsuz kadar uzun bir yalnızlık geldi aklıma. Yolumdan saptım ve Vaiz Sokak numara 70’i aradım. Şair Turgut Uyar’ın ilk kez aşık olduğu, ilk şiirini yazdığı 1939’lu yıllardaki evini. Bulamadım elbet. Artık Vaiz Sokak iyice bölünmüştü, yetmiş kapısı yoktu. Şairin evi yerine yukarıdaki dizelerini buldum. Sizin için devşirdim.

Edirnekapı’da amatör bir spor kulübünün etrafı yüksek file duvarlarla örülü büyük bir kafesi andıran antrenman sahasında pazar günleri antrenman yapılmıyor. Dar gelirli mahallenin çoktandır çalışan, çoktandır, çoluk çocuğa karışmış abilerinin artık kendilerine dar gelen eşofmanlarının paçalarını çoraplarının içine sokup gazozuna maç yaptıkları günler de çok eskilerde kaldı. Mahallenin çocuklarına zaten yasak… Bonservisi olmayan topa vuramıyor.

Pazar günleri bu sahada kuş pazarı kuruluyor. Büyük kafeslerde sayısız güvercin satışa sunuluyor. Güvercin yemi, kümesler, suluklar, küçük kuluçka kafesleri, ilaçlar, antibiyotik tabletler ve satın alınan güvercinleri götürebilmek için çeşitli ebatlarda karton kutular satılıyor. ‘Kuş hastalığı’na tutulmuş her yaştan, her sosyal sınıftan sayısız insan kuşlara bakmaya ya da almaya geliyorlar. Bir pazar günü kuş pazarına gelirseniz bunları görürsünüz ama eğer hayata televizyona bakar gibi bakmıyorsanız, o antrenman sahasında kendiliğinden beliren şu soruları da görürsünüz: “Bu uçamayan koca koca adamlar şu uçabilen mini mini kuşlardan ne isterler, ne zevk alırlar? Kıskanırlar mı? Özenirler mi? Kuşlar gibi uçmak mı isterler yoksa kuşların da kendileri gibi artık uçmayı bırakmalarını mı?”

“İnsan göğe bakmak ister kuşlar bahane” diyor 45 yaşındaki iflah olmaz kuşbaz Ramazan Ökten. Bayrampaşa’dan gelmiş, on yaşından beri tutkun kuşlara. Bana Bayrampaşa’daki evinde nasıl bir kümes sistemi kurduğunu, çatı katındaki evinde yatak odasından şöyle başını uzatıverince kuşlarını nasıl görüverdiğini anlattı. Bu kümes sistemi mevzuu kuşçular arasında bir klasiktir. Ne kadar ‘kuşçu’ olduklarını gösterir. Sonra ‘yakışıklı kuş’un nasıl tanındığını, bazen taklacı kuşun takla atmaktan uçmayı unutabileceğini, çatıdan günlerce inemeyebileceğini ve daha bir sürü bir şey anlattı ama sonunda itiraf etti: “İnsan göğe bakmak ister kuşlar bahane.”

Kuş pazarında ‘kuş’ denince güvercin anlaşılıyor. Ötücü kuşlar adlarıyla anılıyor. Floryaya, sakaya, kanaryaya kuş denmiyor. Onlara florya, saka, kanarya deniyor. Kuş deyince herkes güvercin anlıyor. Yazının bundan sonrasında siz de öyle anlayın. Kuşların aslında üç ana tipi var. Bunlardan ilki artık tedavülden kalkmış sayılır: Posta güvercinleri. Neredeyse antika gibiler. Ara ara işlevsiz yarışlarda boy gösteriyorlar. Zaten bunlara artık ‘yarış güvercini’ deniyor. İkinciler yakışıklı kuşlar; yer kuşu ya da dam kuşu da deniyor. Bunlar güzelliği için besleniyor. Çok alengirli kriterleri var. Bunu ancak bir kuşçu anlatabilir size. Ama ancak kuşçular anlar bu kriterleri, demek de yanlış olmaz. Ben hem anlamadım, hem de anlatamam. Üçüncüler taklacı kuşlar. En revaçtakiler bunlar elbette. “Fiyatları ne kadarmış, en pahalıları hangi cins kuşlarmış” diye soran okurları duyar gibiyim ama bilmiyorum. Kuşların kanat çırpışını, üç ya da beş takla atışını, kuyruğunun ve kanatlarının başka renkte oluşunu paraya çeviren bu sistem beni hasta ediyor. Hiç fiyat sormadım. Ben yalnızca kuşları görmeye gittim.

Anadolu’da binlerce yılla anılan bir geçmişi var kuşçuluğun. Yalnızca zevk için, iletişim (posta) için yetiştirilmemiş, Anadolu’nun bazı yörelerinde, özellikle bağcılığın geliştiği yerlerde gübresi için de yetiştirilmiş. Bunca yıldan bugüne ulaşan, yöreden yöreye değişen çok zengin bir sözlükleri olmuş. Eğer hiç ilginiz yoksa, kuş pazarında kendinizi bilmediğiniz bir dilde konuşan insanların arasında bulmanız mümkün. Temel bilgileri edinmek için bile epey bir staj yapmanız gerekecektir. Benim aklımda kuşçuların kuşların renklerini anlatmak için ürettikleri birbirinden güzel kuş renkleri kaldı; bal rengi, limonlu, bozlak, elifli, bulutlu, zidgara, çallı, çimkeli, çingene alası, dalıgara, devetüyü, dumanlı, külümsü, fenerli, gırcalı, gırmızı cepeli, gız alası, güllü, halkalı, sıçantüyü, karyağdı, mısri, mavrullu, mühürlü, muskalı, peşkirli, pullu, sırmalı, susamlı, zencirli. Birinin kuşu olsun da, rengine limonlu, elifli, bulutlu, dumanlı, fenerli, karyağdı, susamlı desin, bu bana çok şiirli geliyor.

“Eskiden köydeydik. Çok az insan görürdük” diyor 72 yaşındaki ihtiyar amca. Adını ısrarla söylemiyor. “Adım lazım değil” diyor, “ben bir ihtiyar adamım.” Az önce en ucuzundan bir kuş almıştı. Kuşu yıpranmış mavi ceketinin altına sokmuş, uzaklaşmıştı. İhtiyar, yoksul bir adam bir kuş alıp koynuna sokuyorsa bu beni ilgilendirir. Sonra onu pazarın hemen dışında Edirnekapı Mezarlığı’nın duvarlarına oturmuş kuşuyla sohbet ederken yakaladım. “Eskiden köydeydik. İnsan görünce yüzüne bakardık. Evvel zaman, yani köydeyken, insan yüzlerine bakmak hoş olurdu. İnsan yüzleri bize bir şey derdi. İnsan görsek yüzüne bakardık, görmezsek göğe bakardık. Bizim oralarda bilen adamlar göğe bakardı. Gök, derler bizim orada, her zaman güzel şeyler söyler. Ama anlayana tabii.” Şair misin be amca! Ne doğru söyledin. Ben de tam bunu düşünüyordum : Şimdi şehirlik yerde insan yüzleri bir şey demiyor. İnsan sıkılıyor, göğe bakmak istiyor.

“Abi” diyor 19 yaşındaki Fatih, kenar mahalle delikanlısı, bu yaşında dumanlı “Ayıptır söylemesi küçük bir bahçemiz var şu beton şehirde. Küçük bir kümesimiz var o küçük bahçede. Pazar günleri arkadaşlar gelir, çoğu işsiz ama çalışanlar da var. O küçük bahçemize gideriz, o küçük kümesi açarız. Salarız kuşları, dumanımız da eksik olmaz allaha şükür. Sonra abi öyle bir an gelir ki biz mi uçuyoruz, kuşlar mı uçuyor bilmeyiz, takla atanlar kimler, kanat çırpan hangimiz bilmeyiz, valla abi...” Gülümsüyor, uzaklaşıyorum. arkamdan bağırıyor: “İnan olsun abi, ekmek musaf çarpsın, bir gün gel abi, Çıksalın’dayım ben, buyur gel, adımı söyle yeter, kime sorsan gösterir, çıkarız salınırız,...”

Sordum Fatih’e, “Hiç Meksika geldi mi aklına” dedim. Yok gelmemiş, ilk defa duymuş. Ama bilse gelirdi, (şiiri ya da Meksika’yı) bilse mutlaka gelirdi aklına. Tuhaf şey şu kuşçuluk. Ben de çok severim kuşları. Üç güvercin görsem Meksika gelir aklıma. Hele ki kanat çırpsınlar, hele ki süzülsünler aklımın hafzalamın almadığı güzellikte. Ama kuşçularınki başka. Onlarınki sanki yalnızlığı bir kader olarak kabullenme gibi tezahür ediyor. Sanki kimselere açamadıkları bir sırrın, yıllar önce kaybettikleri bir ihtimalin, umarsız bir acının merhemini bu bağımlılıkta buluyor gibiler. Sanki o kuşlar gökyüzüne bırakıldığında, her insanoğlunun her yeni günde açmak istediği tertemiz, bembeyaz bir sayfa açılıyor ve kuşlar o sonsuz tuvalde kanat çırparak, takla atarak yalnızca kuşçunun anladığı bir dilde, yalnızca kuşçunun sığınabildiği tek kişilik rüyalar çiziyorlar. Velhasıl yalnızlar hastalığı şu kuşçuluk. Öyle görünüyor. Uzaktan da, yakından da.

 

Kuşların başındakiler bambaşka bir dil konuşuyor, kuşları tanımayan anlamaz!

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67236 - unknown - 38.107.179.237