26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

“Şili” Doğanın eşsiz bileşkesi

 

 

Yaz/Text: OYA BERK Fotoğraflar/Photos: ERSİN DEMİREL

 

Sanat hayatı amatör tiyatrolarda başlayan; dublaj, dizi film ve sinemayla süren Şenay Gürler iki yıl hasret kaldığı sahneye yeniden kavuştu. Sanatçı iki dizi ve dublaj çalışmalarının yanında, Özen Yula’nın Kenter Tiyatrosu’nda sergilenen oyunu ‘Kocamı Nasıl Pişirdim’de büyük bir mutlulukla sahne alıyor.      

 

Ay Vadisi doğanın yarattığı muhteşem şekillerle bezeli. Rapa Nui heykelleri volkanik taşlardan yapılıyor.

 

Latin Amerika yolculuğumuzun ilk durağı Şili, yerli karakteri yoğun olmayan bir nüfusa sahip… Ülkenin güneyindeki topraklar, dağlar ve çöllerden oluştuğu için, büyük kentlerin nüfusu oldukça fazla. Başkent Santiago, yemyeşil parklarıyla büyük şehrin olumsuz etkilerini ortadan kaldıran bir kent. Metropolitano Parkı kentin en büyük parklarından biri. Yukarı tırmanan vagonlarla San Cristobal tepesine çıkıp başkenti tepeden seyrediyoruz. Santa Lucia Tepesi ve hemen yakınındaki Torres Mirador günlük koşturmacanın ardından yorgunluk atmak için ideal. Bütün Latin Amerika şehirlerinde olduğu gibi, burada da tüm önemli yapılar merkezdeki Plaza de Armas meydanının etrafında toplanmış. Ulusal Tarih Müzesi’nde, yüzlerce yıl öncesinden ülkenin yakın tarihine kadar uzanan bir zaman kesiti içerisinde Şili sergileniyor.

Orta ve Güney Amerika’da Kolomb öncesi uygarlıklarla ilgili buluntuların sergilendiği Chileno de Arte Pre-Colombino Müzesi, And kültürlerinin zenginliğini ortaya koyan etkileyici bir mekan. Müzedeki kaynaklardan, mumyalama tekniğinin Mısırlılardan iki bin yıl önce Güney Amerika’da Chincorro uygarlığı tarafından kullanıldığını öğreniyoruz. Üstelik mumyalama işlemi Mısır’da olduğu gibi soylular için değil, her sosyal tabakadan insan için yapılıyor ve ölümden sonraki yaşama yapılan yolculuğa bir hazırlık olarak görülüyor.

Şilili ünlü ozan Pablo Neruda’nın Santiago’daki evi müzeye dönüştürülmüş ve kentin önemli ziyaret noktalarından biri haline gelmiş. Evin adı ‘La Chascona.’ Şiirleriyle iç dünyamıza konuk olan şairin evini, mimarisi ve iç yerleşimiyle seçkin bir zevkin ürünü olan bu mekanı dolaşırken heyecanlanıyorum. Şairin küçük bir sahil kasabası olan Valparaiso’da da bir evi bulunuyor. Bu evin adı ‘La Sebastiana.’ Evin tümüne bir gemi teması hakim. Daracık merdivenler, küçük kamaralara benzeyen odalar, yuvarlak pencereler, çeşit çeşit deniz kabukları ve muhteşem bir deniz manzarası...

Şairin ‘Kara Ada Şiirleri’ adlı kitabını yazdığı Isla Negra’ya, Valparaiso’dan otobüslerle ulaşmak mümkün. Gerçekte bir ada değil burası, küçük bir sahil kasabası. Neruda’nın buradaki evi rehber eşliğinde gezilebiliyor. Evdeki her detayla ilgili bilgiler veriyor rehberimiz. Neruda’nın gemi merakı bu evde de kendini göstermiş. Salonda eski gemilerin ön kısmına konulan kocaman ahşap kadın heykellerinden birkaç tane var. Yemek odası; aralarında eski devlet başkanı Allende’nin de olduğu yüzlerce konuk ağırlamış bir zamanlar. Koleksiyonların bulunduğu ayrı bir bölüm var evde, Neruda sıkı bir koleksiyoncu imiş. Masklar, şişeler, kelebekler, müzik aletleri, pipolar, heykeller, deniz kabukları, gemi maketleri gibi onlarca nesneyi özenle biriktirmiş yıllar boyu.

Başkent Santiago’dan yaptığımız otobüs yolculuğuyla, ülkenin orta kesiminde bulunan ve ‘Göller Bölgesi’ olarak anılan bölgenin merkezi olan Puerto Montt’a geliyoruz. Puerto Montt, Şili Patagonyası’na veya Arjantin’e geçmek isteyen gezginlerin de uğrak yeri aynı zamanda. Göller bölgesi irili ufaklı birçok doğal parka evsahipliği yapıyor. Turizm ülke için önemli bir gelir kaynağı olduğundan, doğal parklar broşür ve haritalarla son derece iyi tanıtılıyor. Yılın büyük bölümünde yağmur alan bölge, fiyortları, volkanları, yemyeşil ormanları ve gölleriyle doğaseverler için bir cennet adeta.

Puerto Montt terminalinden kalkan otobüslerle günübirlik bir tura çıkıyoruz. Volkan Calbuco manzarası eşliğinde sahil kasabası Puerto Varas’tan Ensenada’ya doğru ilerliyoruz. Adı gibi yemyeşil Laguna Verde’yi, rengarenk dağ evlerini ve çiçek bahçeleriyle kaplı Ensenada’yı ardımızda bırakıp Vicente Perez Rosales Doğal Parkı’na varıyoruz. Parkın içindeki Petrohue Şelaleleri, iki büyük gölün, Todos los Santos ile Llanquihue Gölü’nün arasında yer alıyor. Suyun büyüleyici güzelliğine ardımızdaki Osorno Volkanı’nın muhteşem manzarası eşlik ediyor.

Şili’nin en çok ziyaret edilen bölgelerinden biri Chiloe adası ve adadaki Castro kasabası. Adadaki ‘palafito’ adı verilen evler, okyanusta çok sık yaşanan gel-gitler nedeniyle ahşap ayaklar üzerine inşa edilmiş. Gelir gelmez el sanatları pazarını geziyoruz. Rengarenk yünlerden örülmüş Chiloe bebekleri, atkılar, bereler, eldivenler tezgahları süslüyor. Dönüşte, 19. yüzyılda Şili’ye yerleşmiş Alman kolonilerinin bulunduğu Frutillar kasabasında, Colonial Aleman müzesini ziyaret ediyoruz.

Şili Patagonyası’na ulaşmak için, Navimag şirketinin gemileriyle, Puerto Montt-Puerto Natales arasında üç gece, dört gün süren bir deniz yolculuğu yapıyoruz. Gemi dar kanalların ve fiyordların arasında ilerlerken, denize dökülen şelaleler, sularla oynaşan yunuslar bize eşlik ediyor. Puerto Natales’te konaklayıp, dünyanın en önemli trekking parkurlarından biri olan Torres del Paine Ulusal Parkı’nda yürüyeceğiz. Kaldığımız pansiyondan parka ulaşmak için otobüs bileti alıp yürüyüş boyunca kullanacağımız çadırı kiralıyoruz. Yürüyüş güzergahının ve doğal parkın ayrıntılı haritalarını kentteki çoğu dükkanda bulmak mümkün. 4 günlük kısa parkuru (W-circuit) ya da yedi gün süren uzun parkuru kapsayan yürüyüşlerde, parkın belli bölgelerine yerleştirilmiş kamplarda çadır kuruluyor ya da önceden rezervasyon yaptırılan dağ evlerinde kalınıyor. Yürüyüşe başladığımız sabah hava oldukça ılık olmasına rağmen öğlene doğru neredeyse dört mevsimi birarada yaşıyoruz. Turkuaz renkli göller arasında dolaşırken güçlü rüzgarlarla savrulup, şelalelerde verdiğimiz yorgunluk molası sırasında serinlemek için suyun altına giriyoruz. Uzun ve dik bir patikadan yukarı tırmanırken ansızın dolu bastırıyor. İlk günkü yürüyüşün sonunda ünlü devasa granit taş kulelerin yanıbaşındayız. Yorucu rotanın dördüncü ve son gününde, muhteşem Grey buzulunun gri-mavi silueti karşılıyor bizi. Gölün üzerinde yüzen mavimsi buz parçaları yüzlerce yılın oluşturduğu kocaman buzul kitlesinin kırıntıları gibi.

Şili’nin kuzeyindeki San Pedro Atacama kasabası, jip-safari ile üç günlük Uyuni Tuz Çölü (Bolivya) geçişimizin başlangıç noktası oluyor. Sabah erkenden San Pedro Atacama civarını gezmek için yola koyuluyoruz. Hava inanılmaz soğuk ve dört bin metrelerdeki El Tatio geyserlerindeyiz. Sıcak magma tabakası soğuk yeraltı sularıyla karşılaşınca oluşan buhar yerkabuğunu delerek püskürüyor. Bir sonraki durağımız Valle de la Luna, yani Ay Vadisi. Toprak, tuz, yağmur ve rüzgarın şekillendirdiği oluşumlar ay yüzeyini andırdığı için buraya Ay Vadisi adı verilmiş. İki yanı uçurum gibi uzanan kumdan bir tepenin üzerinde yürüyoruz. Gece nefis bir günbatımı ve Licancabur volkanının manzarası eşliğinde veda ediyoruz Şili’ye.

Şili’de kiliseler de çok özel. Hediyelik eşyalar arasında yerlilerin yüz tasvirleri büyük ilgi görüyor.

 

Ay Vadisi

 

Şili’nin başkenti Santiago

 


Okyanustaki martı yuvası; bir gemi enkazı

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67242 - unknown - 38.107.179.238