İstanbul’da zaman…

Yazı/Text-Fotoğraflar/Photos: BORA EŞİZ
16. yüzyıl sonlarında Osmanlı yaşamına giren saat kulesi
yapma geleneği, 18. ve 19. yüzyıllarda imparatorluğun batısından doğusuna doğru
yaygınlaşmış. Ancak saat kulesi yapımının Anadolu’nun iç kısımlarına da
ulaşmasındaki en önemli etken, II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yıldönümü
nedeniyle 1901 yılında valilere gönderdiği ferman olmuş. Fermanla valilerden,
Sultan’ın namına saat kuleleri yapılması istenmiş. Böylece daha önceden
Osmanlı’da az sayıda örneği görülen saat kulelerinin yapımında gözle görülür
bir artış yaşanmış ve Anadolu’daki birçok kentin siluetine saat kuleleri
eklenmiş.
İstanbul da bu saat fermanından payına düşeni almış, pek çok
binaya saatler yerleştirilmiş. Ancak binalardan bağımsız olarak yapılmış dört
saat kulesi başlı başına anıt sayılıyor. İstanbul’u süsleyen saat kuleleri
içinde en görkemlisi kuşkusuz Dolmabahçe Saat Kulesi… Sabırlı bir kadının
birbirinden zor motifleri dantele işlemesi gibi, özen ve titizlikle süslenmiş
saat kulesi, geçen yüzyıldan beri İstanbul görüntülerinin en vazgeçilmezi
olarak selamlıyor İstanbul’un sakinlerini. Dünyanın en şıltılı saraylarından
biri olan Dolmabahçe Sarayı’nın yanı başında, Boğaz’a yarenlik eden kule,
1890-1895 yıllarında yapılmış. Dolmabahçe Sarayı’nın mimarı Sarkis Balyan
tarafından tasarımı yapılan kule, 27 metre yüksekliğinde ve dört katlı olarak inşa edilmiş. Kulenin dört yüzünde yer alan saatler, Paul Garnier markasını
taşıyor. Rakamları Arapça olan bu saatler, Alman İmparatoru tarafından II
Abdülhamit’e sarayın saatlerini tamir etmek üzere gönderilen Johann Meyer
tarafından yerleştirilmiş. Dolmabahçe Saat Kulesi’nin mimarisinde ağırlıklı
olarak Neobarok ve Ampir akımlarının etkisi görülür. Kulenin birinci ve ikinci
katında yer alan sütunlar, antik Yunan ve Roma mimarlığının önemli yapı
düzenlerinden olan Korinth düzeninde yapılmış başlıklar taşır. Saat kadranları,
perde kıvrımlarıyla süslenmiş panolara yerleştirilmiştir. Kubbe üzerinde ise
rüzgar gülü yer alır. İstanbul’da zamanı gösteren kulelerden bir diğeri olan
Yıldız Saat Kulesi de İstanbul’un zarafetine uygun bir başka anıt olarak
yıllara meydan okuyor. Halk arasında Yıldız Camii olarak bilinen Hamidiye
Camisi’nin bahçesinde yer alan saat kulesi, Yıldız Saat Kulesi olarak da
biliniyor. 1890’da yapılan kule, o dönemde Yıldız Sarayı’nın resmi mesken
olması ve padişahların sıkça kullandığı Hamidiye Camisi’ne yakın konumu
nedeniyle İstanbul’un en gözde yapılarından biri olmuş. Osmanlı’nın yüzünü
Batı’ya döndüğü bu dönemlerde yapıldığı için çevre düzenlemesinden, mimari
özelliklerine kadar farklı etkiler görülür. 20 metre yüksekliğindeki kule, üç katlı olarak inşa edilmiş. İlk katta yer alan dört kitabeden,
kuleyi II. Abdülhamit’in yaptırdığı anlaşılıyor. Ayrıca kuleyi süsleyen tuğra
da II. Abdülhamit’e ait. Yıldız Saat Kulesi’nin ikinci katı bu kulenin diğer
kulelerden farklı bir tasarıma sahip olduğunu kanıtlıyor. İkinci katta
termometre ve barometre kadranları görülüyor. Böylece kule sadece zamanı
göstermekle kalmıyor, aynı zamanda termometre ve barometre ile ilgi sonuçların
da halk tarafından görülmesine olanak sağlıyordu. Örneğin barometrenin düşmesi
İstanbul’un ünlü lodosunun eseceğini haber veriyordu. Kulenin üçüncü katında
saat odası yer alıyor.
İstanbul’u süsleyen bir başka saat kulesi, o zamanlar adı
Hamidiye Etfal olan, günümüzde ise Şişli Etfal olarak bilinen hastanenin
bahçesinde bulunuyor. Sultan II. Abdülhamid’in sekiz aylıkken ölen kızının
anısına, 1899’da yaptırılan Hamidiye Etfal Hastanesi, Sultan’ın çocuklara
armağanı olarak kabul ediliyor. Saat kulesinin yapımı ise, İtalyan mimar
Raimondo d'Aronco’nun projesine göre 1907’de gerçekleştirilmiş. Osmanlı
İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Art Nouveau akımının başarılı bir temsilcisi
olarak İstanbul’da birçok yapıyı Avrupai dokunuşlarla süsleyen d’Aronco, Pera
ve Boğaz’daki birçok yapının da mimarı. Şişli Etfal’deki saat kulesinde de bu
çizgilere rastlamak mümkün. Aynı zamanda oryantalist karakter de hissediliyor. 20 metre yükseklikteki, kare planlı kule, tuğlanın kırmızısı ile mermerin beyazının göz okşayan
ahengi ile tasarlanmış. Saatin yerleştirildiği kısmın üzerinde sivri kemer
dikkat çekiyor. Kemerdeki süslemeler, saat kulesinin oryantalist etkilerinden
ilk göze çarpanı. Saatin hemen altında yer alan pencerelerin bölümlendirilmesi
gotik kemerler kullanılarak yapılmış. Kulenin üst kısmında görülen mermer
balkon dört cephede de devam ediyor. Geniş balkonun ve kare planın yarattığı
etki ile yapı, güçlü ve vakur bir görünüme sahip. Kulenin giriş kapısında ise
II. Abdülhamid’in tuğrası görülüyor.
Tophane semtindeki Nusretiye Camisi’nin yanında bulunan saat
kulesi Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmış. Neoklasik akımın etkisinde
kalınarak yapılan kule, üç katlı olarak inşa edilmiş. 15 metre yükseklikteki yapının birinci ve ikinci katlarının köşelerinde sütunlar, üçüncü katta ise
kabartmalar bulunuyor. Saat kadranlarının bulunduğu dördüncü katta, kabartma ve
mimari elemanlarla süslemeler yapılmış. İstanbul’daki saat kuleleri arasında ne
yazık ki en kuytuda kalmış olanı Nusretiye Saat Kulesi’dir. Restorasyon
gereksinimi olan saat kulesi, en kısa zamanda İstanbul’un tarihi ve turistik
anıtları listesinde hak ettiği yeri almak için gün sayıyor.

İstanbul’da zamanın en tarihi göstergeleri; Dolmabahçe,
Yıldız, Şişli Etfal ve Nusretiye Camii saatleri…