26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

“Mutluluk sahnede”

 

 

Yaz/Text: TANSEL TÜZEL
Fotoğraflar/Photos: SERVET DİLBER

 

Sanat hayatı amatör tiyatrolarda başlayan; dublaj, dizi film ve sinemayla süren Şenay Gürler iki yıl hasret kaldığı sahneye yeniden kavuştu. Sanatçı iki dizi ve dublaj çalışmalarının yanında, Özen Yula’nın Kenter Tiyatrosu’nda sergilenen oyunu ‘Kocamı Nasıl Pişirdim’de büyük bir mutlulukla sahne alıyor.      

 

 

enay Gürler sahne sevdasına tutulduğunda küçük bir çocuktu. Sevgili babası, onu yaşı yetmediği için paltosunun içine saklayarak sinemaya götürür, gerçek sanatçıların kimler olduğunu tek tek anlatırdı. Araya giren hayatın tatsız sürprizleri, erkenden evlenmesine neden oldu. Erken gelen bir de bebek vardı. Lise yılları boyunca amatör tiyatrolarla söndürdüğü ateşi yüreğinde kalırken anne ve babasını art arda yitirdi. Evli, çocuklu ve çok gençti. Gençliğin dayattığı cesaretle yeniden okula başladı, bu kez amacına çok daha yakındı. Sinema-Televizyon bölümünden mezun olduğunda zorunlu olarak yaptığı sekreterlik ve muhasebecilik, memuriyet gibi işlere veda ederek İzmir Sanat Tiyatrosu’na adım attı. Bütün karşı çıkmalara rağmen… Asıl ve gizil isteği sinemada kameranın arkasına geçebilmek, yönetmen olmaktı. TRT’ye dublaj yapıyor, ekmeğini sesiyle kazanıyordu. Bir gün çok zor bir karar vererek evliliğini noktaladı, İzmir’i ve çok sevdiği kızını geride bırakarak, hiç kimseyi tanımadığı İstanbul’a adım attı. İstanbul onu da büyülemişti. İlk işi yine dublaj oldu. Teknik koşulların zorluğu kayıtların saatler boyunca sürmesine neden olsa da Gürler hayran olduğu pek çok sanatçıyla biraradalığın keyfini çıkarıyordu. Dublaj televizyon dizilerinin, televizyon dizileri de tiyatro ve sinemanın kapılarını açtı. Sahne her zaman kendisini en mutlu hissettiği yer oldu, “Ben çok utangaç biriyim aslında. O utangaç birinin çıkıp sahnede kendi dışında bambaşka biri olabilmesi çok güzel. Çok mutlu olduğum bir alan. Çok zor, çalışması zor bir alan... O rol çıkıyor mu, çıkmıyor mu diye kendini yiyip bitirmek belki de biraz mazoşistçe ama mutluluk verici bir şey. Acı çekiyorsunuz ama içinizden bir şeyler bulup çıkartıyorsunuz. Bir de alkış alıyorsunuz ki bu çok önemli. İnsanların sizi beğenmesi çok güzel… Bir sürü şeyi yenip, oraya çıkıp bambaşka birini canlandırıyorsunuz. Kendinizle uğraşmayı da seviyorsanız, tiyatro çok önemli… Ben kendimle uğraşmayı çok severim. Ne yapıyorum, neredeyim, içeride neler var, şöyle bir durup bakmak gerekiyor. Hayatta nerede durduğumla ilgilenirim. Arada durup kendime bakmayı severim. Yoksa sıradanlaşırsınız. Ben çok sıradan bir insanım aslında ama ben sormalıyım kendime bir sürü soruyu. Sormazsam kendimden çok taviz vermiş oluyorum, çünkü biz hayatın her anında aslında taviz vermekteyiz.”

Gürler sinemayı da çok seviyor, sinema da onu; geçen yıl Reha Erdem’in çok sevilen pek çok ödül alan filmi ‘Korkuyorum Anne’deki rolü ona SİYAD’ın ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülünü getirdi. Sinemayı çok sevmesine rağmen Şenay Gürler bütün tiyatrocular gibi, “Tiyatronun keyfi başka” diyor, “Çünkü canlı, birebir bir performans, hata kabul etmez. Sinema yönetmenindir ama tiyatro oyuncunundur. Çünkü orada oyuncu seyirciyle karşı karşıya kalıyor. Adrenalin tavan yapıyor. O anı yaşıyorsunuz. Sinemada her şeyi yönetmen kurar. Her şeyi belirler. Siz istediğiniz gibi oynayın ama yönetmen yapar her şeyi. Korkuyorum Anne’yi ilk seyrettiğimde çıkıp ağladım, inanamıyorum ben neymişim, çok kötüyüm diye. Çünkü sadece kendinize baktığınızda sürüyle hata görüyorsunuz ama bir bütüne baktığınız zaman orada bir eser var ve siz de orada bir parçasınız. Ne kadar bencil düşündüğümü ve ne kadar kendime baktığımı görüyorum sonra. Sinemayı sevmemde babamın çok etkisi var. Televizyonsa tüketime yönelik olarak oluşturuluyor ve para kazanıyorsunuz. Avrupa Yakası’nda da Acemi Cadı’da çok eğleniyoruz. Eğlenmesek seyirci de eğlenmez.”

Tiyatroya iki yıl ara vermek zorunda kalan ünlü oyuncu iki aydır Özen Yula’nın Kenter Tiyatrosu’ndan sahnelenen ‘Kocamı Nasıl Pişirdim’ adlı oyunuyla yeniden sahnede.

13 yıl önce geldiği İstanbul’da en kıymetli varlığım dediği kızıyla birlikte yaşayan Gürler de “benim şehrim İstanbul” diyenlerden, “İstanbul çok zor, trafik çok fazla ama inanılmaz bir şehir. Şurada çok kötü bir şey var, arkanızı dönüyorsunuz burada bambaşka güzellikte bir şey görüyorsunuz. Her anında sürpriz var, olumlu ya da olumsuz. İzmir çok rahat bir şehir… Daha ekonomik, her yer yürüme mesafesinde, daha yumuşak bir şehir, sayfiyeymiş gibi geliyor. İstanbul’dan sonra nerede yaşamak istersiniz derseniz yine İstanbul derim. Eski İstanbul akıllara durgunluk veriyor. Her yeri başka… Anadolu yakası biraz daha farklı… Orada oturanlar vazgeçemiyorlar, ben de orada oturmayı düşünemiyorum.”

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67247 - unknown - 38.107.179.238