Yanılsamalar Oteli

Yaz/Text: SİBEL KİLİMCİ
Fotoğraf/Photos: NURCAN VOLKAN
Haliç’e bakan manzarası, dönem filmleri için
hazırlanmış platoyu andıran atmosferiyle Büyük Londra Oteli, sadece kendisini
değil, konuklarını da zamandan ve zamanın getirdiklerinden koruyor... En
azından bir süreliğine...

Hüzmeli ailesi zamandan arta kalan eşyaları toplayarak
oteli daha da zengin kılmış.
Tepebaşı’nda, Haliç’i ve eski İstanbul’u seyreden Büyük
Londra Oteli’nin resmi diğerlerinden ayrılır. Yeni açılan club’lar ve restore
edilmiş binaların steril görüntüsünün tersine, içinde yaşayanları çağrıştıran
ve yaşını belli eden bir binadır burası. 19. yüzyıl sonlarının karmaşıklığını
yansıtan eklektik özellikleri dikkatinizi çeker. İkinci katın orta aksında yer
alan heykel kadar değerli karyatidleri, el işçiliği süslemeleri çarpıcıdır.
Sadece mimari özellikleriyle değil, ağır kadife perdeleri,
camlardan neredeyse fışkıran çiçekleri ve eski zamanı içinde barındırdığı
hissini içinizde yaratan tarif edilmesi zor haliyle günümüzün karmaşık
İstanbulu’ndan kopar, ayrılır.
Bu zamandan kopukluk hissi, sadece dışarıda değil, içeride
de hüküm sürer. Kapıdan girdiğinizde, otelin diğer mekanlardan ne kadar farklı
olduğunu kolayca hissedersiniz. Burnunuzu yoklayan hafif bir ahşap kokusu,
gözlerinize çarpan kırmızı hakim karmaşayla bütünleşir ve size kendi
gerçekliğini dayatır. Bu gerçeklik ilgi çekici olduğu kadar iç acıtıcıdır da.
Büyük Londra Oteli, yapıların insan hayatlarından daha uzun ömürlü olduğunun ve
binaların, insan hayatlarından bağımsız hayatları olduğunun da sessiz bir
kanıtıdır.
1892 yılında mimar Semprini tarafından yapılan Büyük Londra
Oteli, 1870 yılında yaşanan büyük yangının bir hediyesi aslında. Mimar
Semprini, yangından sonra İstanbul’a gelen ünlü mimarlardan ve Beyoğlu’ndaki
Alman Lisesi’ni, Alman Hastanesi’ni, Tarabya’daki yazlık Alman sefaret
binasını, Santa Maria Hanı’nı yapar. St. Antoine Kilisesi’nin müteahhitliğini
de o üstlenmiş.
Semprini, İstanbul’da bankerlik yapan İtalyan M. Glavany’nin
isteği üzerine, Tepebaşı’nda bugün Büyük Londra Oteli adını taşıyan binayı inşa
etmiş. Sonraki hikaye mişli geçmiş zaman içinde anlatılabiliyor artık. Ailenin
ev olarak kullandığı bu yapı o kadar görkemliymiş ki, binanın bitişiğindeki
Kallavi sokak o günlerde ‘Glavany Sokağı’ olarak anılırmış.
Birinci Dünya Savaşı’nın ekonomik yansımaları, Glavany
ailesinin işlerini sarstığı zaman, aile binayı Rum Dardria ailesine satmış. O
sıralarda Pera’daki otellerin sayısı artmış, Tepebaşı, otelleriyle ünlü bir
semt haline gelmişken, yeni sahipleri binayı otel yapmaya karar vermiş. Yvonne
Dadria, 1960’lı yılların sonuna kadar oteli işletmiş. 1967 yılında ise otel,
Hüzmeli Ailesine geçmiş. Otel, bugün halen İbrahim Hüzmeli tarafından
işletiliyor. Hüzmeli, otelin bu havasını değiştirmemiş, değiştirmek istememiş.
Elindekileri koruyarak, zamandan arta kalan eşyaları toplayıp, otele armağan
ederek zenginleştirmiş.
Bir zamanlar otelde ısıtma amaçlı kullanılan sobalar,
lobiden başlayarak çeşitli köşelerde karşınıza çıkıyor. Kimi içinde evsahipleri
olan, kimi boş envai çeşit kuş kafesleri, kendilerini tropikal bir iklimin
huzurlu sakini sanan ve özgürce gelişen salon bitkileri, eski sandıklar,
radyolar ve irili ufaklı sayısız eşya... Tavandan sarkan gösterişli avizeler,
kırmızı halılar, kırmızıya çalan bir dünya...
İçeride, göremediğiniz, tanımlayamadığınız bir başka zamanın
yaşadığını, en azından bir zamanlar yaşamış olduğunu hissedebilirsiniz. Orada
bir başka İstanbul, neredeyse tadını alacağınız, kokusunu duyacağınız kadar
yakınınızdadır artık. Bu sizi, otelin ilk yapıldığı yıllardaki İstanbul’a
götürür. Biraz hayal gücünüzü, biraz da söylentileri kullanarak, Birinci Dünya Savaşı
yıllarına gidebilirsiniz kolayca. Savaş muhabiri olarak İstanbul’a gelip,
otelde kalan genç Ernest Hemingway’i, istihbarat amacıyla otelde konuşlanan
yüzlerce casusun kendi dilinde konuşmalarını, dışarıda süren itilaf devleti
ordularının işgalini gözünüzde canlandırabilirsiniz. Bugün Beyoğlu farklı bir
kültür işgalini yaşarken de, Büyük Londra Oteli, hala her tür işgalden uzak ve
emniyetli.
Otelin bu zamanı altüst eden özellikleri, onu doğal bir film
seti haline getiriyor. Fatih Akın’ın çektiği Duvara Karşı’dan sonra ünlense de,
Sezen Aksu klibiyle gündeme gelse de, otelde çekilen filmlerin haddi hesabı
yok. Kaydı tutulmadığı için bugün hatırlanmasa da, yerli yabancı pek çok filmde
karşınıza çıkabilir Büyük Londra Oteli.
Görüntüsü ile sinemaya ait gibi duran otelin ilgi çekici
konukları da başlı başına sinemasal ögeler taşıyor. Tuncel Kurtiz, Fatih Akın,
Birol Güven, Salih Güney, Rafet El Roman ve ünlü biri olmayan ama kendi bir
film kahramanını andıran, otelin düzenli müşterisi Garbis Teke otele renk
katıyor.
Otelin dizilere ve filmlere mekan olmasıyla birlikte
popülerliği de artmış. İstanbul Bienali’nin etkinliklerinde rol oynaması, daha
önce oteli gözden kaçıranları da meraklılar arasına sokmuş. Akbank Kültür
Sanat’ın, Garanti Platform’un, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın, elçiliklerin
kültür merkezlerinin, üniversitelerin seçkin davetlilerinin otelde kalmaya
başlamasıyla, otelin entelektüel konuklarının artışında da bir yoğunluk
gözlenmiş. Bu nedenle barında, terasında ilginç isimlere rastlamanız olası.
Oteli merak edenler arttıkça, sırf meraktan otelde kalmak isteyenlere de
rastlanıyor. Ancak, otelde kalabilmek için sadece paranızın olması yetmiyor.
Sizi otele alacak Azimet Karakuş’un insan sarraflığında tartılmanız gerekiyor.
İçerideki huzurun korunması ne kazanılacak paradan, ne ünden daha az önemli...
Beş yıldır otelde kalan Kayserili Garbis Teke, “Burası benim
evim gibi. Lobi salonum. İçeri her önüne gelen alınsaydı, bu salonda
oturulmazdı” diyor.
Otelin harika Haliç manzarasını, TRT binası bozuyor. Eskiden
tabak gibi Haliç’e bakan otelin, bugün sadece 12 odası Haliç’i seyredebiliyor.
Otelin cazibe merkezi olmasının nedeninin ne manzarası, ne de ünü olmadığını
orada biraz zaman geçirdiğinizde anlıyorsunuz. Otel sadece kendini değil, sizi
de zamandan, yok olmaktan, kalabalığa karışıp gitmekten kurtarıyor... En
azından bir süreliğine...

Tuncel Kurtiz, Fatih Akın,
Birol Güven otelin son dönemdeki ünlü müdavimleri arasında yer alıyor.