26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa

Yanılsamalar Oteli

 

 

Yaz/Text: SİBEL KİLİMCİ

Fotoğraf/Photos: NURCAN VOLKAN

 

Haliç’e bakan manzarası, dönem filmleri için hazırlanmış platoyu andıran atmosferiyle Büyük Londra Oteli, sadece kendisini değil, konuklarını da zamandan ve zamanın getirdiklerinden koruyor... En azından bir süreliğine...

 

Hüzmeli ailesi zamandan arta kalan eşyaları toplayarak oteli daha da zengin kılmış.

 

Tepebaşı’nda, Haliç’i ve eski İstanbul’u seyreden Büyük Londra Oteli’nin resmi diğerlerinden ayrılır. Yeni açılan club’lar ve restore edilmiş binaların steril görüntüsünün tersine, içinde yaşayanları çağrıştıran ve yaşını belli eden bir binadır burası. 19. yüzyıl sonlarının karmaşıklığını yansıtan eklektik özellikleri dikkatinizi çeker. İkinci katın orta aksında yer alan heykel kadar değerli karyatidleri, el işçiliği süslemeleri çarpıcıdır.

Sadece mimari özellikleriyle değil, ağır kadife perdeleri, camlardan neredeyse fışkıran çiçekleri ve eski zamanı içinde barındırdığı hissini içinizde yaratan tarif edilmesi zor haliyle günümüzün karmaşık İstanbulu’ndan kopar, ayrılır.

Bu zamandan kopukluk hissi, sadece dışarıda değil, içeride de hüküm sürer. Kapıdan girdiğinizde, otelin diğer mekanlardan ne kadar farklı olduğunu kolayca hissedersiniz. Burnunuzu yoklayan hafif bir ahşap kokusu, gözlerinize çarpan kırmızı hakim karmaşayla bütünleşir ve size kendi gerçekliğini dayatır. Bu gerçeklik ilgi çekici olduğu kadar iç acıtıcıdır da. Büyük Londra Oteli, yapıların insan hayatlarından daha uzun ömürlü olduğunun ve binaların, insan hayatlarından bağımsız hayatları olduğunun da sessiz bir kanıtıdır.

1892 yılında mimar Semprini tarafından yapılan Büyük Londra Oteli, 1870 yılında yaşanan büyük yangının bir hediyesi aslında. Mimar Semprini, yangından sonra İstanbul’a gelen ünlü mimarlardan ve Beyoğlu’ndaki Alman Lisesi’ni, Alman Hastanesi’ni, Tarabya’daki yazlık Alman sefaret binasını, Santa Maria Hanı’nı yapar. St. Antoine Kilisesi’nin müteahhitliğini de o üstlenmiş.

Semprini, İstanbul’da bankerlik yapan İtalyan M. Glavany’nin isteği üzerine, Tepebaşı’nda bugün Büyük Londra Oteli adını taşıyan binayı inşa etmiş. Sonraki hikaye mişli geçmiş zaman içinde anlatılabiliyor artık. Ailenin ev olarak kullandığı bu yapı o kadar görkemliymiş ki, binanın bitişiğindeki Kallavi sokak o günlerde ‘Glavany Sokağı’ olarak anılırmış.

Birinci Dünya Savaşı’nın ekonomik yansımaları, Glavany ailesinin işlerini sarstığı zaman, aile binayı Rum Dardria ailesine satmış. O sıralarda Pera’daki otellerin sayısı artmış, Tepebaşı, otelleriyle ünlü bir semt haline gelmişken, yeni sahipleri binayı otel yapmaya karar vermiş. Yvonne Dadria, 1960’lı yılların sonuna kadar oteli işletmiş. 1967 yılında ise otel, Hüzmeli Ailesine geçmiş. Otel, bugün halen İbrahim Hüzmeli tarafından işletiliyor. Hüzmeli, otelin bu havasını değiştirmemiş, değiştirmek istememiş. Elindekileri koruyarak, zamandan arta kalan eşyaları toplayıp, otele armağan ederek zenginleştirmiş.

Bir zamanlar otelde ısıtma amaçlı kullanılan sobalar, lobiden başlayarak çeşitli köşelerde karşınıza çıkıyor. Kimi içinde evsahipleri olan, kimi boş envai çeşit kuş kafesleri, kendilerini tropikal bir iklimin huzurlu sakini sanan ve özgürce gelişen salon bitkileri, eski sandıklar, radyolar ve irili ufaklı sayısız eşya... Tavandan sarkan gösterişli avizeler, kırmızı halılar, kırmızıya çalan bir dünya...

İçeride, göremediğiniz, tanımlayamadığınız bir başka zamanın yaşadığını, en azından bir zamanlar yaşamış olduğunu hissedebilirsiniz. Orada bir başka İstanbul, neredeyse tadını alacağınız, kokusunu duyacağınız kadar yakınınızdadır artık. Bu sizi, otelin ilk yapıldığı yıllardaki İstanbul’a götürür. Biraz hayal gücünüzü, biraz da söylentileri kullanarak, Birinci Dünya Savaşı yıllarına gidebilirsiniz kolayca. Savaş muhabiri olarak İstanbul’a gelip, otelde kalan genç Ernest Hemingway’i, istihbarat amacıyla otelde konuşlanan yüzlerce casusun kendi dilinde konuşmalarını, dışarıda süren itilaf devleti ordularının işgalini gözünüzde canlandırabilirsiniz. Bugün Beyoğlu farklı bir kültür işgalini yaşarken de, Büyük Londra Oteli, hala her tür işgalden uzak ve emniyetli.

Otelin bu zamanı altüst eden özellikleri, onu doğal bir film seti haline getiriyor. Fatih Akın’ın çektiği Duvara Karşı’dan sonra ünlense de, Sezen Aksu klibiyle gündeme gelse de, otelde çekilen filmlerin haddi hesabı yok. Kaydı tutulmadığı için bugün hatırlanmasa da, yerli yabancı pek çok filmde karşınıza çıkabilir Büyük Londra Oteli.

Görüntüsü ile sinemaya ait gibi duran otelin ilgi çekici konukları da başlı başına sinemasal ögeler taşıyor. Tuncel Kurtiz, Fatih Akın, Birol Güven, Salih Güney, Rafet El Roman ve ünlü biri olmayan ama kendi bir film kahramanını andıran, otelin düzenli müşterisi Garbis Teke otele renk katıyor.

Otelin dizilere ve filmlere mekan olmasıyla birlikte popülerliği de artmış. İstanbul Bienali’nin etkinliklerinde rol oynaması, daha önce oteli gözden kaçıranları da meraklılar arasına sokmuş. Akbank Kültür Sanat’ın, Garanti Platform’un, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın, elçiliklerin kültür merkezlerinin, üniversitelerin seçkin davetlilerinin otelde kalmaya başlamasıyla, otelin entelektüel konuklarının artışında da bir yoğunluk gözlenmiş. Bu nedenle barında, terasında ilginç isimlere rastlamanız olası. Oteli merak edenler arttıkça, sırf meraktan otelde kalmak isteyenlere de rastlanıyor. Ancak, otelde kalabilmek için sadece paranızın olması yetmiyor. Sizi otele alacak Azimet Karakuş’un insan sarraflığında tartılmanız gerekiyor. İçerideki huzurun korunması ne kazanılacak paradan, ne ünden daha az önemli...

Beş yıldır otelde kalan Kayserili Garbis Teke, “Burası benim evim gibi. Lobi salonum. İçeri her önüne gelen alınsaydı, bu salonda oturulmazdı” diyor.

Otelin harika Haliç manzarasını, TRT binası bozuyor. Eskiden tabak gibi Haliç’e bakan otelin, bugün sadece 12 odası Haliç’i seyredebiliyor. Otelin cazibe merkezi olmasının nedeninin ne manzarası, ne de ünü olmadığını orada biraz zaman geçirdiğinizde anlıyorsunuz. Otel sadece kendini değil, sizi de zamandan, yok olmaktan, kalabalığa karışıp gitmekten kurtarıyor... En azından bir süreliğine...

 

Tuncel Kurtiz, Fatih Akın, Birol Güven otelin son dönemdeki ünlü müdavimleri arasında yer alıyor.

<< Önceki Sayfa


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67248 - unknown - 38.107.179.239