Bir
işyeri hastalığı: Mobbing
İşyerinde psikolojik taciz diye Türkçeleştirebileceğimiz
“mobbing”, aslında bir tür terör.
Yöneticilerin ya da çalışanların, bir diğer çalışana
uyguladığı sistematik saldırılardan oluşan psikolojik bir terör…

“Mobbing”, duygusal bir saldırıdır. Hedefi, sistematik
baskı yoluyla işyerindeki bazı kişilerin performansını ve dayanma gücünü yok
etmek ve onları işten ayrılmaya zorlamaktır.
İş odaklı, verimli çalışan, performansı yüksek kişiler bu
terörün hedefi olabileceği gibi, tamamen kendi halinde çalışan biri de bu
tanımın kapsamı içine giren davranışlara maruz kalabilir. “Mobbing”e hedef olan
kişilerin kimi zaman şifreleri ele geçirilip özel e-postaları okunarak alay
konusu haline getirilirken, kimi zaman da bu kişiler ağır iş yükü altında
eziliyor. Bu da depresyona girmelerine, sağlıklarının zarar görmesine,
yaptıkları işin kalitesinin düşmesine sebep oluyor. Sonuç olarak organizasyon
da ciddi yara alıyor. İşgücü devir oranı artıyor ve kurum iklimi zarar
görüyor. “Mobbing”in sadece hedefi olanlar değil ama buna tanık olan çalışanlar
da rahatsız oluyor, kurumsal itibar kaybı yaşanıyor. Tabii “mobbing”in
beraberinde getirebileceği hukuksal süreci de göz ardı etmemek gerekir.
“Mob” sözcüğü, kanun dışı şiddet uygulayan düzensiz
kalabalık anlamına gelmektedir. Latince’de kararsız kalabalık anlamına gelen
“mobile vulgus” sözcüklerinden gelen “mob” fiili, ortalıkta toplanmak,
saldırmak veya rahatsız etmek anlamında kullanılıyor. “Mobbing” sofistike
tavırların takınıldığı, fiziksel değil psikolojik baskı ve yıldırma
politikalarının benimsendiği iş yeri psikolojilerini tanımlamada kullanılan bir
terim…
Mobbing, kişinin çalışma ortamını bozacak her türlü
psikolojik baskı olarak tanımlanabilir. Bu baskı sonucunda çalışan, işten
çıkmakla sonuçlanan ve tamiri zor olan ruhsal problemlerle baş etmek zorunda
kalabilir. Sorunun tehlikesi işe başladığınız ilk günden itibaren harekete
geçebilir. Tehlikenin ise diğer çalışanlar, üst düzey yetkililer yani
“mobbing”e maruz kalan kişi dışındaki herkesten gelmesi olasılık dahilinde.
Çalışan için tam bir mağduriyetin söz konusu olduğu bu baskı
sonucunda kişinin veriminin düşmesi kaçınılmaz olacaktır. Zaten istenen de
budur. İşveren tarafından sürekli azarlanma, yapılan işlerden duyulan
memnuniyetsizlik “mobbing”in direkt şeklidir. Bu durum hakarete bile varabilir.
Kişiye en çok zarar veren baskı çalışanlar arasından
gelebilir.
Hiç ummadığınız bir çalışma arkadaşınız bilgilerinizi
yönetim katına ya da patronunuza sızdırırsa ne yaparsınız?
Tüm bunlarla birlikte kendinizi çalışma ortamınızdan
soyutlayarak sürekli bir şüphecilik içine girmeniz istenen bir durum değil
elbette. Aksine ilişkileriniz iyi olmalı, aksi takdirde düşmanlarınız daha da
fazla olacaktır. Ancak kişilere ve olaylara temkinli yaklaşmakta fayda var.
Nereden çıktı bu mobbing?
İsveç ve Almanya’da yaptığı araştırmalarda işyerlerinde çok
sık taciz ve yıldırma olayları meydana geldiğini belirleyen Dr. Heinz Leymann,
1984’te konuya dair bir rapor hazırlıyor. Çalışmalarını İrlanda, İsveç, Finlandiya,
Avusturya, Macaristan, İtalya ve Fransa’da sürdürerek “mobbing” olgusunu şöyle
tarif ediyor: “Bir veya birkaç kişi tarafından diğer bir kişiye yönelik olarak,
düşmanca ve ahlâk dışı yöntemlerle sistematik biçimde uygulanan psikolojik
terör.” Dil bilimci ve iletişim uzmanı Şaban Çobanoğlu ise tek bir kelime ile
başka bir dile çevrilmesinde zorluk çekilen kavramı kısaca “işyerinde duygusal
saldırı ve yıldırma” diye tanımlıyor.
Mobbing'in sebebi ise her şey olabiliyor. Kıskançlıktan
tutun da cinsiyet ayrımına kadar her türlü nedenden dolayı “mobbing” mağduru
olmanız mümkün.
Türkiye'de neler oluyor?
Mobbing Konferansı, ilk kez 24 Ocak 2007 tarihinde
gerçekleştirildi. Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastanesi’nde işyerinde gördüğü
baskı sonucu tedavi gören 20-40 yaş arası birçok hastayla karşılaşılmış.
Kadınların çoğunluğunu oluşturduğu grupta ilk sırada devlet memurları,
bankacılar ve ev kadınları bulunuyor. Tedavi görmeyen “mobbing” mağdurları ise
çareyi genelde yatıştırıcı haplarda ve alkolde buluyor.
Mobbing aşamaları
Kabus, dedikodularla, toplantılarda terslemelerle, söz hakkı
vermemelerle başlıyor. “Mobbing” mağduru pasif kalıp bu ve buna benzer baskılar
karşında sessiz kalıyor. Başına gelen durumu üst kademeye şikayet etmesi
halinde diğer iş arkadaşları tarafından dışlanabiliyor. Yetkilerinin
kısıtlanması, saf dışı bırakmak için geliştirilen sistemli taktikler
karamsarlığa ve kişinin hata üstüne hata yapmasına yol açarak iş veriminin
düşmesine neden oluyor.
Sosyal iletişimin bozulması, dolayısıyla yönetim ve iş
arkadaşlarıyla kişinin arasının bozulması depresyona yol açıyor. Psikolojik
saldırı özellikle kadınlarda aktif veya pasif cinsel tacize kadar uzanabiliyor.
Yukarıdaki tüm gelişmeleri ruhsal çöküntü, kendine
güvensizlik, değerlerin yitirilmesi ve tahammülsüzlük izliyor.
İşyerinde duygusal saldırı ve mücadele yöntemleri “Mobbing”,
duygusal bir saldırıdır. Hedefi, sistematik baskı yoluyla işyerindeki bazı
kişilerin performansını ve dayanma gücünü yok etmek ve onları işten ayrılmaya
zorlamaktır. Mobbing, gelişmiş ülkelerde cinsel tacizin de önüne geçen bir
psikolojik saldırı şeklidir. Genelde üst düzey yöneticiler tarafından
uygulanır. Araştırmacılar mobbing mağdurlarının çoğunun iyi eğitimli ve parlak
bir kariyere ulaşacak kişiler olduğunu gösterir. Mobbing mağdurları,
yöneticiler tarafından tehdit olarak algılandıkları için saf dışı bırakılmaya
çalışılır.
Yapılan tanımların ortak üç noktası bulunuyor. Bu üç noktaya
dikkat edilirse, mobbing teşhisini koymak biraz olsun kolaylaşabiliyor.
Bunlar, mobbing uygulayan kişinin amacına bakmaksızın
gerçekleştirdiği eylemin kurban üzerindeki etkisi, bu etkinin mağdura verdiği
zarar ve mobbing’in devam etmesine yönelik ısrarlı davranış olarak sayılabilir.
Yaşadıklarınızın mobbing olduğuna karar verdiyseniz ilk
yapmanız gereken not almaya başlamak. Bunu da hangi tarihte ne yaşadığınızı ve
yanınızda kimler olduğunu belirterek yapmalısınız. Nitekim dava açtığınızda
avukat olayı anlatmanızı istediğinde doğru dayanakları açıklayabilmelisiniz.