Branford
Marsalis Dörtlüsü

Ne zaman büyük haz duyarak bir jazz konseri dinlesem, bir
jazz müzisyeni olsaydım diye iç geçiririm hep... İşte bana bu duyguları yaşatan
yüzlerce jazz sanatçısından oluşan listenin baş sıralarında, çağdaş jazz
dünyasının çok yetenekli saksofoncusu Branford Marsalis gelir. Çoğu jazz
sanatçısını bir kaç cümle ile anlatıp tanımlamak kolayken, BM’nin jazz müziğini
farklı yönlere çekerek, sürekli sınırlarını zorlayarak ve kendini geliştirerek
önümüze getirdiği yeni projeleri nedeniyle bu jazz’cıyı iki cümleye hem
sığdırmak zor, hem de anlatmak... Biz jazz severlere hissettirdikleri ile
tanımlamak daha kolay BM ve muazzam grubunu...
Umarım BM Dörtlüsü’nün Mart ayındaki İş Sanat Konserini
kaçırmadınız. Grup, son albümleri ‘Braggtown’un Avrupa turnesi nedeniyle
İstanbul’a geldi. Bu yazıda jazz’ın kraliyet ailesinin en büyük prensi hakkında
konuşmaktan çok, sahip olduğu ritim grubundan ve son albümlerinden biraz
bahsedelim istedim. Hani dedim ya, jazz müzisyeni olma hissi uyandıran devler
diye… BM sadece bunu değil, mükemmel liderliği ve grubun uyumu sebebiyle; jazz
müzisyeni olacaksam da bana BM’nin grubunda yer almayı yeğlerdim, dedirtiyor.
BM, kendi plak şirketi, Marsalis Müzik tarafından yapımını
gerçekleştirdiği son çalışması ‘Braggtown’ ile günümüz jazz dünyasında,
piyasada olan en iyi ritim grubuna sahip olduğunu bir kez daha ispat etti.
Marsalis, bu çalışmasında tüm dikkatleri grubunun üzerine çekmiş. Piyanoda Joey
Calderazzo, basda Eric Revis ve davulda Jeff ‘Tain’ Watts, Marsalis’e eşlik
etmekte. Aslında eşlik etmek pek de doğru sayılmaz, beraber dans etmekteler,
çılgınca. Albümde Calderazzo, Revis ve Watts imzalı parçalar da var. Bu
orijinal besteler sayesinde, albüm taptaze eserlerle dolu…
‘Braggtown’u çalmaya başlar başlamaz, album, ilk notasından
itibaren beni esir alıyor. J.C.Trane tarzı bir açılışla, Marsalis ‘Jack
Baker’in notalarını çalmaya başlıyor. Parçanın bağımlılık yapan bir melodisi
var. Daha ‘Jack Baker’ın başından itibaren, Braggtown’un sizi harika bir
yolculuğa çıkaracağını anlıyor insan. Watts’in mükemmel solosunun yanı sıra,
Marsalis ve Calderazzo’nun da sololarını kızdırmasına şahit olmak büyük haz.
Zaten albümü Marsalis, kendi deyimiyle ‘sıkı bir patlayıcı’ olarak
tanımlamakta.
Albümde iki tane ballad tarzında parça var. Bu yıl Grammy
Ödülü’ne aday olarak gösterilen ve Calderazzo’nun bestelediği, ‘Hope’ ve
Marsalis bestesi ‘Fate’. ‘Hope’ çok zarif, saf ve kederli notalarla dolu.
‘Fate’ ise yine aynı güzellikteki bir melodiye sahip, blues tınısı ile bezenmiş.
Sanki kaybedilen sevgilinin arkasından yakılan sessiz bir ağıt.
Watts’ın Godzilla filminden ilham alarak bestelediği
‘Blakzillaa’ ise albümün güçlü parçalarından. Revis’in ‘Black Elk Speaks’
parçası, Kızılderili tarihini anlatan aynı adlı kitaptan ilham alınarak
yazılmış. Revis kitabı okuduktan sonra Kızılderililer’e karşı yapılan
haksızlıklara olan kızgınlığını dile getirmek için bestelemiş bu parçayı. Bu
albümün en komplike ve ağır parçası. Basçının parçada sert notalarla dolu bir
solosu var ve parça Revis’in yanılmıyorsam aynı kitaptan bir alıntısı ile
bitiyor. ‘Today is a good day to die’. Unutmadan, eminim jazz severler Revis’i,
Kerem Görsev’in birçok albümündeki yorumlarından hatırlayacaklardır.
Albümde göze çarpan parçlardan bir tanesi de, Barok besteci
Henry Purcell’in ‘O Solitude’si. Marsalis’in klasik müziğe olan düşkünlüğü, hem
çeşitli senfoni orkestraları ile yaptığı çalışmalarla, hem de klasik müzik
ağırlıklı ‘Creation’ albümüyle bildiğiniz bir gerçek. Bu parçada da Marsalis’in
tenör saksofon solosu ve Calderazzo’nun şık pianosu 17. yy müziği karşısında
saygıyla eğiliyor.
Özetle, albümün her saniyesi insanın tüylerini zevkten diken
diken etmekte. Bu muazzam grup, neredeyse son 8 yıldır beraber. Jazz yaptıkları
zaman gerçek bir grup olarak çalıyorlar. Hani kimi zaman bir jazz grubunu
dinlerken, her bireyin lider olma çabası içinde birbirini bastırmaya çalıştığı
karmaşada kaybolursunuz ya… İşte BM dörtlüsü bunun tam tersi, jazz’ı hak ettiği
mertebeye oturtuyorlar, biz jazz severler için. Bu grubu özel kılan unsur,
müzisyenlerin birbirlerini ne kadar iyi tanıyıp takip ettikleri ve gelecek olan
hamleyi daha yapılmadan fark edip harekete geçmeleri. Müzisyenler birbirlerini
öyle iteliyorlarki, sonuç her birinin çalmaya başladığı en yaratıcı ve güzel jazz
notaları ile sonuç buluyor.
Kimi jazz grupları sanatsal özgürlük, farklı müzik
aletlerinin gruba dahil edilmesi, şiir ya da hip-hop unsurlarını bünyelerine
katarak sınırlarını zorlarken, BM ve grubu akustik jazz’ın sınırlarını
zorlamayı tercih ediyor bu son çalışmaları ile. Aslında bu müzik , grubun
bundan önceki Eternal (2004), Romare Bearden Revealed (2003) ve Footsteps of
Our fathers (2002) albümlerinin bir devamı. Her yeni albümde bir önceki albümün
sanatsal ve yaratıcı yoğunluğunu takip etmek mümkün. Watts, Marsalis’le
birlikte jazz kariyerinin başından beri çalışıyor. Birbirlerini Berklee’de
öğrenciyken tanımışlar. O zamandan bu zamana ayrılmaz bir müzik beraberlikleri
var. Bu sebepten dolayı, ikisinin arasında inanılmaz bir elektrik var. Revis
ise ilk, müzisyenin Requiem (Columbia, 1999) albümü ile gruba katıldı.
Calderazzo ise Contemporary Jazz (Columbia, 2000) albümü ile gruba katılmış. BM
de grubun başarısındaki payını her zaman dile getirmekte. Kendisinin verdiği
bir röportajda ‘Ron, Tony, Herbie and Wayne, Miles’a ne verdiyse; Elvin, McCoy
ve Jimmy de Coltrane’e aynı şeyi verdi’ diyerek Calderazzo, Revis ve Watts’ın
yerini belirliyor. Zaten eğer Dörtlü’yü geçtiğimiz son 3-4 yılda izlemiş
olanlarınız aradaki gelişmeyi hemen fark edecekler. Grup hem grup olarak, hem
de bireysel olarak daha iyi çalıyor. Müzikte birbirlerini mükemmel bir uyum ve
güven içinde takip etmelerinin yanı sıra, aniden farklı yönlerde yol almaktan
da çekinmiyorlar. Zaten niye çekinsinler, birbirlerini o kadar iyi tanıyorlarki,
yaptıkları her harekette grubun diğer üyelerinin değişimi yakalayıp, takip
edeceğinden eminler.
Branford Marsalis
BM profesyonel jazz kariyerine 80’li yıllarda Art Blakey’in
Jazz Messengers’inde başladı. 1982 ve 1985 yılları arasında kardeşi Wynton
Marsalis grubuna katılan Branford, daha sonra Sting ile çalmak için jazz’a ara
verdi. 1986’da kendi grubunu kurduktan sonra, 1995 yılına kadar Jay Leno’nun
programında Tonight Show grubu olarak çalışmaya başladı. Bu programdan
ayrıldığından beri, Marsalis dönüp arkasına bakmadı. BM hiç yorulmak nedir
bilmeden kendini geliştirmeye devam ediyor. Yorumcu, besteci, yapımcı, plak
şirketi sahibi derken tüm zamanını jazz mirasına daha neler katabilirim savaşı
vererek harcıyor. Kimi zaman kızgın bir savaşçı, kimi zaman ballad’ların
romantik ve şık virtüöz yorumcusu olarak karşımıza çıkan Marsalis; jazz
severlerin ayağını, hiç çaba sarf etmeden, kesebilen nitelikte bir jazz adamı.
Aynı zamanda, grubuna sahnede daha fazla zaman ayırması ve sahnenin karanlık
köşesinden gururla ve keyifle dahi müzisyenlerini dinleyişini izlemek büyük
keyif. Bir kaç konserde, Marsalis’in grubuna verdiği zamanın çokluğundan
şikayet eden jazz severlerle tanıştım, istedim ki onlar da benim gördüğüm
güzelliğe şahit olsunlar ama nafile, onlar çoktan kararlarını vermişti.
Halbuki, gerek Calderazzo, gerek Watts, gerekse Revis’de ayrı ayrı ferdi olarak
grup sahibi olan ve lider olarak mükemmel konserlere imza atan jazz’cılar.
Katrina Kasırgası ve Müzisyen Köyü
Katrina ve Rita kasırgalarının, birçok müzisyeni New
Orleans’ı terk etmeye zorlaması, şehirdeki jazz ve blues dünyasını çok feci bir
şekilde etkiledi. Çoğu canlı müzik kulüpleri kapandı. Müzisyenler geri dönmek
isteselerde gidecek yerleri olmadığı için geri gelmekten çekindiler. Bu
sebepten dolayı, New Orleans’lı Branford Marsalis ve Harry Connick Jr. biraraya
gelerek New Orleans’ın jazz mirasını ve kasırgadan feci çekilde etkilenen jazz
sanatçılarını korumak amacıyla bir girişimde bulundular. Habitat for Humanity
sivil toplum örgütü ile birlikte çalışarak Müzisyenler Köyü kuruldu ve
çalışmalar hala da devam etmekte. Köyde, Habitat tarafından inşa edilen evler
ve BM’nin babası Ellis Marsalis adını taşıyan bir Müzik Merkezi kuruldu. Müzik
Merkezi, New Orleans’ın müziğine ve müzisyenlerine odaklandı. Konser odaları ve
müzik sınıfları olan merkez, jazz ve blues’a sahip çıkarak yeni nesil jazz
müzisyenlerinin önünü açacak. Eğer daha fazla bilgi almak ya da bağışta
bulunmak isterseniz, devamındaki internet sayfalarından yararlanabilirsiniz.
www.habitat.org/musiciansvillage
www.branfordmarsalis.com
BM Dörtlü’sü, bize jazz’ın son yıllarda ne kadar geliştiğini
ve jazz’a aslında ne kadar çok sahip çıkıldığını ispat ediyor. Bu gibi
müzisyenler jazz dünyasında olmaya devam ettiği müddetçe jazz’ın gelişimi ve
paylaşımı genişleyecek.
Ben aslında jazz’ın yazılıp okunması değil de yaşanması
taraftarıyım. Bu grubu da zaten yazıyla anlatmak mümkün değil, en azından benim
daha fazla anlatmam mümkün değil. Umarım kendiniz gidip bizzat şahit
olmuşsunuzdur. Aksi takdirde yeni CD’leri 2006 Ekim ayından beri raflarda. Aman
jazz’sız kalmayın.

Diskografi
2006 Braggtown
2004 A Love Supreme Live - (DVD/CD)
2004 Eternal
2003 Romare Bearden Revealed - Amerikalı ressam Romare
Bearden’ın sanatıyla ilgili bir albüm.
2002 Footsteps of our Fathers
2001 Creation
2000 Contemporary Jazz - En İyi Enstrümental Jazz Albümü
dalında Grammy Ödüllü.
1999 Requiem
1997 Music Evolution - the second Buckshot LeFonque project
1996 The Dark Keys
1996 Loved Ones - Ellis Marsalis(piano)
1994 Buckshot LeFonque
1993 Bloomington
1992 I Heard You Twice The First Time - (B.B.King, John Lee
Hooker, Rip Tip Johnson) Grammy Ödülü
1991 The Beautiful Ones Are Not Yet Born - Wynton Marsalis
(trompet) &Courtney Pine (tenör sax)
1990 Crazy People Music
1990 Mo’ Better Blues - soundtrack
1989 Do The Right Thing
1989 Trio Jeepy - standardlar Milt Hinton (bas) and Jeff
Watts (davul)
1988 Random Abstract
1987 Renaissance - “The Peacocks”: Herbie Hancock – Piano,
Buster Williams - Bas
1986 Royal Garden Blues
1986 Romances for Saxophone
1984 Scenes In The City
