26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Jazz’a gelen taze kan; Vijay Iyer

    

 

New York East Village’de saksofon üstadı John Zorn’un uzun emekler sonucu vücuda getirdiği The Stone,  Zorn’un kendi deyimi ile bir “jazz laboratuarı”; çünkü onun sahnesi sadece deneysel ve avant- garde jazz icracılarının simyacılık hünerlerini sergilemeleri için yaratıldı.

 

 

The Stone ile ilk kez Yuko Fujiyama’nın, daha sonra oldukça büyük ses getirecek “Tag” isimli deneysel albümünün tanıtım partisi ile tanışmıştım, uzun bir aradan sonra bu kez başka bir deneysel piyanist Vijay Iyer’in usta Steve Coleman’la ile yapacağı düeti dinlemek için gittim. Vijay Iyer uzun zamandır bir çok müzik eleştirmeni tarafından son yılların en yenilikçi ve yetenekli genç jazz piyanisti olarak betimleniyor ve hatırı sayılır jazz medyasında hakkında oldukça olumlu yorumlara yer veriliyor. Vijay Iyer’in performans davetiyesini aldıktan hemen sonraki bir hafta içinde, Iyer ile ilgili önce U. S. News & World Report, daha sonra da The New Yorker gibi iki önemli yayında satırlar dolusu methiye okuyup ve dahası onun “today’s most important piyanist” (günümüzün en önemli piyanisti) gibi iddialı bir etikete mazhar olduğunu öğrenince elimdeki davetiyeyi biraz daha sıkı kavradım.

Onu daha önce dinlememiş olanlar için Vijay Iyer’in konser öncesi, The Stone ’un sahnesinde gazeteciler ile yaptığı mütevazı sohbet, sakin ve rahat tavırları oldukça aldatıcıydı, çünkü birazdan o sakin, yumuşak bakışlı adam gidecek piyanosu ile ateşli kavgalar eden, hırslı parmaklarıyla yüksek sesli kelimeler bağıran başka biri gelecekti. Vijay Iyer, canlı performansında da en az albümlerindeki kadar cesur cümleler kuruyor, yaratıcılığını ancak kendi enerjisi ile sınırlandırıyor. Performansın ilk setinde sahne alan,  Iyer’in Stephan Crump (bas) ve Marcus Gilmore (davullar) ile oluşturduğu trio ağırbaşlılıktan oldukça uzak ve Iyer’in temposu yüksek kompozisyonlarını, onların kendilerine has dinamiklerini dinleyiciye en iyi şekilde hissettirecek kadar deneyimliydi. Iyer’in, muadili diğer müzisyenler tarafından son zamanlarda sıkça tekrarlanan klişelere inat, oldukça orijinal ve özgün bir dizilim tarzı var. Düzenlemeleri ise “son zamanların en yenilikçi piyanisti” ünvanını her kelimesine dek hakedecek kadar yaratıcı ve liberal.

Vijay Iyer, 1972 yılında Güney Hindistan’dan göçmüş bir ailenin yeni dünyada doğmuş ilk ferdi olarak New York’da dünyaya geldi. Müziğe olan özel ilgisini, annesinin yanında çalıştığı müzik öğretmeni farketti ve erken yaşlarda keman ile ilk müzik derslerine başladı. Altı yaşında kendi başına piyano çalmayı öğrenen Iyer, uzun yıllar hiç bir özel müzik dersi almadan piyano çalmaya hobi olarak devam etti. 22 yaşında psikoloji master’ını tamamladıktan sonra, ilk kez müziğe olan yeteneğini ciddiye aldı ve U.C. Berkeley’de müzik doktorası yapmaya karar verdi. Doktorasını yaparken, San Francisco ve çevresindeki jazz kulüplerinde sahne almaya başlayan Vijay Iyer, bu performansları sırasında Steve Coleman, George Lewis, David Wessel, Miya Masaoka, Liberty Ellman, Imani Uzuri, Elliot Humberto Kavee, Aaron Stewart ve Rudresh Mahanthappa gibi usta müzisyenlerin dikkatini çekti ve onlarla birlikte çeşitli projelerde sahne aldı. Sound’unda sıklıkla kökleri olan Hint ve Afrika ezgilerinden organik olarak beslenen Iyer’e ilk albüm teklifi Güney Amerika’da Asya ve Africa tandanslı yaratıcı projelerin çoğunun çıkış noktası olan plak şirketi, Asian Improve’dan 1995 yılında geldi. Iyer ilk solo albümü Memorophilia’da Steve Coleman ve George Lewis’den tam destek aldı ve bu büyük destek ikinci solo albümü Architextures’da da devam etti. Memorophilia ve Architextures Iyen’in sound’unun karakteristiklerini anlamak ve sonraki albümlerinde bu karakteristiklerin nasıl şekillendiğini ve geliştiğini kavramak adına, biz dinleyiciler açısından oldukça önemli iki başlangıç albümü. Ardı ardına çıkan bu iki albüm Vijay Iyer isminin özellikle New York jazz çevrelerince daha sık tekrarlanmasını ve müzisyenin yerini pekiştirmesini sağlarken, Iyer sadece Birleşik Devletler’de değil, Avrupa’daki bir çok önemli jazz etkinliğinde de konserler vermeye başladı. 2001 senesinde, bu kez kendinden daha emin ve deneyimli bir müzisyen olarak, kafasındaki jazz atölyesinde yarattığı sıradışı tonları ve dizilimleri daha yüksek sesle dinleyenlere duyurmaya karar verdi. Aynı sene kaydettiği Panoptic Modes ona daha sonra 2003 yılında bir kez daha almaya hak kazanacağı Alpert Awards gibi prestijli bir ödülü de yanında getirdi. Panoptic Modes?u, önce Your Life Flashes, daha sonra tamamen şekillenecek ve Iyer’in imzası haline gelecek stilinin ilk önemli örneklerini verdiği 2003 tarihli Blood Sutra  takip etti. Blood Sutra  ile Iyer’in ismi bu kez, Downbeat dergisinin uluslararası en iyiler listesine girmeye başladı, 2005 yılında ise aynı derginin en itibarlı ödülleri olan; yükselen piyanist, yükselen kompozitör ve en iyi jazz performancısı ödüllerini kazandı. Stimulated Progress, 2005  yılının en iyi jazz albümü seçilen Reimagining, 2006 yılının en çok konuşulan ve ses getiren jazz kayıtlarından biri olan Raw Materials ve raflarda henüz yerini almış özel bir projenin ürünü olan Still Life with Commentator, Iyer’in çalışkan yaratıcılığının en önemli örnekleri.

Vijay Iyer, jazz müziğinin ve bir piyanistin sınırlarını sonuna kadar zorlamaktan çekinmeyen bir müzisyen. Kompozisyonlarındaki akıcılık, verdiği farklı duygular arasında yaptığı eşsiz melodik bağlantılar, enerjisinin ve yaratıcılığının özgünlüğü onu benzerlerinden farklı kılıyor. Jazz’a getirdiği eşsiz yorum ile kulakları tazeleyen Iyer, her albümü ile kaçırılmaması gereken bir isim.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67528 - unknown - 38.107.179.236