Istanbul
Connection

Müzik bizi kimi zaman beklenmedik, heyecan verici
yolculuklara çıkarabiliyor. Müziğin kendisinin, tahayyül edilebilecek her türlü
kültürel titreşimle sürekli olarak etkileşime girdiği bir dünya, hiç kuşkusuz,
ilginç müzikal işbirliklerine de sahne oluyor. Istanbul Connection, iki ayrı
müzikal dünya arasındaki bu tür özgün bir kaynaşmanın ürünüdür. Temelleri
Hollandalı jazz müzisyenleri Dick de Graaf (saksofon) ve Ruben van Rompaey
(davul/perküsyon) tarafından atılan grubun hedefi, müzikal sınırları olmayan,
özgün bir Dünya Müziği yaratmak. Esin dolu isimlerin bir araya geldiği) bir
topluluk oluşturmak amacıyla, Türkiye’nin en önemli perdesiz gitar virtüözü
Erkan Oğur, İstanbul’da yaşayan uluslararası üne sahip jazz müzisyenlerinden piyanist
Baki Duyarlar ve kontrbasçı Erdal Akyol, Hollandalı genç ve enerjik davulcu
Joost Kroon gibi seçkin müzisyenler Connection’a davet edildiler. İlk olarak
2004 yılı Aralık ayında, Kulsan Vakfı’nın desteğiyle bir araya gelen grup,
Hollanda’da verdiği çok başarılı konserlerin ardından bir öğleden sonra seansı
için stüdyoya girerek kayıtlar yaptı. Bu çalışmalar, jazz ve Türk müziğinden
öğelerle harmanlanmış oldukça çarpıcı ve ilginç bir Dünya Müziği repertuarının
örnekleri olan yedi kompozisyondan oluşan, topluluğun anlık bir fotoğrafı
niteliğinde bir derlemeyle sonuçlandı. Albümde, atmosferik saksofon ezgileri
perdesiz gitarın lirik sesleriyle doğal bir şekilde iç içe geçerken, ince,
hafif perküsyon kullanımı da müziğe kendi rengini katıyor. Istanbul Connection,
müzikteki arayışlarını halen sürdürüyor… Müzikal sınırları aşmanın tam
zamanıdır!
Çifte Belâ (R. van Rompaey)
Parça, New Orleans esinli bir “second line”* davul
groove’uyla açılıyor. Gitar ve tenor saksofonla çalınan akılda kalıcı bir
ezgiyi, canlı bir saksofon solosu ve dokunaklı bir perdesiz gitar solosu takip
ederken, hafif perküsyon öğeleri de fonu renklendiriyor. Solo bölümlerdeki akor
değişimlerine dikkat...
Saba Nefes (E. Oğur / H. Dede)
Perdesiz gitarın yaptığı lirik giriş, parçanın havasını
eksiksiz bir şekilde yansıtırken, şarkıya verilen geçici adı da (Saba;
sabahleyin gün doğusundan esen hafif ve yumuşak rüzgâr) tasvir eder gibidir.
9/8’lik (2-3-2-2) temanın ardından 4/4’lük ritmde, açık atmosferik sololar ve
son olarak da tekrarlar gelir.
Acemaşiran Son Yürük Semai (S. Ergüner)
6/8’lik geleneksel Yürük Semai usulünde, Acemaşiran
makamında bir ‘Türk blues’u’. Sololar müziğin enerjisini artırıyor. Saksofon
solosu sırasında git gide yükselen enerjiye dikkat….
Tünel (R. van Rompaey)
Doğu’ya özgü çeşitli renkler barındıran bir ritim
kompozisyonu. Tabla ve darbuka arasındaki hareketli atışmaların ardından Hint
tablasının akışkan groove’u geliyor ve Arap müziğine özgü Saidi ve Falahi
ritimlerine dönüşüyor.
Tesadüfi (B. Duyarlar)
Albümün ballad’ı olan bu parça (10/8’lik ölçüde çalınan)
tipik bir 5/8’lik ritim üzerine kuruludur. Temanın perdesiz gitar ve soprano
saksofonla çalınan melankolik ezgisi, kompozisyonun ‘tesadüfi’ atmosferini
eksiksiz bir şekilde yansıtır.
Kuşlar Neden Hep Ötüşür (D. de Graaf)
Makamsal bir atmosferin damga vurduğu değişken ezgi,
perdesiz gitar ve soprano saksofonla, hızlı bir jazz vals ritmi üzerine
çalınıyor. Gitar solosunun ardından bir saksofon solosu geliyor ve bu noktada
müziğin enerjisi büyümeye başlıyor. Davul ve darbuka arasındaki atışmalar,
parçayı final temasına taşıyor.
Götürüler (Geleneksel / Düzenleme D. de Graaf)
Çok eski bir geleneksel Türk ezgisine dayanan bu kısa parça,
albümün titreşimlerle yüklü atmosferine tam olarak oturuyor. Saksofonlar ve flütler
yumuşak bir şekilde iç içe geçerken, uzaklardan çan sesleri işitiliyor.


(Kalan Müzik)

Erkan Oğur-gitar ve fretless gitar
Dick de Graaf-tenor ve soprano saksofon
Baki Duyarlar-piyano
Ruben van Rompaey-bendir, darbuka, tabla, def
Erdal Akyol-akustik bas
Joost Kroon-davul