26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Usta şef, müzisyen Süheyl Denizci’nin ardından…

    

Uzun zamandır kendisi ile röportaj yapmaya çalışıp da yapamadığımız, daha doğrusu binbir katakulli ile bizi atlatmayı beceren TRT Jazz Orkestrasının kurucusu ve şefi, saksofoncu ve vibrafoncu ağabeyimiz Süheyl Denizci’yi kaybettik.

 

 

Aşağıda okuyacağınız röportaj 2002 yılında TRT Ankara Televizyonu yapımcılarından Bahtiyar Demirci tarafından hazırlanmış olup, TRT Jazz Orkestrasının kuruluşunun 20. yılı nedeniyle yapılmış. Röportaj malesef TRT arşivlerinde bulunamadı ama bize binbir zorlukla bu kaydı kendi arşivinden bulup getiren Cemil Kıvanç’a çok teşekkürler ederiz.

2002 yılında Süheyl Denizci ile yapılan TRT kayıtlarından deşifre ettiğimiz bu röportaj yarım saat sürüyor, Süheyl Denizci’nin ilk müzik çalışmalarını ve yaşam hikayesini anlattığı, arada orkestranın prova kayıtlarını da içeren ve TRT tarafından Süheyl Denizci’ye plaket verilen özel bir konserden de kısa bölümler içeriyor. 

SD- O dönem piyasaya reklam müzikleri yapıyoruz niye plak yapmayalım, Ayten (Alpman) “ben de sizin solistiniz olurum” dedi. Derken Ayten Alpman’a plaklar yapmaya başladık. “Memleketim”, “Tek Başına” gibi plaklar yaptık ancak bizim plaklar çok kaliteli ama masraflı olmaya başladı. Bu masrafların da karşılığını alamadık. Mesela  plak piyasada 12.5 liraya satılıyordu, ondan kalıp çıkartıp kopya yapıp satmaya başladılar. Maliye birgün geldi “defterleri görelim” dedi; “oo dedi yalan beyan var burada” dedi. Memleketim, Kıbrıs filan ortalık yıkılıyor bu arada. Meğer bu kalpazanlar aynı renk ve logoda “Ses” olan şirketimizin adını “Set Prodüksiyon” olarak değiştirip plakları satıyormuşlar. Biz para filan kazanamadık tabii.

Ses Prodüksiyon’un en önemli işi reklam müzikleri idi. Bunların arasında hala bugünlerde bile bilinen, hatırlananlar var, 200’den fazla reklam müziği yaptık. İlk hatırlanabilecek olan “Vim müziği”ydi, bunun blues tarzında bir melodisi vardı.

Sonraları 1982’de ilk TRT’nin Hafif Müzik ve Caz Orkestrasını kurduk. Ama böyle bir orkestrayı hadi kuralım deyince hemen kuramazsınız. Bunun önceden hazırlanılması, çalışması gereken 1-1.5 yıl bir süre oldu bu. Dışarıda kolay görünebilir ama Türkiye’de zaten bu konuda çalabilen az müzisyen var, bu kadroyu yaparken çok tereddütlerim oldu ama sonra kotardık.

Mine Çalışal (TRT müzik dairesi başkanı)- O yıllarda (1970) Ankara’da bir TRT Oda orkestramız vardı, müzikseverler hatırlayacaklardır; Gürer Aykal, Suna Kan’ın da yer aldığı bir yıldızlar topluluğu idi. 70’li yılların sonuna doğru 80’li yılların başında Ankara’da yönetimden “böyle klasik orkestramız var, İstanbul’da da daha farklı formatta bir orkestra kuralım fikri” gündeme geldi. Dönemin yönetim kurulu üyelerinden Rıza Rit bu işi çok ciddiye alarak, yönetim bünyesinde kadrolar çıkarttı. Daha sonra orkestranın formasyonu üzerinde çalışıldı, neye hizmet edeceğiz, bu orkestranın amacı nadir gibi işin projelendirme safhası geldi. O dönem her zaman saygı ile andığımız büyük müzisyenler Ergican Saydam, İrkin Aktüze ile birlikte oturup konuştuk. Radyo Süheyl Beyi bizden daha iyi tanıyordu, o daha önceden radyoya periyodik işler yaptığından bize gelen teklifde Süheyl Denizci yönetiminde kurulmasıydı bu orkestranın. Yani o dönemde bu işi yapacak başka kimse yoktu. Kimseye de o olduğu için ihtiyaç yoktu zaten. Onun liderliğinde orkestrayı oluşturmaya başladık.

SD - Bu orkestranın yapısı hafifi müzik ve caz türleri üzerine kurulmuştur. Jazz dediğimiz zaman belirli bir kadrosu olması gerektiğinden yani 4 ya da 5 trompet, yine 4 ya da 5 trombon, saksofon, bas, piyano ve davul ve gitar olmak üzere bir ritim grubundan oluşmalıdır. Ama başka türleri icra edeceği zaman da senfoni orkestrasından gerekli yaylı sazları almak suretiyle kadroyu 50 kişiye çıkararak o tür müzikleri de çaldık.  Başlangıçta müzisyenler nasıl seçildi? Başlangıçta müzisyenler sınavla seçildi. Bugün için de aynı şey geçerli. 82’de kuruldu (bu röportaj 2002’de yapıldığından) bugün bu orkestra kurulalı 20 yıl oldu. Bu arada emekli olan müzisyenler oldu. Ya da başka işlerde çalışma fırsatlarından dolayı ayrılanlar oldu, onların yerine bugün de aynı sistemle müzisyen alıyoruz. Beni bu konuda en sevindiren şey artık gençlerin gelmesi. Günümüzde konservatuarlardan artık çok parlak müzisyenler yetişiyor. TRT Jazz Orkestrası olarak da bunlardan birkaçına biz sahip olduğumuz için ben çok kıvançlıyım.

Leyla Uzman (TRT çok sesli müzik dairesi başkanı) - TRT Jazz Orkestrasını kuran Süheyl Denizci gerçekten çok iyi bir müzisyen, çok titiz bir müzisyendir. Onun için sadece mükemmel vardır. İdare etmek onun bilmediği bir kavramdır. Ne yapacaksa en mükemmelini yapar ya da en mükemmele yakın olanı yapar. Yaptığı müzik türünden hiçbir zaman ödün vermemiştir. Onunla birlikte çalıştığım için çok mutluyum. Böyle nitelikli seçkin ve saygın bir insanla çalışmaktan son derece gurur duyuyorum.

Kamil Özler (TRT Orkestrası gitaristi) – Onun orkestra şefliği benim için çok ilginçtir. Çünkü o çok iyi bir çalıştırıcıdır. Bu tip orkestralarda şefin en büyük görevi elini kolunu sallamaktır. Bir konserde ondan beklenen orkestrayı iyi prova ettirmesidir. Varsa hataları düzeltmesidir. Mesela bazı aranjmanlar vardır, bunlar bizim kapasitemizin üstünde veya altında olur ona göre bir takım düzeltmeler yapmak gerekir, bütün bunların hepsini yapmış biridir o. Hatasız denecek şekilde bizi çalıştırmıştır.

SD - Orkestramız bütünüyle yurtdışında konser vermedi fakat, her yıl Avrupa Yayın Birliği kısa adı EBU’nun değişik ülkelerde konserleri oluyor. Bu oluşturulan orkestralara da bizden de eleman isteniyor. Hattta artık son senelerde ismen istemeye başladılar. Bu bizim için bir başarıdır. İstanbul Jazz Festivalinde, TRT’nin düzenlediği büyük organizasyonlarda, üniversitelerdeki konserlerde, diğer şehirlerdeki etkinliklerde çalmak orkestramızın görevleri arasında yer almaktadır. Ama en çok İstanbul Radyosu’na hizmet ediyoruz. Ben 1997 yılında emekli oldum. Tabi emekli oldum darken tamamen elimi eteğimi çekmedim. Çünkü bu orkestra benim çocuğum sayılır. Benden sonra kumandayı Neşet Ruacan aldı ve başarıyla yürütmektedir.

Programın bu kısmında Süheyl Denizci’ye 20. yıl anısına bir plaket verilir ve orkestra çalar.

SD - Orkestra şefliğinden başka orkestra kurulmadan önce başka görevler de yaptım bu kurumda. Mesela denetim kurulları üyeliği, Eurovizyon yarışmalarında jüri üyeliği, yurtdışı konserlerine uzman olarak katıldım. Çaldığım enstrümalanlar, flüt, tenor saksofon, vibrafon, zaten piyano ile başlamıştım, ki her müzisyenin en azından yardımcı enstrüman olarak onu bilmesi gerekir.

Vibrafonda bir talihsizlik yaşadım. Çok iyi bir hocam vardı, bugün ne çalıyorsan ondan öğrendim. 1959 yılında Berklee School of Music’in o zaman hem sahibi hem de hocalarından biri benim çalıştığım yere geldi. Yanında Arif Mardin vardı. Sanıyorum Cüneyt Sermet de vardı. Burs vermek için Avrupa’ya çıkmışlar, dolaşırken Arif “Türkiye’de de bir takım insanlar var, onları da bir dinleyelim, bulabilirsek onlara da burs verelim” demiş. Geldiler dinlediler Laurance Berk, Berklee’nin sahibi, geldi bana “sizi okulda görmek istiyorum, burs verecegim” dedi. Ben tabii ilk ağızda uçtum, bulunmayacak bir fırsat. Hele de bu vibrafon konusunda olduğu için, Türkiye’de vibrafon hocası da bulunmadığından gidip yerinde en iyisini öğrenmek muhteşem birşey olacaktı. Kalktılar gittiler. Sonra bir takım kağıtlar filan geldi, burs ile birlikte. Yanlız şöyle bir takım detaylar var, dışarıda çalışmanıza izin yok. Öyle olunca ben bir duraladım. Kızım yeni doğmuştu, daha bir yaşında bile değildi. Ben nasıl onları annesi ile bırakıp gidecektim. Oraya götürsem bakamayacaktım. Teşekkürler ederek o bursu geri iade ettim.

Neşet Ruacan (TRT Jazz Orkestrası Şefi) - Aslında Süheyl Denizci bir multi enstrümantalist. Saksofon, flüt, vibrafonda profesyonel piyano, bandoneon, cello, bas, davulu da amatör olarak çalabilen bir müzisyendir. Özellikle saksofon ve vibrafondaki 1950’li yıllardaki şöhreti şefliğinden önce gelmektedir.

SD- Bir Siirt maceramız vardır. Babamın beni sürgüne göndermesi; ortaokul 7. sınıftayım, sene ortasındaydık, bir gün müdür beni odasına çağırdı. Dedi ki, “Süheyl siz İstanbul’da da yapmışsınızdır, okulda sene sonunda bir gösteri düzenlenir, bu sene bu gösterinin sorumlusu sensin”. Ben de peki dedim ama kaynakları nereden bulacağız. O da “okulun kütüphanesinden istifade edebilirsiniz” dedi. “Bu gösterinin içinde bir oyun olacak. Bir müzikal gösteri olacak, hatta bir de becerebilirsen aynı sahne de bir de spor gösterisi olursa çok iyi olur” dedi. Ben de “peki efendim” dedim. Kütüphaneyi karıştırdım ama pek de dişe dokunur birşey bulmadım. Sonunda Yunan klasiği Antigone’yi buldum. Bu ağır bir eserdir. Yani bir ortaokul kadrosunun oynayabileceği bir eser değildir. Sarayın önünde geçiyor, kralın oğlu yaralanıp geliyor, ben kral rolündeyim, oğlum da benim sınıfımdan veya bir sınıf aşağıdan bir arkadaşım. Fakat başta da çok uzunca bir tirad var. Aşağı yukarı bir 10 dakikayı buluyor. Fakat bu tiradı da yaralı oğlumu da kucağıma alıp söylemem gerekiyor. Başladım tiradı okumaya, ama kucağımdaki oğlan gittikçe ağırlaşmaya başladı. Ağırlaştı, ağırlaştı, tirad bir türlü bitmek bilmiyor, en sonunda oğlanın kafasını koydum basamaklara, geri kalanını da öyle okudum. 2. kısımda müzik olayı var. Ben akordiyon çalıyorum ama akordiyonum yok. Dediler ki “askeri hapishanede bir yüzbaşı var, onun akordiyonu var”, onu alalım, gerekli izinleri aldık gittik, çok efendi bir adamdı. Çok memnun oldu ve onu bir kaç günlüğüne bana verdi. Derken bir de mandolin çalan birisi çıktı. Bir de bağlama çalan çıkınca tamam dedim bu iş olacak. Bakın bir şey daha var ki, 1940’lı yıllarda Siirt Orduevinin camları kırık odasında bir yarım kuyruk piyano vardı. O dönemde? Camlar kırık, bakılmamış, edilmemiş, içine güvercinler yuva yapmış. Güvercinleri kovaladım, piyanonun içini dışını temizledim, fakat akort etmek lazım. Akort anahtarı filan yok, olsa da ben bilmiyorum. Sonunda düşündüm taşındım bir kerpeten buldum, yapabildiğim kadar yaptım ama olmadı, zaten o gece de kullanamadık. Benin için en önemli şey o yıllarda bu piyanonun orada bulunmasıydı. Siirt’te Türkçe Arapça karışık bir dile konuşuluyor, bütün veliler gelip oturdu. Bitirdik, Vali ayağa kalktı, ardından salon, alkışlamaya başladılar, bu Siirt’teki rejisörlük denememi hiç unutmam.

Kendimi bildiğimden beri spora meraklıyımdır, pekçok sporu da yaptım. Ortaokulda voleybol oynadım, gülle attım, daha sonraları Beşiktaş’ta atletizm yaptım. 3000 ve 5000 koşuyordum. Beşiktaş’ta atletizm yaptığım dönemlerde bir yakınımız da Galatasaray kürek takımında deniz sporlarının kaptanıydı. Buralarda koşup duracağına Galatasaray’a gel de kürek çek dedi. Bunda da epeyce başarılı oldum. Yaptığım sporların içinde en çok başarıyı kürekte elde ettim. Bunun yanında avcılık merakım vardır, bu da Siirt dönemimden kalmadır. Ama 10 yıldır avcılık yapmıyorum. Bilardo çok severim. Hollanda’da çok komik bir olay geldi başıma, her akşam bilardo oynamaya giderdik, bir akşam gittiğimde her zaman orada oynadığım insanlar yoktu. Iri yarı Hollandalı birisi “oynar mısın” dedi, iyi dedim, kaç çekelim 250 dedik, top attık ben kazandım, 25 çektik ben kaçırdım, adam aldı, pıtır pıtır masayı dolaştı 250yi çekti, ben yahu dedim sen çok güzel oynuyorsun, e dedi ben geçen senenin Hollanda şampiyanu, Avrupa 2.siyim. dedi, “aman” dedim “tam çatmışım yani”.

Bundan sonra TRT orkestrasının Süheyl Denizci’ye plaket verilen günde kaydedilen, kendisinin de saksofon çaldığı parça çalarken jenerik akmaya başlıyor.

Müzisyen olarak başlıbaşına bir okul, bir ekol, çevresindekiler için doğru örnek, yönlendirici, iyi bir öğretmen, inanılmaz derecede titiz… inandığı ve kendi kabul ettiği değer ölçülerinden taviz vermeyen ustamız Süheyl Denizciyi kaybettik. Işıklar içinde yatsın.

 

 

 

Biyografi

TRT İstanbul Hafif Müzik ve Jazz Orkestrası kurucularından olan Süheyl Denizci, müziğe genç yaşta piyano ile başladı. 1957'de kendi grubunu kuran Denizci, yurtdışında da çok sayıda festivale katıldı. 1982 yılında, kurulmasında da büyük emeğinin geçtiği TRT İstanbul Hafif Müzik ve Jazz Orkestrası şefliğine atandı. 15 yıl kesintisiz süren yoğun bir çalışma dönemi sonunda Orkestrayı teknik, müzikal ve repertuar olarak uluslararası standarda ulaştıran Süheyl Denizci, 15 Şubat 1997'de emekli oldu. Orkestra şefliğinin yanı sıra piyano, tenor saksofon, flüt ve vibrafon da çalan Süheyl Denizci, zaman zaman Orkestranın teknik ve repertuar çalışmalarını da yönlendirmiştir. 11. İstanbul Jazz Festivali'nin 2004 yılı yaşam boyu başarı ödülüne layık görüldü. TRT Caz Orkestrası olarak yayınlanmış bir CD’si bulunmaktadır.

1,5 ay gibi bir zaman içinde konulan kanser teşhisinin sonunda 25 Mart günü, 75 yaşında iken aramızdan ayrıldı.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67536 - unknown - 38.107.179.239