İstanbul
Jazz Center’da New York Rüzgarı…

KARRIN ALLYSON
7-8 Nisan
24. Ankara Müzik Festivali’nde sahne alacak olan sanatçı ile
ilgili geniş bilgi dergimizin 66 sayfasında yer almaktadır.

STANLEY CLARKE
17-18 Nisan
Stanley Clarke (b)
Ruslan Sirota (keyb)
Christian Gâlvez (b)
Ronald Bruner (d)
Jazz dünyasına Philadelphia Academy of Music’den giriş yapan
Clarke 1971’de jazz dünyasında büyük bir etki uyandırdı. New York’a gelmesinin
hemen ardından ünlü grup liderleri olan Horace Silver, Art Blakey, Dexter
Gordon, Joe Henderson, Pharaoh Saunders, Gil Evans, Stan Getz ve genç piyanist
Chick Corea ile birlikte çalışmaya başladı.
Bütün bu müzisyenler kısa sürede Clarke’nin üstün akustik
bas yeteneğinin kusursuz dengesini ve müzikal bütünselliğini fark ettiler.
Sadece basslines da ki ustalığı ve basın geleneksel görevi olan timekeeping
haricinde Clarke bas kahramanları olan Charles Mingus, Scott LaFaro ve diğerlerinin(basçı
olmayan John Coltrane de dahil) etkisiyle melodi ve lirik duygu yüklü bir
teknikle çalmayı başarmıştır. Clarke melodik solist rolünü basa verdi ve açıkça
bunu da başardı.
Clarke ve Corea kurduğu Return to Forever adlı jazz/fusion
grubu ile melodiyi basın kurması ve basın sahnenin önüne çıkarılması
meyvelerini verdi. RTF quartetin her elemanının güçlü müzikal kişilikleri,
komozitör yanları ve enstrümental sesleri için bir vitrindi. RTF 8 albüm kaydı
yaptı, 2 tanesi altın plak (wildly başarılı Hymn of the Seventh Galaxy ve
Classic Romantic Warrior), bir tanesi grammy ödülü (No Mystery) alan ve sürekli
olarak farklı ödüllere aday oldu. Ve bu bir jazz grubuydu!
Daha sonra Stanley, elinde ünlü Alembic bası, tüm dünyada
yankı uyandıran ‘round the world’u yayınladı. Ayrıca 1970’lerde ilk elden bas
daha sonra tüm basçı/ solist/ bandleader’ın peşinden geleceği bas devrimini başlattı.
1974 de adını verdiği Stanley Clarke albümünü çıkardı. 1976 da Stanley albüme
adını veren parçanın gerçek bir bas ilahisi olarak anıldığı School Days
albümünü çıkardı.
Clarke turnelerde liderlik eden, birçok ülkede altın plak
almış albümlere sahip ilk basçıdır. Daha 25 yaşındayken efsane onun tanımlamak
için kullanılırdı. Aynı zamanda elektrik ve akustik Basta virtüoz olarak
nitelenen ilk basçıdır. Stanley 2 yeni enstrüman icat etmiştir: piccolo bas ve
tenor bas. Piccolo bas New York Luthier Carl Thompson tarafından Stanley’in
tarifine göre yapıldı. Tonu geleneksel elektrik bas gitardan bir oktav daha
fazladır. Tenor bas ise standart alembic bastan çeyrek boy daha yüksek olan bir
bastır. Bu enstrümanlar aracılığla Clarke müziğinin sınırlarını genişletmesini
sağladı.
Akustik ve elektrik jazz dünyasının şimdiki kralı, 1981’de
George Duke ile Clarke/ Duke Project takımını kurdu. İkili “Sweet Baby” ile en
iyi 20 hit parça arasına girmeyi başardılar, 3 albüm çıkardılar ve bu günlerde
kadar uzanan turnelere düzenlediler. Bir lider veya üye olarak katıldığı
projelerin bazıları şunlardır: Jeff Beck (world tours, 1979), Keith Richards’
New Barbarians (World Tour, 1980), Animal Logic (Stewart Copeland ile iki albüm
ve turneler, 1989), The "Superband”(Larry Carlton, Billy Cobham, Najee, ve
Deron Johnson birlikte 1993-94), The Rite of Strings (Jean Luc Ponty ve Al Di
Meola, 1995) ve Vertu’ (Lenny White ile, 1999). Clarke neredeyse bir basçının
alabileceği tüm büyük ödülleri almıştır. Bunlar arasında Grammyler, Emmyler,
altın ve platin albümler, Rolling Stones’un yılın ilk yılın jazz’cısı ödülü ve
10 yıl boyunca Playboy’s Music Award en iyi basçı ödülü bulunmaktadır.
1985’lerde sürekli peşinden koştuğu yeni başarılar
Stanley’nin sınırsız yaratıcı enerjisini film ve televizyon çalışmalarına
yönlendirdi. Pee Wee’s Playhouse için Emmy adayı olan tema ile televizyon
dünyasına giriş yaptı. Beyaz perde ise çok etkili filmler olan Boys N the Hood,
What’s Love Got to Do With It (the Tina Turner Story), Passenger 57, Higher
Learning, Poetic Justice, Panther, The Five Heartbeats, Little Big League ve
Romeo Must Die’de kompozitör, orkestra şefliği, kondüktörlük ve performansı ile
kendini gösterdi. Ayrıca Micheal Jackson’un Jon Singleton’un yönettiği
“Remember the Time” adlı klibinde rol aldı.
Stanley’in sanat yeteneği klasik, jazz, R&B ve pop
deyimlerini kapsar. Bir insan için herhangi birinde başarılı olmak yeterli
iken, Stanley uğraştığı tüm alanlarda başarılı olmuştur. Ve Hala Philedelphialı
gencin ruhuyla ilerlemeye devam etmektedir.
2001 yılında, ilk aşkına daha resmi bir şekilde dönüş yaptı:
konser vermek, albüm kaydı yapmak ve bas gitar çalmak. Bu inanılmaz müzisyenin
biyografisi, Stanley’nin kendisi gibi, süreç içinde çalışmaya devam ediyor.

CHIERA CIVELLO
26-27-28 Nisan
New York’da yaşayan Roma doğumlu Chiara Civello pop, jazz
kabare ve latin müzik etkisinde çeşitli müziklerle ilgilenen eklektik ve geniş
kapsamlı bir şarkıcı ve bestecidir. Civello geçmişte jazz performansları
sergilemesine rağmen, o her zaman jazz şarkıcısı veya a bebop puristi olarak
nitelenemez. Belirgin bir tanım vermek gerekirse Civello, Sade, Basia, Norah
Jones , Nellie McKay’a yakın albümler çıkarmıştır. Jazz etkisi hemen hemen her
zaman Civello’nun pop albümlerinde kendini derinden gösterir. Amerika’ya yerleşmesiyle
birlikte alto saksofon çalan Phil Woods ve gitarist Mike Stern gibi büyük jazz
müzisyenleriyle çalışma fırsatı buldu. Civello’nun tüm etkilerini sıralamak
zaman alabilir: Joni Mitchell, Sade ve Sting’den, Ella Fitzgerald, Julie London
ve Billie Holiday gibi isimlere kadar uzanacak bu liste müzik hayatına fazlasıyla
yansıdı. Astrud Gilberto, Gal Costa, Ivan Lins ve Antonio Carlos Jobim gibi
büyük isimler üzerinden Brazilya jazz’ı ve popu da Civello üstünde güçlü bir
etki bırakmıştır. Anadili İtalyanca olmasına rağmen, şarkı sözlerinin çoğu İngilizcedir.
Civello 4 (İngilizce, İtalyanca, Portekizce ve İspanyolca) dilde şarkı
söyleyip, şarkı sözü yazabilmekte ve İngilizce performans sırasında az da olsa İtalyan
aksanını hissettirmektedir. İngilizceye hakimiyeti çok üstün olan sanatçının
aksanı, performansının karakterine etki eder.
Civello 17 yaşında hala İtalya da yaşarken, Mario Raja Big
Bang için vokalistlik yaptı. Daha sonra İtalya’da çok meşhur olan jazz
davulcusu Roberta Gatto’nun yanında çalıştı. 1993’de ünlü Berklee Kolej’den
burs kazandıktan sonra Boston’a taşındı ve 1998’de buradan mezun oldu. Civello,
Boston Jazz Society Award ve Cleo Laine Award gibi ödüllere de layık görüldü.
2000 yılında Civello Boston’dan tecrübeli prodüktör Russ Titelman ile tanıştığı
New York’a taşındı. Titelman’ın birlikte çalıştığı diğer büyük isimler arasında
Paul Simon, Rickie Lee Jones, Randy Newman, Eric Clapton, Steve Winwood, Gordon
Lightfoot, James Taylor ve Brazilyalı sanatçı Milton Nascimento da vardır.
Civello’nun ilk albümü olan “Verve” Şubat 2005’de Amerika’da yayınlandı.

Pamela Knowles
Pamela Knowles (vo)
Art Hirohara (p)
Kağan Yıldız (b)
Cengiz Baysal (d)
Etkili ve duygulu bir niteliğe sahip sesi ile Knowles muhteşem
bir şarkıcıdır.
Sydney Morning Herald
Söylediği şarkıyı dramatize ederken yüksek tempolarda
gezinebilen etkili bir şarkıcıdır Knowles.
Cadence Magazine
Knowles’ın sesinin duman ve bal arasında gidip gelen bir tınısı
vardır ve muhteşem bir denge ve tonlama ile söyler.

Australian Financial Review
Pamela’nın şarkılarındaki enerji birçok aktif
deneyimlerindeki farklı seyircilerinden gelir. Tiyatro dalında doktora derecesi
sahibi olan Knowles, American Conservatory Theatre ve London Academy of Music
ve Dramatic Art mezunudur. Uzun yıllar New York’da aktrislik yaptıktan sonra
Avrupa’ya yerleşti. Yeteneğinin cazibesi Knowles’ı dünya çapında bir müzikal
maceraya çıkardı. New York’da jazz kulüplerinde, Londra’da Ronnie Scott's
Club’da funky latin-jazz explosionsu ile bir Paris jazz kilerinde seyircilerini
etkilemeyi her zaman başardı. Ayrıca Claude Bolling's Big Band, Christchurch
Symphony Orchestra ile konserlerde yer almak ve Avustralya ve Yeni Zelenda’da
jazz festivallerine katılmak da bu maceranın bir parçasıydı. Manly Jazz
Festivalinde, Sydney Town Hall’da ve Don Burrows ile Nat Adderley konserlerinde
yer aldı. Ronnie Scott's’da Dave Holland Quartet ile sahne aldı. Ayrıca
Knowles, Hollywood Roosevelt Hotel in Cine Grill gece kulübünde ve Los Angeles
Jazz Bakery’de sahne aldı. Yakın zamanlarda Pamela ve quinteti New York’da The
Public Theater’daki Joe's Pub ‘da son albümü olan Thirteen Kinds of Desire
performansları düzenlemektedir.
Sahne deneyimlerinin yanısıra Knowles defalarca BBC Radio
London, ABC Radio Sydney için jazz broadcastslerde performans sergiledi ve
Christchurch Symphony Orchestra ile Radio New Zealand’a konuk sanatçı olarak
katıldı.
Pamela’nın Love Dance ve Boite de Jazz isimli kendi
prodüksiyonu olan ilk iki albümü kritikler tarafından günümüzün seçkin jazz
vokalistlerinden biri olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Pulitzer ödüllü
Yusef Komunyakaa ve Knowles’un kendisi tarafından hazırlanmış olan son albümü
Thirteen Kinds of Desire samimi, prokotativ bir dille yenilenmiş mit ve çağdaş
öykü anlatıcılığını şarkılar üzerinden sunar.
SAMUEL TORRES
17-18-19 Mayıs
Samuel Torres (perc)
Irving Acao (s)
Manuel Valera (p)
Felipe Cabrera (b)
Lukmil Perez (d)
SAMUEL TORRES
Kolombiya doğumlu olan Torres Universidad Javeriana’nin
müzik kompozitörlüğü bölümünden mezun oldu. 12 yaşında perküsyon çalmaya başladı
ve kısa sürede ailesiyle, arkadaşlarıyla ve şehirdeki farklı gruplarla çalmayı
sürdürerek becerisini kanıtladı. Her ne kadar klasik perküsyon eğitimi almış
olsa da; farkli stillerin, özellikle Latin ve jazz müziğinin, sound’unu ve
ritmini kullanmayı sürdürdü. 1998’de dört yıl boyunca dünyanın tamamını beraber
dolaştikları Grammy ödüllü Arturo Sandoval ile Amerika’ya seyahat etti.
Amerika sürecinde Tito Puente, Chick Corea, Poncho Sanchez,
Pete Escovedo, Dave Valentin, Michael Brecker, Don Byron, Claudio Roditi ve
daha birçokları ile çalıştı. Ayrıca Florida Üniversitesi’nin Big Band’ında
misafir sanatçı olarak sahne aldı. 4 Temmuz Esplanade 2000 ile Boston Pops’da,
Singapur Sanat Festivali’nde, “5 de Mayo” Celebration 2001 ile The Nashville
Symphony, The Hollywood Bowl Latin Festival 2001 ile The L. A. Philharmonic,
Madarao, Japan’da 2001 Newport Jazz Festival’inde ve daha birçok etkinlikte yer
aldı.
Torres’in üstün perküsyon yeteneği ona “The 2000 Thelonious
Monk International Jazz Competition Percussion for Hand” yarışmasında ikincilik
getirdi. Torres zevk sahibi dinleyicilerin ilgisini çeken, zorlu bir
müzisyendir. Hız ve perküsyonu örtüştüren sanatsal, dinamik ve sakin vuruşlara
sahip olan müzisyeni The Boston Globe: “ Samuel Torres tarafından sunulan bir
konga solosu hiç de insanca gözükmemektedir” cümlesiyle tanımlamıştır.
Jazz Dergisi yazarlarından Hülya Tunçağ ile JC’S’de Jazz
Seminerleri...
Temmuz-Ağustos-Eylül dışında tüm yıl sürecek seminerlerin
amacı, bilinçli jazz dinleme olgusu... Günümüzü iyi değerlendirebilmek için diğer
sanat dallarında olduğu gibi jazz'ında kökenine inmek gerek. Bu nedenle ilk
seminer olan jazz tarihi kısa ama öz bir biçimde verildi.
Eğitim programında yer alanlar;
17 Mart : Jazz'a giriş, terimler, kökler, Blues ve şarkı
formları
24 Mart: New Orleans, Chicago dönemi, İlk büyük orkestralar,
Swing çağı, Klasik dönem
31 Mart : Bebop, Cool, Hard-Bop
7 Nisan: Free-Jazz, Post-Bop, Soul- Jazz, Fusion
Ekol yaratanlar ve etkileri -I
14-21 Nisan- Piyanistler
28 Nisan – Bascılar
5 Mayıs - Davulcular
Ekol yaratanlar ve etkileri -II
2 Haziran - Saksofoncular
9 Haziran - Trompetciler
16 Haziran - Tromboncular
23 Haziran - Gitarcılar