26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

PARİS’TEN BİR “ÖNDER” GEÇTİ...


PARİS MEKTUBU – 10 MART 2007

 

 

Sanırım 8-9 yıl oldu. Her türde Türk veya Türkiye kökenli müziğin, sanatçının Fransa’da tanınmasına öncülük etmiş ve buralarda hiç abartmasız, kurucusu olduğu Hitit Derneği (kuruluşu 1994) aracılığıyla (www.cafeturc.com) en fazla konser ve buluşmayı düzenlemiş, 30 yıllık sevgili dostumuz Kenan Öztürk’le yine bir konser veya Türkiye etrafında bir konferans vesilesiyle sohbet ediyorduk. Öztürk, Paris’in çeşitli Kuzey banliyölerinin Kültür Merkezlerinde uzun yıllardır sorumlu yönetici sıfatıyla kazandığı eşsiz deneyimi, Paris’in en ünlü ve prestijli müzik mekanlarında organize ettiği yüzlerce konserle haklı olarak referans olmuş bir isim. Kendisi ayrıca 1997’den beri onlarca dünya sanatçısını da Türkiye’ye götürmüş, hatta onların Avrupa çapında konserlerini de gerçekleştirmişti. Kenan’a, Türk müziği dendiğinde akla yalnızca Tasavvuf, Halk ve Roman müziği akla geldiğini, Klasik Batı müziğinde İdil Biret, nadiren Suna Kan, Hüseyin Sermet ve şimdilerde de Fazıl Say (ki Say o sıralar sanırım henüz 1-2 albüm çıkartmıştı) adlarının meloman, müzik tutkunu çevrelerde bilindiğini söylüyordum. Jazz alanında ise Yıldız İbrahimova, Nedim Nalbantoğlu ve özellikle Okay Temiz ve de tabii ki Senem Diyici isimlerinin anıldığını, ama bütün cazomanların düşlediği gibi damardan (!) tek bir Türk jazz’cısının dahi tanınmadığını anlatmağa çalışıyordum. Elbetteki çok ama çok sınırlı çevrelerde Tuna Ötenel de biliniyordu. Ancak, o dönemde Türkiye’de kıpırdamaya başlayan, 40 yıllık emekleme aşamasından kurtulmaya çalışan Türk jazz’ından söz eden yoktu. Ben Önder Focan’ın “Erken” (1994), “Sekiz” (1996), “On the Bosphorus” (1997), “Beneath the Stars” (1998) galiba da “Vocalist” (1999) albümlerini tanımış, tekrar tekrar dinlemiş olmanın avantajına sahiptim. Bu denli kısır bir pazardan, Önder gibi üretken bir sanatçının çıkması tek kelimeyle olağanüstü bir durumdu. Üstelik 1955 doğumlu ve ODTÜ mezunu bir makina mühendisinin işi gücü (günahını almayayım, o zaman neler yapıp ettiğini hiç bilmiyordum) bırakıp jazz’a yumulması, değerli eşi Zühal Focan ve yakın dostları, müzikdaşlarıyla kurdukları Caz Derneği (yanılmıyorsam 1991) ve de en azından hepsi kadar önemlisi 11 senedir yayımlanmakta olan Jazz Dergisi (Ocak 1996) Önder’in yalnızca akustik gitar yorumcusu değil, gerçek bir jazz militanı, “Önder”i olduğunu da kanıtlıyordu (kaldı ki çift bir müddet sonra - 2002 - Avrupa’nın en iyi jazz kulüplerinden Nardis’i de Türkiye’ye kazandıracaktı). Kenan, kendisiyle sohbet ettiğim günlerde, Paris’te kısa bir süre önce açılan, “Müziğin Yeni Kabesi” nitelenen “Cité de la Musique”’de üç gün sürecek bir “Türkiye Müzik Günleri” hazırlığı içerisindeydi. Programlama yine klasik bir şemaya oturmuştu. “Söz”, dedi Kenan, “İlerde aynı mekanda Türk jazz’ını daha güçlü sunacak bir gösteri hazırlayacağız.” 2000 Şubat’ında düzenlenen bu tarihi olaydan tam 7 yıl sonra Kenan sözünü tuttu. Geçtiğimiz 23-27 Şubat tarihleri arasında “İstanbul” başlıklı, hem de aynı mekanda yaşanan eşsiz şölende bu kez “Önder Focan Bosphorus Project” vardı. Önder Focan, neyde Aziz Şenol Filiz, kontrbasta Erdal Akyol ve bateride Ahmet Ferit Odman eşliğinde Paris’in has jazz severlerine yepyeni, hiç bilmedikleri özgünlükte unutulmaz bir konser verdi. Kapalı gişe izlenen bu buluşmada ayrıcalıklı cazomanlar, Önder’in düzenlemeleri ve  “Yansımalar” topluluğu, hatta ekolünün yaratıcılarından Şenol Filiz’in neyi sayesinde Türk sanat müziği motifleri ve şarkılarının jazz okyanusunda, tınılarında eriyen enfes bir sinerjiye tanık oldular. Şimdi Parisli jazz severler olarak acil talebimiz, “Ö. F. Bosphorus Project”in özgün çalışmalarından derlenmiş bir seçmenin taze bir CD şeklinde en kısa zamanda günışığına çıkması. Ve daha da önemli bir dileğimiz, Önder’in büyük oranda öncülüğünü, önderliğini yaptığı bu yaklaşımın genç sanatçılara örnek olması. Taklit veya biçimsel tekrar tuzağına düşmeden, müziklerin en evrenseli jazz’a yerel renkleriyle, özellikleriyle katkıda bulunmaları, üretmeleri...

 

Tuna Ötenel

 

Aziz Şenol Filiz

 

FESTİVALLERDEN:

Mavi Banliyöler, Grenoble Jazz, Bose Blue

 

David Murray

 

İlhan Erşahin

 

Bu Mart’ta gök mavi, biz mavi... Festival zaten masmavi. Afişine bir bakın... Tatlı hüznün ve iç asilliğin simgesi maviye, erken gelen ilkbaharın pırıl mavi gökyüzü de katılınca 24. “Banlieues Bleues / Mavi Banliyöler Jazz Festivali” (9 Mart – 7 Nisan) başka bir keyifli başlıyor. Zamansız açan bahar çiçekleri, bozulan iklim dengelerini en duyarsızlara bile hatırlatsa, bu yılın ağırlıklı konuğu Afrika, Afro-Amerikan ve Karayip adaları kökenli sanatçıların varlığı bir aylığına olsun jazz severleri başka bir dünyaya taşıyor... David Murray’in demirbaşı, Baltimore’lu piyanist, kendine gore has bir Hip-hop çocuğu, gelecekte adını çok duyacağınız Lafayette Gilchrist, şenliği 9 Mart akşamı yaman bir girişle ateşledi. Onu New Orleans’ın alçakgönüllü efsanevi babalarından Allen Toussaint (1938) ve bir dünya siftahında eşlik eden Beşlisi “Jazzity” izledi. Besteci, düzenlemeci piyanist, yorumcu, akustik mühendisi Toussaint kendini sabırsızlıkla bekleyen hayranlarını resmen uçurdu. İlk albümü “The Wild Sound of New Orleans”ı 1958’de çıkartan sanatçının lider olarak tam 15 çalışması var... Onların ardından Cumartesinin hızlıları Güney Afrikalı Tumi and the Volume ve ABD’li Roy Hargrove & Rh Factor ekibiydi. New Yorklu enfes melez Pura Fe, Moritanyalı Malouma, Senegalli Sabar Ring, Coltrane ekolünün yaşayan en büyük tilmizi ve yaratıcı takipçisi Pharoah Sanders, Jamaika-İngiliz kırması Soweto Kinch, Mozambikli Jean-Paul Delore, Roy Ayers, Howard Tate, Magic Malik ve Macaristan ve Norveç, İngiltere, Almanya, İsviçre, Lübnan 50’nin üstünde topluluk ve yalnızca Fransa’dan 20 grup bu eşsiz buluşmaya gerçek bir Enternasyonal boyut kazandırıyor. Üstelik bu yıl çok sayıda bedava konser içersinde 11 Mart pazar günü Türkiye’den İlhan Erşahin – İstanbul Sessions’da (Alp Ersönmez, İzzet Kızıl ve Turgut Bekoğlu) yer alıyordu... (www.banlieuesbleues.org)

Aynı zenginlik ve yoğunlukta olmasa bile, aynı tarihler arasında (9 Mart – 7 Nisan), hem de Paris’in göbeğinde, New Morning, Théatre de l’Athénée, Sunside, La Cigale, Le Bataclan gibi en seçme salonlarında sunulan “Bose Blue Note Festival”i de var. Bu yılki program Blue Note adının girdiği her yerde, kalitenin garantisini bir kez daha kanıtlıyor. Mavi Banliyölerdeki gibi meraklılar, meteliksiz, yolsuz jazzseverler; amatör genç jazz’cı adayları konserlerden pek yararlanamıyor, fakat Dee Dee Bridgewater, Tony Allen, Kenny Werner, Jacky Terrason, Michel Portal, Susana Baca, Paolo Fresu, hatta Klasik müziğin aykırı çocuğu Nigel Kennedy gibi tartışmasız referansların varlığı diğer jazz meraklılarına unutulmaz dakikalar yaşatıyor. Sizlerin de oralarda yakından tanıdığınız “mucizevi canlı”, gitar ustası Pat Martino’nun açtığı festivalde, Musica Nuda İkilisi, Antony Joseph + Terry Callier, Ursula Rucker + Omar, Oxmo Puccino & The Jazzbastards gibi son yılların yükselen değerlerin varlığı 28 konserli bu şöleni oldukça cazip kılıyor...

(http://www.bosebluenotefestival.com)

Yaş 35 ama hangi yolun yarısı? Daha işin, yaşın başındaymışcasına heyecanlı, hevesli bir Festival... Hem farklı jazz müziği yorumları, hem de jazz’ı alışılagelmişin dışında mekanlara taşıyan bir girişim. “Grenoble Jazz Festival”i jazz’ı hastahanelere götürüyor, şairlere doğaçlama müzik eşliğinde şiir okutuyor. 14-31 Mart arasında daha ziyade bir üniversite, öğrenci kenti görünümündeki Grenoble, ‘jazzy’ bir havaya bürünüyor. Müzede, okulda, sokakta, mağazada, tabii ki salonda 50 konser. 1968 Lübnan doğumlu, Fransa göçmeni, 1983’ten beri Quebec’te yaşayan Kanada vatandaşı yazar, yönetmen, rejisör, tiyatro oyuncusu Wajdi Mouawad, bir astrofizikçi ve “La Campagnie des Musiques a Ouir” Beşlisi eşliğinde  “Gökyüzü ve Yıldızlar”a hasredilmiş bir geceyle bu özgün festivali açıyor. Fransa’da Ermenistan yılı çerçevesindeki faaliyetlerden, Ermeni sanatçı, duduk yorumcusu Araik Bartikian’ın solo konseri, Ibrahim Electric, Umlaut veya ‘Urine Caine plays Mozart’ konserleri de festivalin beklenen anlarından. Ayrıca Anouar Brahem, Aldo Romano - Louis Sclavis - Henri Texier, Archie Shepp, Branford Marsalis, Jan Garbarek, Philippe Catherine, Sara Lazarus gibi isimler de ‘özgün festival’ deyiminin ille de bilinmeyene bir uçuş olmadığını gösteriyor... (http://www.jazzgrenoble.com)

Elma ağaçlarının altında, “Calvados” (elma özünden üretilen konyağımsı enfes bir alkollü içki) yudumlayarak festival izlemek, düşlerinize düşerse, tereddüt etmeden, 12 – 19 Mayıs tarihlerinde Normandiya’nın tarihi mücevherlerinden Coutances’a buyrun... “Jazz sous les Pommiers” (www.jazzsouslespommiers.com)     

Avrupalı jazzın vazgeçilmez randevularından Le Mans kenti merkezli ”Europa Jazz Festival” (14 Nisan – 13 Mayıs) bu sene 300 profesyonel, 650 amatör müzisyen ağırlayacakmış... ( http://www.europajazz.fr)

Son bir tane: Django Reinhardt’ın doğduğu köy, Liberchies’deki (Belçika -Fransa sınırı) “Festival Django”, Roman jazz’ı aşıklarının hac merkezi olmağa başladı.  Hatırlatması bizden. Eeeee, sayısı yılda 400’ü ulaşan jazz festivallerini bir yerlere sıkıştırmak gerekiyor, değil mi?

 

Kenny Werner

 

Django Reinhardt

 

Sylvain Beuf

 

MEKANLARDAN:

Huchette, Trabendo, Sunside ,

 

Joachim Kuhn

 

Yıllardır turist yoğunluğu nedeniyle Paris’in en sevimli köşesi olma özelliğini çoktan kaybetmiş, St. Michel meydanına çıkan minicik La Huchette sokağının 5 numarasında 60 yıldır konuşlanmış “Le Caveau de la Huchette – Mahzeni” ise cazibesinden milim yitirmemiş durumda. Bir zamanlar Léo Ferré, Freres Jacques gibi büyüklerin de şarkı söylediği mekanı 1970’den beri işleten, kendisi de jazzcı Dany Doriz, bu tarihi jazz ve swing yuvasını ciddi bir titizlikle yaşatmasını bilmiş. Zamanında Al Grey, Art Blakey Benny Waters, Bill Coleman, Milt Buckner gibi uluslararası kalibrede müzisyenlerin de sıkça geçtiği, Orta Çağdan kalma “Le Caveau...”yu yeni yetmelerden 70’lik gençlere inanılması zor bir ‘tutkunlar ordusu’ hafta içi olduğu kadar hafta sonunda tıklım tıklım doldurur. Onları canlı müzikle ‘swing ederken’ bir görmeniz bin lafımızdan daha etkili olacaktır. “Huchette Mahzeni” 60. yaşını yıl boyu dans ederek kutluyor... (http://www.caveaudelahuchette.fr)

Paris La Vilette Parkı’nın içindeki çok sayıda mekandan biri de “Le Trabendo” konser salonu. Bu salon ayrı bir yazı konusu. Biz şimdilik son yılların en başarılı büyük gruplarından Paris Jazz Big Band’in Ocak’tan Haziran’a, her ayın bir Perşembe’sinde Le Trabendo’yu şenlendirdiğini hatırlatalım. Nicolas Folmer (tr) ve Pierre Bertrand’nın (s, fl) 1999’da kurduğu 15 kişilik toplulukta genç Fransız jazz’ının çok değerli temsilcilerinden Sylvain Beuf, Stéphane Chausse, Denis Leloup gibi isimler var. (http://www.trabendo.fr); 

(http://www.parisjazzbigband.com)

Yine oralarda epeyce iyi tanıdığınız genç piyanist Manuel Rocheman, New York’ta uzun süren yeni bir albüm, “Cactus Dance” (Nocturne) çalışmasının ardından Fransa’ya dönüp konserlere başladı. Lombard sokağının ikiz jazz kulüplerinden Sunside’da önce 16-17 Mart’ta Trio, sonrada 19 – 20 Nisan’da Jacques Vidal Septet’le çalacak. Vesileyle Sunside ve Sunset’in Mart ve Nisan programlamalarından bir kaç örnek sizlere: Dave Liebman ve Riccardo Del Fra (11-12/3), Flavio Boltro (4-5/4), Daniel Mille (11-13/4), Henri Texier-Aldo Romano (13-21/4), Enrico Pieranunzi (25/4).. Ayrıntılar yandaki adreste.

(http://www.sunset-sunside.com)

Sunset-Sunrise kardeşler Lombard sokağının diğer iki militan’Cazşör’ü, Baiser Salé ve Duc des Lombards’la birlikte “Ermenistan Yılı” vesilesiyle bir dizi Ermeni jazz’cısını özel bir “Ermeni Gecesi”nde ağırladı. Başta son yılların umut vaat eden genç yetenekleri arasında sürekli adı geçen, bol ödüllü piyanist Tigras Hamasyan olmak üzere, vibrafoncu “Tigran Peshtmaljian”, piyanist “Levon Malkhas et ses Amis” ve “Art Voices” toplulukları 4 kulübün yeni sezonda düzenli uyguladığı “1 Biletle 4 Kulüp” operasyonuyla 6 Mart gecesi geç saatlere kadar dönüşümlü konserler verdiler...

 

ÖDÜLLERDEN:

Jazz Marathon, Dixie Days, Fribourg, Massimo-Urbani, Polar Music…

 

Sonny Rollins

 

Bu sefer size bazı ödüllü yarışmaların bağlantılarını vermek istiyoruz. Bir çoğunu bizim de gecikmeyle öğrendiğimiz bu organizasyonlardan yararlanmak isteyenler bir kenarlarına yazıp gelecek sene katılabilirler. Özellikle genç jazz müzisyenlerini ilgilendiren bu haberlerin başında bu yıl 25-27 Mayıs 2007 tarihleri arasında Brüksel’de 5.si yapılacak “Brüksel Jazz Maratonu” geliyor. Ön koşul, başvuracak grupların üyelerinden en azından birinin Brüksel’de yaşıyor olması. Son başvuru tarihi 6 Mart’mış. Daha fazla bilgi için Philippart@ixelles.be adresine İngilizce veya Fransızca yazabilir veya 00-32-219 58 51 nolu telefondan Katy Saudmont veya 00-32-515 69 51’den Sylvie Philippart de Foy’ı arayabilirsiniz...

(http://www.brusselsjazzmarathon.be)

Tüm amatör jazz’cılara açık bir yarışma. Le Havre yakınlarının sevimli kasabası Sainte-Adresse 11 yıldır bir “Louis Armstrong Yarışması” düzenliyor. Başvuru süresi 15 Şubat’ta bitmiş olan yarışma 26-28 Mayıs arasında yapılacak. Daha fazla bilgi  http://www.ville-sainte-adresse.fr/dixie.asp adresinde...

Önümüzdeki 11-12 Temmuz tarihlerinde öngörülen “3. Fribourg Uluslararası Jazz Solistleri Yarışması”nın jüri başkanı ünlü Fransız piyanisti Martial Solal. Son kayıt tarihi 31 Mart olan yarışma, Fribourg Jazz Festivali, “19. Jazz Parade La Liberté” çerçevesinde oluyor. (http://www.jazzparade.ch)

Kayıtları 30 Nisan’da kapanacak Uluslararası Massimo-Urbani Yarışması’na katılma şansınız olabilir. 11. buluşması 6-8 Haziran’da gerçekleşecek yarışmaya ilişkin daha fazla, yalnızca İtalyanca bilgi http://www.premiomassimourbani.it/ internet adresinde...

“2007 Polar Music Prize”, yani bizzat İsveç kralının elinden 21 Mayıs’ta verilecek “Polar Müzik Ödülü”nü bu yılki talihlileri, Amerikalı sanatçılar, besteci tenor saksofon üstadı Sonny Rollins ve minimalist müzik besteci-yorumcusu Steve Reich. Ödülün değeri 143.000 dolar… (http://www.polarmusicprize.com/)

2006 Fransız Jazz Akademisi ödüllerinden ikisi, ‘Django Reinhardt’ ve ‘En İyi Fransız Albümü’ ödülleri “Deep in a Dream” (Nocturne) başlıklı albümüyle genç alto saksofoncu Pierrick Pedron’a giderken, ‘En İyi Avrupalı Jazzcı’ Alman piyanist Joachim Kühn seçildi. ‘En İyi Jazz Vokalisti’ Take 6 topluluğu, ‘Klasik Jazz’ ödülü ise Jelly Roll Morton’un “The Complete Library of Congress Recordings”ine gitti. ‘En İyi Jazz Kitabı’ ödülünü ise bizim sizlere bir önceki yazımızda tanıttığımız Pannonica de Koenigswarter’in anı kitabı kazandı. Akademinin büyük ödülüne ise bu sene hiç bir finalist layık bulunmadı.

Yılın en prestijli ödülleri “Django d’Or 2006 Altın Django“ların dağılımı ise şöyleydi: ‘Yılın Yeni Yeteneği’ Géraldine Laurent (s), ‘Yılın Müzisyeni’ Riccardo Del Fra (cb), ‘Yılın Sınır Tanımayan Müziği’ Boulou ve Elios Feré (g), ‘Yılın Gösterisi’ Sixun Grubu 20. Yıl Konseri, ‘Yılın Yaratıcı Ödülü’ Andy Emler (p), ‘Yılın Onur Ödülü’ de Fransa’da Ermeni Yılı nedeniyle yapımcı George Avakian’a verildi.

 

YAYINLARDAN:

Jazz Ladies, Aretha Franklin, Nina Simone, Sonny Stitt

 

Alban Darche

 

Bu sayıdaki yayın seçmelerimiz güzel bir rastlantıyla hep kadınlar üzerine. İzninizle, geçmiş 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe ithaf etmek istediğimiz bu çalışmalar, kadının özellikle sanat, müzik ve de jazz dünyasında artan önemini göstermesi açısından da anlamlı.

Le Figaro gazetesi müzik eleştirmenlerinden, bir çok müzisyenle ilgili biyografik çalışmasıyla tanınan Stéphane Koechlin’in son kitabı “Jazz Ladies” (Ed. Hors Collection) Ma Railey, Bessie Smith, Billie Holiday’den Diana Krall, Norah Jones’a kadın jazz’cıların başarısının zorluğunu vurguluyor. Yazar tüm uygar söylemlere rağmen günümüzde de geçerli erkek egemen, ırkçı, ayrımcı zihniyet ve anlayışların jazz’cıların dünyasını nasıl etkilediğini anlatıyor.

Müzisyen, araştırmacı yazar Sebastien Danchin’in yayına hazırladığı “Aretha Franklin - Portrait d’une natural woman / Doğal Bir Kadının Portesi” (Eds. Buchet-Chastel) altbaşlığını taşıyan kitap da aslında bir bakıma olağanüstü bir hayat mücadelesinin hikayesi. İnsan ve kadın hakları militanlığından, kaprisli bir Diva’ya uzanan bir çizgide Soul’ün kraliçesi Franklin’in yaşamı etrafında Afro-Amerikan toplumunun derin iç sorunlarına da eğiliyoruz.

Derisinin renginden ötürü Klasik Piyano eğitimine kabul edilmeyen jazz’ın bir başka dev kadını, hayatının her anını adeta bir militan gibi yaşamış Nina Simone’nun trajik ve romantik hikayesini de “Nina Simon  - Une vie / Bir Hayat” (Eds Flammarion) başlığıyla araştırmacı, radyo gazetecisi David Brun-Lambert kaleme almış...

Aylık jazz dergilerimizden Jazz Magazine Ocak sayısını, ölümünün 10. yılında bir başka dev kadın yorumcu, kimilerine göre bütün zamanların en büyüğü Ella Fitzgerald’e ayırmış. 4 sayfada 24 Kasım 2006’da yitirdiğimiz bir başka eşsiz jazz yorumcusu Anita O’Day var. Aynı sayıda çok eğitici bir dosyada yer alıyor: “Jazz okulda öğretilebilir mi ?”. Dergi Şubat ve Mart dosyalarını “Mavi Banliyöler”in bu seneki temasına önemli bir katkı olarak hazırlamış. Toplam 80 sayfa “JazzFunkSoul 1-2”. Fevkalade öğretici.

Jazz Hot’ta gelenekselleşen bir tavırla her sene başında çıkarttığı sayısını bir sanatçıya hasrediyor. 2007’yi Sonny Stitt senesi olarak başlamış. Ancak aynı sayıda Stitt genişliğinde bir dosya da Dexter Gordon hakkında hazırlanmış. Özgünlüğünü röportajlar üzerine kuran derginin Şubat sayısında Jacques Schwarz-Bart, Romano Pratesi, Remi Abram, Victor Goines, Javon Jackson, Branford Marsalis, Leon Dierckx; Mart sayısındaysa Tina May, Karrin Allyson, Randy Crawford, Joe Sample, Liz Newton, Rachel Ratsizafy, Isabelle Calvo, Denzal Sinclaire, Victoria Rummler söyleşileri var. 

Ocak ayında Fransa’daki jazz kulüplerinin geleceğine ilişkin zengin bir araştırma dosyası hazırlayan Jazzman dergisiyse Şubat’ta yeni albümüyle jazz gündeminin baş köşesine yerleşen Sonny Rollins ile özel bir sohbet, Mart’ta ise yine bir yenilik, olay albümleriyle Brad Mehldau ve Pat Metheny kapak yıldızı ve dosyası olmuşlar.

Elbette bütün dergiler zengin yeni CD, DVD ve konser haber, yorum ve tanıtım bilgileriyle okurlarına düşen temel görevlerini unutmadıklarını gösteriyorlar.

 

Manu Dibango

 

ALBÜMLERDEN:

Darche, Dibango, Jamika, Neve, Texier

 

Siegfried Kessler

 

1974 doğumlu saksofon sanatçısı Alban Darche, arkadaşlarıyla sıfırdan yarattığı Yolk kolektifiyle ürettiği lider 3., ortaklaşa 6. albümünde. 2006 sonu çıkarttığı “Trickster” (Yolk/Anticraft) tüm jazz çevrelerinde oybirliğiyle göklere çıkartılıyor. Henüz dinlemedik ancak ‘Feonomen Alban’e sıcağı sıcağına dokunmadan geçmeyelim, dedik...

Meslekte 50., kelle kağıdına bakılırsa 73. yaşını dolduran Kamerun doğumlu, ‘Soul Makossa’ yaratıcısı Manu Dibango çifte CD’li “Joue Sidney Bechet / S.B. Çalıyor” (Cristal Records / Abeille Musique) ve yeni basılan “Africadelic” (Hi&Fly / Nocturne) albümleriyle gündemde. Kahkahaları gibi olağanüstü şen şakrak alto saksofonu ve sesiyle yeri doldurulması zor bir kişilik olan Dibango 20 Mart’ta Casino de Paris’te vereceği konser uzun bir turnenin siftahı...

Yaşama mekanı olarak Fransa’yı seçen Amerikalı sanatçılardan sinemacı, şair, şarkıcı, zehir zemberek protestocu Jamika kendi adına ilk albümü nihayet çıkarttı: “Hellium Balloon Illusions” (Yotanga / Discograph). Müzisyen 14 Nisan’da Ris Orangis’ten başlayacak turnesinde 1,5 ay süreyle Fransa’yı arşınlayacak...

Jazzman dergisinin Şubat sayısındaki tanıtım yazısında, 30 yaşındaki piyanist Jef Neve hakkında “Belçika jazz’ının varisi Küçük Prens” tabiri kullanılıyor. “Nobody is illegal” (Emarcy) isimli 3. albümü bir büyük olay. Pek de haksız sayılmazlar.  Sanatçı, Triosu eşliğinde jazz severlere sürpriz bir ziyafet çekiyor...

Baba Henri Texier ve Strada Sextet’in yeni albümü “L’eau de vie” (Label bleu) için kullanılan deyim, ‘Patlayıcı’. Klarinetleri ve alto saksofonuyla usta jazz’cı bu albümde gerçekten ‘Bomba’ gibi. Çok uyumlu bir ekiple uzun yıllar kulak ve belleklerden silinmeyecek bir çalışma yapmış. Şapka...   

 

ŞAPKALAR:

Gras, Kessler, Tilton, Gibbs ve de Atzom, Romane

 

Jean Cocteau

 

Anısına şapka çıkartmamız zorunlu olanlar son üç ayda epeyceydi. Ahmet Ertegün, Alice Coltrane, James Brown, Michael Brecker gibi isimlere sanırım dostlar değinecektir. Matem şapkalarımız daha az tanınanlara, hatta Türkiye’de hiç bilinemeyenlere. Bunlardan ilki Philippe Gras. 22 Şubat’ta 64 yaşında doğduğu kent, Paris’te ölen Gras’ı öncelikle jazz sanatı fotoğrafçısıydı, diye tanımlayabiliriz. Albert Ayler, Don Cherry, Ornette Coleman, Philip Glass, Steve Reich, Terry Riley, Theolonius Monk, Art Ensemble of Chicago gibi jazzcılar imajlarını, özellikle çok sayıda “Free” ve “Progressist” müzik 33 devirlik plak ve CD kapağını ona borçluydu. Actuel, l’Art Vivant gibi dergilerin, Alain Corneau gibi sinema yönetmenlerinin de sadık fotoğrafçılarındandı. 1987 Cannes Film Festivali’nde fotoğrafları sergilenen Gras aynı zamanda büyük bir Asya aşığıydı...  

Siegfried Kessler, 1935’te bugünkü Alman – Fransız sınır kenti Saarbrücken’de Alman bir baba ve kendi sözleriyle “Annesi Asya ve Çingene kırması olan, Polonyalı bir anneden”, doğuyor. Yine kendi ifadesine göre, “Kendimi hiç bir zaman ne Alman, ne de Ortodoks hissettim.” 4 yaşında müzikle tanışan, 6 yaşında ilk konserini veren Kessler 1967 yılında demiri Fransa’ya atıyor. Her anlamda sıra dışı bir jazz piyanisti ve deniz tutkunu olan Kessler 22 Ocak günü, Marsilya’nın La Grande-Motte limanında boğulmuş bulundu. Konserleri haricinde tüm hayatını Marsilya açığındaki Frioul adasında geçiren Kessler modern jazz ve elektronik doğaçlamanın ustalarından sayılıyordu. “Jazz vücuduma benliğime kazınmıştır. Hep bir Zenci gibi yaşadım ve çaldım. Archie Shepp beni ilk kez dinlediğinde Zenci sanmış.”...    

Benny Goodman orkestrası solistlerinden Martha Tilton 8 Aralık’ta 91 yaşında, Artie Shaw orkestrası şarkıcılarından Georgia Gibbs de 9 Aralık’ta 87 yaşında dünyamıza veda etmişler.

Şen şapkalar havaya! Bravo İsrailli saksofoncu Gilad Atzom’a. Londra’da yaşayan sanatçı geçtiğimiz 27 Kasım’da jazz uzmanı, yazar Martin Smith ile katıldığı “Jazz, Irkçılık ve Direniş” başlıklı bir toplantı - konserde yaptığı konuşmada, “Benim Alabama’m Filistin’dir. Buradaki işgal ve ırkçı saldırganlık sona ermediği sürece ne bölgeye, ne İsrail’e barış gelemez”, şeklinde konuşmuş...

Fransa’da son yıllarda “Jazz Manouche / Roman Jazz’ı”’nın en parlak isimlerinden gitarist Romane (d. 1959), Paris banliyölerinden St. Ouen’deki Bit Pazarı’nda bir “Gezici Okul” kurdu. Gezici okulun bulunduğu yer, ‘Çingene Geleneği’nin Fransa’daki efsanevi yörelerinden biridir. 1995’te Paris’te  ATLA isimli yerleşik bir okulun da kurucusu Romane, 27-28 Ocak’ta ilk ağızda topladığı 12 – 13 yaşlarındaki 40 küçük gitariste Biréli Lagrene uslubu, Django Reinhardt aksanında gitar çalmayı öğretmeyi hedefliyor. Haziran başlarında Lyon yakınlarında, Ekim ortasında Laval civarında “eğitim seansları” planlamış olan Romane ve “Gezici Okul”u şimdiden Guadeloupe adasından Orleans’a bir çok bölgeden talep almış durumda. “Son yıllarda Roman müziğine inanılması zor bir ilgi doğdu. Ben de en azından niçin sözlü, ağızdan geçme geleneği sürdürmeliyim, diye sorgulayıp, kolları sıvadım”, şeklinde hareket noktasını açıklayan Romane 1982 yılından beri “Sözlü Gelenek Aktarımı” konusunda çok sayıda eser yazmış. Bravo Romane...

(http://www.guitarejazz.com/pages/article.php?id=12)

Ünlü Fransız şair, yazar, çizer, sinemacı Jean Cocteau, Django ve Roman müziğini yırtıcı hayvanlara benzetir. “Sizi her an şaşırtabilirler. Esrarlı çelişik, bağdaşmaz gözüken hareketlerden taklidi olanaksız muhteşem ahenkler doğar. Doğaçlamadır sizi Django’nun evrenine götüren. Bir sözcükte, tınıda bin renk gizleyen bir gökkuşağı...” 

Doğaçlamanın anası baharda jazz açan çiçekleriniz bol olsun...

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67555 - unknown - 38.107.179.238