Evrim
Özşuca

Nardis'te geçen yıl düzenlenen "Genç Jazz Vokalist
Yarışması"nın galibi Evrim Özsuca, Estonya'nın başkenti Tallinn'de
düzenlenen "Uluslararası Genç Jazz Vokal Yarışması"nda da birinci
olmuştu. Bu gelişme jazz severler olarak hepimizin yüzünü güldürmüştü. Bu kez pırıl
pırıl ve içten cevaplarıyla, Görüş Açısı’nın son kadın müzisyen konuğu olarak
bizlerle.
1- Türkiye’de kadın olmanın ya da kadın müzisyen olmanın
zorlukları nelerdir?
Türkiye’de kadın müzisyen olmak hiçbir şekilde müzikal yolumda
olumsuz bir engel olup, bana ekstra bir zorluk yaşatmadı. Benim yaşadığım
zorluk aslında Türkiye’de kadın müzisyen olmak değil, Türkiye’de jazz müzikle
ilgilenen bir müzisyen olmak. Türkiye’de sizce erkek bir jazz şarkıcısı benden
daha konforlu bir müzikal yola mı sahip? Bence hayır. Hepimiz aynı zorlukları
yaşayıp aynı çetin kendimizi geliştirme şartlarından geçiyoruz ki bu zorluklar
işimizin kendi yapısından kaynaklanan unsurlardır. Hiçbir iş kolay değildir,
eğer bir insan işini en iyi şekilde yapmak istiyorsa o işin zorluklarını
cinsiyetine bağlı olmadan, insan olarak aşmak ve mesuliyetlerini yerine
getirmekle yükümlüdür. Bunca ticari kaygıyla “üretilmiş” safsatanın arasından
sanatla uğraşmaya karar vermek ve bunun için çabalamak esas zorluk bana kalırsa.
2- Evrim Özşuca kendini müzik piyasasına ya da camiasına
kabul ettirmek için nasıl bir süreçten geçti?
Yoluma çıkan fırsatları olabildiğince değerlendirmeye
çalıştım. Aslında hiçbir zaman derdim, “kendimi kabul ettirmek” gibi sert bir
iddia olmadı. Bunun ne anlama geldiğini bile bilemiyorum. Sonuç itibariyle
aslında benim derdim, işimin gerektirdiklerini yapmak oldu her zaman; projeler
üretmek ve bunları hayata geçirmek, gelen öneri ve tekliflerin hepsini elimden
geldiğince en iyi şekilde değerlendirmek. Bunun dışında oturup birtakım
stratejiler geliştirmeye vakit ayırmadım, buna hiç gerek de görmedim.
3- Başarılı kadın müzisyen sayısı az. Neden sizce?
Bana kalırsa bunun kadının doğurganlık gibi müthiş bir
yetisi olmasıyla alakası var. Aslında bu konuyla ilgili olarak o kadar çok
söylenecek şey var ki, bu söylem aynı zamanda felsefi, sosyolojik ve psikolojik
açılımları da içermekle kalmayıp çok uzayabilir. Ama şunu da söylemeden
geçemeyeceğim, bence başarılı kadın müzisyenlerin sayısı pek de azımsanmamalı.
4- Türk kadınının hayattaki duruşu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Türkiye’de gün geçtikçe kendi ayaklarının üzerinde duran ve
kendi ekonomik özgürlüğünü ele geçiren kadınlar artıyor ve bu bence gayet umut
verici bir durum.
5- Evrim Özşuca, Evrim Özşuca olmasaydı Evrim Özşuca’yı
dinler ve beğenir miydi?
Evrim Özşuca, Evrim Özşuca olduğu sürece bu soruyu nasıl
cevaplayabilir ki…
6- Türkiye’de müziğin gidişatı hakkında neler düşünüyorsunuz?
Dünya ile paralel gidiyor bence. Son zamanlarda dünyada
müzik daha kolay tüketilir ve yüzeysel bir hal almaya başladı. Türkiye’de de
durum aynen böyle. Bir yandan da, uluslararası müzik festival organizasyonları,
eskiye nazaran, daha bir yaygınlaşmış ve profesyonelleşmiş durumda, bu da bence
kesinlikle iyi haber.
7- Müziğinizi neler besliyor?
Hayatın kendisi.
8- Diğer sanat dallarıyla aranız nasıl?
Örneğin tiyatro, babamın mesleği dolayısıyla hep hayatımda
oldu ve içinde büyüdüm diyebilirim. Ayrıca edebiyat da hayatımın vazgeçilmez
unsurlarından.
9- Bildiklerinizi birileriyle paylaşma, aktarma isteği
duyuyor musunuz? Bunun için neler yapıyorsunuz?
Verdiğim özel derslerle bunu elimden geldiğince yapmaya
çalışıyorum. Bunun yanında Bodrum’da Marmara Koleji’nde 2 sene önce bir jazz
dinletisi yaptım, bunun amacı Bodrum’da yaşayan genç öğrencilere jazz müziği
hakkında bir fikir vermekti. Bu sene yine Bodrum’da yaşayan bir arkadaşımın
“Kybele” adlı kız çocuklarıyla yaptığı bir projede, küçük kızlarla birkaç kez
buluşup “müzik oynayacağız”. Bunlar yaptıklarımdan birkaç örnek. Doğrusu bana
bu konuda gelen her türlü isteği karşılamaya, elimden geleni yapmaya
çalışıyorum, bu arada ben de çok şey öğreniyorum.
