Eylem
Pelit

Eylem Pelit ile Körleme’yi Mart ayı sonlarında, bir demo
kaydı öncesinde stüdyoda gerçekleştirdik.
Gary Willis
Bent | Alchemy 1998
Bowlegged (Willis)
Gary Willis (b), Scott Kinsey (keyb), Dennis Chambers
(d), Bob Berg (ts)

Gary Willis. Davulcu ise Dennis Chambers. Tuşlularda Scott
Kinsey, saksofonda Steve Tavaglione vardır herhalde. Müzik çok yeni bir müzik
değil, ama onu farklı yapan bir icra ve sound var. Bence bu da yenilikçi bir şeydir.
Vital Information da böyle çalar, icra yenidir ama onlarda sound yeni değil. Bu
grup Weather Report gibi bir etki yaratıyor. Ya da yakın zamana gelelim,
Yellowjackets’ın taklidi bir çok grup vardır. Gary Willis’in grubu da bence
özgün bir sese sahip. Çok jazz’dan saymıyorum açıkçası, ama müziği illa sınıflandırmazsak
çok başarılı basçıdır Willis. Beğenirim yaptıklarını. Jaco ekolünün modern
kolunun geldiği son noktalardan. Perdesiz çalmasının getirdiği kaçınılmaz bir
Jaco çağrışımı oluyor; o yollardan geçtiği belli. Jaco öyle bir yol çizmiş ki,
çukurlara düşmeden kaçmak zordur o yoldan. (Gülerek) Ya da düşünce kalmayacaksın
orada. Konu basçılar olunca, benim aklıma tabii Anthony Jackson geliyor; çok
ayrıcalıklı bir yere koyuyorum onu.
Victor Wooten
Soul Circus | Vanguard 2005
Soul Circus (Wooten)
Victor Wooten (b, prog), JD Blair (d), Joseph Wooten
(keyb), Shawn Wallace (sax), Kelly Gravely (vo), M.C. Sookie (rap), Roy Wooten
(cajon)

İlginç bu. Bob Mintzer olabilir saksofoncu... ya da Michael
Brecker ekolü çalan herhangi biri. Şakacı bir basçı tabii, her kimse. Bunny
Brunel bu tarz müzikler çalar, ama sound o değil. Victor Wooten’a benziyor
sanki. Tapping girince kendini ele veriyor, ama perdesiz çalarken pek duymamıştım.
Victor Wooten severim, Bela Fleck’ten tanırım esasen, birkaç albümü bilirim ama
müzikal anlamda etkileyen bir basçı değil. Popüler sound ve popüler ajilite ilk
etapta büyülüyor ama gerçek basçılığın bu olmadığını düşünüyorum. Eskiyen
teknikler bunlar çok güzel olsa da; yani birinci, ikincide heyecanlandırır ama
üçüncüde artık aynı şey duyulur olur. Bir Keith Jarrett’ı düşünelim, her
dinleyişte başka bir ölçünün başka bir notasını duyarsın. Charlie Haden basçı
olarak herkesi tatmin etmez, ama bence anlaması zordur, derin bir adamdır. Bu
dinlediğimizi algılaması daha kolay. İnsanı tahrik eden bir yönü var tabii, aslında
bir bakıma çocuklara, gençlere müziği sevdiren bir özellik bu.
The Dirty Dozen Brass Band
What’s Going On | The Shout! Factory 2006
Flyin’ High (Gaye/Stover)
Gregory Davis, Efrem Towns (tp), Kevin Harris (ts), Roger
Lewis (bar), Kirk Joseph (sou), Revert Andrews (tb), Terence Higgins (d), Jamie
McLean (g), Anthony Marinelli (keyb), Leon Mobley (perc)

Aranjmanı ön planda olan bir çalışma. Yazıcı birinin albümü
olabilir. Tom Scott’ın yazılarına benzettim, ama bu belli ki yeni bir albüm.
Ben özellikle Don Sebesky düzenlemelerini çok severim. Bu biraz pop bir albüm.
Earth, Wind and Fire bile diyesim geldi, ama onlara göre daha müzikal. Siyahi,
soul, belki Quincy Jones’un ticari işlerinden olabilir. Keyifli bir müzik, ama
bu tarz yazılar çok heyecanlandırmaz. Big band müziği çok severim, Istanbul
Superband ile çalıyoruz zaman zaman.
Dorothy Ashby
Afro Harping | Cadet 1968
Afro Harping (Ashby)
Dorothy Ashby (hp), Richard Evans (arr), diğer
müzisyenler belirsiz

Bu daha eski bir sound. Şimdi bu eski tarzda çalan yeniler
mi, yoksa orijinal mi? Blues çalıyorlar. Dave Valentin gibi melodik çalan bir
adam, ama o değil. İsmen bilmiyorum sanırım. Siyahi bir müzik olduğunu da
söyleyebilirim. Çok fazla dinlediğim türden bir müzik değil, çok macera olmadığı
için... ama şimdi dinlemiş, duymuş oldum. Duke Ellington müziklerindeki bazı
pop aranjmanları ve film müziklerini andıran bir sound aynı zamanda. Böyle arp
çalınan bir albüm de duymamıştım hiç.