Gezinin
duayenlerinden 101 yer önerisi…
İki
ünlü gazeteciyi de bizi dünyanın farklı yerlerine götüren yazılarıyla
tanıyoruz. Biri Milliyet, diğeri ise Hürriyet Gazetesi’nin gezi yazarı...
Ülkemizin
en çok seyahat eden ödüllü rehberi ile ekranların gözde programcısı bir araya
geldi ve yine farklı bir hikayenin peşinden giderken Türkiye’nin 101 duraklık
rotasını belirledi…

Milliyet
gazetesindeki keyifli gezi yazılarından aşina olduğumuz, CNN Türk’teki çarpıcı
programlarıyla tanıdığımız Fatih Türkmenoğlu ve başta Hürriyet Gazetesi olmak
üzere çeşitli mecralardaki tarih dokulu gezi yazılarıyla tanıdığımız bir başka
gazeteci Saffet Emre Tonguç, Boyut Yayın Grubu’ndan çıkan yepyeni kitaplarıyla
okuyucularla buluşmaya hazırlanıyor. Kısa sürede sadece Türkiye'deki değil
dünya üzerindeki tüm gezginlerin elinden düşmeyeceğini umduğumuz “101 Yer”
üzerine başarılı ikili ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. İşte
sayfalarımıza yansıyanlar…

Saffet
Emre Tonguç (solda) ve Fatih Türkmenoğlu (sağda)
Turizme
bulaşma…
Fatih
Türkmenoğlu:
Gezmeyi çok seviyordum. Sıklıkla, birçok eski gazetecinin bile gitmediği Sri
Lanka, Hindistan gibi pek çok gazetecinin gitmediği yerlere gittim bir
dönemler. Sonra NTV’de muhabir olarak işe başladım. 4,5 sene NTV’de çalıştım.
“Sesler ve Renkler”, “Yolcu” programlarını yaptım. Ardından CNN Türk’e geçtim.
Devamında CNN International Türkiye muhabirliği ve prodüktörlüğü geldi. Sonra
özel bir bursla iki yıllığına Amerika Michigan’a gittim. Türkiye’ye döndüğümde
Milliyet’te çalışmaya başladım. 2005 Mart’ından bu yana da gazete ve CNN Türk
devam ediyor.
Saffet
Emre Tonguç: Ben 1987’de Boğaziçi Turizm ve Otel Yöneticiliği Bölümü’nde
okurken rehberliğe başladım. Ardından bu mesleğim haline geldi. 100’ün üstünde
ülkeye gittim. Ayşe Arman’la yaptığım bir röportaj sonrasında ise Hürriyet’in
seyahat ekinde yazmaya başladım ki bu da dört senelik bir serüven.
Fikir
aşaması
Türkmenoğlu: Saffet de ben de gezmeyi çok
seviyoruz, zaten gezi yazarıyız esas olarak. Çok eski arkadaşız, okul
yıllarından başlayan 25 yıllık bir dostluk bizimkisi.
Birlikte
böyle bir şeyler yapsak mı, diye düşündük ve kitap fikri ortaya çıktı.
Saffet
Emre Tonguç: Fatih’le
Boğaziçi Üniversitesi’nden beri arkadaşız. İkimiz de Türkiye’nin en büyük
gazetelerinde yazıyoruz.
Bu gücü
bir sinerjiye dönüştürme amacıyla kitap fikri oluştu, diyebilirim.
Birlikten
güç doğar
Türkmenoğlu: Birlikten güç doğar diye düşündük
ve bu düşünce bence çok doğru.
Birlikte
yaptığım her iş çok başarılı oldu şimdiye kadar. Yola çıktığın kişi bir de anlaştığın,
güvendiğin birisiyse işler daha da kolaylaşıyor.
Saffet’le
o kadar çok birbirimizi tamamlıyoruz ki…
Dolayısıyla
birlikte çalışmaktan son derece memnunuz.
Bir de
düşününce, O Hürriyet’in ben Milliyet’in gezi yazarıyım. İyi bir birleşme yani.
Tonguç: Burada benim Fatih’in birikimine
ve yaptığı işlere güvenmiş olmam da çok önemli. İyi bir şeyler çıkacağına
inanıyor olduğumdan birlikte böyle bir projeye imza attık.

Neden
101?
Türkmenoğlu: Amerikan üniversitelerinde
başlangıç hep 101’dir. Boğaziçi’nde de öyledir. Örneğin Rusça’ya başlıyorsan
onun kodu Rus 101 olur. İkinci dönemde 102 olur. Bu şekilde devam eder. Bizimki
de o yüzden 101. Başlangıç, her şeyin en başı. Bir de kitabın İngilizce'sini de
hayal ettiğimizden, TR 101, “101 Places in Turkey” çok hoş, akılda kalacak bir
şey diye düşündük. Bu 101 yeri nasıl seçtiğimize gelince… Birlikte karar
verdik. Gittiğimiz ve yazmaktan zevk alacağımız yerleri seçtik.
Tabii
bunların içinde gazetelerde daha önce yayınlanmış yazılar da var fakat hepsi
bir editoryal çalışmadan geçti. O kadar çok şey değişiyor ki Türkiye’de çok
hızlı olarak… Hepsinin üzerinden geçtik. İçimize sinen, sevdiğimiz yazıları
aldık. Ondan sonra da başka nereler olabilir, diye hayal ettik. Bir kere
herkesin mutlaka gördüğü, bildiği, mutlaka gidilmesi gereken yerler -Bodrum
gibi Kapadokya gibi örneğin- zaten var. Yanı sıra yeni popülerleşen yerler var,
mesela Şirince bunlara bir örnek olabilir. Bir de aslında çok da fazla
tanınmayan ama bizim bir şekilde içimizde yer eden mekanlar var. Taraklı benim
için öyle bir yer mesela. Şahane, bozulmamış bir kasaba. Bence tüm gezginlerin
gitmeleri gereken bir yer.
Tonguç: Bir de son yıllarda bu tarz
kitaplar çok gündemde. Özellikle Amerika’da çıkan “Dünyada ölmeden önce
görülmesi gereken 100 yer” diye bir kitap var. Ondan alıntılar yaparak daha
önce yazılar da yazmıştım. Bu çerçevede “101 Yer”in çok doğru bir isim
olacağını düşündük.
Gözlem
farkı
Türkmenoğlu: Bu kitabın diğer gezi
kitaplarından farkı bence içinde gözlem olması. Günümüzde artık birçok rehber
kitap var. İnsanlar internetten dahi birçok şey öğrenebiliyorlar. Ama bizim
kitabımızda ayrıca hoş gözlemler olduğunu düşünüyorum. Bence böyle bir insani
dokunuş hoş. Bu benim üçüncü, Saffet’inse ilk kitabı. Daha önce hikaye, deneme
kitapları yazmış olduğumdan bu benim için de yeni bir deneme. Dolayısıyla son
derece heyecanla bekliyorum. Bir de umarım bir katkımız olur. İnsanlar biraz
daha görerek, keyfini çıkararak gezer.
Tonguç: Ben yaklaşık 20 senedir insanlarla
seyahat ettiğim için insanların ilgi alanlarının ne olduğunu, ne tür sorular
geldiğini, dolayısıyla profili bildiğim için bu profil çerçevesinde
yazılarımızı yazdık.
Sonuç
olarak insanların beklentilerini bilen, o beklentiler çerçevesinde turlarını
gerçekleştiren biri olarak o konuları yazdım, kendi adıma.

Mardin
Ulu Camii
Detaylar…
Türkmenoğlu: Kitabın görsel içeriğinde
çoğunlukla kendi çektiğimiz fotoğrafları ve tabii ki son derece geniş Boyut
arşivini kullandık. Kapakta kullandığımız ve ikimizin de son derece beğendiği
fotoğraf da yine Boyut arşivinden. Kitabın devamı gelecek mi derseniz bence
mutlaka olmalı. “102 Yer”. Orada da bakış açısı aynı olacak. Bu kitapta o kadar
çok yeri elemek zorunda kaldık ki. Onun için “102 Yer” mutlaka çıkacak. Bir de
Avrupa şehirleri üzerine bir proje düşünüyoruz. Ben 45, Saffet ise 90 ülke
gezmiş. Dolayısıyla malzeme var...
Tonguç: Fotoğrafların hemen hemen tamamı
bana ait. Ben 20 senedir fotoğrafçılık yapıyorum.
Fotoğraflarım
başta Amerika olmak üzere Türkiye’yi tanıtan belli başlı kitap ve dergilerde
1989’dan beri yayınlanıyor. Dolayısıyla onları da kullanmayı tercih ettik.