İlgi
arttıkça fiyatlar da artacak ama...

İstanbul’a
yazık
Talep arttıkça, fiyatların da artması çok doğal. Ama
nadiriyet koşullarında uygulanan fiyatların talep edilmesi, en az ucuzculuk
kadar zararlı..
Sektörün oluşturacağı yeni fiyat politikaları, İstanbul
turizmini hem daha karlı, hem daha istikrarlı hale getirebilir..
İstanbul, 21’inci yüzyılın en önemli turizm ve kültür
merkezlerinden birisi olma yolunda hızla ilerliyor. Kentin 2010 Avrupa Kültür
Başkenti seçilmesi, markalaşma sürecini hızlandırdı. Ocak- Şubat verilerine
göre, geçen yıla oranla kente gelen turist sayısı yüzde 27.5 arttı. Lutfhansa
günlük sefer sayısını 6’ya çıkardı. Avrupa’nın ucuz maliyetli havacılık devi
easyJet İstanbul’u keşfetti.. Bütün göstergeler iyi, turistik işletmeciler
memnun ve umutlu.
İstanbul’a ilgi arttıkça fiyatlar da doğal olarak artacak.
Ancak bu noktada bir tehlike baş gösteriyor. O da günübirlik uygulanılmaya
çalışılan yanlış fiyat politikaları. Sadece nadiriyet kuralları çerçevesinde
geçerli olabilecek fiyatları İstanbul’da istemek, yalnız o kuruluşa değil, İstanbul’a
da zarar verecektir.
Örneğin çok azınlıkta da olsa bazı tesisler, Turizm
Bakanlığı’na verdikleri gerçekçi olmayan yüksek fiyatları “ancak fırsatını
bulduklarında” uygulamaya çalışıyorlar. Acente aracılığı ile o tesise gelen ve
80 Euro’ya kalan bir turist düşünün. Tesisi ve kenti çok beğenen o turist,
ertesi yıl aynı tesise aracısız geldiğinde karşına 300 – 500 Euro’luk tarife
çıkınca ne düşünür dersiniz? İstikrarsız fiyatlar nedeniyle imaj kaybına uğrama
riski çok yüksek. Elbette sektör daha çok kazanç sağlayacak önlemleri almalı.
Ama dengeyi de sağlamalı. Sayıya değil, kazanca odaklı turizme yönelmek, yeni
fiyat politikaları oluşturmak sektörü daha karlı ve istikrarlı hale
getirecektir. Bu sayımızda İstanbul’un markalaşma sürecine ciddi zarar
vereceğini düşündüğümüz bir konuyu sizlerle paylaşıp, sektör temsilcilerinin
görüşlerini yansıtmak istiyoruz….
Yanlış
fiyat politikaları yükselişi düşüşe çevirir
Rıza Epikmen
TÜRSAB 2. Başkanı
Artan talep ile fiyatların yukarı doğru hareket etmesi kaçınılmazdır.
Ancak bu yükselişi doğrudan etkileyecek dış etkileri bir kenara bırakırsak, en
büyük tehlike doğru fiyat politikaları uygulamayarak fiyatların aşırı bir artış
içine girmesidir. Artan talebin fiyatları yukarı çekmesi doğaldır ve hep
söylendiği gibi artık gelen kişi sayısına değil gelire odaklanmamız gerekir ama
yanlış fiyat politikaları bu hızlı yükselişi çok çabuk hızlı bir düşüşe
çevirebilir. Bu sebeple fiyat politikalarında uzun vadeli kazançlar üzerine
kurulması gereklidir.
lbette bazı mekanların fiyat öngörülemez olması, belirli
kesimler için bir cazibe unsuru olabilir ama bu mekanların sınırlı olması ve
her mekanın aynı doğrultuda hareket etmemesi şartı ile. Dikkat edilirse İstanbul'da
uzun yıllardır hizmet veren gastronomik mekanlar belli bir fiyat politikası ile
hareket ettikleri için hala varlar. Sadece öngörülemez fiyat politikası
uygulayan, bunu kalite, gastronomi ile desteklemeyen mekanlar ise kısa bir süre
moda olmakta ve sonra kapanmaktadırlar. Uzun vadeli bir başarı için sağlıklı
bir fiyat politikasının belirlenmesi ve bunun kaliteli hizmet ve servis ile
desteklenmesi gerekmektedir.
“Service charge” kafa karıştırıyor

Şerif Yenen
Turist Rehberleri Birliği
(TUREB) Başkanı
İstanbul gibi bir geniş yelpazeye sahip bir metropolde
fiyatlar; hizmete, kullanılan malzemenin kalitesine göre farklılaşabiliyor.
Bir fincan kahveyi ya da çayı İstanbul’da aynı kalitede,
aynı nitelikte 5 değişik yerde, aynı fiyata içmeniz mümkün değildir.
Oysa yurtdışında fiyatların arasında bizimki kadar uçurum
olduğuna şahsen ben hiç şahit olmadım.
Profesyonel turist rehberi olarak ülkemizde turlarım sırasında
gittiğim restoranların bazılarında fiyat tarifesi bulundurulmadığını görüyorum.
Bu çok tehlikeli bir durum. Çünkü turistler, yediklerinin
içtiklerinin hesabını bilmeden hareket etmek istemez; bu onların en doğal hakkıdır.
Belli bir bütçe ayırarak geldikleri ülkemizde, kötü
sürprizlerle karşılaşırlarsa bütün tatillerinin tehlikeye girmesi olasılığı
vardır, elbette paralarını ölçülü harcamak isterler. Bu yüzden turistik hizmet
veren tüm restoranlarda, kafelerde ve barlarda öncelikle fiyat tarifesi
bulundurulması şart olmalıdır. Öte yandan İstanbul’da bazı mekanlarda ‘service
charge’ adı altında, %10-15 gibi bir oranda ek ücret alınıyor. Bunu turistlere
anlatmakta güçlük çekiyoruz, kafaları karışıyor. Gelişmiş ülkelerde bahşişleri
kredi kartı ödemelerine ekleyerek yapabiliyorlar, bunu biz de yapabilmeliyiz.
Ayrıca fiyat tarifeleri düzenlenirken ön araştırma yapılmalı,
doğru bedeller koyabilmek için ilgili işletmelerden tavsiyeler alınmalıdır.