26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey



Aya Nikola masal gibi bir tatile davet ediyor…

 

İstanbul’a en yakın tatil cennetlerinden biri olan Büyükada’nın zirvesinde bulunan Aya Nikola, eşsiz manzarası ve rüya gibi odaları ile özellikle hafta sonu kaçamak yapmak isteyenlerin sığınağı olmuş… Trafikten uzak, doğa ile baş başa tatil geçirmeyi düşleyenlerin tercihi olan Aya Nikola, sahibinin tabiriyle ‘bebek’ gibi bir tesis…

 

 

İstanbul’dan 1 saat 15 dakikalık keyifli bir vapur yolculuğuyla ayak basıyorsunuz Büyükada’ya. Oradan da adanın en büyük simgesi olan faytonlar ile 15 dakikalık bir yolculuk sonrasında ulaşıyorsunuz, o cenneti andıran heyecan verici Aya Nikola Hotel’e… Sadece 11 odadan size ayrılan, hepsi birbirinden farklı, hepsi birbirinden cazip odalara geçiyorsunuz. Hele ki sadece üç adet olan şömineli odalarda kalma şansını yakaladıysanız yaşanacak keyfe söylenecek söz yok! Otelin sahibi Aysel Buluç’a otelini sorduğumuzda başlıyor anlatmaya… Baba mesleği diyor önce, sonra da babasıyla olan anılarını anlatırken gözleri doluyor. Çünkü O’nun otelinde odalardaki çoğu şey baba yadigarı! “Babamdan aldığım otelcilik, restorancılık bende sanki bir bilgi birikimi yarattı” diyor ve otelciliğin hep hayalindeki meslek olduğunu da sözlerine ekliyor, Aysel Hanım.

 

 

 

Hepsi birbirinden farklı!         

Aya Nikola Hotel; eşsiz manzarası, eskitilmiş odaları, her biri özenle seçilmiş eşyaları ile rakiplerinden farklı olmayı başarmış. Haziran 2006’dan beri hizmet veren otelde, konaklayan misafirler şimdiden kemikleşmeye başlamış bile… Haftalar öncesinden bile rezervasyonlar alan otelin bir başka özelliği ise pek çok evlilik teklifine sahne olması… Otelin her odasının bir adı var. Aysel Buluç, “Her biri çocuğum gibi, o yüzden hepsinin bir ismi var” diyor. En iddialı odalardan bir tanesi olan Turkuaz Oda; muhteşem manzarası, yere kadar camları, hamam şeklinde banyosu, sallanan koltukları ile rüya gibi bir tatile ev sahipliği yapıyor. Pembe ve beyazın iç açan görüntüsüyle baştan çıkaran İnci Oda’da ise şömine ve şark köşesi bulunuyor. İnci Oda, odun ateşinin görüntüsü ile birlikte yerde hazırlanan minderlerde unutulmayacak anlara davet ediyor. Odaların hemen hemen hepsinde Hereke el halısı bulunuyor. Bütün kapılar ise birbirinden farklı ve Osmanlı kapılarını andırıyor. Otele rezervasyonsuz müşteri alınmıyor. Şömineli odaların iki kişi gecelik fiyatı 200, normal odaların gecelik fiyatı ise 150 TL. Fiyatlara sabah kahvaltısı da dahil. Otelde ayrıca aile odaları da bulunuyor. Dubleks olarak dizayn edilen odalarda 4 kişi kalmak mümkün.

 

 

Otelin eskiye özlem duyularak dekore edildiği Aya Nikola’nın kapısından girer girmez fark ediliyor. Yapımı üç yıl süren otelin yapımında bir mimarla çalışmayan otelin sahibesi Aysel Buluç, tüm detayları kendi yaratıcılığı ile tasarlamış.

 

 

Huzur dolu taze sofralar…

Aysel Hanım’ın pek çok huyu da babasına benziyormuş. Evlerinde her şeyin günlük hazırlandığından, günlük tüketildiğinden ve dolaba asla yemek girmediğinden bahsediyor. Şu sıralar yeni açtığı Aya Nikola’da da konuklara asla buzdolabından çıkarılan yemekler ikram edilmiyor. Her şey taze, her şey sağlıklı Aysel Hanım’ın sofrasında. Kendi serasında yetiştirdiği sebzeler ile birbirinden güzel yemekler sunan Aysel Hanım, “Kendim yemeyeceğim hiçbir şeyi konuklarıma sunmam” diyor. Otelde personel ihtiyacı doğsa bile yemeklerini kendisi yapıyor. Yemek yapmanın bir sanat olduğuna inanıyor ve severek pişiriyor. Asma Yaprağında Sardalya, Aysel Hanım’ın spesiyallerinden. Erzincan’dan getirilen özel saçta pişirilen yemek, gecenin bir saatinde, öylesine ortaya çıkmış. Hafta sonları balık yemek isteyenler için ise taze, günlük balık bulunabiliyor.

 

 

Otelin her odasının bir ismi var. Aya Nikola’nın özenle hazırlanmış en romantik odalarından biri de Turkuaz Oda...

 

Adaya sahip çıksınlar!

Aysel Buluç, bir yandan yeni otelinin tadını çıkarmaya çalışırken diğer yandan canını sıkan bir şeyler olduğundan da söz ediyor. Kendisi Adalar’ın değerinin bilinmediğinden yakınıyor. İnsanların sadece üç ay adayı kullanıp sonra da terk ediyor olmasından şikayetçi olan Aysel Hanım, kışın da adanın harekete ihtiyacı olduğunu söylüyor. İnsanların hafta sonları da olsa adaları tercih etmesinin birçok nedeni olabileceğini, en başta trafiğin olmamasının başlı başına bir sebep olduğunu belirtiyor. “Tüm İstanbullular’ın adalara sahip çıkması lazım. Kışın burada bütün restoranlar açık, Boğaz’da her yer tıklım tıklım, bir yerden bir yere gitmek için dört saat yollarda geçirileceğine, güzel bir vapur turu sonrada muhteşem bir balık yiyebilirler… Keşke Boğaz’a gidenlerin bir kısmı adaya gelip balığını yese!” diye konuşuyor Buluç.

Adada yapılabilecek bunlardan başka değişik faaliyetler de var üstelik. Çevre gezileri, ziyaret edilecek altı kilise, ormanın içinde gezilebilecek noktalar ve en keyiflisi fayton turu… Tüm bunları İstanbul’un sadece 1 saat uzağında bulunan Büyükada’da yaşayabilmek mümkün. Üstelik Aya Nikola’da martı sesleriyle, çamların kokusuyla, denizin dalga sesleriyle baş başa kalmak da cabası…

 

 

Otelde misafirlere daima fresh yiyecekler sunuluyor. 

 



© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68159 - unknown - 38.107.179.239