The Marmara İstanbul’da
Uçan Halı ile şehre selam!

Fotoğraflar:
Aramis KALAY
The Marmara İstanbul’da
geçtiğimiz yılbaşından bu yana değişim rüzgarları esiyor. Lobby ve Cafe
Marmara’daki farklılıklar ile dikkat çeken otelin asıl bombası ise 17. kattaki altı
özel odası… ‘Uçan Halı’ adı ile hizmete sunulan bu odalar, konuklayanlara
İstanbul’un eşsiz panoramasında süzülüyor hissi veriyor…
Bundan böyle çıtalarının
daha da yükseldiğini ifade eden Genel Müdür Hakan Balcan, renovasyonun devam
edeceğini kaydediyor.

Yılların
binası, yılların The Marmara’sı. En açıklayan şekliyle hemen herkesin
Taksim’deki buluşma noktası tabii. Vazgeçilmez bir tutku gibi… Otelle nostaljik
bir bağ kuran The Marmara bağımlılarından bazıları, şu aralar biraz dertli.
Çünkü değişime sıcak bakanların yanı sıra ayak diretenler de az değil. Cafe
Marmara’yı yeni görünümü ile red edenler var, sırf bu yüzden. Oysaki eski
dostlar, her ne olursa olsun sırt çevirmezler! Lobby alanına gelince
dekorasyondaki yeni dokunuşlar, hemen fark ediliyor. The Marmara Otelleri’nin
efsane olmuş ünlü Fransız mimarı Mr. Allart’ın imzası var, her yerde. Ama kuşkusuz
en çarpıcı olanı, Uçan Halı konsepti!.. Espriyi ancak yukarılara çıkıp altı
özel suit’ten birine girer de manzaraya bakarsanız, anlayacaksınız. İstanbul
kanatlarımın altında misali, uçacaksınız! Harika bir İstanbul manzarasında
özgün bir oda…
Otelin
prestijini arttıran bu yeni konseptten gururla söz eden The Marmara İstanbul ve
Esma Sultan Genel Müdürü Hakan Balcan, bu ismin manzaranın yanında uçan halının
İstanbul ile otantik olarak uyuşan bir şey olmasından ötürü seçildiğini de
söylüyor. Renovasyona verdikleri önemi vurgularken çok fazla para harcadıklarını
kaydeden ama rakam vermekten kaçınan Hakan Balcan, The Marmara İstanbul’daki
renovasyon projesi ile ilgili diğer tüm detayları açıklıyor…
Çalışan
yerde renovasyon zor
Yenilemezseniz
geride kalırsınız. Çünkü çok rakibimiz var. Yeni oteller açılıyor son
teknoloji, binalar pırıl pırıl tabii ki. Dolayısıyla buranın yenilenmeye
ihtiyacı var. Tabii hepsi bir arada olmuyor. Çok yoğun bir otel burası. Çünkü İstanbul
devamlı yoğun bir şehir. Böyle bir oteli kapatıp 6-7 ay renovasyon yapamazsınız.
Bu durumda parça parça yapmak zorundasınız. Bu arada misafirler rahatsız olmasın
diye kör saatlerde yapmaya çalışıyor ve ağır ilerliyorsunuz haliyle. Sonuçta
çalışan bir yerde renovasyon yapmak hakikaten kolay değil.

‘Bu bir
kartpostal değildir!’
Renovasyona
2006 senesinin başında başladık. Yaptığımız en büyük değişiklik, bu yeni 6 odanın
yapılması oldu. Hakikaten bu 6 oda konusunda iddialıyız. Çünkü İstanbul’un en
iyi odalarından olduğunu düşünüyoruz. Böyle bir manzara hiçbir yerde yok açıkçası.
Çok deniz manzarası var ama bu şekilde hem eski İstanbul’u hem Boğaz’ı gören
bir manzara yok. Hatta “Bu bir kartpostal değildir” diye bir sloganımız var.
Hazırladığımız broşürümüzde yalnızca odadan çekilmiş bir fotoğraf var...
Teknolojik olarak da bir sürü özelliği var odaların; kablosuz internet, ayrıca
burada televizyonunuzdan internetle mailinizi kontrol edebiliyorsunuz. Laptop’ınız
varsa kablosuz interneti kullanabiliyorsunuz. Dosyalarınızdan print
alabiliyorsunuz, faks çekebiliyorsunuz, odanıza faks gelebiliyor. Tabii banyoda
bir jakuzi ve küçük bir televizyon var. Odalarımız 70 m2 ve gerçekten çok geniş ve ferah.

Hakan
Balcan’dan Renovasyon Önerileri…
Tabii ki
bir süre sonra otellerde renovasyon şart. Bunu yapmak zorundasınız. Normalde
5-6 senede bir renovasyon yapılır. Ama bu tamamen otelin konseptiyle alakalı
bir şeydir. Renovasyonu yaparken çok iyi planlamak, otelin en düşük olduğu
zamanlarda renovasyona girmek ve her şeyi kağıt üzerinde finalize etmek lazım. İlk
başta örnek bir oda yapmanız gerekiyor. Ondan sonra her şey tamamsa en uygun
zamanda başlamalısınız. Otelin fiziksel durumuyla da alakalı olarak yani kat
kat bir otelse ve bütün katı renovasyon yapacaksınız, altındaki ya da üstündeki
1-2 katı boşaltmalısınız ki ses yukarılara çıkmasın. Ayrıca saat ayarlamasını
da çok iyi yapmanız gerekir. Sonuçta herşey otelin doluluğuyla ilgili. Eğer
renovasyon, plansız programsız olur ise zaten altından kalkamazsınız!

Hakan
Balcan, “Bizim amacımız, The Marmara İstanbul’u, şehrin en iyi otelleri
arasında görmek. Servis kalitemiz ve fiziksel renovasyonlar açısından
çalışmalarımız devam edecek.
Bunun
sonu yok. Durduğunuz zaman gerilemeye başlar, rekabete ayak uyduramazsanız”
diyor.
“Yeni
bir sürece girdik”
Daha önce
de bir 6 odada renovasyon yapmıştık. Onlar bu odalara göre daha küçük odalar.
Bunların özellikle banyoları değişti. 2007 yılında toplantı salonlarında;
Taksim Balo Salonu ve Opera Salonları’nda yenilemeler olacak. Cafe Marmara’yı
yeniledik. Artı bunlarla birlikte ufak tefek farklılıklarımız devam ediyor.
Bunlar bitmeyecek... Bizim amacımız, The Marmara İstanbul’u daha ileriye taşımak,
İstanbul’un sayılı otellerinden biri haline getirmek. Çünkü biliyorsunuz bir
rekabet ortamı var; devamlı yeni oteller açılıyor. Biz de kendimizi update
etmek, The Marmara’nın biraz da profilini değiştirmek istiyoruz. Daha çok üst
düzey bir iş oteli haline getirmek istiyoruz. Onun için bu odalar ile başlangıç
yaptık.
The
Marmara İstanbul, zaten çok iyi bilinen, çok da iyi çalışan bir otel. İstanbul’un
en yoğun otellerinin başında geliyor; günde 5 bin kişi giriyor bu otele. Hem
konaklamak hem Cafe Marmara’yı ya da diğer outlet’leri kullanmak için inanılmaz
bir sirkülasyon var. Burası pek çok kişi için bir buluşma noktası. Bir şeyler
sormak için bile insanlar gelebiliyor. Bu değişiklikler, birer başlangıç bizim
için. Sırasıyla bu renovasyonlar devam edecek. Odalardaki yenilemelerimiz, diğer
alanlardaki yenilemelerimiz… Yani bundan sonra yeni bir sürece girdik; The
Marmara İstanbul’u tamamen uptade etmek istiyoruz... Çünkü burası çok eski bir
bina.

Duş,
tuvalet ve televizyonlu jakuzi bulunan banyo bölümü, son derece geniş olarak
tasarlanmış.
Mösyönün
değişmez rolü
Şimdi amaç
zaten dediğim gibi The Marmara İstanbul’da böyle farklı bir konsept
yaratabilmek. Değişik odalar… Bütün odalarımız tabii ki böyle olmayacak ama
amaç otel içinde biraz otel havası vermek. Çünkü biliyorsunuz, değişik fiyatlarımız,
kategorilerimiz var. Her türlü misafire hizmet edebilmek için otel içinde farklı
ürünlerimiz olmalı. Bütün odalarımız aynı standartta olamaz. Daha farklı
misafire hizmet edebilmek için bu tür özel odalar lazım. Yani fikir böyle çıktı.
Hem de bu bir gösterge olacaktı bize; yaptığımız altı odanın satışıyla birlikte
neler oluyor, neler bitiyor ona göre ilerleyen zamanlarda daha büyük bir
renovasyona girmek için bize ışık tutacaktı. Bu amaçla yola çıktığımız projenin
başından beri Mösyö, yani Christian Allart zaten vardı. Projeyi tamamen, en başından
beri çizimiyle, inşaatıyla sonuna kadar O yaptı.

The
Marmara Club projesi
17. ve 18.
katlarımızı The Marmara Club olarak adlandırıyoruz. Şu anda buradaki odalarda
kalan misafirler için 18. katta bir lounge yapıyoruz. Buranın girişi ayrı
olacak ve misafirler anahtar sistemiyle oraya girebilecekler. Buraya çıkacak
olan 17.-18. kat misafirleri, diğer otellerde olduğu gibi orada kahvaltılarını,
yemeklerini alabilecekler… Onunla birlikte The Marmara Club da artık açılmış
olacak. Bunun içine 52 oda dahil. Bu odalarımız, suitlerimiz ve diğer normal
standart odalarımız ile toplam 52 oda, ‘Club Floor’ hizmetlerinden
faydalanacaklar. Yani otelin içinde ayrı bir otel konsepti diyebiliriz buna da.
Club Floor’daki odaların dekorasyonu standart odalardan biraz farklı ama
genelde kullanılan renkler benzer. Perdeler, sofa bed, yataklar, kısaca tema
farklı diyebiliriz. Oda-kahvaltı vereceğiz bu odaları. The Marmara Club’da
kalan misafirlerimiz, kahvaltılarını lounge’ta alacaklar. Tabii fiyatlarımız da
farklı olacak.

Cafe
Marmara yenilenirken eskiyi yok etmeden daha farklı bir hava yaratılması
amaçlanmış.
Cafe
Marmara neden değişti?
Cafe
Marmara’nın önceden çok değişik bir konsepti ve daha klasik bir havası vardı. İnsanların
çok benimsediği, çok sahiplendiği bir yerdi. Ama şu an olduğu gibi o konsepti
de ilk yapıldığında eleştiren insanlar vardı; sonra tabii alışkanlık haline
geldi. Burada renovasyona gidilirken esas amaç, cafe’ye daha dinamik bir hava
katmaktı. Sonuçta farklı bir hava oldu. Dışarıdaki teras kısmının dizaynı, daha
çok Paris cafe’leri gibi. Paris’e gittiğimizde de bütün cafe’lerde masalar yan
yana, sandalyeler karşı tarafa bakar. İçerisi ise daha çok Amerikan tarzı. Biz
bu şekliyle otelin içinde eskiyle yeniyi birbirine match edip İstanbul’un
kozmopolit yapısını otelin içinde de gösterebilmeyi hedefledik. Ama tabii dediğim
gibi birtakım eleştiriler geliyor. Göz alışkanlığı da çok önemli. Biz devamlı işin
içinde olduğumuzdan gözümüz alışmaya başladı. Şimdi yapacağımız birkaç ufak değişiklik
de havayı biraz değiştirecek. Örneğin devamlı bir sergi durumumuz olacak ve
sanatçıların resimleri/ fotoğrafları belli periyotlarda cafe’nin duvarlarını
süsleyecek.
Mönüde
Gökhan Tufan farkı…
Cafe
Marmara’nın mönüsü de değişti. Tamamen doğal bir mönü şekline getirildi.
Buharda pişirilen yemekler ön planda, şimdi daha farklı… Gökhan Tufan, artık
tüm The Marmara Otelleri’nin outlet’lerinden sorumlu Executive Chef’i, Sedat
Usta da (Özkan) bütün otellerin banquet operasyonundan sorumlu Executive Chef’i
oldu. Gökhan Usta’nın cafe’miz için hazırladığı yeni mönüdeki yemekler çok beğeniliyor.
Yeniliklere
devam
380 odamız
var. Dediğim gibi ilk önce bu 6 oda ile başladık. Şimdi öncelikli olarak toplantı
salonlarımızı bitirmek ve yenilemek istiyorum. The Marmara İstanbul senelerdir
renovasyon oluyor. Şu anki daha farklı, daha özel odalar yapmak için gerçekleştirilmiş
bir renovasyon. Bunlarla birlikte ilerleyen zamanlarda diğer standart odalarda
da farklı, özellikle dekoratif bazı değişiklikler yapacağız. Ve yine Uçan Halı
gibi özel oda sayısını da arttırmaya çalışacağız. Havayı değiştirmek, otel
içinde otel yaratmak, onunla birlikte oteldeki işadamı sayısını, incoming
turist oranını ve bununla birlikte şirket misafirlerinin sayısını da arttırmak
amacımız.