“Sektör dışa açılmalı”
18. TUSİD Fuarı, sektörün bütün unsurlarını biraraya
getirirken, iki yılda bir fuarda yapılan TUSİD yönetim kurulu seçimlerine de
sahne olacak. TUSİD Başkanı Semih Orcan’la TUSİD’i ve sektörün geleceğini konuştuk.

Endüstriyel Mutfak, Çamaşırhane, Servis ve İkram Ekipmanları Sanayici
ve İşadamları Derneği (TUSİD), hizmet verdiği yiyecek içecek sektörü, turizm
sektörü için olduğu kadar Türkiye ekonomisi için de son derece önemli bir
oluşum… 1991 yılında kurulan TUSİD, bugün yaklaşık 150 üyesiyle ağırlama ve
konaklama sektörüne mal ve hizmet sağlayan firmaları biraraya getiriyor.
Üyeleri arasında ağırlama ve konaklama sektörüne mal ve hizmet sağlayan
firmalar, servis, mobilya, temizlik kimyasalları, endüstriyel temizlik makineleri
üreticileri de bulunuyor. Ekonomik faaliyetleri Türkiye’yle sınırlı kalmayan
TUSİD üyeleri arasında uluslararası başarılara imza atan pek çok kuruluş olduğu
gibi, küçük ama sofistike, butik imalatlar yapan şirketler de var. TUSİD, 150
üyesiyle ekonomide etkin, hacimli bir grubun temsilciliğini üstleniyor. Alanında,
üretici ve ithalatçı firmalarının ilk ve tek örgütü olan TUSİD, sadece bir
temsil örgütü olmakla kalmıyor, kurumsal ağırlığını sektöre taşıyarak, etkisini
sektörünü gelişimi ve kalite kontrolü için kullanıyor.
Turistik tesisler, eğitim kurumları, hastaneler, askeri binalar, alışveriş
ve eğlence merkezleriyle, ikram tesisleri için endüstriyel mutfak, çamaşırhane,
soğuk oda ve servis ekipmanları üreten veya ithal eden kişi ya da kuruluşlardan
oluşan TUSİD, üyeleri arasında mesleki, teknolojik, kültürel, sosyal dayanışma
ve gelişmeyi de sağlayan bir kuruluş. Sektörde güç birliği oluşturan TUSİD,
tüketici ve yatırımcıların da haklarını savunarak, üye firmalardan alınan mal
ve hizmetler konusunda da olası sorunların çözümüne yardımcı oluyor. Sektörün
gelişim sürecinde başarılı işlere imza atan TUSİD, endüstriyel mutfak
sektöründe söz sahibi yedi Batı Avrupa ülkesinin ulusal örgütlerini biraraya
getiren bir federasyon olan EFCEM’de, Türkiye’yi 8’nci üye ülke olarak temsil
ediyor. TUSİD’in iki yılda bir düzenlediği, bu yıl 18.’si yapılan TUSİD Otel,
Restoran, Gastronomi Donanım ve Teknolojileri Fuarı’yla da sektörün başını
çekiyor ve alanında Avrupa’nın üçüncü büyük fuarına imza atıyor. Kurulduğu
günden bu yana TUSİD’e sırasıyla Ayhan Ruşen, Ali Sözmen, Tahsin Öztiryaki,
Vehbi Varlık, İsmail Erdoğan, Bahri İnceçam gibi isimler başkanlık yaptı. Bugün
ise TUSİD’in Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini Semih Orcan yürütüyor. Daha
önce iki dönem TUSİD Yönetim Kurulu’nda görev alan Orcan, 1995-1997 döneminde
yönetim kurulu üyesi, 2003-2005 döneminde ise başkan vekili olarak derneğe
hizmet etti. TUSİD Yönetim Kurulu Başkanı Semih Orcan’la TUSİD Başkanlığı’nda
geçen 2 yıl hakkında konuştuk:
TUSİD’in kuruluş hikayesini ve gelişmesini anlatır mısınız?
TUSİD, oldukça eski bir sektör örgütü. Türkiye’de sanayici ve işadamlarının
örgütlenmesi ise çok eski bir olgu değil. Ticaret Odası, Sanayi Odası gibi
odaların dışında, mesleki ve sektörel dayanışma amacıyla sanayici ve işadamlarının
örgütlenmeleri oldukça yakın zamanlara denk geliyor. TUSİD, endüstriyel mutfak,
çamaşırhane servis ve ikram ekipmanları sektörü olarak ilk örgütlenen
kesimlerden biri. Bu nedenle, 16 yıl önce bu oluşumu gerçekleştirmiş eski
yöneticilere sektör teşekkür borçlu. Hem sektörü yan yana getirerek önemli bir
dayanışmaya meydan verdiler, hem de yıkıcı ve kırıcı rekabetin oluşmasını bir
anlamda engellediler. Bu anlamda hem ilk kurucularımız, hem de TUSİD, önemli
görevler üstlenmiş bir sektör örgütü.
TUSİD kuruluşunun 16 yılını kutluyor. Bugün TUSİD sektörün yaklaşık 150
firmasını temsil ediyor. Bu temsil gücüyle sektörün çok önemli kısmını, yüzde
70-80’lere varan oranda kucaklıyor. Sektörün çok önemli firmaları TUSİD’te yer
alıyor. Çok az sayıda küçük firma bu oluşumun dışında kalmış durumda, ancak
onları da en kısa zamanda bünyemize katacak yeteneğe sahibiz.
TUSİD’in gelişmesi, sanayinin gelişmesine paralel bir gelişme izlemiştir.
16 yıl önce kurulması da tesadüfü bir olay değil. Bu başlangıç da endüstrinin o
gün geldiği noktayı işaret ediyor. Türkiye’de endüstriyel mutfak, çamaşırhane
servis ve ikram ekipmanları sektörü turizm patlamasıyla, turizm yatırımlarındaki
artışla birlikte, bu artışa paralel bir şekilde gelişti. 1980’lerin ortalarında
yaşanan atılım, Türkiye’de iyi, gelişmiş, batı Avrupa düzeyinde kabul gören
ürünlere talebi arttırmıştır. Bu da sektörümüzde ciddi bir biçimde kademe
yükselmesine, sanayileşmenin artmasına ve atölye seviyesinden endüstri
seviyesine ulaşılmasına neden olmuştur. İşte bu sürecin başlangıç yıllarında da
TUSİD ortaya çıkmıştır. Turizm patlamasının ardından TUSİD’in ortaya çıkması
bir tesadüf değildir.
Başkanlık döneminizin bir değerlendirmesini yapar mısınız?
Elbette benden önce çok şeyler yapılmıştı. En önemlisi sektörün bütün
önemli kuruluşlarının bir çatı altında toplanması, bir yayın organının kurulmuş
olması, sektör fuarlarının bir düzene bağlanması, sektör mensupları arasında
teknik ve sosyal dayanışmanın sağlanması gibi birçok gelişmeler kaydedilmişti.
Ben de önceki dönemlerde yapılmamış bazı şeyleri yapmaya çalıştım. Sektörü
ilgilendiren bazı önemli sosyal ve ekonomik konularda kampanyalar açmak gibi
konulara eğildim. Örneğin, gıda güvenlik kampanyası bunlardan bir tanesidir. Bu
kampanyayı sosyal sorumluluk projesi olarak hedefledik. İlk olarak gıda güvenliği
konusuna ağırlama-konaklama sektörünün dikkatlerini çekmeyi amaçladık. Bu
amaçla birlikte, sektörümüzün pazarını büyütmeyi ve genişletmeyi, doğru ekipman
kullanılmasını, kullanılan ekipmanların da gıda güvenliğine hizmet edecek
tarzda seçilmesini ve bu anlamda da sektörün pazarının da büyütülmesini
hedefledi bu kampanya.
Yerli üreticilerimizin yurt dışına açılması gerekiyordu ve
üreticilerimizi yurt dışına çıkarmaya çalıştım; özellikle Batı Avrupa’ya. 2005
yılında, bu amaçla üyelerimizi toplu olarak Almanya’daki Hamburg Fuarı’na
götürdük. Bir ihracat katalogu oluşturarak, çeşitli uluslararası fuarlarda dağıttık.
Sektördeki firmaları, uluslararası fuar ve pazar olanakları konusunda
bilgilendirmeye çalıştık. Yine önemli bir gelişme olarak 2005 yılının yazında
TUSİD’i Avrupa Endüstriyel Mutfak Sanayicileri İmalatçıları Federasyonu üyesi
yaptık. Bu bize önemli bir kanal açtı. Bu ilişki, teknik enformasyonun Avrupa
Birliği’nden, Türkiye’ye akışı konusunda önemli bir kanal açtı. Aynı zamanda
TUSİD başkanı olarak EFCEM’in (European Federation of Catering Equipment
Manufacturers) yönetim kurulunda görev yapıyorum.
TUSİD’in bu yıl ilk defa gerçekleştirdiği ürün yarışmasıyla
ilgili düşüncelerinizi neleredir?
Uzun süredir hayalini kurduğum bir ürün yarışmasını bu sene ilk defa
gerçekleştiriyoruz. Yarışma, sektörde iyi ürünü ödüllendirmeyi, iyi ürünü lanse
etmeyi hedefliyor. Bugüne kadar sanayicimiz, ürünlerin fonksiyonuna ve
performansına dikkat gösterdi. Ancak dünyada endüstrinin geldiği bu aşamada,
yeni öncelikler ortaya çıktı. Ürünün çevreye saygılı olması, geri dönüşümlü
olması, daha az su ve daha az deterjan tüketmesi, estetik olması gibi birçok şey
ön plana çıkıyor. Bu nedenle bu tasarım yarışmasının sanayicilerimizin dikkatini
çekeceğini düşünüyorum.
Gıdayla iç içe bir sektör olarak TUSİD’in gıda güvenliği
konusunda çalışmaları oluyor mu?
Gıda güvenliği sektörümüz için önemli bir konu. Bu konuda ülkemizde
ciddi adımlar atıldı. Daha önceden bu konu daha parçalı ve dağılmış bir kontrol
sistemine bağlıydı. İşin içinde yerel yönetimler, valilikler, Sağlık Bakanlığı,
Tarım Bakanlığı gibi birçok kurum vardı. Bir süredir gıdayla ilgili tüm kontrol
sistemi Tarım Bakanlığına bağlanmış durumda. Merkezileşmenin getirdiği bir
iyileşme var. Tabii ki Tarım Bakanlığı’nın bunu yürütebilmesi için binlerce gıda
mühendisi ve diğer elemana ihtiyacı var. Ama buna rağmen birçok şeyi gerçekleştiriyorlar.
Biz de bu çalışmalar açısından Avrupa Birliği’yle mevzuat eşleşmesi çalışmasında
görev aldık ve üzerimize düşeni yaptık. Mevzuatın ortaya çıkmasında belli yardımlarımız
oldu.
Bundan sonra TUSİD’in yapması gerekenler nelerdir?
Ne yapılması gerektiği konusunda, göreve gelecek olan yeni yönetici
arkadaşlarıma bir şeyler söylemem gerekirse, yurt dışına açılmak konusunun
öncelikli olduğunu düşünüyorum. Sektörün yurt dışına açılması konusunda TUSİD’in
yapması gereken çok şey var. Sektör içine kapanmamalı… Aksi tekdirde rakip
üyeler tarafından geçilmeye, geride kalmaya mahkum edilmiş olur. Oysa
Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar bu sektörün en çok geliştiği ülke Türkiye’dir
ve gelişmesinin maddi koşulları bu ülkede vardır. Birinci neden 70 milyonu aşkın
nüfusumuz... İnsanlar her gün yemek yiyorlar. Bu nüfusun önemli bir kısmının iş
hayatına katılması, kadının iş hayatında yer alması, okullaşmanın artması,
büyük bir askeri gücün olması gibi faktörler sektörü yakından ilgilendirmekte.
Bu insanların hemen hemen yarısı günde bir kere evi dışında yemek yiyor. İkincisi,
gelişmiş ve büyük bir turizm alt yapımız var. 20 milyonu aşkın iç turistle
beraber 30-35 milyon turist, 150 milyon geceleme yapıyor ve yemek yiyor, eğleniyor...
Bütün bunlar, endüstriyel mutfak çamaşırhane servis ve ikram ekipmanları
sektörünün gelişmesinin maddi temellerini oluşturuyor. Üstelik sanayimizin
kapasitesi oldukça gelişkin… Avrupa’nın en büyük beyaz eşya sanayilerinden
birine sahibiz. Bunlar hep bu endüstriyi olumlu biçimde etkileyen etkenler. TUSİD’in
yapabileceği en önemli etkinlik yeterince aktif olup, sadece iç pazara değil dış
pazara yönelik faaliyetler de göstermek olacaktır. Ürün yarışmasının geliştirilerek
devam ettirilmesi de hedefe hizmet edecek bir olaydır.

Üyeleriniz ve sektördeki firmalar dış pazara yönelirken
nelere dikkat etmeli?
Sanayicimiz elbette ülke sınırları dışına çıkıyor. Irak, Suriye, İran’a
doğumuzdaki Türki Cumhuriyetlere, Rusya, Romanya ve Bulgaristan’a gidiyor.
Ancak bu pazarın yüzde 80’i Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da, Amerika, Kanada, İngiltere,
Almanya, Fransa, İspanya, İskandinav ülkeleri gibi bir elin parmakları kadar
ülkede yer alıyor… Bu ülkeler dünyanın nüfus olarak yüzde 10’unu oluşturuyorlar
ama yeme-içme, ağırlama ve konaklamayla ilgili ekipmanların çoğunu bu ülkeler
kullanıyor. Bu pazarlarda olamazsak bu sektörde olamayız. Bu pazarlara da malımızı
kabul ettirmek zorundayız. Bu pazarlara malımızı kabul ettirecek kalitede mal
üretirsek, Rusya’da, güneyde ve doğuda da çok daha rahat mal satarız.
Sektör için fuarın önemi nedir? Fuara ilişkin görüşlerinizi
öğrenebilir miyiz?
Bu yıl 18’nci TUSİD fuarını yapıyoruz. İlk fuarlar hariç, fuarlar doğrudan
ya da dolaylı yoldan TUSİD organizasyonuyla yapıldı. Bu sene gerçekten
tahminlerimizin ötesinde, hedeflerimizi de aşarak büyük bir katılımcı sayısına
ulaştık. 4 büyük holde, 17 bin metrekare net alanda katılımcı standı yer alıyor.
Önemli bir ziyaretçi sayısına ulaşacağımızı düşünüyoruz. Bu fuarı 2 yılda bir
yapıyoruz ki, bu önemli bir nokta. Dünyada bu konudaki trentler, yeni ürün çıkarma
periyodu, müşteri kitlemizin bizi görme isteği ve iştahı bu fuarın 2 yılda bir
yapılmasını zorunlu kılıyor. Ama maalesef son yıllarda çok fazla sayıda fuar
arzı olmaya başladı. Antalya’da, İstanbul’da, Ankara’da fuarlar var. İzmir,
Marmaris ve Bodrum’da fuarlar organize edildi.
Şimdi Orta Anadolu fuarları başladı. Yaklaşık her yıl 10-11 fuar arzının
olması hem güçlerimizin boş yere heba olmasına neden oluyor, hem de müşterimizi
de dolaylı olarak bizden uzaklaştırıyor. ‘Birine gitmesem birine giderim’ düşüncesi
müşterimizin iştahını azaltıyor. İstanbul’daki fuar her şeyden önce uluslararası
bir fuar ve biz bu fuarı bölgenin hatta Avrupa’nın Milano’dan sonraki en önemli
fuarı haline getirmek için çalışıyoruz. İnşallah buna da önümüzdeki yıllarda
ulaşacağız. Ama çok sayıda fuar yapılması hem güçlerimizi bölüyor hem de müşterilerimizin
iştahını azaltmaya neden oluyor.
TUSİD yönetim kurulu seçimlerini anlatır mısınız?
TUSİD seçimleri, geleneksel olarak 2 yılda bir fuar sırasında yapılır.
Fuarın son cumartesi günü seçim günüdür ve bir gala yemeği verilir. Artık
geleneksel hale geldi bu durum. Seçimlerin kulis çalışmaları da fuar sırasında
gerçekleştirilir. Fuar sektöre hem ekonomik hem de siyasi bir platform olur.
Seçimler, kavgasız, gürültüsüz dostluk içinde geçer.