26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Gençliğin yeniden hayat verdiği Gazi Magosa

 

 

Yazı/Text: HASAN KOÇ

Fotoğraflar/Photos: DOĞU AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ arşivi

 

Gazi Magosa’nın kaderi tıpkı ait olduğu Kıbrıs adası gibi tarih boyunca durmaksızın değişti. Kimi zaman tüccarların kenti oldu, kimi zamansa askerlerin. Tarihi kent bugün artık üniversite gençliğinin istilası altında…   

 

 

Kıbrıs adasının bilinebilen tarihi çok eski zamanlara kadar gider. Yüzyıllardan beri elden ele geçen bu adanın içinde yaşamak, adeta tarih sayfalarının arasında dolaşmaya benzer. Kıbrıs’ta kentlerin kaderi tarih boyunca yer sarsıntılarına, istilalara bağlı olarak her zaman değişmiştir. Magosa kentinin M.Ö. 3. yüzyılda, Ptolemus krallarından Philadelphus tarafından kurulduğu ve bu kente kızkardeşinin adı olan Arsinoe'nin ismini verdiği söylenir. Daha sonraları Salamis kentinin Araplar tarafından yakılması üzerine, Salamis şehrinden göçen halk bu kente yerleşmeye başlar; şehrin adı ise, Arapların şehri bulamaması umuduyla ‘Ammohostos’ yani ‘Kumda saklı şehir’ olarak değiştirilir.  Yıllar sonra adaya Lüzinyanlar hakim olur ve o dönemde Magosa (Mağusa), Lefkoşa’dan sonra ikinci büyük şehir konumuna gelir. Dönemin Batı Hristiyanlığı’nın, Ortadoğu’da elinde tuttuğu son şehir olan Akka’nın, İslam orduları tarafından işgal edilmesinden sonra birçok Frenk soylusu ve tüccarın Mağusa’ya göç etmesine izin verilir ve o dönemde şehir ‘Famagusta’ ismini alır.

Tüccar, soylu ve işadamlarının Magosa’ya göç etmesiyle beraber, Doğu ülkelerinden gelen değerli eşyalar Magosalı tüccarlar tarafından Avrupa’ya ve İslam ülkelerine yollanmaya başlanmış, böylece Kıbrıs, Doğu-Batı ticaretinde bir transit merkezi olarak yerini almıştı. İçlerinde Nasturi, Süryani, Ermenilerin de olduğu tüccarların Magosa’ya gelmesiyle beraber kentin ekonomisinde büyük bir değişim ve gelişme yaşandı. O dönemde ihraç edilen ürünler arasında arpa, ipek, tuz ve ambelebulya turşusuna kadar pek çok ürün bulunuyordu. Ekonomideki bu gelişme, Kıbrıs’ta ve özellikle Magosa’daki tüccar ve işadamlarının büyük servet sahibi olmasını sağladı. Öyle ki bu tüccarlar bir defada sattıkları maldan elde ettikleri karın bir bölümü ile kiliseler inşa etmeyi bir gelenek haline getirmişlerdi. Böylece küçücük kentte kısa zamanda 365 tane kilise inşa edilmişti. 1291 ve 1300’lü yıllar Magosa’nın altın yıllarıydı. Tüccarların zenginlik göstergesi, yaptırdıkları kiliseler ile ölçüldüğünden, bugün şehirde halen ayakta kalabilen kiliseleri bu tüccarlar yaptırmıştır. Ancak  lüks ve ihtişam düşkünlüğü, şehri kısa süre sonra ahlak kurallarının geriye itildiği bir yer haline getirmişti. O dönemlerde Filistin’deki ‘Kutsal Topraklar’ı ziyarete giderken Kıbrıs’tan geçen Avrupalılar, bu durumu çok yadırgamışlar ve hatta bir seferinde kent, St. Bridget isimli bir azize tarafından lanetlenmişti.

1372 yılındaki Venedik-Ceneviz savaşında Venediklilerin yenik düşmesinin bu lanetin etkisiyle olduğu söylenir. 1469 yılına kadar Ceneviz kanunlarının uygulandığı kentte, lüks ve ihtişam yavaş yavaş azalırken kentin unvanı başkentti. Bu dönemde kentteki ticari hayat son bulmuş ve adeta askeri bölge gibi kullanılmıştı. Kentin bir diğer şanssızlığı ise aynı dönemde Batı Avrupa’nın Doğu ile iletişimini sağlayacak deniz yollarının bulunmasıydı, bu sayede Kıbrıs ticaret yönünden iyiden iyiye pasifize edilmişti.  Daha sonraları 1489 yılına kadar Lüzinyanlar şehre tekrar hakim oldular ancak Lüzinyan Kralı 2. James’in öldürülmesi ve Kraliçe Catherina’nın Venedikli olmasının sonucunda Venedikliler tekrar şehrin hakimi oldular. 16 Şubat 1489 tarihinde St. Nicolas Katedrali’nde yapılan törenle kentin Venediklilere geçmesinin ardından adadaki mevcut refah seviyesinde gözle görülür bir düşüş yaşanmıştı. Bu dönemde (1489-1571), Venedikliler adayı bir askeri üs olarak gömekteydi. Günün koşullarına göre tekrar inşa edilen surlar, hendekler, iç kale, Deniz ve Kara Kapısı, Magosa’yı tam olarak bir askeri üsse benzetmişti.

Ancak tüm bu önlemler 1571’de Lala Mustafa Paşa ve Osmanlı Ordusu’nun adayı işgal etmelerine engel olamamıştı. Osmanlı İmparatorluğu’nun adayı hakimiyeti altına almasından sonra soylular ve varlıklı tüccarların sarayları ve konakları yıkılmış, ekonomik etkinlikler ise Larnaka kentine kaymıştı. Şehirde kalan 500-600 kişinin çoğu askerdi. Surlar içinde yaşayan azınlığın surların dışına atılmasından sonra, bugünkü Maraş ve Aşağı Maraş bölgelerinde ilk yerleşim başlamıştır ve şehir güneye doğru gelişim göstermiştir. Kent bu dönemlerde politik suçlular için bir cezaevi ve sürgün adası halini almıştı. Günlük hayata uyum sağlamaları için katedral minare eklenerek camiye çevrilmiş,  medrese, hamam ve çeşmeler inşa edilmiş ya da değişiklikler yapılmıştı. Osmanlı’nın adayı 1878’de İngilizlere kiralamasından sonra liman büyük bir önem kazanmıştı. Bu dönemde Türkler sur içinde,  Rumlarsa Maraş ve Aşağı Maraş’ta yaşardı. İngilizler kendi yöresel malzeme ve detayları kullanarak şehrin mimarisine farklı bir yön verdi. İngiliz mimarisinin etkileri Kıbrıs’ta bu alanda oldukça görülmektedir. Kıbrıs Cumhuriyeti dönemine gelindiğinde ise (1960) Suriçi Türkler diğer bölgeler ise Rumlar tarafından idare edilmekteydi. İngiliz mimarisinin etkisiyle modern bir yapıya bürünen Maraş bölgesi, dünyanın en ünlü eğlence ve turizm merkezi haline gelmişti. 1974’ten sonraysa savaşın izleriyle kent bir süreliğine içine kapandı. 1986’ya kadar kentte yeni gelişmeler olmadı. 1986’da Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ)’nin kurulmasından sonra şehir yeniden can buldu. Doğu Akdeniz Üniversitesi, 68 ülkeden gelen 14 bin kişinin oluşturduğu dev bir kültür mozaiği haline dönüştü. Şehir DAÜ ile beraber hızla gelişirken uluslararası camiada da tanınır hale geldi. Bugün sayıları 18 bin aşan mezunlarıyla DAÜ, dünyanın her yerinde başarıyla temsil ediliyor. Üniversite gençliğinin rüzgarıyla Gazi Magosa geleceğe umutla bakıyor.

 

Bilinebilen kuruluşu MÖ 3. yüzyıla kadar giden Gazi Magosa tarihten pek çok kalıntıyı halen gururla taşıyor.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67733 - unknown - 38.107.179.240