Taş plaktan
hip-hop’a tangodan mevlide Taş Plak Sesli Sema Hanım

Yazı/Text: TANSEL TÜZEL
Yaşanmışlığa, mazinin katmanlarına sevgisi ve saygısı
ve merakı sonsuz Taş Plak Sesli Sema Hanım’ın… Nazım Hikmet ve Brecht şarkıları
söylemekten, tangolardan, operetlerden, Türk Sanat Müziği’nden ve Efsane Hanımlar’dan
bıkmıyor. Eskiyi bir duygu seliyle aktarmasına karşın bugünün de ta içinde yaşıyor.

Öyle meraklı ki… O merakın peşinde diyar diyar gezmesi bir
yana her diyarda farklı bir maceranın da içine düşüyor. Yıllar önce bir
gazeteci arkadaşının ona yakıştırdığı ‘Taş Plak Sesli’ lakabı ile öncelikle
yurtdışında filizlenen ünü giderek yayılıyor. Mazinin güzelliklerini bugüne
taşıyan sesi taptaze… İnsanın doğrudan içine bakıyor… Sevdiği, geçerken sevdalanıverdiği,
tesadüflerin önüne çıkarıp da tutkulandığı her müzikli şeyin peşinden gidiyor.
Farklı şehirlerde karşısına çıkan afişlerle hayatının seyrini aniden
değiştirebiliyor. Türk Sanat Müziği, Halk Müziği dinlenen bir evde büyümenin
eşsiz avantajına sahip… Bahçeli evlerin, eski mahallelerin özlemiyle yüklü.
Yaşanmışlığa, mazinin katmanlarına sevgisi ve saygısı ve elbette ki merakı
sonsuz Taş Plak Sesli Sema Hanım’ın.
Nazım Hikmet ve Brecht şarkıları söylemekten, tangolardan,
operetlerden, Türk Sanat Müziği’nden… Bütün güzel müziklerden, Şeyh Bedrettin
Destanı’nda Tuncel Kurtiz’le birlikte sahneye çıkmaktan bıkmıyor. Eskiyi bir
duygu seliyle aktarmasına karşın bugünün de ta içinde yaşıyor. Yeni hedefleri
arasında ‘mevlid’i okumak ve hip-hop’da olay yaratmak var. ‘Taş Plak Sesli Sema
Hanım’ farklı kültürlerin, farklı zamanların gönüllü bir elçisi. Bir medyum
gibi zamanların ötesinde yaşıyor.
Sema Hanım’ın çocukluğu, ilkgençliği ve yüksek öğrenim dahil
tüm eğitim hayatı Ankara’da geçer. Ama zamanın Ankara’sı bugünküne pek de
benzemez. Beton canavarı her yeri kaplamamıştır. Oturdukları Etlik Mahallesi
yemyeşil, dostlukların hüküm sürdüğü bir yerdir. Küçük bir kız çocuğu avaz avaz
şarkı söylemektedir; “Gurbet O Kadar Acı ki Ne Varsa İçimde.”
Konserlerinde, albümlerinde Cumhuriyet’in ilk yıllarına
sesleriyle, duruşlarıyla damgasını vuran ve ‘beni unutma’ diyen büyülü sesli
hanımların şarkılarını seslendiren Sema Hanım’ın hayatı Ankara’dan sonra
gittiği Berlin’de tümden değişir. Otistik çocuklara bakmak gibi olmadık işlerin
önünde hep müzik vardır artık. İlk katıldığı grubun adı ‘Yabanel’ olur. Sonra
Berlin’de ünlü besteci Tahsin İncirci’nin ‘Kreuzbergli Dostlar Grubu’nun
solisti olur doğrudan. Müzik eğitimi sonradan gelir. Kendi kurduğu ilk grubun
adı ‘Taksim’ olur, çünkü Taksim çok şeyi birden içeren, buluşturan bir
meydandır. Ortaya çıkan albümler gurbet ve özlem kokuludur; ‘İstanbul’u
Dinliyorum’, ‘Sihir’, ‘Anılarda İstanbul’, ‘İlahiler ve Nefesler’…
Bir gün Dortmund’da düzenlenen festival sırasında bir afiş
görür, Tuncel Kurtiz’in 100 Türk işçiden oluşan bir koroyla birlikte
sahnelediği ‘Şeyh Bedrettin Destanı’nın duyurusudur. Ve kendini bir partide
Kurtiz’in karşısında buluverir. Oysa o sıralarda çok önemli bir workshop’da
müzik eğitimini sürdürmektedir. Ve Şeyh Bedrettin’in turneleri başlar ve Tuncel
Kurtiz ile albüm de yaparlar. İkili birlikte oldukları tüm zamanları Nazım
Hikmet’in ünlü destan şiirini seslendirerek geçirir. Ünlü sanatçı, birlikte
sahne aldığı arkadaşını sürekli yönlendirir. Sema Hanım’ın sesini kendi
sesinden daha iyi tanır. Destanla şehir şehir dolaşırlar. Taş Plak Sesli Sema
Hanım’a taş plak döneminin ünlü sesi Seyyan Hanım’ı tanıştıran da yine
tesadüfen de olsa Kurtiz olur. Kalan Müzik’ten gelen kaseti birlikte
dinlediklerinde Sema Hanım şarkıyı kendisinin söylediğini düşünür, benzersiz
ses renkleri birbirinin aynıdır. Seyyan Hanım’ın ardından diğerleri de sükut
eder; Mürşide Hanım, Afife Hanım, Deniz Kızı Eftalya, Lale-Nergis Hanımlar…
1925-1930 yıllarının tangolar, fokstrotlar ve operetlerle patlama yapan kadın
şarkıcıları… Müziğe yön verenler… Koleksiyoncu Cemal Ünlü ile tanışınca pek çok
taş plağı dinleme şansına erişir. Ve hepsini sahneye, konserlerine taşır.
Şarkıların notalarını Cumhur Bakışkan çıkarır. 70 şarkıyı büyük orkestraların
çalabileceği hale getirir. Ve ardından Hammer Müzik’ten çıkan albüm gelir: Ekho
Efsane Hanımlar… Bu arada yurtdışında pek çok konser verir, seslendirdiği
‘İlahiler ve Nefesler’le herkesi öyle etkiler ki, ‘Sufi Divası’ olarak da
anılmaya başlanır. 5. Sokak Tiyatrosu için Mustafa Avkıran’dan gelen teklifin
önce yanlışlıkla kendisine geldiğini sanır ancak teklif doğrudan onadır ve
Murathan Mungan’ın ‘Dumrul ile Azrail’ini sahnelerler. Avkıran’dan gelen
teklifle Şeyh Bedrettin Destanı’ndan sonra yeniden sahneye çıkan Sema
bugünlerde yine garageistanbul’da ‘Aşura’ adlı bir oyunla sahne alıyor. Oyun,
Anadolu’da yaşayan on dört ayrı dilde göç şarkılarını içeriyor. Roman,
Ermenice, Arapça, Sefarad, Rumca ve Türkçe şarkıların seslendirildiği oyunun
sonunda aşure tarifi de veriliyor. Taş Plak Sesli Sema Hanım merakının,
tutkularının yönlendirdiği gibi akıp gidiyor, sesi çağlayan misali. Taş Plak
seslerinden 15 şarkıyı daha müzikseverlere ulaştırmanın yanında hip-hop’da çok
iddialı bir albüm yapmayı çok istiyor. Bir de çok sevdiği ve ilahi bulduğu ve
daha önce yurtdışında tam 11 kez seslendirdiği ‘mevlid’i okuyup kaydetmeyi…