26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey



Çocuklara Sinan Masalları

    

Gürhan Tümer

 

Arredamento Mimarlık’ta yayımlanan “Mimar Sinan Mitolojisi” başlıklı dosyayı okudum ve bu kısa yazıyı o dosyaya, gecikmiş bir katkı olarak yazdım.

 

 

Bir kitap Mimar Sinan’ın Büyüklüğü başlığını taşıyan bir kitap. Bir çocuk kitabı. Adından belli, Mimar Sinan’ın ne kadar büyük olduğunu anlatıyor. Evet, Sinan, dünyanın en büyük mimarlarından biridir. Bunu herkes biliyor. Ama o kitabı okuyanlar, o kitabı okumayanların bilmedikleri bir şey daha biliyorlar: Başyapıtı Selimiye’yi seksenini aştıktan sonra yapan büyük Mimar Sinan’ın, küçükken de büyük olduğunu. Kitapta yer alan şu satırlar bunun kanıtı değilse nedir?

 

“Sinan küçük yaşlarda çok yetenekli olduğunu kanıtlamış. En zor problemleri bile kafasından yaparmış. Çok güzel resim çizermiş. Yaşlı başlı ustalar, yapacakları işlerde küçük Sinan’a danışırlarmış.

Bir bağa, bahçeye suyolu mu yapılacak, kanalların nerelerden geçmesi, nereye kemer yapılması gerektiğini Sinan gösterirmiş.

Bir temel mi atılacak, eğrisini doğrusunu, Sinan bir bakışta söylermiş.”1

 

Burada mitolojik bir yaklaşımdan söz edilebilir, çünkü hemen bütün mitolojilerde, olağanüstü niteliklere sahip kahramanların çocuklukları da olağanüstü öykülerle doludur. Örneğin, Yunan mitolojisinin acı kuvvetiyle ünlü kahramanı Herakles, henüz beşikteyken, üzerine gönderilen yılanları boğmuştur. Türk mitolojisinin yarı efsane, yarı gerçek hükümdarı Oğuz Han, henüz birkaç günlükken, meme emmeyi bırakmış, şarap istemiştir. Bunlar “harika çocuklar”dır ve Sinan da onlardan biridir.

 

Öte yandan, Mimar Sinan’ın Büyüklüğü daha yaygın, çok kişi tarafından bilinen çok sayıda anekdotla dolu. İşte bu türe bir örnek: “Sinan kubbede ses yansımasını ayarlıyormuş; cami içinde sesin dengeli bir şekilde dağılıp dağılmadığını, mihrapta Kur’an okuyacak olan imamın sesinin en arkalardan duyulup duyulmayacağını, nargileyi, mihraba koyduğu bir yapı aleti gibi kullanarak deniyormuş. İçindeki suyu fokurdatıyor, bu fokurtunun, caminin her yerinde net olarak duyulup duyulmadığını kontrol ediyormuş.”2                                                      

 

Bir kitap daha

İkinci kitabın adı daha yalın: Mimar Sinan. O da bir çocuk kitabı. O da büyük Sinan’ı küçüklere anlatmak için yazılmış ve bir yayınevinin “Eğlenceli Tarih” dizisinin ikinci kitabı olarak yayımlanmış. Gerçekten de eğlenceli bir kitap. Bol karikatürlü, bol esprili. Ama boş bir gevezelik değil yapılan. Çocuk eğlendirilirken bilgilendiriliyor. Örneğin, Şehzade Külliyesi’nin yapılması söz konusu olduğunda ortaya atılan “Külliye de neymiş?” sorusuna verilen yanıt şöyle:

 

“Külliyeler, o günlerde özellikle padişahlar tarafından yapılan çok büyük kültür merkezleri, aynı zamanda hayır kurumu ve anıtlardı. Merkezde yapılan bir caminin etrafında günün şartları ve yaptıran kişinin malî imkânlarına göre bakın neler yapılıyordu: Yaşlılar evi, hastane, aşevi, kervansaray, anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, hadis okulu, tıp fakültesi, hamam, çarşı, türbe…

 

Kısacası, külliyelerde yok yoktu […] Bir tek lunapark eksikti ama o zamanlar elektrik bulunmadığından, lunaparklar da icat edilmemişti. Herhalde Mimar Sinan bugün yaşasaydı, içinde sinema, lunapark, alışveriş merkezi, yemek salonu ve daha aklınıza ne gelirse, külliyenin içerisine yapardı yani.”3

 

Tezkiretü’l-Bünyan’da da, Tezkiretü’l-Ebniye’de de, bilim insanlarının, mimarlık tarihçilerinin kullandıkları daha başka kaynaklarda da rastlanmayan, ama az önce sözünü ettiğim Mimar Sinan’ın Büyüklüğü başlıklı çocuk kitabında yer alan; Sinan’ın, çocukluğunda mimarlığa çok meraklı olduğuna ilişkin tema, Eğlenceli Tarih - Mimar Sinan adlı kitapta da şu sözlerle karşımıza çıkar:

 

“Sinan, bazı zamanlarda da kardeşleriyle birlikte kayalıklara tırmanıp, buralardaki kuşlara yem atarak eğleniyordu. Kediler, köpekler ve atlarla da arası çok iyiydi. En sevdiği şeylerden biri de, taşları üst üste koyarak, oyuncak evler yapmaktı.”4

 

Oysa aynı kitap, şu gerçekçi saptamayla başlıyor:

 

“Milyonlarca insan, Mimar Sinan’ı pek çok caminin, köprünün, suyolunun, kervansarayın, külliyenin mimarı olarak tanır. Onun eserlerini yakından inceleme fırsatı bulanlar, sanatına hayran kalırlar. Ve bazı bilim adamları, Mimar Sinan’ın erişilmez bir sanatı olduğunu söyleyerek, onun için ‘Uzaydan gelmiş gibi’ tanımını kullanırlar.

 

Evet, Mimar Sinan da herkes gibi bir insandı. Ama akıllara durgunluk veren bir kabiliyeti vardı.”5

 

En büyük mimar Mimar Sinan

Yıllar önceydi. Küçük öğrencilerin mimarlıkla ilişkileri ile ilgili bir araştırma nedeniyle bir ilkokula gitmiştim. Orada çok iyi karşılanmıştım. Derken sınıf öğretmeni birdenbire “En büyük mimar kim?” diye bağırmıştı. O ana kadar sessiz duran çocuklar bunun üzerine birden ve hep bir ağızdan

“Mi-mar-Si-nan, Mi-mar Si-nan” diye haykırmışlardı.

 

Ahmet Hâşim ve Sinan

Son olarak, çocuklarla doğrudan ilgili olmamakla birlikte, Ahmet Hâşim’in konuya başka bir boyut getiren şu sözleri:

 

“Yüzyılımızın kendine özgü bir mimarlığı olmadığı ve olmasına olanak bulunmadığı, artık herkesçe bilinen, tartışmaya değmez bir gerçektir. Ne şaşırtıcıdır ki, bu yalın gerçeği, yalnız bilmeleri gerekenler bilmezler […] Taşa yaşam ve kımıltı vermek konusunda bu günün şeytana taş çıkartan becerikli insanları, iki üçyüz yıl önce gelip giden katışıksız ustalara çırak olmaya bile yaraşır değildirler. Süleymaniye’nin taşları ölçen pergeli, düştüğü yerden kaldırıp kullanacak artık hiçbir insan eli yoktur. Sinan’ın yapıtlarına karşı şaşkın ve beğenen olabilmek yeteneği bile, yaşıyan en büyük mimar için büyük bir onurdur.”6

 

E€lenceli Tarih - Mimar Sinan kitab›ndan bir illüstrasyon.

 

“Geçmişle ilgili biçim ve yöntemlere çok değer vermenin şu aktöresel (ahlaki) kötülüğü vardır ki, yaşıyanları yaşamlarını beğenmez bir duruma getirdikten başka, gelecekten de umudunu keser. Arkaya baka baka, yere yuvarlanmaksızın, istenilen yönde kaç adım gidilebilir. Atalara saygı, onlara öykünmekle değil, fakat kararlılık, zeka ve yetenekte onlardan hiç de aşağı olmadığımızı ve bize bıraktıkları onur kalıtını omzumuzda taşıyacak güçte olduğumuzu göstermekle olabilir […] Sinan’a tutkun olmaktan başka yapacak bir becerisi bulunmayan bir mimar; Fuzûlî, Bâki ya da Nedim’e öykünen bir şair, bu ünlü atalar soyuna torun olmaya yaraşır değildir.”7 n Prof.Dr. Gürhan Tümer, Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Bölümü.

 

Notlar:

1 Ahmet Özdemir, Mimar Sinan’ın Büyüklüğü, Bordo-Siyah Yayınları, İstanbul, 2006, s. 11,12.

2 a.e., s. 18.

3 Nefise Atçakarlar, Eğlenceli Tarih - Mimar Sinan, Timaş Yayınları, İstanbul, 2006, s. 70, 71.

4 a.e., s. 19.

5 a.e., s. 9.

6 Ahmet Haşim, “Gerici Mimarlık”, Düzyazıları, İnkilâp Kitabevi Yayın ve Ticaret A.Ş., İstanbul, 2004, s. 185.

7 a.e., “Yeni Yapı”, s. 187.



© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67890 - unknown - 38.107.179.238