Çocuklara
Sinan Masalları
Gürhan Tümer
Arredamento Mimarlık’ta yayımlanan “Mimar Sinan Mitolojisi”
başlıklı dosyayı okudum ve bu kısa yazıyı o dosyaya, gecikmiş bir katkı olarak
yazdım.

Bir kitap Mimar Sinan’ın Büyüklüğü başlığını taşıyan bir
kitap. Bir çocuk kitabı. Adından belli, Mimar Sinan’ın ne kadar büyük olduğunu
anlatıyor. Evet, Sinan, dünyanın en büyük mimarlarından biridir. Bunu herkes
biliyor. Ama o kitabı okuyanlar, o kitabı okumayanların bilmedikleri bir şey
daha biliyorlar: Başyapıtı Selimiye’yi seksenini aştıktan sonra yapan büyük
Mimar Sinan’ın, küçükken de büyük olduğunu. Kitapta yer alan şu satırlar bunun
kanıtı değilse nedir?
“Sinan küçük yaşlarda çok yetenekli olduğunu kanıtlamış. En
zor problemleri bile kafasından yaparmış. Çok güzel resim çizermiş. Yaşlı başlı
ustalar, yapacakları işlerde küçük Sinan’a danışırlarmış.
Bir bağa, bahçeye suyolu mu yapılacak, kanalların nerelerden
geçmesi, nereye kemer yapılması gerektiğini Sinan gösterirmiş.
Bir temel mi atılacak, eğrisini doğrusunu, Sinan bir bakışta
söylermiş.”1
Burada mitolojik bir yaklaşımdan söz edilebilir, çünkü hemen
bütün mitolojilerde, olağanüstü niteliklere sahip kahramanların çocuklukları da
olağanüstü öykülerle doludur. Örneğin, Yunan mitolojisinin acı kuvvetiyle ünlü
kahramanı Herakles, henüz beşikteyken, üzerine gönderilen yılanları boğmuştur.
Türk mitolojisinin yarı efsane, yarı gerçek hükümdarı Oğuz Han, henüz birkaç
günlükken, meme emmeyi bırakmış, şarap istemiştir. Bunlar “harika çocuklar”dır
ve Sinan da onlardan biridir.
Öte yandan, Mimar Sinan’ın Büyüklüğü daha yaygın, çok kişi
tarafından bilinen çok sayıda anekdotla dolu. İşte bu türe bir örnek: “Sinan
kubbede ses yansımasını ayarlıyormuş; cami içinde sesin dengeli bir şekilde
dağılıp dağılmadığını, mihrapta Kur’an okuyacak olan imamın sesinin en
arkalardan duyulup duyulmayacağını, nargileyi, mihraba koyduğu bir yapı aleti
gibi kullanarak deniyormuş. İçindeki suyu fokurdatıyor, bu fokurtunun, caminin
her yerinde net olarak duyulup duyulmadığını kontrol ediyormuş.”2
Bir kitap daha
İkinci kitabın adı daha yalın: Mimar Sinan. O da bir çocuk
kitabı. O da büyük Sinan’ı küçüklere anlatmak için yazılmış ve bir yayınevinin
“Eğlenceli Tarih” dizisinin ikinci kitabı olarak yayımlanmış. Gerçekten de
eğlenceli bir kitap. Bol karikatürlü, bol esprili. Ama boş bir gevezelik değil
yapılan. Çocuk eğlendirilirken bilgilendiriliyor. Örneğin, Şehzade
Külliyesi’nin yapılması söz konusu olduğunda ortaya atılan “Külliye de neymiş?”
sorusuna verilen yanıt şöyle:
“Külliyeler, o günlerde özellikle padişahlar tarafından
yapılan çok büyük kültür merkezleri, aynı zamanda hayır kurumu ve anıtlardı.
Merkezde yapılan bir caminin etrafında günün şartları ve yaptıran kişinin malî
imkânlarına göre bakın neler yapılıyordu: Yaşlılar evi, hastane, aşevi,
kervansaray, anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, hadis okulu, tıp fakültesi,
hamam, çarşı, türbe…
Kısacası, külliyelerde yok yoktu […] Bir tek lunapark
eksikti ama o zamanlar elektrik bulunmadığından, lunaparklar da icat
edilmemişti. Herhalde Mimar Sinan bugün yaşasaydı, içinde sinema, lunapark,
alışveriş merkezi, yemek salonu ve daha aklınıza ne gelirse, külliyenin
içerisine yapardı yani.”3
Tezkiretü’l-Bünyan’da da, Tezkiretü’l-Ebniye’de de, bilim
insanlarının, mimarlık tarihçilerinin kullandıkları daha başka kaynaklarda da
rastlanmayan, ama az önce sözünü ettiğim Mimar Sinan’ın Büyüklüğü başlıklı
çocuk kitabında yer alan; Sinan’ın, çocukluğunda mimarlığa çok meraklı olduğuna
ilişkin tema, Eğlenceli Tarih - Mimar Sinan adlı kitapta da şu sözlerle
karşımıza çıkar:
“Sinan, bazı zamanlarda da kardeşleriyle birlikte
kayalıklara tırmanıp, buralardaki kuşlara yem atarak eğleniyordu. Kediler,
köpekler ve atlarla da arası çok iyiydi. En sevdiği şeylerden biri de, taşları
üst üste koyarak, oyuncak evler yapmaktı.”4
Oysa aynı kitap, şu gerçekçi saptamayla başlıyor:
“Milyonlarca insan, Mimar Sinan’ı pek çok caminin, köprünün,
suyolunun, kervansarayın, külliyenin mimarı olarak tanır. Onun eserlerini yakından
inceleme fırsatı bulanlar, sanatına hayran kalırlar. Ve bazı bilim adamları,
Mimar Sinan’ın erişilmez bir sanatı olduğunu söyleyerek, onun için ‘Uzaydan
gelmiş gibi’ tanımını kullanırlar.
Evet, Mimar Sinan da herkes gibi bir insandı. Ama akıllara
durgunluk veren bir kabiliyeti vardı.”5
En büyük mimar Mimar Sinan
Yıllar önceydi. Küçük öğrencilerin mimarlıkla ilişkileri ile
ilgili bir araştırma nedeniyle bir ilkokula gitmiştim. Orada çok iyi
karşılanmıştım. Derken sınıf öğretmeni birdenbire “En büyük mimar kim?” diye
bağırmıştı. O ana kadar sessiz duran çocuklar bunun üzerine birden ve hep bir
ağızdan
“Mi-mar-Si-nan, Mi-mar Si-nan” diye haykırmışlardı.
Ahmet Hâşim ve Sinan
Son olarak, çocuklarla doğrudan ilgili olmamakla birlikte,
Ahmet Hâşim’in konuya başka bir boyut getiren şu sözleri:
“Yüzyılımızın kendine özgü bir mimarlığı olmadığı ve
olmasına olanak bulunmadığı, artık herkesçe bilinen, tartışmaya değmez bir
gerçektir. Ne şaşırtıcıdır ki, bu yalın gerçeği, yalnız bilmeleri gerekenler
bilmezler […] Taşa yaşam ve kımıltı vermek konusunda bu günün şeytana taş
çıkartan becerikli insanları, iki üçyüz yıl önce gelip giden katışıksız
ustalara çırak olmaya bile yaraşır değildirler. Süleymaniye’nin taşları ölçen
pergeli, düştüğü yerden kaldırıp kullanacak artık hiçbir insan eli yoktur.
Sinan’ın yapıtlarına karşı şaşkın ve beğenen olabilmek yeteneği bile, yaşıyan
en büyük mimar için büyük bir onurdur.”6

E€lenceli Tarih - Mimar Sinan kitab›ndan bir
illüstrasyon.
“Geçmişle ilgili biçim ve yöntemlere çok değer vermenin şu
aktöresel (ahlaki) kötülüğü vardır ki, yaşıyanları yaşamlarını beğenmez bir
duruma getirdikten başka, gelecekten de umudunu keser. Arkaya baka baka, yere
yuvarlanmaksızın, istenilen yönde kaç adım gidilebilir. Atalara saygı, onlara
öykünmekle değil, fakat kararlılık, zeka ve yetenekte onlardan hiç de aşağı
olmadığımızı ve bize bıraktıkları onur kalıtını omzumuzda taşıyacak güçte
olduğumuzu göstermekle olabilir […] Sinan’a tutkun olmaktan başka yapacak bir
becerisi bulunmayan bir mimar; Fuzûlî, Bâki ya da Nedim’e öykünen bir şair, bu
ünlü atalar soyuna torun olmaya yaraşır değildir.”7 n Prof.Dr. Gürhan Tümer,
Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Bölümü.
Notlar:
1 Ahmet Özdemir, Mimar Sinan’ın Büyüklüğü,
Bordo-Siyah Yayınları, İstanbul, 2006, s. 11,12.
2 a.e., s. 18.
3 Nefise Atçakarlar, Eğlenceli Tarih - Mimar Sinan,
Timaş Yayınları, İstanbul, 2006, s. 70, 71.
4 a.e., s. 19.
5 a.e., s. 9.
6 Ahmet Haşim, “Gerici Mimarlık”, Düzyazıları,
İnkilâp Kitabevi Yayın ve Ticaret A.Ş., İstanbul, 2004, s. 185.
7 a.e., “Yeni Yapı”, s. 187.