26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


Sonraki Sayfa >>

2008’de yüzde 30 büyüme öngörüyoruz
Mutfak pazarı 2007 yılına geldiğimizde 2.5 milyar YTL’lerle ifade edilir oldu. Bu yüzde 5-10’luk gelişimi aşmadı. 2007 yılındaki seçimler başta olmak üzere genel konjonktürün bunda etkili oldu. 2008 yılı için öngörülen yüzde 20-30 büyümenin gerçekleşmesi yüksek bir ihtimal.

Şu anda yepyeni bir yapılanma sürecinde olan Sihir Mobilya, 1962 yılında Şinasi Çermik tarafından kurulmuş. 20 yıllık bir süreden beri klasik çizgisiyle biliniyor Sihir, 80’li yıllarda piyasanın serbestleşmesi ve ithalatın artmasından sonra  modern İtalyan mobilyanın Türkiye pazarındaki öncülüğünü yapmış. Şu anda 5000 metrekarede, geniş bir ürün yelpazesiyle modern İtalyan çizgisini Türk tüketicisine sunan bir isim olarak pazardaki yerini konumlandırmış. Sihir Mobilya Yönetim Kurulu Üyesi Ertuğrul Belen kendi sözleriyle Sihir Mobilya bünyesinde 30’a yakın İtalyan marka bulunduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam ediyor: Bünyemizdeki markalar arasında Natuzzi, Mercantini, Arflex ve Febal var. Şimdi “One-Stop Shop” diye bir kavram var. Öyle ki bir noktaya geliyorsunuz, orada aksesuardan aydınlatmaya kadar A’dan Z’ye her şeyi bulabiliyorsunuz. Mutfak da burada bizim için çok önemli bir konuydu. Evin genel gelişimine baktığınız zaman mutfaktan başladığını görürsünüz. Mutfağın evin diğer bölümlerinin ayrılmaz bir parçası olduğu düşüncesinden hareketle, kendi yapımıza en uygun firmanın arayışı içerisinde Febal ortaklığı gündeme geldi. Febal showroomumuzu bir ay önce yaşama geçirdik.

Türkiye’deki mutfak mobilyası sektörünün son 5 yıl içindeki gelişimini değerlendirdiğimizde ortaya nasıl bir tablo çıkıyor? Hazır mutfağın gelişimi nasıl bir çizgi izledi Türkiye’de?
Mutfak mobilyası sektörünün 3-5 yılına baktığımız zaman, 2006 senesinde 2.4 milyar YTL olarak düşünülen bir pazardı. Bunu biraz daha açmak gerekirse, bunun yüzde 80’inin küçük ve orta ölçekli üretici ve ithalatçılar olduğunu söyleyebiliriz. Bu oranın yüzde 20’lik bir kesiminin ithalat olduğunu gözlemlemek mümkün. 2006 rakamları açıklandıktan sonra, 2007’de konutlaşma ve artan projelerden dolayı yüzde 20-30 büyüme hedefleniyordu. Türkiye ortamına gerçekçi olarak bakmakta fayda var çünkü İtalyanlarla olan en büyük sıkıntımız da bu; onlar projeksiyon istiyor çok haklı olarak, bazı yatırımlar var. Ama ortam bu girişiminize müsade etmeyebiliyor, siz ne kadar çalışsanız da. Yatırımımızın o yıl olmasa bile bir başka yıl mutlaka size geri döndüğünü gözlemliyoruz, çünkü uzun yıllardır İtalyanlarla çalışıyoruz. 2007 yılına geldiğimizde bu rakam 2.5 milyar YTL’lere çıktı. Bu yüzde 5-10’luk gelişimi aşmadı. 2007 yılındaki seçimlerin, genel konjonktürün bunda etkili olduğunu düşünüyorum. 2008 yılına bakıldığı zaman öngörülen yüzde 20-30 büyümenin gerçekleşmesini çok daha yüksek bir ihtimal olarak görüyorum. Yenilenen mutfaklar bu oranın sadece yüzde 3’ünü oluşturuyor. Bunun mutfak markalarının gelişimiyle de ilgisi var. Bir sebep de şu: Türkiye’de projeler teslim edildiği zaman mutfağıyla teslim ediliyor. Yurt dışındaki uygulamalarda bu olmayabiliyor. Yeni geliştirilen konutlara bakın, hepsinde stüdyolar var, hepsinde tamamen Loft tarzında,  “El-Kov” dediğimiz L şeklinde geniş bir mekan, mutfak tamamen tamamlayıcı bir etken olarak yer alıyor. Türkiye kültüründe yemek çok önemli bir konu, önemi her geçen gün artıyor. Dolayısıyla sunulan tasarım, ortamın içine karışması, metrekaresi, alanı genişleyen evler ve tamamen mutfak çok daha önemli bir konuma geliyor şu anda. Dolayısıyla giderek artan konut projelerinde, yakın bir zamanda standart mutfaklar yerine, çeşitlenen taleplerle geliştirilen daha farklı dizaynların olabileceği, dolayısıyla sektörün daha spesifik taleplerle karşılaşacağı bir döneme gireceğini düşünüyorum.

Türkiye’de mutfak yenileme pazarı AB ülkeleriyle kıyaslandığında hangi noktada? Mevcut eğilim nedir?
Avrupa’da bir mutfağın 7-8 yıldan oluşan bir yaşam süresi vardır. Türkiye’ye baktığımızda bu sürenin 20 yıla çıktığını görüyoruz. Ama zaten Türkiye’nin 20 yıl öncesine baktığımızda, ithalatla birlikte markaların resmi olarak girişinin sağlandığı bir dönem olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de de bu yaşam süresinin 20 yıldan aşamalı olarak düşeceğini gözlemleyeceğiz. Gerek ekonominin belli bir noktaya gelmiş olması, gerekse ithal markaların atağı ve Türkiye’deki üretimin belirli bir kaliteye ulaşıyor olması, mutfak sektörünün önünün açık olduğunu düşündürüyor. Hem genel ekonomik çerçevede ele alındığında, hem de giderek artan konut projelerinin (ki bu konu mutfak mobilyası sektörünün lokomotifidir) gelişmesiyle, mortgage (uzun vadeli ipotekli satın alma) sisteminden tutun da bir çok yeni yönetmelikle, gelişimi/geleceği çok açık bir sektör olduğunu söyleyebilirim.  2.4 milyar YTL olan mutfak pazarı yaklaşık 700-800 bin ünite mutfak anlamına geliyor. Bugün bir kullanıcı evini baştan sona yenilemektense, yeni bir konut almayı tercih ediyor. Hem geçtiğimiz ilk dalgada yapılan bir çok konut, hem şu anda o konutların sektöre yansımasıyla o açıdan da önemli bir fırsat gözleniyor. Çünkü bahsettiğim gibi, yenilenen sadece yüzde 3’lük bir oran. Ve bunun bir süre daha böyle gitmesi öngörülüyor. Dolayısıyla kısa vadede, orta ve uzun vadede mutfak sektörünün önü oldukça açık.

İthalat yerli üretimi nasıl etkiliyor ya da tetikliyor sizce?
İthalat söz konusu olduğunda iç rekabetin dengelerini sağlamak tabi ki çok önemli ancak genel olarak ithalat, üretici açısından bakıldığında know-how aktarımı ve tasarımın geliştirilmesi bağlamında önemli bir işbirliğidir. Keşfedilmiş, başarıya ulaşmış, altında önemli endüstriyel araştırma ve birikimlerin bulunduğu bir bilgiyi almak ve değerlendirmek bizim için çok önemlidir. İthalatla birlikte bu bilgi ve know-how’ı alarak, kendimizi hem perakende mağazacılık alanında, hem de üretim alanında en iyi şekilde geliştirmek, ortaklıkları bu eksende yönlendirmek de, bizi başarıya yöneltecek bir çalışmadır.

Febal Mutfak’ın köklü bir İtalyan markası olduğunu biliyoruz. Ne zaman kuruldu? Kısaca firmanın geçmişine değinir misiniz?
Febal, Avrupa’daki mutfak pazarının yüzde 30’una sahip. Sektörde önemli bir marka olan Rossana firmasıyla bir ortaklık yapan Febal’in bu beraberliği 1991 yılında tamamen stratejik bir beraberlik olarak başlıyor. Febal’in vizyonuna baktığımızda kalite, yaratıcılık ve inovasyonu görüyoruz. 1958 yılında tasarımcı Ermanno Ferri tarafından kuruluyor. Rossana da tamamen bu yapıyı güçlendirecek bir stratejik ortak olarak seçiliyor. Daha sonra, Febal, Prodomo’yu bünyesine alıyor.

Febal markasını uluslar arası pazarda nasıl konumlandırıyorsunuz? Markanın hedef kullanıcı kitlesini nasıl tanımlarsınız?
Febal, orta ve üst segmente odaklanırken, Prodomo orta ve alt segmente seslenecek biçimde konumlandırıyor kendini. Daha sonra Febal, 2007’de Prodomo’yu bünyesinden çıkarıyor. Bu da hedef kitleye konsantrasyonun günümüzde ne kadar önem kazandığını gösteriyor. Febal’in sadece İtalya’da yaklaşık 700 bayisi var. Bunlardan yüzde10’u sadece Febal satıyor. Dolayısıyla bu bize önemli bir potansiyeli işaret ediyor. Febal için önemli üç konu var: Kalite, yaratıcılık, yenilik. Bunu tamamen koleksiyonlarında ürünlerine yansıtıyor. İki odakta firma kendisini konumlandırıyor: Bunlardan bir tanesi inovasyon tabir edilen yenilikçi çizgi, diğeri “traditional” denilen geleneksel çizgi… Tasarım dediğimiz zaman son 10 yıldır, firmaların hep markalarına yatırım yaptığını görüyoruz. Markanın gücü, markanın algılanması öne çıkar oldu. Ancak öyle bir döneme girdik ki şu 3 senedir, artık tüketici, tamam marka bu, ismi var, ama hakikaten fonksiyonel mi, yoksa ismi olduğu için mi alıyorum, diye sorgulamaya başladı. Böyle bir döneme geldik. Artık tasarımı çok boyutlu görmeliyiz. Sihir olarak satış sonrası süreci bile biz tasarımın bir parçası olarak görüyor ve büyüyerek ilerliyoruz.


“İthalat söz konusu olduğunda iç rekabetin dengelerini sağlamak tabi ki çok önemli ancak genel olarak ithalat, üretici açısından bakıldığında know-how aktarımı ve tasarımın geliştirilmesi bağlamında önemli bir işbirliğidir.”


“Avrupa’da bir mutfağın 7-8 yıldan oluşan bir yaşam süresi vardır. Türkiye’ye baktığımızda bu sürenin 20 yıla çıktığını görüyoruz.”

Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


70767 - unknown - 38.107.179.236