11 Şubat 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Cazın çok ötesinde

İlhan Erşahin

                           

 

Yazı/Text: CEREN ÜNLÜ

Fotoğraflar/Photos: TİJEN BURULTAY

 

Türk babadan olma İsveçli anneden doğma ünlü müzisyen İlhan Erşahin tatillerle sınırlı Türkiye macerasının müziğini derinden etkilediğini söylüyor. Ve yaptığı caz ötesi dünya müziğine Ajda Pekkan’ı bir gün mutlaka katmak istiyor.

 

 

Müziğin, sınırları belirsizleştiren, birleştiren büyüsünü kendi kariyerine taşıyan müzisyenlerden İlhan Erşahin. Cazın ve saksafonun olanaklarıyla yola çıkıp bambaşka dünyalara taşıdığı müziği çokuluslu. Kurduğu birçok grup ve yarattığı projelerle yaptığıysa dünyanın farklı noktalarından gelen müzisyen ve türleri kendi müziğinin çatısı altında birleştirmek... Beş sene önce New York’ta kurduğu Nublu Bar ve plak şirketi bu amacına daha da yaklaşmasını sağlıyor. Burası; aynı zamanda Our Theory, Love Trio ve Wax Poetic adlı gruplarının da çıkış noktası…

İsveçli bir anne ve Türk bir babanın çocuğu olarak İsveç’te doğuyor İlhan Erşahin. İsmi heykeltıraş İlhan Koman’dan. Türkiye’deki macerası uzun yıllar ailesiyle geçirdiği yaz tatilleriyle sınırlı. Türk müziğiyle ilk ilişkisi ise İstanbul’la Bodrum arasındaki otobüs yolculuklarına uzanıyor. “1970’lerde çocukken otobüslerde çalan şarkıları hatırlıyorum. O sesler hep aklımda. O zamanlar uçakla İstanbul’a gelir, sonra 14 saat otobüsle Bodrum’a giderdik. Hep müzik çalardı eskiden, şimdi daha lüks her şey. O sesler içime işledi, özellikle Orhan Gencebay, Zeki Müren ve Ajda Pekkan.” Erşahin, müziğe önce popüler olanla başlamış. Popüler derken, Bob Marley ve Rolling Stones’dan bahsediyoruz. Cazla tanışmasıysa saksafon sayesinde… “Babam caz müzisyeniydi, ben de bu işlere öyle bulaştım gibi bir şey yok hayatımda. Onun için kariyerimin başında rock, punk, funk dinledim, ardından saksafona başladım, saksafon yüzünden caza girdim ve Amerika’ya gittim, sonra 10 sene saksafon çalıştım. Her gün 12 saat… Çok sonraları eski sevdiğim müziklere geri döndüm. Doğal bir birleşim oldu bu müziklerle. Klasik anlamdaki caz parçaları tam olarak benim türüm değildi.  Ben bu türü çalıyorum, tüm hayatım boyunca bunu çalacağım gibi bir şey düşünmedim hiç. Yeni bir şey yaratmayı, kendi müziğimi yaratmayı seviyorum.” İsveç, Amerika, Türkiye, Brezilya derken ülkeler arasındaki macerası az buz değil. Bu nedenle, en çok nereye ait hissettiğini sormadan edemiyoruz. “Kendimi Türk olarak hissediyorum ama bu kendi yarattığım Türklüğüm. Amerika’da da böyleyim aslında. Her yeri dünya olarak görüyorum. Bir tane güneş var, dünya da öyle dönüyor, benim için çok basit. Ama sistem her şeyi karmaşıklaştırıyor.” Kendini her yere ait hissediyor ama müziğini etkileyen yer söz konusu olduğunda Erşahin’in verdiği tek adres var; New York, East Village. “New York’ta Cihangir gibi bir semtte oturuyorum. O semt, o mahalle çok önemli. Hiç kimse o kadar derin düşünmüyor ama aslında o mahalle seni de etkiledi. Herkesi etkiledi. Çünkü o mahalleden Andy Warhol çıktı, Madonna çıktı, Ernest Hemingway çıktı, Reamonn, Rolling Stones, Led Zeppelin, Jimmy Hendrix… Bunlar ya orda oturdular, ya da orda uzun bir zaman geçirdiler. 1950’lerden sonra bütün batılı kültür o mahallelerden geliyor aslında. Bence o mahallede büyülü bir şey var, o mahallede Nublu’yu kurduk zaten. Çünkü doğal bir çekimi var. Her şey orda başladı. Kaynak orada bence. Orada yaşadığınızda bunu hissediyorsunuz.” Beş sene önce New York’ta ardından Brezilya’da açtığı ve şu anda şehrin en sevilen mekanlarından biri olan Nublu Bar’la işletmeciliğe de başlayan Erşahin, suyu, boyası ve lisansı olmayan bir yerden arkadaşlarıyla birlikte bir ev yarattıklarını anlatıyor. Anlaşmalı olduğu yerler sayesinde Nublu gecelerini Türkiye’ye de taşıyor, ama İstanbul’da işletmecilik yapmayı istemiyor ve ekliyor, “Belki çok ilerde Ara Güler’in yaptığı gibi bir cafe olabilir, kimbilir…” Nublu, Erşahin’e tadını çıkarmak istediği bir özgürlük vermiş.  “Ne zaman istersem çalabiliyorum. Onun için bir sürü yeni grup kuruyorum. Güzel zaman geçirmek ve insanlara güzel şeyler dinletmek benim için daha önemli oldu. Bir hit parça yazayım, bir klip yapayım, o da Mtv’de çıksın. O da başka bir kariyer. Ben daha çok kendi başıma yaratıyorum.” Sık sık geldiği İstanbul’dan kulağına çalınan müzikler çok çeşitli ona göre. Gruplardan çok tek tek müzisyenleri tanıyor. Türkiye’deki rekabet ortamı ve kıskançlıktan dertli biraz ve kulaklarımızın tembelliğe yatkın olmasından… “Bu her yerde böyle,” diyor ve ekliyor “Doğup büyüyorsun, genç oluyorsun, radyo dinliyorsun, MTV’yi izliyorsun, ya Türk pop var, ya hip-hop var ya, Amerikan RNB var. Kimse başka müziklere girmiyor. Bunu yapabilmek için kendine zaman vermen lazım ve arayış lazım. Ama sadece arayış da yeterli değil. Radyolar da yardımcı olmalı. Tabii alternatif kanallar da var, ama genelde biliyorsunuz. Sadece müzikte de değil, sinemada da, yemekte de, kitapta da durum bu. Maalesef böyle bir dünyanın içindeyiz şu anda ama değişecek tabii ki.” Cazın sadece şehre ve şehirli kültüre ait bir müzik olduğunu düşünmediğini ekliyor ardından. “Şans olur da bütün halka bu müziği çalabilirsek ilk başta herkes bu ne diyecektir, çünkü alışık değiller. Ama herkes sonunda sevecektir, çünkü içten ve doğal. Aylarca prova yapıp, prova yaptığımız şeyi çalıyoruz gibi bir durum yok. Tabii bir form var, ama çaldığımız zaman insanlara bakarak çalıyoruz yani o anda çalıyoruz. Bizim kendimize ait bir dilimiz var, belli melodiler var ama yağmurlu bir gün mü, sıcak bir gün mü, seyirciler ayakta mı, değil mi, tüm bunlara göre müziğimiz değişiyor.” Norah Jones’un son albümü “It’s too late”de bir besteyle karşımıza çıkan Erşahin’in, çocukluğundan bu yana hayran olduğu Ajda Pekkan’la yapmak istediği bir proje de var. Siya Siyabend’den Murat, Athena’dan Gökhan, Bora Uzer ve Nil Karaibrahimgil gibi isimlerin de içinde olduğu “Wax Poetic İstanbul” albümü çok yakın bir zamanda dinleyebileceğiz.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68038 - unknown - 38.107.179.236