11 Şubat 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Kedi kadar meraklı ve kuşlar gibi özgürler…

                           

 

Yazı/Text: TANSEL TÜZEL

Fotoğraf/Photo: ERCAN ARSLAN

 

‘Türkiye’de Görülmesi Gereken 101 Yer’ adlı kitabın yazarları gazeteci, yazar ve gezer Fatih Türkmenoğlu ile yazar, fotoğrafçı ve rehber Saffet Emre Tonguç’un hayatları bir gezi masalını andırıyor. Serüvenlerini kıtalar arasında ve büyük bir keyifle sürdürüyorlar.      

 

Türkiye’nin en güzel küçük şehirlerinden biri Amasya.

 

Öyle müthiş bir tempoda yaşıyorlar ki, kuşlar bile yetişemez. En güneyden en kuzeye, doğudan, batıya dünyanın tozunu attırıyorlar. Bir gün Urfa’da, ertesi gün Cape Town’da olabiliyorlar. Serüvenleri kıtalar arasında sürüyor. Ve bunu 20 yıldır yapıyorlar. Uçmak-

tan, sıcaktan, soğuktan, dere tepe gezmekten, aralıksız ilişki sürdürdükleri tanımadıkları insanlardan hiçbir zaman şikayetçi değiller. Bitmeyen bir enerjiyle ve her dakikasından keyif alarak yaşıyorlar. Tanışıklıkları çok eskilere dayanıyor. Okul sıralarında başlayan, Boğaziçi Üniversitesi’nin ortak yaşamında süren, dağda, bayırda, dünyanın bir ucunda karşılaşarak gelişen bir arkadaşlık onlarınki… Ama birlikte kitap yazmaya ve yıllar ve yollar boyunca biriktirdiklerini herkesle paylaşmaya karar vermeleri için aradan 20 yıl geçmesi gerekmiş. Yıllar boyu sürecek gezi maceralarına başlamadan önce aldıkları eğitimin haddi hesabı yok. Muhteşem altyapılarını bitimsiz merakları dışında Boğaziçi, New York ve Viyana İşletme Üniversiteleri’nde okuyarak oluşturmuşlar. ‘Dünyanın en tuhaf yerlerine giden adam’ olarak da tanınan ve 2005’de ‘Türkiye’nin En Çok Seyahat Eden Rehberi’ seçilen fotoğrafçı, yazar ve rehber Saffet Emre Tonguç, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki ilk durağı Turizm ve Otel Yöneticiliği okurken harçlığını çıkarmak üzere başladığı rehberliği öyle sevmiş ki bu mesleği hayat boyu yapmaya karar vermiş. Mesleğini daha iyi yapabilmek adına psikoloji, orta kademe

yöneticilik, siyaset bilimi ve tarih okumuş. Yüksek Lisansı ise Viyana İşletme Üniversitesi’nden. Tonguç dünyanın pek çok farklı noktasına seyahat etmeyi sürdürürken gittiği ülke sayısı 100’ü aşmış.

Kendisini gazeteci, yazar ve gezer olarak tanımlayan Fatih Türkmenoğlu çok sevdiği mesleğini seçene kadar Boğaziçi Üniversitesi’nin Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nden mezun olup New York Üniversitesi’nde İşletme ve İnsan Kaynakları Yönetimi’ni bitirmiş. Şimdi mesleğini gazeteci, yazar ve gezer olarak tanımlıyor. Çocukluğunda başlayan görme, anlama ve öğrenmeye merakı sonsuz. Ancak artık yalnızca sevdiği yerlere gitmeyi tercih ediyor. Türkiye’nin bu en gezgin iki adamının en gözde şehirleri ‘daima İstanbul’, dünyanın farklı noktalarındaki tercihlerini ise ‘insanların medeniyeti’ belirliyor.

Boyut Yayın Grubu’ndan çıkan ‘Türkiye’de Görülmesi Gereken 101 Yer’in yazarları anlatıyor…

Saffet Emre Tonguç; “1987’de Boğaziçi Üniversitesi’nde Turizm bölümünde okurken sadece cep harçlığımı çıkartmak maksadıyla yola çıkmıştım. Turizm ve Otel Yöneticiliği okuyordum. Kafamda çok farklı projeler vardı gelecek için. Sonra baktım çok güzel para kazanıyorum. Ve sürekli dolaşıyorum ve ‘ben niye bunu meslek olarak yapmamayım’ dedim. Ve ardından eğitimimi de ona göre şekillendirmeye başladım. Ve 20 senedir rehberlik yapıyorum. Dört sene önce de bu birikimlerimi yazıya dökmeye karar verdim. O çerçevede de Hürriyet’te yazmaya başladım. Ardından Fatih’le konuştum, bu kitap projesi vardı ve çok güzel bir isim bulmuştu. Ve beraber yola çıktık.”

Tonguç mesleğinin onu zenginleştirdiğini, dünyaya bakışını değiştirdiğini ancak artık yorulduğunu söylüyor, “20 sene çok keyifle gezdim. Mesela Güney Afrika’dan bir gece uçağı ile geliyorum ve sabah bir arkadaşım havaalanına bavulumu getiriyor ve 30 kişi ile Amerika turuna gidiyorum. Artık 41 yaşındayım ve çok yoruldum. Çok ciddi bir karar aldım artık uzun turlar yapmıyorum. Eskiden 15 gün Anadolu, ardından 15 gün Amerika turları yapardım. İşimi çok keyif alarak yaptım çünkü beni inanılmaz geliştirdi. O kadar ayrı dünyalardan beslendim ki, kişilik gelişimime büyük katkısı oldu bunların, bilgi ve birikimime de. Onları ka-

leme almak benim için çok büyük bir artı oldu. Çünkü çok araştırmam gerekti, çok fazla şey öğrendim. Ve zaten bu kitap da bunların neticesinde ortaya çıktı.”

‘101 Yer’in gazeteci yazarı Fatih Türkmenoğlu; “Benim hep bir yerlere gitme isteğim vardı, çocukluğumdan beri. Çok gezen bir aile de değildik, yazları Yalova’ya, bir de kaplıcaya giderdik. Benim için çok güzeldi. Uçakla bir yere gitmeyi düşününce içim pırpır ederdi; Paris, Şam, New York, ben hepsine gitmeyi isterdim. Kültür sanat, okumak, yazmak, ressamlar hepsine merakım var benim. 40’ıma geliyorum, kültür sanat programı yapıyor ve sunuyorum, profesyonel gezerim ve yazarım. Bütün bunları ben yapıyorum ve keyfim yerinde. Şimdi bir ailem var ve üçümüz birlikte geziyoruz. Hiç rehberlik yapmadım. Ne yapacağımı çok zor buldum. Ne yapmalıyım diye önce her şeyi denedim, yurtdışında okudum geldim. Paşabahçe’nin ihracat bölümünde bile çalıştım ve her şeyden çok sıkıldım ve ‘her şeyi de okudu etti ama’ denilen biri olmak üzereydim ki askere gittim. Her şeyi de çok hızlı yaptım ben. 20 yaşında Amerika’ya gittim geldim, mastır yaptım, askere gittim ve uzun döneme denk geldim. Genelkurmay’da subay olarak askerliğimi yaptım, askerdeyken askerlik uzadı, teğmen oldum, hiç bana koymadı, çok mutluydum, çünkü sürekli okuyordum. 25 yaşında ne yapacağımı bilerek döndüm askerden, gazeteci olacaktım. Gazetecilik ayrı bir iş kolu, bense oradan değildim; fakat baktım ki çalışma günü, yeri, saati belli değil, her yerde, her an olunabiliyor ve kendimi keşfettim, ‘ben hep başka hikayelerin peşinden koşmalıyım ve başka yerlerde olmalıyım’ dedim. İlk kez Sabah’ta başladım. Gezerek gazetecilik yapmak bana çok iyi geliyor ve insan her yerde insan yine kendini buluyor ve ben bir yerde bir gün bile kalsam kendime kendi dünyamı yaratabiliyorum. On dolarlık bir otelde bile kalsam kendi dünyama dönüştürüyorum orayı. Evim yapıyorum. Her şeyi merak ediyorum. Yangınları, insanları, depremleri her şeyi merak ediyorum. Onun için de gezerek gazetecilik yapmak çok iyi geliyor bana. Sabah grubunda başladım, NTV kurulurken oraya geçtim, beş sene sonra CNN Türk ve CNN International’da çalıştım, arada Amerika’ya gidip geldik ve şimdi hem CNN Türk, hem de Milliyet’te çalışıyorum.”

Heyecanlı ve hareketli meslek hayatının zorluklarını da zevkle anlatıyor Türkmenoğlu; “Amerika’da CNN International’ın Türkiye temsilciliğini yaparken öyle yoğun bir dönem yaşadım ki, evlenecektim, evlenmeme yarım saat kala canlı yayın yaptım, gidip evlendim ve yeniden yayına çıktım, insanlar bizi tebrik ederken ben gizli gizli bir köşede anlatıyorum…  Şansıma o dönemde uçaklar düştü, hükümetler devrildi, deprem oldu, o kadar çok şey oldu ki.”

Dünyanın en güzel, en çarpıcı, en otantik, en güzel şehirlerine gidip gelmelerine karşın Tonguç da Türkmenoğlu da İstanbul’un eşsiz olduğunu düşünüyorlar.

Tonguç; “Her şeye rağmen İstanbul en güzel. Çünkü evrildiğimiz, hayatımızın geçtiği, sevdiklerimizin olduğu yer burası ve dünyada İstanbul Boğazı gibi bir yer yok. Ve ben İstanbul’un bütün sürprizlerini seviyorum, her köşede bir başka sürpriz var. Mesela Madrid’e gittiğinizde bilirsiniz ki köşeden güzel bir bina çıkacaktır karşınıza ama İstanbul’da hangi köşeden ne çıkacağını bilemezsiniz, çok dinamik bir şehir. Belki biraz New York’a benzetmek mümkün, çok kozmopolit bir şehir ama belli standartları vardır, İstanbul’da herhangi bir standart yok. İstanbul’da her şey var. Üç imparatorluğa başkentlik yapmış başka bir şehir yok. Ayasofya’ya gidiyorsun, 1500 yıldır ayakta duruyor, öyle bir bina yok. Öyle görkemli ve güzel…”

Türkmenoğlu; “İstanbul’a çıldırıyorum, bayılıyorum, çok seviyorum ve çok sinirleniyorum. İstanbul her şey, mezarlarımız, okuduğumuz okullar, arkadaşlarımız burada ve bozulan her şey beni çok üzüyor, mahvoluyorum, dünyam yıkılıyor. Benim şehrim burası. Başka yerlere gider, gelirim o kadar.”

İstanbul dışında en sevdikleri yerleri belirleyense o yerin medeniyet derecesi ve insanları…

Tonguç, “Bir yeri güzel kılan kesinlikle önce insanlar, ikinci kriterim de medeniyet. Mesela İstanbul dışında en favori şehrim kesinlikle Sidney, olağanüstü bir şehir ve İstanbul’la benzerlikleri var, ben zaten genellikle İstanbul’a benzeyen şehirleri seviyorum. San Francisco, Barcelona, Amsterdam, yani su şehirlerini seviyorum.”

Türkmenoğlu, “Beni etkileyen yüzde yüz insanlar. Ben de çok gezdim, 50 ülke gördüm, bir kısmını 20 kere filan gördüm, vatandaşlık bilincinin oturduğu yerleri daha çok sevdiğime karar verdim. İtalya’nın bilmemne kasabası çok güzel filan, evet romantik olarak güzel ama kendimi orada yaşar göremiyorum. Medeniyet için çaba sarfetmek gerekiyor, bu da vatandaşlık bilinciyle oluyor. Mesela Kuzey ülkelerinden yıllarca nefret ettim ama şimdi çok seviyorum. Bu anlamda Viyana’yı seviyorum, hem kalabalık, hem değil, güzel. Türkiye içinde Ayvalık’ı çok seviyorum.”

Zaman zaman işin dışında amaçlarla gittikleri yerleri sokaklarında kaybolarak yaşamayı sevdiklerini belirten Tonguç ve Türkmenoğlu’nun bundan sonraki hedefleri, Avrupa, Amerika’da görülmesi gereken yerlerin yanında bir Türkiye gezi kitabı daha çıkarmak…

 

Kale’den Kaleköy…

 

İçinden dışına İshak Paşa Sarayı…

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68050 - unknown - 38.107.179.239