LUSH HIP HOTEL
Yaratıcılıkta sınır yok!..

Eskiye özlem duyanlar da
bugünden kopmaktan hoşlanmayan, hep konforu arayanlar da Lush Hip Hotel’den
hoşlanacaklar. Burası sürprizlerle dolu bir mekan… Hatta bulunması için
saklanan anahtar ile kapıyı içeriden açıp girenlere göre yüzyıllık, tarihi bir
İstanbul apartmanı. 22 odası var, her biri farklı tasarlanmış, 22 ayrı öykü
anlatan… Sıradanlığa başkaldıran… Yeni bir yaşam stili sunan… Sedirli odadaki
tek kişilik tiyatro oyunu, Türkiye’de bir ‘ilk’ mesela. Ama Lush için ‘son’
değil!

Lush
için 4 milyon dolar civarında yatırım yapan Timur Bey, odaların büyüklüklerini
metrekare değil, metreküp olarak tanımlıyor!
Çünkü, 3
metreye 90 cm. ile 4,5 m. arasında kat yükseklikleri olduğunu söylüyor. O’na
göre aşağı yukarı 98 m3 ile 230 m3 arasında odaları var.
Son
zamanlarda beni en çok heyecanlandıran proje, Lush Hip Hotel oldu... Şaka değil.
Odaları gezmek öyle zevkli ki oyun gibi!.. Kapılar açılırken neyle karşılaşacaksınız
bilmiyorsunuz. Bir bakıyorsunuz son derece ağır bir odada pirinç karyola, oymalı
gardrop, kadife güneşlikler, karpuzlu etejerle göz gözesiniz, yandaki odaya
geçtiğinizde son derece minimal döşenmiş modern bir tasarımla karşılıklısınız,
bir diğerinde ise pop-art bir yaklaşımla… Hiçbirinin büyüklüğü, konumlanışı,
tasarımı, mobilyaları, aksesuarları, banyoları aynı değil. Nasıl olur demeyin,
yapmışlar işte. Zoru başarmışlar... Detaylara takılmışlar, özgün olmak adına
her şeyi özel üretim yaptırmışlar. O odaya özel bir yaşam alanı hayal etmişler,
bir ‘daire’… İçinde yaşayacak değişik yaş gruplarından, ayrı ayrı dünya görüşlerine
sahip, farklı beklentileri olan insanları düşlemişler. Siz kendinizi nerede nasıl
hayal edersiniz bilemem. Seçmesi hiç kolay değil. Her şey o kadar zevkli ki…
Odaların tek ortak yanı bütünlük hissi; girdiğiniz andan itibaren sizi sarıp
sarmalıyor, adına uygun özellikler taşıyor ve banyosuna kadar bu çizgi
korunuyor.

Lush
İstanbul Cafe
Gelelim
bir başka önemli konuya, yani cafe’ye, yemeğe… Lush İstanbul Cafe de özgün bir mekan.
Burada en ilgi çeken öge uzun barı ve barın bir kış bahçesi gibi tasarlanmış
olması. Cam kaplı, yeşilliklerle çevrili… Beş ayrı bölüm gibi tasarlanmış. Ev
gibi burası da; kalanların ya da davetlerin durumuna göre dekorasyonu rahatlıkla
değiştiriyorlar. Ama aman şeflerini değiştirmesinler! Paris’te eğitim alan,
2006 yazında sunduğu mönüsü ile ses getiren Supper Club İstanbul’un ilk şefi
olan Hakkı İsmail Alkan, Dubai’de Shakespeare&Company’de beş zincir
restoranın şefliğini ve Hyatt Recency Dubai&Galleria’da İtalyan mutfağı şefliğini
yürütmüş. Dubai’den gelen Executive Chef Hakkı Alkan, dünya deneyimlerini bu
güzel küçük otele taşıyarak çok güzel çalışmalar yapmış. Tapaslar enfes bir
kere. Bak Yeşil Yeşil Salatası da harika. Sonra özellikli ana yemekler de
denenmeye değer. Örnek mi? Parmesanlı roka ve üç farklı patates kroket üzerinde
sunulan Izgara Bonfile ve çıtır mevsim sebzeleri ve kremalı pırasa sos ile
servis edilen Somon Örgü’yü şiddetle önerebiliriz sizlere. Sıcak Çikolatalı
Kek’ten asla vazgeçmeyenler aradıkları kıvamı bulacaklar ama farklı şeyleri
tercih edenler Karamelize Elma’yı seçerlerse pişman olmazlar. İster meyve tadında
sade isterlerse bitter çikolatalı trüfe batırarak, kalorisini arttırarak!..
Hip
çünkü…
Bitmedi
tabii… Lush Hip Hotel, çok iyi bir parti mekanı… Artı sergi alanı… Sonra
gösteri ortamı… En üst kattaki lounge için henüz hayata geçirilmemiş olsa da
bir caz etkinliği düşünülüyor gibi. Ama galiba Türkiye’de otel ortamında hiç
denenmemiş bir başka sanatsal etkinlik de söz konusu olabilir! Nasıl ki
ülkemizde ilk kez bir otel odasında, bir yazarın yalnızca o odaya özel bir
tiyatro oyunu yazması ve sonra hayata geçirilmesi sağlanmış, bir başka sıra dışı
proje de belli ki çok uzak değil! Dedim ya onlar detaylara önem, yaptıkları işe
de hakkını veriyor. Şehrin silüetinden bir kesitin yer aldığı personel kıyafetleri
bile öyle hoş ki… Onlar da ünlü tasarımcı Banu Bora’nın imzası taşıyor.
Dileyenler beğendikleri bazı şeyleri satın da alabiliyor, Lush’ta. İlginç
uygulamalar böyle sürüp gidiyor…
İyisi mi
siz şimdi Lush Hip Hotel’i bir de yaratıcıları iki kardeş Timur ve Elif
Özdemir’den dinleyin, sonra da gidip kendiniz deneyimleyin… Yaşamdan keyif
almasını bilen rafine zevk sahibi kişilerin, dünyayı gezmiş dahi olsalar bu
özel binada aradıklarını bulmanın ötesinde şaşıracakları bir şeyler de mutlaka
göreceklerine inanıyorum… Umarım yanılmıyorum!..

Projenin
sahibi: Timur Özdemir
16 Eylül
2006 tarihinde sonuçlanan Lush Hip Hotel projesinin sahibi, Timur Özdemir. Aslında
Özdemir Grup olarak tekstil ve matbaacılık sektörlerinde, kısaca imalat
sanayinde iken başka alanlara kayma planı doğrultusunda önce gayrimenkul
sektörünü düşünüyorken, Sıraselviler Caddesi’ndeki şu an otelin olduğu binayı
alınca aktif olarak turizm sektöründe buluyorlar kendilerini. Sonrasını gelin
Timur Bey’den dinleyelim… “Bu aktivitede hedefimiz şuydu: Sıraselviler’de, İstanbul’un
Beyoğlu bölgesinde yüzlerce bina var. Binlerce de yeni yapı olacak ve bunların
yüzde 90’ı benzer işletmeler olarak karşımıza çıkacak. Bizim burada yapacağımız
proje ise son derece özel; bize has, kendi içinde kendi ihtivasını bulunduran
ve emsalleriyle yaptığı farklılıktan dolayı rekabette arayı açan, kısa dönemde
değil uzun dönemde rekabet edecek bir yer olmalı diye düşündük. Biz kendi kitabımızı
oluştururken buradaki mimari dokuyu korumak durumundaydık. Ben bunu şahıs
olarak, Timur Özdemir olarak korumalıydım. Bunu deforme etmeye ihtiyacım yoktu.
Yoksa burada 22 yerine 32 oda yapabilirdiniz. Ama ortaya çıkacak ürün bu olmazdı!”
Pop-art
Oda
Ne
Nereden?
Ahşap
işleri ve mobilyalar
Mode
Mobilya, Şimşek Antik, Sartek Mobilya, Eser Mobilya, Selçuklu Ahşap, Sarı
Dekorasyon, Opak Dekorasyon, Leo Mobilya, Model Mobilya, Obje Mimarlık.
Döşeme
işleri koltuk, iskemleler
Model
Mobilya, Koleksiyon, Koçoğlu Antik, Stoa, Şimşek Antik, Leo Mobilya
Aydınlatma
elemanları
Akan
Elektrik, Koleksiyon, Fa Antik, Koçoğlu Antik, Berk Aydınlatma, Murat
Aydınlatma, Gönen Aydınlatma, Koçoğlu Antik
Perde,
duvar kağıdı ve kumaş işleri
Home
Center, Soylu Kumaş, Persan Kumaş, Aydın Tekstil, Hometeks
Seramik,
mozaik kaplama ve vitrifiyeler
Mavi
Pencere-Karo İstanbul, Vitra, Artema, BTB, İmaj Yapı, Duravit, Tureks
Ahşap Zemin
Daço Parke
Mermer
İşleri
Özgür
Mermer
Boya ve
kartonpiyer işleri
Yıldız
Kardeşler
Ayna işleri
Seven
Galeri, Eser Mobilya
Halı, kilim
Bereket
Halıcılık

Yuvarlak
Oda
İnşaat
başlıyor
Önce binayı
koruma mantığından yola çıkmışlar. Çünkü 2. derece tarihi esermiş bu bina. Bu
mantıkla binanın ön cephesini koruyup arka cepheyi komple yıkmış ve binayı
komple betonarme olarak orijinaline sadık kalarak yeniden yapmışlar. Özdemir,
konuşmasını şöyle sürdürüyor… “Dolayısıyla bu bize ister istemez diğer
insanlardan çok daha farklı bir duruş ve alan yaratmış oldu. Ve bizim açımızdan
projenin her geçen gün daha da özelleşmesini sağladı. O yüzden de binada bütün
malzemeleri doğal, ahşap olarak seçtik. Yerdeki parkeler, yüzde yüz orijinal
parkelerdir.
İnşaata
Ekim 2005’te başlamışlar, Eylül 2006’da otel ilk konuklarını ağırlamaya başlamış.
Timur Bey’e göre, 11 ayda böyle bir inşaatı, hele hele Sıraselviler gibi
araçların durma şansının olmadığı bir caddede tamamlamış olmak zoru başarmakla
eşdeğer…
Yazılı
Oda
Tarihi
bir Beyoğlu apartmanında geçmişle bugünün sentezini sunan Lush Hip Hotel’in 22
özgün odası, İstanbul ve Beyoğlu’nda yaşam bulmuş kültürlerden esinlenerek
tasarlanmış. Ve klasik, Osmanlı, Art Nouveau, Modern, Post-modern, Pop-art,
Brütal gibi kültürlerin izleri, o kültürel hayatın izlerini taşıyan dekorasyon
malzemeleri ile aktarılmaya çalışılmış.
Bu
kadarını istiyor muyduk?
Otelde
detayların içine girdikçe daha iyisi nedir diye sorarak yaptıklarını ifade eden
Timur Özdemir, ortaya çıkan projede mimar Elif Özdemir’in -kendisi Timur Bey’in
ablası- etkili olduğunu söylüyor. Hikayesini ise bakın nasıl anlatıyor...
“Elif Hanım kalkıp, ‘Ben bir İstanbul apartmanı yapmayı düşünüyorum ne dersin’
deyince ‘Nasıl yani’ dedik. ‘Ben’ dedi, ‘İstanbul’un tarihsel, kültürel
özelliklerini bu binanın içerisinde yansıtmak istiyorum, 22 odanın da farklı
olmasını’. Böyle bir durumda özel bir şey istiyorduk ama bu kadarını istiyor
muyduk diye sorduk kendi kendimize! Tabii ki Elif Hanım, bu konuda son derece
başarılı bir iş çıkardı.”
Ortaya çıkan
ürün özel oldukça, her geçen gün daha özel bir durum aldığını söyleyen Timur
Özdemir, “Otel içi mimarlarının böyle uçuk fikirleri olur. Bunun ticarileşmesi
gerekir, önemli olan budur. Ben de O’nun arkasında durunca böyle başarılı bir iş
ortaya çıktı. Perdelerinden banyo evyelerine, yer parkelerinden perdelerine
kadar hepsi birbirinden farklı. Dolayısıyla bir İstanbul kimliğinde son yüzyılda
olmuş bütün yaşam alanları mantığını içeriyor. Bunların hiçbiri otel odası değil;
hepsi sanki insanların kendi yaşam alanları, kendileri için tasarladıkları
yerler” diyor.
Herkesin
en az 7 odası var!
Açılıştan
bu yana gelen misafirlerin ortalamalarına baktıklarında ise yüzde 70-80 civarında
insanın 10-12 odayı çok beğendiklerini ve herkesin minimumda; kendi tarzına ve
kendi kimliğine uygun 7 odası olduğunu tespit etmişler. Böylesi iddialı bir şey
yapınca bunun insanları kasan bir duruma dönüştüğünü de... “Çünkü benim ve
misafirimin hiçbir odada televizyonu bozma şansım yok! Diğer klasik otellerde
ne yapıyorsunuz, 100 tane odadan hangisi uyuyorsa o odaya geçiyorsunuz. Oysaki
burada ben size sedirli odayı veriyorsam sedirli odadan bir tane daha yok ki!
Dolayısıyla ister istemez bu durum, ciddi bir biçimde bizi de yoran bir şey.”
Sedirli
Oda
Farklı
mimari stil ve çizgileri yansıtan odalar, bilinen otel odalarından farklı
olarak yaşam alanları olarak tasarlanırken tüm mobilya, perde, kartonpiyer,
ayna, kapı kolu ve aydınlatma gibi elemanlar her oda için özel olarak imal
edilmiş.
İsim ve
konseptin doğuşu
Sadece
otel odaları ve otel yapmamışlar. Bu adın üzerine, Elif Hanım bu ünvanı
koyduktan sonra bunu başka bir yere daha taşıyabilmeleri gerektiğini düşünmüşler.
“Çünkü yatırım ona göre büyüyor ise sizin gelir kaynaklarınızı arttırmanız lazım”
diyen Timur Özdemir, “Biz de bunun üzerine tuttuk bir marka bulduk; Lush... Bu
marka sadece otel olmaktan çıkıp başka ürünleri de kavrayabilecek bir duruma
gelsin dedik. ‘Lush’ kelime anlamıyla bolluk, verimlilik, içinden ışıltı fışkırma
hali gibi anlamlara gelen İngilizce bir kelime. Aslında İngilizce tercih etmek
istemedik ama bu kelime çok şeyi karşılıyor. Artı baktığınızda birçok dilde
‘lush’ var; bunların hepsi benzer anlamlara geliyor ve insanların günlük
hayatlarında kullandıkları kelimeler aslında. Logomuzda ise İstanbul’un varolan
3000 yıllık tarihsel kültüründen gelmiş bir şey oluşturduk. Bizans dönemi,
Osmanlı dönemi, şu anda içinde bulunduğumuz modern ve gelecek dönem. Dolayısıyla
logomuza öyle bir anlam daha yükledik ve ‘Lush İstanbul’ diye bir kavram
yaratmak istedik.
Dedik ki
madem bu kentte biz varız, bu kentin 3000 yıllık tarihi var, bu saatten sonra
yapılacak şey bu kentin tarihine sahip çıkmaktır. İstanbul metropolken Londra
köydü; 1000 yıl önce Londra yoktu ama İstanbul’da milyon tane insan yaşıyordu.
Burası bir metropoldü ve dünyanın gözbebeğiydi. Dolayısıyla bunların hepsini
üst üste koyunca ortaya çıkan durum, uzun vadeli ciddi bir yatırım ve marka...
Bu da bizim önümüzü açtı. Sonuçta biz ne yaptık? Lush Hip Hotel, Lush Cafe İstanbul,
şu anda oynanmakta olan Lush Tiyatro dedik. Bundan böyle buna benzer birçok şeyi
daha üreteceğiz. Dans gösterileri, sergiler dışında ürünler de olacak. Bunların
içerisine farklı farklı ürünler de girecek. Dolayısıyla bizler Lush ismini
farklı ürünlerde, bir arada tutabilme becerisini göstereceğiz önümüzdeki
dönemde. O yüzden de yaptığımız ürünün her ne kadar da yatırım maliyeti
yüksekse de markasal değeri büyük ve uzun vadede baktığınızda da son derece doğru
bir içerik. Bunu kademeli olarak sürdürmek lazım.”

Executive
Chef Hakkı İsmail Alkan geçtiğimiz yaz Sortie’deki Supper Club’ın şefliğini
yürüten ve İstanbul’a Dubai deneyimlerini taşıyan Executive Chef Hakkı İsmail
Alkan, Lush İstanbul Cafe konuklarına çok özel lezzetler sunuyor.
Şef çok
özel...
Cafe için
dünya mutfağını seçme nedenlerine gelince, “Buradaki esprimiz Lush’ı daha
verimli kılmak. Cafe’deki derdimiz tümüyle en kaliteli ürünü en makul fiyata en
doğru şekilde sunmaktı. Bu yüzden de mönülerimizde seçtiğimiz ürünlerin hepsi
son derece hassas ve hijyeniktir. Cafe’miz 120 kapasiteli ve mutfağımızda çok
iyi bir şefimiz var. Ondan son derece memnunum kendi adıma. Burada bir tapas
kültürümüz var, yani mönülerin küçültülmüş hali. Bunu niçin sağladık? İnsanlara
tek bir çeşit yemek yedirmek yerine çok farklı tatları bir araya getirip sunmak
için.”
Söylemiyor...
Otelin en
üst katında, dört farklı büyüklükte toplantı salonu bulunuyor. Her biri özel
toplantılar için düzenlenmiş bu salonlar, günlük ya da uzun süreli kiralamaya
açık. Aynı katta bulunan lounge için Lush Tiyatro benzeri başka etkinlikleri
olacağını söyleyen Timur Özdemir, “Orada çok farklı bir şeyler var. Şubat sonu
ya da Mart gibi başka etkinlikler başlayacak” diyor. Mesela neler başlayacak
diye soruyorum. “Şu anda henüz anlaşmaları bitmedi. Net söyleyemiyorum” diyor.
Yine tiyatro gibi ses getirecek değişik bir şey mi yoksa diye üsteliyorum. İşte
yanıt: “Daha da ses getirecek gibi sanki”. Bu kez meraktan ölüyorum ama gördüğünüz
gibi öğrenemiyorum. Beklemekten başka çare yok, anlıyorum!..
El altı
partiler...
“Bütün
lansmanlara açık bir mekanımız var aşağıda. Bu mekanı lansmanın dışında biz
kendimize ayırdık. Daha önce bunu iki kere yaptık. Yine Emre Koyuncuoğlu’na
sadece bizim cafe’mize ait üç kişilik bir bayan dans gösterisi yazdırdık.
‘Sessiz Sohbet’ adlı bu gösteri de son derece başarılı oldu ve çok iyi geri
dönüşler aldık. Bunun dışında reklamı hiç olmayan partiler de yapıyoruz. Sadece
oraya gelen insanlar tarafından bilinen bu tür organizasyonlara ‘El Altı
Partileri’ diyoruz. Bu merak edilsin, gelinsin diye değil, tam tersine niteliğinden
kaynaklı olduğundan gizli tutuyoruz.”

Lush Cafe
İstanbul’da mutfak Öztiryakiler, tabak ve kadehler Galeri Kristal,
çatal-bıçak-kaşıklar ise Elit Endüstriyel ve Mile Mimarlık’tan.
Ekip,
hip, VIP
22 odalı
otelde yönetimle birlikte 50 personel görev yapıyor. Özdemir, şu anki gidişattan
çok memnun. “Otel, son derece başarılı bir biçimde gidiyor. Genel müdürümüz
Eren Uluşahin son derece başarılı bir duruma getirdi aslında. Bu kadar çok
detayları olan bir otelde, baktığınızda müşterilerin memnun ayrılıyor olmaları,
teknik olarak hiçbir alt yapı problemi yaşanmaması ve ekibin uyumu, kademeli
kademeli oluşuyor zaten. Biz o anlamıyla da tam bir hip hotel anlayışı üzerine
hizmet vermeye son derece elverişli bir ekibiz. Hip dediğinizde sizin VIP
konuklarınızın isteklerini, ücretli ya da ücretsiz olarak en üst düzeyde karşılamanız
gerekir. Buradaki hedef, kişiye özel hizmet verebilmektir. Eğer oraya dönüştürüyorsanız
son derece başarılı bir iş yapmış oluyorsunuz. Dizaynınız, mimariniz ne kadar
güçlü olursa olsun hizmet kaliteniz yok ise ve bunun arkasında değilseniz çok
fazla bir esprisi olmaz zaten.”
Eğitim
ve görgü şart!
Şu anda
Lush Hip Hotel’de kalanlara baktığımızda İngiltere, Fransa, Hollanda yoğunlukta.
“Bizim buradaki misafir profilimiz, eğitimli ve hayata doğru bakış açısı
içerisinde bulunabilen tabii ki bununla bağlantılı olarak gelir düzeyi de belli
bir noktada olan insanlar. Yoksa sadece gelir durumunu kriter alırsak başka bir
durum oluşur. Dolayısıyla biz eğitim seviyesinin önemli olduğunu düşünüyoruz.
Çünkü burada siz bir Beyoğlu apartmanı yaratıyorsanız, bir kültürel yaklaşım
sergiliyorsanız, gelen konuklarınız bunu algılamak zorunda! Şimdi evinde masif
mobilya kullanmayan birisinin burada masif mobilyayı kullanabilme şansı çok
fazla olmaz. Dolayısıyla karşılıklı olarak denk düşülmesi lazım… Yani yerdeki
halının kök boya olduğunu anlaması lazım ki ben bunu koymaktaki hedefime ulaşabileyim.
Yoksa herhangi bir halı varmış gibi algılayan birileri için değmez. Dolayısıyla
eğitimli, A plus diyebileceğimiz bir müşteri profilimiz var.”
Beyaz
Oda Art Nouveau
Oda
Geçmişe
uzanmak...
Şu anda
kalan misafirlere bakıldığında, oteli tercih edenlerin yaş ortalaması 25-55
arasında gezebilecek gibi duruyor. Timur Bey, kendi geçmişlerini hatırlamak
için gelen orta yaş grubu insanlar olduğunu da kaydediyor, mutlu mutlu...
“Buraya geldiklerinde Sedirli Oda, belki çocukluklarında kaldıkları ev gibi.
Dolayısıyla ona benzer… Büyük teyzelerle amcalar ise büyük olasılıkla örneğin
yuvarlak odayı benimsemeyeceklerdir! Onların tercihi, geçmişlerinde pirinç
karyolada yatmışlarsa, şu anda o pirinç karyolayı yaptırmak da ciddi maliyet
gerektiren bir şey olduğundan ‘Osmanlı Oda’ olacaktır.”

Timur
Bey, şimdi de Küçükçekmece’de 1890’larda yapılmış tarihsel bir kibrit
fabrikasını otele çevirerek 2007 içerisinde açmayı
planlıyor.
Macera
bitmedi...
Son sorum,
yeni bir otel projeleri olup olmadığı hakkında. Timur Bey, lounge gibi
gizlemiyor bunu Allahtan, anlatıyor... “Yine bize ait Küçükçekmece kentsel dönüşüm
havzası içerisinde 1890’larda yapılmış tarihsel bir kibrit fabrikası var. Bayağı
büyük; 1200 metre kapalı, 5000 kusür metre arsası olan bir yer. Orasını da aynı
duygu ve koruma mantığıyla, Lush gibi aynı biçimde toplu gösterilere,
lansmanlara ve etkinliklere açık bir yer yapacağız. Sonuçta bizim
projelerimizde bir kültür ögesi olmak durumunda. Çünkü bir değeri yaratmak çok
zor. Oraya gelen kitlenin de belli bir kalitede, eğitimde olması lazım. Dolayısıyla
o eğitimdeki insanların algılayabileceği şeyleri üretmek lazım. Onu ürettiğinizde
zaten doğru bir şey yapıyor olursunuz. Bu otelimizi de 2007 içerisinde açacağız.
Bütün ekip arkadaşlarımız son derece başarılı. Bu da bana güven veriyor açıkçası.
Ben işletme sahibi olarak koşacağım ki ekibimin verdiği güveni başka yerlere taşıyayım.
Dolayısıyla onların da sorumluluğu üzerimizde olduğu için hep beraber koşacağız
ve doğru şeyler yapacağız...”