26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

LUSH HIP HOTEL

 

Yaratıcılıkta sınır yok!..

 

 

 

Eskiye özlem duyanlar da bugünden kopmaktan hoşlanmayan, hep konforu arayanlar da Lush Hip Hotel’den hoşlanacaklar. Burası sürprizlerle dolu bir mekan… Hatta bulunması için saklanan anahtar ile kapıyı içeriden açıp girenlere göre yüzyıllık, tarihi bir İstanbul apartmanı. 22 odası var, her biri farklı tasarlanmış, 22 ayrı öykü anlatan… Sıradanlığa başkaldıran… Yeni bir yaşam stili sunan… Sedirli odadaki tek kişilik tiyatro oyunu, Türkiye’de bir ‘ilk’ mesela. Ama Lush için ‘son’ değil!

 

Lush için 4 milyon dolar civarında yatırım yapan Timur Bey, odaların büyüklüklerini metrekare değil, metreküp olarak tanımlıyor!

Çünkü, 3 metreye 90 cm. ile 4,5 m. arasında kat yükseklikleri olduğunu söylüyor. O’na göre aşağı yukarı 98 m3 ile 230 m3 arasında odaları var.

 

Son zamanlarda beni en çok heyecanlandıran proje, Lush Hip Hotel oldu... Şaka değil. Odaları gezmek öyle zevkli ki oyun gibi!.. Kapılar açılırken neyle karşılaşacaksınız bilmiyorsunuz. Bir bakıyorsunuz son derece ağır bir odada pirinç karyola, oymalı gardrop, kadife güneşlikler, karpuzlu etejerle göz gözesiniz, yandaki odaya geçtiğinizde son derece minimal döşenmiş modern bir tasarımla karşılıklısınız, bir diğerinde ise pop-art bir yaklaşımla… Hiçbirinin büyüklüğü, konumlanışı, tasarımı, mobilyaları, aksesuarları, banyoları aynı değil. Nasıl olur demeyin, yapmışlar işte. Zoru başarmışlar... Detaylara takılmışlar, özgün olmak adına her şeyi özel üretim yaptırmışlar. O odaya özel bir yaşam alanı hayal etmişler, bir ‘daire’… İçinde yaşayacak değişik yaş gruplarından, ayrı ayrı dünya görüşlerine sahip, farklı beklentileri olan insanları düşlemişler. Siz kendinizi nerede nasıl hayal edersiniz bilemem. Seçmesi hiç kolay değil. Her şey o kadar zevkli ki… Odaların tek ortak yanı bütünlük hissi; girdiğiniz andan itibaren sizi sarıp sarmalıyor, adına uygun özellikler taşıyor ve banyosuna kadar bu çizgi korunuyor.

 

 

Lush İstanbul Cafe

 

Gelelim bir başka önemli konuya, yani cafe’ye, yemeğe… Lush İstanbul Cafe de özgün bir mekan. Burada en ilgi çeken öge uzun barı ve barın bir kış bahçesi gibi tasarlanmış olması. Cam kaplı, yeşilliklerle çevrili… Beş ayrı bölüm gibi tasarlanmış. Ev gibi burası da; kalanların ya da davetlerin durumuna göre dekorasyonu rahatlıkla değiştiriyorlar. Ama aman şeflerini değiştirmesinler! Paris’te eğitim alan, 2006 yazında sunduğu mönüsü ile ses getiren Supper Club İstanbul’un ilk şefi olan Hakkı İsmail Alkan, Dubai’de Shakespeare&Company’de beş zincir restoranın şefliğini ve Hyatt Recency Dubai&Galleria’da İtalyan mutfağı şefliğini yürütmüş. Dubai’den gelen Executive Chef Hakkı Alkan, dünya deneyimlerini bu güzel küçük otele taşıyarak çok güzel çalışmalar yapmış. Tapaslar enfes bir kere. Bak Yeşil Yeşil Salatası da harika. Sonra özellikli ana yemekler de denenmeye değer. Örnek mi? Parmesanlı roka ve üç farklı patates kroket üzerinde sunulan Izgara Bonfile ve çıtır mevsim sebzeleri ve kremalı pırasa sos ile servis edilen Somon Örgü’yü şiddetle önerebiliriz sizlere. Sıcak Çikolatalı Kek’ten asla vazgeçmeyenler aradıkları kıvamı bulacaklar ama farklı şeyleri tercih edenler Karamelize Elma’yı seçerlerse pişman olmazlar. İster meyve tadında sade isterlerse bitter çikolatalı trüfe batırarak, kalorisini arttırarak!..

 

Hip çünkü…

 

Bitmedi tabii… Lush Hip Hotel, çok iyi bir parti mekanı… Artı sergi alanı… Sonra gösteri ortamı… En üst kattaki lounge için henüz hayata geçirilmemiş olsa da bir caz etkinliği  düşünülüyor gibi. Ama galiba Türkiye’de otel ortamında hiç denenmemiş bir başka sanatsal etkinlik de söz konusu olabilir! Nasıl ki ülkemizde ilk kez bir otel odasında, bir yazarın yalnızca o odaya özel bir tiyatro oyunu yazması ve sonra hayata geçirilmesi sağlanmış, bir başka sıra dışı proje de belli ki çok uzak değil! Dedim ya onlar detaylara önem, yaptıkları işe de hakkını veriyor. Şehrin silüetinden bir kesitin yer aldığı personel kıyafetleri bile öyle hoş ki… Onlar da ünlü tasarımcı Banu Bora’nın imzası taşıyor. Dileyenler beğendikleri bazı şeyleri satın da alabiliyor, Lush’ta. İlginç uygulamalar böyle sürüp gidiyor…

 

İyisi mi siz şimdi Lush Hip Hotel’i bir de yaratıcıları iki kardeş Timur ve Elif Özdemir’den dinleyin, sonra da gidip kendiniz deneyimleyin… Yaşamdan keyif almasını bilen rafine zevk sahibi kişilerin, dünyayı gezmiş dahi olsalar bu özel binada aradıklarını bulmanın ötesinde şaşıracakları bir şeyler de mutlaka göreceklerine inanıyorum… Umarım yanılmıyorum!..

 

 

Projenin sahibi: Timur Özdemir

 

16 Eylül 2006 tarihinde sonuçlanan Lush Hip Hotel projesinin sahibi, Timur Özdemir. Aslında Özdemir Grup olarak tekstil ve matbaacılık sektörlerinde, kısaca imalat sanayinde iken başka alanlara kayma planı doğrultusunda önce gayrimenkul sektörünü düşünüyorken, Sıraselviler Caddesi’ndeki şu an otelin olduğu binayı alınca aktif olarak turizm sektöründe buluyorlar kendilerini. Sonrasını gelin Timur Bey’den dinleyelim… “Bu aktivitede hedefimiz şuydu: Sıraselviler’de, İstanbul’un Beyoğlu bölgesinde yüzlerce bina var. Binlerce de yeni yapı olacak ve bunların yüzde 90’ı benzer işletmeler olarak karşımıza çıkacak. Bizim burada yapacağımız proje ise son derece özel; bize has, kendi içinde kendi ihtivasını bulunduran ve emsalleriyle yaptığı farklılıktan dolayı rekabette arayı açan, kısa dönemde değil uzun dönemde rekabet edecek bir yer olmalı diye düşündük. Biz kendi kitabımızı oluştururken buradaki mimari dokuyu korumak durumundaydık. Ben bunu şahıs olarak, Timur Özdemir olarak korumalıydım. Bunu deforme etmeye ihtiyacım yoktu. Yoksa burada 22 yerine 32 oda yapabilirdiniz. Ama ortaya çıkacak ürün bu olmazdı!”

 

 

Pop-art Oda

 

Ne Nereden?

Ahşap işleri ve mobilyalar

Mode Mobilya, Şimşek Antik, Sartek Mobilya, Eser Mobilya, Selçuklu Ahşap, Sarı Dekorasyon, Opak Dekorasyon, Leo Mobilya, Model Mobilya, Obje Mimarlık.

Döşeme işleri koltuk, iskemleler

Model Mobilya, Koleksiyon, Koçoğlu Antik, Stoa, Şimşek Antik, Leo Mobilya

Aydınlatma elemanları

Akan Elektrik, Koleksiyon, Fa Antik, Koçoğlu Antik, Berk Aydınlatma, Murat Aydınlatma, Gönen Aydınlatma, Koçoğlu Antik 

Perde, duvar kağıdı ve kumaş işleri

Home Center, Soylu Kumaş, Persan Kumaş, Aydın Tekstil, Hometeks

Seramik, mozaik kaplama ve vitrifiyeler

Mavi Pencere-Karo İstanbul, Vitra, Artema, BTB, İmaj Yapı, Duravit, Tureks

Ahşap Zemin

Daço Parke

Mermer İşleri

Özgür Mermer

Boya ve kartonpiyer işleri

Yıldız Kardeşler

Ayna işleri

Seven Galeri, Eser Mobilya

Halı, kilim

Bereket Halıcılık

 

Yuvarlak Oda

 

İnşaat başlıyor

 

Önce binayı koruma mantığından yola çıkmışlar. Çünkü 2. derece tarihi esermiş bu bina. Bu mantıkla binanın ön cephesini koruyup arka cepheyi komple yıkmış ve binayı komple betonarme olarak orijinaline sadık kalarak yeniden yapmışlar. Özdemir, konuşmasını şöyle sürdürüyor… “Dolayısıyla bu bize ister istemez diğer insanlardan çok daha farklı bir duruş ve alan yaratmış oldu. Ve bizim açımızdan projenin her geçen gün daha da özelleşmesini sağladı. O yüzden de binada bütün malzemeleri doğal, ahşap olarak seçtik. Yerdeki parkeler, yüzde yüz orijinal parkelerdir.

İnşaata Ekim 2005’te başlamışlar, Eylül 2006’da otel ilk konuklarını ağırlamaya başlamış. Timur Bey’e göre, 11 ayda böyle bir inşaatı, hele hele Sıraselviler gibi araçların durma şansının olmadığı bir caddede tamamlamış olmak zoru başarmakla eşdeğer…

 

 

Yazılı Oda

 

Tarihi bir Beyoğlu apartmanında geçmişle bugünün sentezini sunan Lush Hip Hotel’in 22 özgün odası, İstanbul ve Beyoğlu’nda yaşam bulmuş kültürlerden esinlenerek tasarlanmış. Ve klasik, Osmanlı, Art Nouveau, Modern, Post-modern, Pop-art, Brütal gibi kültürlerin izleri, o kültürel hayatın izlerini taşıyan dekorasyon malzemeleri ile aktarılmaya çalışılmış.

 

Bu kadarını istiyor muyduk?

 

Otelde detayların içine girdikçe daha iyisi nedir diye sorarak yaptıklarını ifade eden Timur Özdemir, ortaya çıkan projede mimar Elif Özdemir’in -kendisi Timur Bey’in ablası- etkili olduğunu söylüyor. Hikayesini ise bakın nasıl anlatıyor...  “Elif Hanım kalkıp, ‘Ben bir İstanbul apartmanı yapmayı düşünüyorum ne dersin’ deyince ‘Nasıl yani’ dedik. ‘Ben’ dedi, ‘İstanbul’un tarihsel, kültürel özelliklerini bu binanın içerisinde yansıtmak istiyorum, 22 odanın da farklı olmasını’. Böyle bir durumda özel bir şey istiyorduk ama bu kadarını istiyor muyduk diye sorduk kendi kendimize! Tabii ki Elif Hanım, bu konuda son derece başarılı bir iş çıkardı.”

Ortaya çıkan ürün özel oldukça, her geçen gün daha özel bir durum aldığını söyleyen Timur Özdemir, “Otel içi mimarlarının böyle uçuk fikirleri olur. Bunun ticarileşmesi gerekir, önemli olan budur. Ben de O’nun arkasında durunca böyle başarılı bir iş ortaya çıktı. Perdelerinden banyo evyelerine, yer parkelerinden perdelerine kadar hepsi birbirinden farklı. Dolayısıyla bir İstanbul kimliğinde son yüzyılda olmuş bütün yaşam alanları mantığını içeriyor. Bunların hiçbiri otel odası değil; hepsi sanki insanların kendi yaşam alanları, kendileri için tasarladıkları yerler” diyor.

 

Herkesin en az 7 odası var!

 

Açılıştan bu yana gelen misafirlerin ortalamalarına baktıklarında ise yüzde 70-80 civarında insanın 10-12 odayı çok beğendiklerini ve herkesin minimumda; kendi tarzına ve kendi kimliğine uygun 7 odası olduğunu tespit etmişler. Böylesi iddialı bir şey yapınca bunun insanları kasan bir duruma dönüştüğünü de... “Çünkü benim ve misafirimin hiçbir odada televizyonu bozma şansım yok! Diğer klasik otellerde ne yapıyorsunuz, 100 tane odadan hangisi uyuyorsa o odaya geçiyorsunuz. Oysaki burada ben size sedirli odayı veriyorsam sedirli odadan bir tane daha yok ki! Dolayısıyla ister istemez bu durum, ciddi bir biçimde bizi de yoran bir şey.”

 

 

Sedirli Oda

 

Farklı mimari stil ve çizgileri yansıtan odalar, bilinen otel odalarından farklı olarak yaşam alanları olarak tasarlanırken tüm mobilya, perde, kartonpiyer, ayna, kapı kolu ve aydınlatma gibi elemanlar her oda için özel olarak imal edilmiş.

 

İsim ve konseptin doğuşu

 

Sadece otel odaları ve otel yapmamışlar. Bu adın üzerine, Elif Hanım bu ünvanı koyduktan sonra bunu başka bir yere daha taşıyabilmeleri gerektiğini düşünmüşler. “Çünkü yatırım ona göre büyüyor ise sizin gelir kaynaklarınızı arttırmanız lazım” diyen Timur Özdemir, “Biz de bunun üzerine tuttuk bir marka bulduk; Lush... Bu marka sadece otel olmaktan çıkıp başka ürünleri de kavrayabilecek bir duruma gelsin dedik. ‘Lush’ kelime anlamıyla bolluk, verimlilik, içinden ışıltı fışkırma hali gibi anlamlara gelen İngilizce bir kelime. Aslında İngilizce tercih etmek istemedik ama bu kelime çok şeyi karşılıyor. Artı baktığınızda birçok dilde ‘lush’ var; bunların hepsi benzer anlamlara geliyor ve insanların günlük hayatlarında kullandıkları kelimeler aslında. Logomuzda ise İstanbul’un varolan 3000 yıllık tarihsel kültüründen gelmiş bir şey oluşturduk. Bizans dönemi, Osmanlı dönemi, şu anda içinde bulunduğumuz modern ve gelecek dönem. Dolayısıyla logomuza öyle bir anlam daha yükledik ve ‘Lush İstanbul’ diye bir kavram yaratmak istedik.

 

Dedik ki madem bu kentte biz varız, bu kentin 3000 yıllık tarihi var, bu saatten sonra yapılacak şey bu kentin tarihine sahip çıkmaktır. İstanbul metropolken Londra köydü; 1000 yıl önce Londra yoktu ama İstanbul’da milyon tane insan yaşıyordu. Burası bir metropoldü ve dünyanın gözbebeğiydi. Dolayısıyla bunların hepsini üst üste koyunca ortaya çıkan durum, uzun vadeli ciddi bir yatırım ve marka... Bu da bizim önümüzü açtı. Sonuçta biz ne yaptık? Lush Hip Hotel, Lush Cafe İstanbul, şu anda oynanmakta olan Lush Tiyatro dedik. Bundan böyle buna benzer birçok şeyi daha üreteceğiz. Dans gösterileri, sergiler dışında ürünler de olacak. Bunların içerisine farklı farklı ürünler de girecek. Dolayısıyla bizler Lush ismini farklı ürünlerde, bir arada tutabilme becerisini göstereceğiz önümüzdeki dönemde. O yüzden de yaptığımız ürünün her ne kadar da yatırım maliyeti yüksekse de markasal değeri büyük ve uzun vadede baktığınızda da son derece doğru bir içerik. Bunu kademeli olarak sürdürmek lazım.”

 

Executive Chef Hakkı İsmail Alkan geçtiğimiz yaz Sortie’deki Supper Club’ın şefliğini yürüten ve İstanbul’a Dubai deneyimlerini taşıyan Executive Chef Hakkı İsmail Alkan, Lush İstanbul Cafe konuklarına çok özel lezzetler sunuyor.

 

Şef çok özel...

Cafe için dünya mutfağını seçme nedenlerine gelince, “Buradaki esprimiz Lush’ı daha verimli kılmak. Cafe’deki derdimiz tümüyle en kaliteli ürünü en makul fiyata en doğru şekilde sunmaktı. Bu yüzden de mönülerimizde seçtiğimiz ürünlerin hepsi son derece hassas ve hijyeniktir. Cafe’miz 120 kapasiteli ve mutfağımızda çok iyi bir şefimiz var. Ondan son derece memnunum kendi adıma. Burada bir tapas kültürümüz var, yani mönülerin küçültülmüş hali. Bunu niçin sağladık? İnsanlara tek bir çeşit yemek yedirmek yerine çok farklı tatları bir araya getirip sunmak için.”

 

Söylemiyor...

 

Otelin en üst katında, dört farklı büyüklükte toplantı salonu bulunuyor. Her biri özel toplantılar için düzenlenmiş bu salonlar, günlük ya da uzun süreli kiralamaya açık. Aynı katta bulunan lounge için Lush Tiyatro benzeri başka etkinlikleri olacağını söyleyen Timur Özdemir, “Orada çok farklı bir şeyler var. Şubat sonu ya da Mart gibi başka etkinlikler başlayacak” diyor. Mesela neler başlayacak diye soruyorum. “Şu anda henüz anlaşmaları bitmedi. Net söyleyemiyorum” diyor. Yine tiyatro gibi ses getirecek değişik bir şey mi yoksa diye üsteliyorum. İşte yanıt: “Daha da ses getirecek gibi sanki”. Bu kez meraktan ölüyorum ama gördüğünüz gibi öğrenemiyorum. Beklemekten başka çare yok, anlıyorum!..

 

El altı partiler...

 

“Bütün lansmanlara açık bir mekanımız var aşağıda. Bu mekanı lansmanın dışında biz kendimize ayırdık. Daha önce bunu iki kere yaptık. Yine Emre Koyuncuoğlu’na sadece bizim cafe’mize ait üç kişilik bir bayan dans gösterisi yazdırdık. ‘Sessiz Sohbet’ adlı bu gösteri de son derece başarılı oldu ve çok iyi geri dönüşler aldık. Bunun dışında reklamı hiç olmayan partiler de yapıyoruz. Sadece oraya gelen insanlar tarafından bilinen bu tür organizasyonlara ‘El Altı Partileri’ diyoruz. Bu merak edilsin, gelinsin diye değil, tam tersine niteliğinden kaynaklı olduğundan gizli tutuyoruz.”

 

 

Lush Cafe İstanbul’da mutfak Öztiryakiler, tabak ve kadehler Galeri Kristal, çatal-bıçak-kaşıklar ise Elit Endüstriyel ve Mile Mimarlık’tan.

 

Ekip, hip, VIP

 

22 odalı otelde yönetimle birlikte 50 personel görev yapıyor. Özdemir, şu anki gidişattan çok memnun. “Otel, son derece başarılı bir biçimde gidiyor. Genel müdürümüz Eren Uluşahin son derece başarılı bir duruma getirdi aslında. Bu kadar çok detayları olan bir otelde, baktığınızda müşterilerin memnun ayrılıyor olmaları, teknik olarak hiçbir alt yapı problemi yaşanmaması ve ekibin uyumu, kademeli kademeli oluşuyor zaten. Biz o anlamıyla da tam bir hip hotel anlayışı üzerine hizmet vermeye son derece elverişli bir ekibiz. Hip dediğinizde sizin VIP konuklarınızın isteklerini, ücretli ya da ücretsiz olarak en üst düzeyde karşılamanız gerekir. Buradaki hedef, kişiye özel hizmet verebilmektir. Eğer oraya dönüştürüyorsanız son derece başarılı bir iş yapmış oluyorsunuz. Dizaynınız, mimariniz ne kadar güçlü olursa olsun hizmet kaliteniz yok ise ve bunun arkasında değilseniz çok fazla bir esprisi olmaz zaten.”

 

Eğitim ve görgü şart!

 

Şu anda Lush Hip Hotel’de kalanlara baktığımızda İngiltere, Fransa, Hollanda yoğunlukta. “Bizim buradaki misafir profilimiz, eğitimli ve hayata doğru bakış açısı içerisinde bulunabilen tabii ki bununla bağlantılı olarak gelir düzeyi de belli bir noktada olan insanlar. Yoksa sadece gelir durumunu kriter alırsak başka bir durum oluşur. Dolayısıyla biz eğitim seviyesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü burada siz bir Beyoğlu apartmanı yaratıyorsanız, bir kültürel yaklaşım sergiliyorsanız, gelen konuklarınız bunu algılamak zorunda! Şimdi evinde masif mobilya kullanmayan birisinin burada masif mobilyayı kullanabilme şansı çok fazla olmaz. Dolayısıyla karşılıklı olarak denk düşülmesi lazım… Yani yerdeki halının kök boya olduğunu anlaması lazım ki ben bunu koymaktaki hedefime ulaşabileyim. Yoksa herhangi bir halı varmış gibi algılayan birileri için değmez. Dolayısıyla eğitimli, A plus diyebileceğimiz bir müşteri profilimiz var.”

 

     

 Beyaz Oda                                                      Art Nouveau Oda                                              

 

Geçmişe uzanmak...

 

Şu anda kalan misafirlere bakıldığında, oteli tercih edenlerin yaş ortalaması 25-55 arasında gezebilecek gibi duruyor. Timur Bey, kendi geçmişlerini hatırlamak için gelen orta yaş grubu insanlar olduğunu da kaydediyor, mutlu mutlu... “Buraya geldiklerinde Sedirli Oda, belki çocukluklarında kaldıkları ev gibi. Dolayısıyla ona benzer… Büyük teyzelerle amcalar ise büyük olasılıkla örneğin yuvarlak odayı benimsemeyeceklerdir! Onların tercihi, geçmişlerinde pirinç karyolada yatmışlarsa, şu anda o pirinç karyolayı yaptırmak da ciddi maliyet gerektiren bir şey olduğundan ‘Osmanlı Oda’ olacaktır.”   

 

Timur Bey, şimdi de Küçükçekmece’de 1890’larda yapılmış tarihsel bir kibrit fabrikasını otele çevirerek 2007 içerisinde açmayı planlıyor.                                          

 

Macera bitmedi...

 

Son sorum, yeni bir otel projeleri olup olmadığı hakkında. Timur Bey, lounge gibi gizlemiyor bunu Allahtan, anlatıyor... “Yine bize ait Küçükçekmece kentsel dönüşüm havzası içerisinde 1890’larda yapılmış tarihsel bir kibrit fabrikası var. Bayağı büyük; 1200 metre kapalı, 5000 kusür metre arsası olan bir yer. Orasını da aynı duygu ve koruma mantığıyla, Lush gibi aynı biçimde toplu gösterilere, lansmanlara ve etkinliklere açık bir yer yapacağız. Sonuçta bizim projelerimizde bir kültür ögesi olmak durumunda. Çünkü bir değeri yaratmak çok zor. Oraya gelen kitlenin de belli bir kalitede, eğitimde olması lazım. Dolayısıyla o eğitimdeki insanların algılayabileceği şeyleri üretmek lazım. Onu ürettiğinizde zaten doğru bir şey yapıyor olursunuz. Bu otelimizi de 2007 içerisinde açacağız. Bütün ekip arkadaşlarımız son derece başarılı. Bu da bana güven veriyor açıkçası. Ben işletme sahibi olarak koşacağım ki ekibimin verdiği güveni başka yerlere taşıyayım. Dolayısıyla onların da sorumluluğu üzerimizde olduğu için hep beraber koşacağız ve doğru şeyler yapacağız...”

 

 

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68098 - unknown - 38.107.179.238