2007 Neden Oksijen Çağı
Olmasın?

Gazete
ve televizyon haberlerinin gündeminden son günlerde düşmeyen bir konu var; yeni
trend: Oksijen Bar… Dünyada otel ve tatil köylerinde yaygınlaşmaya başlayan,
ülkemizde de birbiri ardına açılan oksijen barların sayısı her geçen gün
artıyor. Ayrıca sosyetenin, ünlülerin oksijen ile gençleşmeyi tercih
ettiklerinden bahsediyor herkes… Bizde bu konuyu araştıralım istedik ve
karşımıza çok ilginç, yepyeni bir sağlıklı yaşam kültürü çıktı; Oksijen Terapi…
Yoğun ve
stresli bir iş, yüksek tempoda çalışmak, kalabalık, hava kirliliğinin yoğun
olduğu bir şehir, yorgunluk ve halsizlik hissi, uykusuzluk, baş ağrısı gibi
problemler, işte size yüz yılın illeti, “Metropol Hastalığı”… Amerika’da 1998
yılından beri faaliyet gösteren NOBA, (National Oxygen Bar Association) yaptığı
araştırmalar sonucunda, bu tür şikayetlerin havadaki oksijen miktarının
azalması sonucunda ortaya çıktığını belirtiyor. Metropol Hastalığı adı verilen
rahatsızlıkla başa çıkabilmek için ilk defa Japonya’da kurulan oksijen barlar,
Uzakdoğu sağlıklı yaşam kültürünün, teknolojiyle birleştirilmiş modülü olarak
nitelendiriliyor. Özellikle Japonya’da neredeyse her köşe başında açılan
oksijen barlar sayesinde Japonlar işe giderken, işyerlerinde oksijen
soluyorlar.

Savaş
Gizer
Dünyada
ilk ve tek…
O bir
sanayici, hayatındaki her şey bir gazetede okuduğu haberle değişmiş.
Araştırmacı ruhu, ilgisini çeken oksijen terapi konusuna yoğunlaşmasına sebep
olmuş. Haftalarca uykusuz geçen gecelerin ardından, topladığı bilgileri de
yanına alarak Amerika’nın yolunu tutmuş; inanmış, kendisine güvenmiş ve masaya
oturmuş. Karşısına çıkarılan yüksek maliyetler, zaman zaman umudunu kırsa da, o
hiç yılmamış ve her şeyi kendi ülkesinde, kendi imkanları ile yapmaya karar
vermiş. Bir buçuk yılı aşkın bir sürede Oxymate Oxygen Bar’ları üretmiş, hem de
dünyadaki benzerlerinden çok farklı olarak… Savaş Gizer, Oxymate Oxygen
Bar’ların patentinin sahibi, üreticisi ve ürünlerini “marka” haline
dönüştürmeyi hedefleyen bir yatırımcı. Yaptığı işten çok ümitli, sağlık vermek,
“sağlıklı yaşam” felsefesine herkesi inandırmak tek hedefi. Dünyadaki
benzerlerinden daha iyisini yapmayı amaç edinmiş, oksijen terapisinin birçok
hastalığı önleyici etkileri ve insan sağlığını bozacak tüm etkenlerden korunmak
için çok faydalı olduğuna inanıyor. Astımı ve kanseri yenmek için destekleyici
tedavi olarak uygulanan oksijen konsantratörleri, Savaş Gizer’in öncülüğünde
MDF ile kaplanarak bilgisayar desteği ve uzaktan kumanda sistemi ile şık bir
hale getirilmiş. İçindeki aroma sayesinde ise renkli ve sevimli bir görünüm
yakalanan Oxymate Oxygen Barlar’dan bir yıl içinde 15 adet satılmış.

Alternatif
tedavi: Oksijen…
Oksijen
barların altında kullanılan oksijen konsantratörü tıp sektöründe kullanılıyor.
Astımlı hastaysanız, kanserli hastaysanız, doktorunuz bunu size reçete olarak
veriyor. Kanserli hücrenizi tedavi etmede, ilaç tedavisinin yanında
destekleyici tedavi sunuyor. Bilim adamlarının araştırmalarına göre sağlıklı
insanlar için her gün 15–20 dakika alınan saf oksijenle belirli bir süre terapi
yapılırsa hücreler yenileniyor. Savaş Bey, oksijen barların ortaya çıkışını
şöyle özetliyor: “Oxybar’ların içinde bulunan konsantratör elektrik
süpürgesinden biraz daha büyük bir ünite, bunları sağlıklı insanlara restoranda,
cafe’de veremeyecekleri için, bar yapmaya karar vermişler. Bu şekilde
insanların barda oturup solumalarını sağlayarak en uygun şekli bulmuşlar. Bar
yapmışlar önce ama üzerinde aroma istasyonu yok, ışık yok; okul sırasından
farksız! Bunu nasıl renklendirelim derken üzerine aroma istasyonu ilave
etmişler. Aromanın ışıkları yandığı zaman renkli renkli bir görünüm olduğu için
ondan sonra da oksijen bar tam anlamıyla yerini bulmuş.”

Bir
Türk dünyaya bedel!
Oxymate
Oxygen Barları Genel Müdürü Savaş Gizer, üzerinde bir buçuk yıl çalıştığı
barları, en iyisini yakalamak amacı ile tasarladığını söylüyor. Amerika’nın da
Japonya’nın da önüne geçmek istediklerini belirten Gizer, “Atatürk’ün de dediği
gibi bir Türk’ün dünyaya bedel olduğunu anlatmaya çalıştım. Dünyada üretilen
oksijen barların yapısının dışında makinelerimize eklemeler yaptık, uzaktan
kumanda ve bilgisayar desteği ilave ettik. Bunun sonucunda da bizim Oxymate
oksijen barımız, dünyada ilk ve tek oldu. Dünyada hiç kimse daha önce böyle bir
oksijen bar tasarlamamış. Onun da patentini aldım. Bu bir buçuk sene
içerisinde, benim istediğim barların yüzde 75’ine ulaştığım şekilde ortaya
çıktı. Geri kalan yüzde 25’lik kısmını da önümüzdeki sene halledeceğim. Sonra
bir tane showroom açtım. Kimsenin bilmediği bir şeyi dosyadan, katalogdan
satmak zor. Oksijen bara insanlar gelecek görecek bakacaklar diye showroom
oluşturduk. Başlangıç için bir senede 15 tane satışımız oldu. Bu bir senede
Türkiye’nin 40 vilayetinden 20 kişi, kurum veya müessese ile birinci tur
görüşmelerimizi yaptık. Antalya bayiimizi oluşturduk. Yurtdışından da Almanya,
Romanya, Avusturya, İsviçre ve İsveç’ten talepler var.”

Oksijenle
yaşlanmaya son!
2007’nin
üçüncü çeyreğinde yurtdışına açılmayı hedefleyen Savaş Gizer, İsveç ve Romanya ile
görüşmelerinin sürdüğünü eğer anlaşırlarsa bu iki ülkeye de ilk defa oksijen
bar kurulacağını söylüyor. Yaşamımızın en önemli kaynağının oksijen olduğunu,
ancak yaşadığımız kötü yaşam koşulları sebebi ile havadaki oksijen kalitesinin
düştüğünü ve kaliteli oksijene her insan vücudunun ihtiyaç duyduğunu belirten
Gizer, dünyadaki konusunda belli bir yere gelmiş sporcuların bile günde 15–20
dakika oksijen aldığını ve bunu beyan ettiklerini söylüyor. Oksijen barlar
havadaki oksijeni yüzde 95 oranında saf olarak solunmayı sağlıyor. Ancak tedavi
amaçlı kullanılan medikal oksijenden mutlaka ayrılması gerekiyor. Anti-aging,
migren ve çeşitli baş ağrıları, unutkanlık sorunlarının hafifletilmesi,
yorgunluk, uykusuzluk aşamalı olarak uygulanacak olan oksijen kürünün faydaları
arasında. Zayıflama merkezleri, SPA’lar, fitness ve spor merkezleri, evler,
alışveriş merkezleri, havaalanları, organizasyon şirketleri Oxymate’in hedef
kitlesini oluşturanlardan sadece bazıları…

Oksijenin
fazlası zararlı mı?
Savaş Bey,
hayatta her şeyin fazlasının insan sağlığına zararlı olduğunu belirterek şöyle
devam ediyor; “Türkiye’de Oxymate oksijen barlarını tanımaya çalışan herkesin
sorduğu soru bu. Evet zararlı ben de teyid ediyorum. Bugün American Life
Association’un yaptığı açıklamada, sağlıklı insanlar için her gün bir saate
kadar alınan saf oksijenin sağlıklı insanlara hiçbir zararı olmadığı aksine kür
halinde uygulanan terapinin faydası olduğu söyleniyor. Şimdi bir Asprin
içerseniz başınızın ağrısı geçer ama birkaç tane içerseniz ben sizi hastaneye
götürmek zorunda kalırım.”

90’lı yılların
ortalarında Japonya’da icat edilerek başta Amerika’ya sonra Avrupa’ya sıçrayan
Oksijen Barlar, milenyum çağının sektörü olarak tanımlanıyor…
Oksijenle
gelen güzellik…
Astım ve
anfizemli hastalarda doktor kontrolünde uygulanması gereken oksijen terapi,
sağlıklı insanlara uygulandığında dokuların canlanmasına yardımcı olmak, cildin
canlı, berrak ve pürüzsüz bir görünüm kazanmasını sağlamak, oksijenin yağ
yakıcı özelliğinden dolayı selülit bakımlarında son derece iyi sonuçlar almak
gibi birçok faydalar sunuyor. Cildin destek dokusunu oluşturan kolajen ve
elastin seviyesini arttıran oksijen ayrıca A, C, E vitaminleri antidoksan
etkisini arttırıp cildin nem ihtiyacını gidermekte de kullanılabiliyor…

Her
mevsim OXY Terapi…
Savaş
Gizer, geçtiğimiz yaz pek çok turistik yerde tanıtım amacı ile oksijen bar
kurduklarını, özellikle Antalya, Bodrum gibi yazın en yoğun olan bölgelerimizde
iyi bir potansiyel yakaladıklarını belirtiyor. Oxymate Oxygen Bar’ı ilk
uygulayan otellerden biri Antalya Justiniano Hotel olurken, Bodrum’da ise
hizmetin öncülüğünü Fuga Fine Times ve Bianca Beach yapmış. Ön görüşme ve
anlaşmalar sonrası; Bursa’da bulunan Çekirge Termal Otel, Uludağ Kervansaray,
World of Wonders ve Ergün Otel, 2006–2007 kışında OXY yaşam çağını başlatacak
oteller arasında bulunuyor.
2007 yazı
için ise 50’ye yakın tesis ve turistik mekan ile görüşmelerini sürdürdüklerini
belirten Oxymate Genel Müdürü Savaş Gizer, bunların birçoğu ile anlaşma sağladıklarını
belirtiyor.
2007
yılının oksijen çağı olmasını ümit ettiğini belirten Savaş Bey, bir konuda ise
dertli!.. “Ben oksijen bar satmıyorum, ben sağlıklı yaşam felsefesi satıyorum,
siz Reina’ya gidin bir köşede saatlerce içki için, dilerseniz bir kenarda
sağlığınız için bir şey yapın. Ama dünyada birçok sushi restoranda bile oksijen
bar var. Benim gönlüm, oksijen barların başında sadece oksijen kullanılsın,
içki kullanılmasın diyor. Fakat bakıyoruz bir bira firması oksijenlerle
bağdaştırıp trend’ler yapıyor. Pub’lara gidiyor, orada hem birasının tanıtımını
yapıyor hem de arabasında oksijen bar götürüp adını da BarSPA diye
değiştiriyor…”

Özellikle
Antalya ve Bodrum’daki bazı tesislerde oksi yaşam çağı başlamış bile!
Yeni
bir iş sektörü doğuyor…
Globalleşmenin
ve rekabetin etkisi ile yatırımcılar piyasaya sunulan yeni bir ürünle trend
yaratma kavramı ile ön plana çıkmaya başlıyorlar. Oxybar’ların maliyet/kazanç
tablolarına bakıldığında da oldukça ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Modüler
bir yapıda sunulan, yani birleştirilip ayrılabilen oxybar’lar 3.500 Euro’dan
başlayarak modül sayısına göre artan fiyatlara sahip. Gizer’e göre; “Dünyanın
en kârlı yatırım işi, oksijen bar; hatta borsanın tavan yaptığı zamandan bile
çok daha kârlı bir yatırım aracı. Zaten dünyada böylesine bir hızla yayılması,
gelişmesi de bununla alakalı. Hem sağlık veriyor hem de bu işe yatırım yapana
çok para kazandırıyor. Nasıl para kazandırıyor? Bugün açmış olduğunuz bir
oksijen barda, dünyada 10 dakikası 10 dolara, Avrupa’da 10-20 Euro’ya alanlar
var. Biz Türkiye’de 15 dakikasına 10 TL. gibi bir rayiç oluşturduk. Günde 100
kişi geldiği zaman günlük hasılatınız 1000 TL. Biz AFM sinemalarının fuaye
alanına oksijen bar kurduk, orada günde 65 kişi yakaladık. Hem de bayramda
İstanbul boşalmışken 65 kişi para ödeyerek bu terapiyi yaptı. İnsanların
kalabalık olduğu bir yerde açıldığını varsayarsanız, 50 kişiyi yakaladık. Zaten
günde 50 kişi gelse, iki ayda bağladığınız parayı çıkartıyorsunuz. Ve ondan
sonrası size/yatırımcısına ciddi paralar kazandırıyor. Tahmin ediyorum ileride
oksijen barlar çoğalacak. Bugün Japonya’ya gitseniz her köşe başında bir
oksijen bar göreceksiniz...”