26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


Sonraki Sayfa >>

2007 Neden Oksijen Çağı Olmasın?

 

 

Gazete ve televizyon haberlerinin gündeminden son günlerde düşmeyen bir konu var; yeni trend: Oksijen Bar… Dünyada otel ve tatil köylerinde yaygınlaşmaya başlayan, ülkemizde de birbiri ardına açılan oksijen barların sayısı her geçen gün artıyor. Ayrıca sosyetenin, ünlülerin oksijen ile gençleşmeyi tercih ettiklerinden bahsediyor herkes… Bizde bu konuyu araştıralım istedik ve karşımıza çok ilginç, yepyeni bir sağlıklı yaşam kültürü çıktı; Oksijen Terapi…

 

Yoğun ve stresli bir iş, yüksek tempoda çalışmak, kalabalık, hava kirliliğinin yoğun olduğu bir şehir, yorgunluk ve halsizlik hissi, uykusuzluk, baş ağrısı gibi problemler, işte size yüz yılın illeti, “Metropol Hastalığı”… Amerika’da 1998 yılından beri faaliyet gösteren NOBA, (National Oxygen Bar Association) yaptığı araştırmalar sonucunda, bu tür şikayetlerin havadaki oksijen miktarının azalması sonucunda ortaya çıktığını belirtiyor. Metropol Hastalığı adı verilen rahatsızlıkla başa çıkabilmek için ilk defa Japonya’da kurulan oksijen barlar, Uzakdoğu sağlıklı yaşam kültürünün, teknolojiyle birleştirilmiş modülü olarak nitelendiriliyor. Özellikle Japonya’da neredeyse her köşe başında açılan oksijen barlar sayesinde Japonlar işe giderken, işyerlerinde oksijen soluyorlar.

 

Savaş Gizer

 

Dünyada ilk ve tek…

 

O bir sanayici, hayatındaki her şey bir gazetede okuduğu haberle değişmiş. Araştırmacı ruhu, ilgisini çeken oksijen terapi konusuna yoğunlaşmasına sebep olmuş. Haftalarca uykusuz geçen gecelerin ardından, topladığı bilgileri de yanına alarak Amerika’nın yolunu tutmuş; inanmış, kendisine güvenmiş ve masaya oturmuş. Karşısına çıkarılan yüksek maliyetler, zaman zaman umudunu kırsa da, o hiç yılmamış ve her şeyi kendi ülkesinde, kendi imkanları ile yapmaya karar vermiş. Bir buçuk yılı aşkın bir sürede Oxymate Oxygen Bar’ları üretmiş, hem de dünyadaki benzerlerinden çok farklı olarak… Savaş Gizer, Oxymate Oxygen Bar’ların patentinin sahibi, üreticisi ve ürünlerini “marka” haline dönüştürmeyi hedefleyen bir yatırımcı. Yaptığı işten çok ümitli, sağlık vermek, “sağlıklı yaşam” felsefesine herkesi inandırmak tek hedefi. Dünyadaki benzerlerinden daha iyisini yapmayı amaç edinmiş, oksijen terapisinin birçok hastalığı önleyici etkileri ve insan sağlığını bozacak tüm etkenlerden korunmak için çok faydalı olduğuna inanıyor. Astımı ve kanseri yenmek için destekleyici tedavi olarak uygulanan oksijen konsantratörleri, Savaş Gizer’in öncülüğünde MDF ile kaplanarak bilgisayar desteği ve uzaktan kumanda sistemi ile şık bir hale getirilmiş. İçindeki aroma sayesinde ise renkli ve sevimli bir görünüm yakalanan Oxymate Oxygen Barlar’dan bir yıl içinde 15 adet satılmış.

 

 

Alternatif tedavi: Oksijen…

 

Oksijen barların altında kullanılan oksijen konsantratörü tıp sektöründe kullanılıyor. Astımlı hastaysanız, kanserli hastaysanız, doktorunuz bunu size reçete olarak veriyor. Kanserli hücrenizi tedavi etmede, ilaç tedavisinin yanında destekleyici tedavi sunuyor. Bilim adamlarının araştırmalarına göre sağlıklı insanlar için her gün 15–20 dakika alınan saf oksijenle belirli bir süre terapi yapılırsa hücreler yenileniyor. Savaş Bey, oksijen barların ortaya çıkışını şöyle özetliyor: “Oxybar’ların içinde bulunan konsantratör elektrik süpürgesinden biraz daha büyük bir ünite, bunları sağlıklı insanlara restoranda, cafe’de veremeyecekleri için, bar yapmaya karar vermişler. Bu şekilde insanların barda oturup solumalarını sağlayarak en uygun şekli bulmuşlar. Bar yapmışlar önce ama üzerinde aroma istasyonu yok, ışık yok; okul sırasından farksız! Bunu nasıl renklendirelim derken üzerine aroma istasyonu ilave etmişler. Aromanın ışıkları yandığı zaman renkli renkli bir görünüm olduğu için ondan sonra da oksijen bar tam anlamıyla yerini bulmuş.”

 

 

Bir Türk dünyaya bedel!

 

Oxymate Oxygen Barları Genel Müdürü Savaş Gizer, üzerinde bir buçuk yıl çalıştığı barları, en iyisini yakalamak amacı ile tasarladığını söylüyor. Amerika’nın da Japonya’nın da önüne geçmek istediklerini belirten Gizer, “Atatürk’ün de dediği gibi bir Türk’ün dünyaya bedel olduğunu anlatmaya çalıştım. Dünyada üretilen oksijen barların yapısının dışında makinelerimize eklemeler yaptık, uzaktan kumanda ve bilgisayar desteği ilave ettik. Bunun sonucunda da bizim Oxymate oksijen barımız, dünyada ilk ve tek oldu. Dünyada hiç kimse daha önce böyle bir oksijen bar tasarlamamış. Onun da patentini aldım. Bu bir buçuk sene içerisinde, benim istediğim barların yüzde 75’ine ulaştığım şekilde ortaya çıktı. Geri kalan yüzde 25’lik kısmını da önümüzdeki sene halledeceğim. Sonra bir tane showroom açtım. Kimsenin bilmediği bir şeyi dosyadan, katalogdan satmak zor. Oksijen bara insanlar gelecek görecek bakacaklar diye showroom oluşturduk. Başlangıç için bir senede 15 tane satışımız oldu. Bu bir senede Türkiye’nin 40 vilayetinden 20 kişi, kurum veya müessese ile birinci tur görüşmelerimizi yaptık. Antalya bayiimizi oluşturduk. Yurtdışından da Almanya, Romanya, Avusturya, İsviçre ve İsveç’ten talepler var.”

 

 

Oksijenle yaşlanmaya son!

 

2007’nin üçüncü çeyreğinde yurtdışına açılmayı hedefleyen Savaş Gizer, İsveç ve Romanya ile görüşmelerinin sürdüğünü eğer anlaşırlarsa bu iki ülkeye de ilk defa oksijen bar kurulacağını söylüyor. Yaşamımızın en önemli kaynağının oksijen olduğunu, ancak yaşadığımız kötü yaşam koşulları sebebi ile havadaki oksijen kalitesinin düştüğünü ve kaliteli oksijene her insan vücudunun ihtiyaç duyduğunu belirten Gizer, dünyadaki konusunda belli bir yere gelmiş sporcuların bile günde 15–20 dakika oksijen aldığını ve bunu beyan ettiklerini söylüyor. Oksijen barlar havadaki oksijeni yüzde 95 oranında saf olarak solunmayı sağlıyor. Ancak tedavi amaçlı kullanılan medikal oksijenden mutlaka ayrılması gerekiyor. Anti-aging, migren ve çeşitli baş ağrıları, unutkanlık sorunlarının hafifletilmesi, yorgunluk, uykusuzluk aşamalı olarak uygulanacak olan oksijen kürünün faydaları arasında. Zayıflama merkezleri, SPA’lar, fitness ve spor merkezleri, evler, alışveriş merkezleri, havaalanları, organizasyon şirketleri Oxymate’in hedef kitlesini oluşturanlardan sadece bazıları…

 

 

Oksijenin fazlası zararlı mı?

 

Savaş Bey, hayatta her şeyin fazlasının insan sağlığına zararlı olduğunu belirterek şöyle devam ediyor; “Türkiye’de Oxymate oksijen barlarını tanımaya çalışan herkesin sorduğu soru bu. Evet zararlı ben de teyid ediyorum. Bugün American Life Association’un yaptığı açıklamada, sağlıklı insanlar için her gün bir saate kadar alınan saf oksijenin sağlıklı insanlara hiçbir zararı olmadığı aksine kür halinde uygulanan terapinin faydası olduğu söyleniyor. Şimdi bir Asprin içerseniz başınızın ağrısı geçer ama birkaç tane içerseniz ben sizi hastaneye götürmek zorunda kalırım.”

 

90’lı yılların ortalarında Japonya’da icat edilerek başta Amerika’ya sonra Avrupa’ya sıçrayan Oksijen Barlar, milenyum çağının sektörü olarak tanımlanıyor…

 

Oksijenle gelen güzellik…

 

Astım ve anfizemli hastalarda doktor kontrolünde uygulanması gereken oksijen terapi, sağlıklı insanlara uygulandığında dokuların canlanmasına yardımcı olmak, cildin canlı, berrak ve pürüzsüz bir görünüm kazanmasını sağlamak, oksijenin yağ yakıcı özelliğinden dolayı selülit bakımlarında son derece iyi sonuçlar almak gibi birçok faydalar sunuyor. Cildin destek dokusunu oluşturan kolajen ve elastin seviyesini arttıran oksijen ayrıca A, C, E vitaminleri antidoksan etkisini arttırıp cildin nem ihtiyacını gidermekte de kullanılabiliyor…

 

 

Her mevsim OXY Terapi…

 

Savaş Gizer, geçtiğimiz yaz pek çok turistik yerde tanıtım amacı ile oksijen bar kurduklarını, özellikle Antalya, Bodrum gibi yazın en yoğun olan bölgelerimizde iyi bir potansiyel yakaladıklarını belirtiyor. Oxymate Oxygen Bar’ı ilk uygulayan otellerden biri Antalya Justiniano Hotel olurken, Bodrum’da ise hizmetin öncülüğünü Fuga Fine Times ve Bianca Beach yapmış. Ön görüşme ve anlaşmalar sonrası; Bursa’da bulunan Çekirge Termal Otel, Uludağ Kervansaray, World of Wonders ve Ergün Otel, 2006–2007 kışında OXY yaşam çağını başlatacak oteller arasında bulunuyor.

2007 yazı için ise 50’ye yakın tesis ve turistik mekan ile görüşmelerini sürdürdüklerini belirten Oxymate Genel Müdürü Savaş Gizer, bunların birçoğu ile anlaşma sağladıklarını belirtiyor.

2007 yılının oksijen çağı olmasını ümit ettiğini belirten Savaş Bey, bir konuda ise dertli!.. “Ben oksijen bar satmıyorum, ben sağlıklı yaşam felsefesi satıyorum, siz Reina’ya gidin bir köşede saatlerce içki için, dilerseniz bir kenarda sağlığınız için bir şey yapın. Ama dünyada birçok sushi restoranda bile oksijen bar var. Benim gönlüm, oksijen barların başında sadece oksijen kullanılsın, içki kullanılmasın diyor. Fakat bakıyoruz bir bira firması oksijenlerle bağdaştırıp trend’ler yapıyor. Pub’lara gidiyor, orada hem birasının tanıtımını yapıyor hem de arabasında oksijen bar götürüp adını da BarSPA diye değiştiriyor…”

 

Özellikle Antalya ve Bodrum’daki bazı tesislerde oksi yaşam çağı başlamış bile!

 

Yeni bir iş sektörü doğuyor…

 

Globalleşmenin ve rekabetin etkisi ile yatırımcılar piyasaya sunulan yeni bir ürünle trend yaratma kavramı ile ön plana çıkmaya başlıyorlar. Oxybar’ların maliyet/kazanç tablolarına bakıldığında da oldukça ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Modüler bir yapıda sunulan, yani birleştirilip ayrılabilen oxybar’lar 3.500 Euro’dan başlayarak modül sayısına göre artan fiyatlara sahip. Gizer’e göre; “Dünyanın en kârlı yatırım işi, oksijen bar; hatta borsanın tavan yaptığı zamandan bile çok daha kârlı bir yatırım aracı. Zaten dünyada böylesine bir hızla yayılması, gelişmesi de bununla alakalı. Hem sağlık veriyor hem de bu işe yatırım yapana çok para kazandırıyor. Nasıl para kazandırıyor? Bugün açmış olduğunuz bir oksijen barda, dünyada 10 dakikası 10 dolara, Avrupa’da 10-20 Euro’ya alanlar var. Biz Türkiye’de 15 dakikasına 10 TL. gibi bir rayiç oluşturduk. Günde 100 kişi geldiği zaman günlük hasılatınız 1000 TL. Biz AFM sinemalarının fuaye alanına oksijen bar kurduk, orada günde 65 kişi yakaladık. Hem de bayramda İstanbul boşalmışken 65 kişi para ödeyerek bu terapiyi yaptı. İnsanların kalabalık olduğu bir yerde açıldığını varsayarsanız, 50 kişiyi yakaladık. Zaten günde 50 kişi gelse, iki ayda bağladığınız parayı çıkartıyorsunuz. Ve ondan sonrası size/yatırımcısına ciddi paralar kazandırıyor. Tahmin ediyorum ileride oksijen barlar çoğalacak. Bugün Japonya’ya gitseniz her köşe başında bir oksijen bar göreceksiniz...”

Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68104 - unknown - 38.107.179.238