Verde’nin
10. yaşında Zeytine/zeytinyağına sevdalandık!
Önce makarnaya sonra
zeytinyağına gönül veren bir ailenin öyküsü bu… Yaptıkları işe kendilerini
kaptıran, sevgiyle harmanlayan ve ürünlerini mutlaka ‘marka’ yapan bir ailenin…
Yani Ulukartal Ailesi’nin… “Verde”yi Türkiye’de ve hatta dünyada seçkin bir
‘zeytinyağı markası’ haline getiren Verde A.Ş., ilki tanıtım amacıyla
gerçekleştirilen Zeytin Hasatı etkinliğini, önümüzdeki yıl bu kez meraklıları
için tekrarlamayı planlıyor.

Verde
A.Ş., kuruluşunun 10. yıldönümü nedeniyle 24-26 Kasım 2006 tarihleri arasında,
hazırladığı özel bir organizasyon ile ulusal basının temsilcilerini İzmir’de
ağırladı. Zeytinin ‘Var Yılı’ olarak kabul edilen 2006’da gerçekleştirilen
Zeytin Hasadı ve Fidan Dikimi etkinliğine, İstanbul’dan tam 41 medya mensubu
katıldı. İzmir ve Ege bölgesi yerel basın mensuplarının da katılımı ile grup 55
kişiye yükseldi ve tüm davetliler, Torbalı-
Karakuyu
beldesinde hazırlanan özel zeytinlik alanda, 25 Kasım Cumartesi günü bir araya
geldiler.
Ulukartal
Ailesi’nin ev sahipliği yaptığı etkinlik, gerek aile üyelerinden gerek Verde
yönetici ve çalışanlarından gelen sıcaklık ile adeta bir “Zeytin Hasadı
Şenliği”ne dönüştü. Bir kere herkesin üstünde Verde’nin önceden beden ve ayak
numaralarını alarak özel olarak hazırlatmış olduğu sarı yağmurluk ve beyaz
botlar vardı. Hasatta önce herkes ellerine birer sepet aldı ve de bir tırmık.
Bu tırmıklarla dalları yukarıdan aşağıya doğru geçtiğinizde zeytinler, yere
düşüyor. Geriye toplaması kalıyor. Bu çok zevkli bir uğraş. Ağaca, zeytine
dokunmak, meyvelerini toplamak, hatta eğilip kalkmak! Hepimiz neşeliyiz, bu
arada gözler birbirinin sepetinde. Bakalım kiminki çok? Ben ise kalite odaklı
çalışıyorum. Hülya Akyurt’a da bu yakışır diyorum... Tüm arkadaşlarım, hatta
aile üyeleri benim zeytinlerimin cinsinin iri ve farklı olduğunu kabul ediyor…
Sonra zeytin üreticisi köylülerle zeytin hasadına ilişkin bir sohbet başlıyor.
Herkes sepetlerini bir görevliye teslim ederken adını da söylüyor ve bu isimler
üzerlerine konuyor. Bu arada pek çokları benimkine isimlerini yazdırmak için
uğraşıyor! Ama olmuyor… Topladığımız zeytinlerimiz, yağ sıkımı için zeytinlik
alanın hemen yakınındaki Verde Yağ Sıkım Tesisleri’ne ulaştırılırken bizler de
zeytinlikte özenle hazırlanmış bir alanda kır yemeği yiyoruz. Ege’nin çeşit
çeşit otlarından ve zeytinyağlı yemeklerinden oluşan zengin açık büfe,
masalarda Verde’nin yağları, otlu gözlemeler, köy ekmekleri… Ağaçların altında
ve çok güzel bir havada, unutulmaz bir an yaşıyoruz…
Dikili
bir zeytin ağacım oldu!
Yemek
sonrası, fidan dikimi için ayrılan alana gidiliyor. Verde A.Ş.’nin Yağ Sıkım
Tesisleri’nin hemen arkasında hazırlanan “Basın Fidanlığı”na geliyoruz. Bu kez
dersimiz, fidan dikmek… Gerçi çukurlar hazır, ilk başta bir amca bizlere yardım
ediyor, sonra ben küreği elime alıp kendim dikiyorum ağacımı; ‘can suyu’ diye
adlandırılan ilk suyunu da kendi ellerimle veriyorum ağacıma. Çoğu arkadaşım da
öyle yapıyor. Bu arada her fidana bir numara veriliyor; künyelerin biri bizde
kalıyor, biri ağaçta. Otele dönerken de adımıza, üzerinde ağacımızın numarası
yazan, bir Fidan Dikim Sertifikası veriliyor. Ne hoş… İşte böylece Türkiye’de
ilk defa böylesine özel bir zeytin fidanlığı oluşuyor. Ardından da Verde
Tesisleri’nin, zeytinin tesise girişinden sıkım bölümüne; rafinasyon bölümünden
özel kalite ve lezzet testlerinin yapıldığı laboratuar bölümlerine kadar tüm
birimlerini geziyoruz. Ali Ulukartal, fabrika gezisi süresince de üretimle
ilgili soruları yanıtlıyor. Günün sonunda İzmir Crowne Plaza’ya dönülüyor,
akşam için hazırlık yapılıp Verde’nin 10. Yıl Yemeği’ni yiyeceğimiz Derya
Restaurant’a hareket ediliyor. Ailenin kızı, eşi, güzel minik kızları
masamızda, tatlı gelinleri de gelip gitmekte zaten. İlk dansı baba Ali
Ulukartal, geçmişte “Pastavilla” makarnalarının yaratıcısı olan sevgili eşi ile
yapıyor. Öyle sıcak insanlar ki hepimiz hayranlıkla bakıyoruz onlara… Sonra
bütün aile bir araya geliyor sahnede; küçük, duygusal bir konuşma yapılıyor.
Şirketin kurucusu Ali Bey, ailesine ve çalışanlarına teşekkür ediyor… Bu kez
alkışlıyoruz onları… Ve kadehlerimizi daha nice nice 10 yılları kutlamaları
dileklerimizle Verde’ye kaldırıyoruz…

Öğrendiğimize
göre zeytin ağacına ‘ölmez ağacı’ denirmiş... Ve eğer bir ağaçtan üst üste 7
yıl mahsul toplanmaz ise, o ağaç küsermiş. Ondan olacak, zeytin ağacının bir
diğer adı da ‘nazeninden nazik’! İtalya’nın sloganı, ‘Zeytinyağı İtalyanca konuşur’ imiş!
Peki dünya zeytin ve zeytinyağı üretiminde 5. sırada bulunan zeytin ülkesi
“Türkiye” olduğuna göre, zeytinyağı niye Türkçe konuşmasın ki?.. Verde, A.B.D.
ve İtalya’da tescilli bir marka. Zeytinyağını ilk kez cam şişede sunan ve ilk
erken sızma zeytinyağını tüketicinin beğenisine sunan da yine Verde… 1996
yılından bu yana 14 milyon dolar yatırım yapan Verde, 2006 yılında Türkiye
zeytinyağı ihracatında yurt dışına en çok zeytinyağı ihraç ederek birinci olan
firma, aynı zamanda.
Ulukartal’ların
açıklamaları...
26 Kasım
Pazar sabahı, otelimizde kahvaltı sonrası basın toplantısı var. Bizlere
Verde’nin geçmiş 10 yılı, yaptıkları, hedefleri hakkında bilgi veren Ali
Ulukartal ve İsmail Ulukartal, zeytinyağı konusundaki Türkiye’nin gerçeğini
gözler önüne sererken sıkıntılarını da dile getiriyorlar. “Ülkemiz zeytinyağı
tüketiminde diğer Akdeniz ülkelerine göre fert başına yılda 700 gr.-1 kg. arası tüketimle çok çok geride. Buna karşılık İtalya ve İspanya’da 12 kg., Yunanistan’da 22 kg., Suriye ve İsrail’de 4 kg. yılda kişi başı tüketim var.
Dünya
üretimi zeytinyağında 2-2,5 milyon tondur. Kendi insanımızda bu alışkanlığı
yaratmak için kalp-damar ve mide sağlığına faydalarını, yüksek kötü kolesterole
karşı en iyi savunuculardan biri olduğunu ve E vitamini içerdiğini aktarmak
zorundayız. Bunu yapan ülkelerde, örneğin Amerika’da 15 sene evvel 20 bin ton
zeytinyağı tüketilirken bugün bu sayı 260 bin tona çıkmıştır. Ülkemizde de
toplumun yüzde
5-10’luk
bölümü, diğer bitkisel yağlardan zeytinyağına döndürülebilir. Diğer yağlar ile
zeytinyağı arasındaki fiyat farkı 3-4 katı olsa da eğer yararları iyi
anlatılırsa, nüfusun yüzde 10’luk kısmı bu bedeli ödeyecektir.”
İtalya,
bizden alıyormuş!
Ülkemizde
son birkaç yıldır zeytin ağacı sayısının fark edilir biçimde artmasının
zeytinyağının değerli bir ürün olduğunun yavaş yavaş anlaşıldığının bir
göstergesi olduğunu söyleyen Ulukartallar, konuşmalarına şöyle devam ediyorlar…
“Türkiye olarak zeytinyağında hızla markalaşmalı ve yurtdışına markalı
zeytinyağı satmalıyız. Dünya zeytinyağı ticaretinin elinde tutan İtalya,
Türkiye’den ciddi miktarlarda zeytinyağı almakta, şişeledikten sonra üzerine
kendi etiketini, kendi markasını koyup bizim yağımızı kendi yağı gibi başta
Japonya olmak üzere, Uzakdoğu ülkeleri ve Amerika’ya satmaktadır. A.B.D. ise bu
konuda anahtardır. Amerika’da tüm restoranlarda masa üstünde orijinal İtalyan
zeytinyağı vardır.”