26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

The Marmara İstanbul’da Uçan Halı ile şehre selam!

 

Fotoğraflar: Aramis KALAY

 

The Marmara İstanbul’da geçtiğimiz yılbaşından bu yana değişim rüzgarları esiyor. Lobby ve Cafe Marmara’daki farklılıklar ile dikkat çeken otelin asıl bombası ise 17. kattaki altı özel odası… ‘Uçan Halı’ adı ile hizmete sunulan bu odalar, konuklayanlara İstanbul’un eşsiz panoramasında süzülüyor hissi veriyor…

Bundan böyle çıtalarının daha da yükseldiğini ifade eden Genel Müdür Hakan Balcan, renovasyonun devam edeceğini kaydediyor.

 

 

Yılların binası, yılların The Marmara’sı. En açıklayan şekliyle hemen herkesin Taksim’deki buluşma noktası tabii. Vazgeçilmez bir tutku gibi… Otelle nostaljik bir bağ kuran The Marmara bağımlılarından bazıları, şu aralar biraz dertli. Çünkü değişime sıcak bakanların yanı sıra ayak diretenler de az değil. Cafe Marmara’yı yeni görünümü ile red edenler var, sırf bu yüzden. Oysaki eski dostlar, her ne olursa olsun sırt çevirmezler! Lobby alanına gelince dekorasyondaki yeni dokunuşlar, hemen fark ediliyor. The Marmara Otelleri’nin efsane olmuş ünlü Fransız mimarı Mr. Allart’ın imzası var, her yerde. Ama kuşkusuz en çarpıcı olanı, Uçan Halı konsepti!.. Espriyi ancak yukarılara çıkıp altı özel suit’ten birine girer de manzaraya bakarsanız, anlayacaksınız. İstanbul kanatlarımın altında misali, uçacaksınız! Harika bir İstanbul manzarasında özgün bir oda…

Otelin prestijini arttıran bu yeni konseptten gururla söz eden The Marmara İstanbul ve Esma Sultan Genel Müdürü Hakan Balcan, bu ismin manzaranın yanında uçan halının İstanbul ile otantik olarak uyuşan bir şey olmasından ötürü seçildiğini de söylüyor. Renovasyona verdikleri önemi vurgularken çok fazla para harcadıklarını kaydeden ama rakam vermekten kaçınan Hakan Balcan, The Marmara İstanbul’daki renovasyon projesi ile ilgili diğer tüm detayları açıklıyor…

 

Çalışan yerde renovasyon zor

 

Yenilemezseniz geride kalırsınız. Çünkü çok rakibimiz var. Yeni oteller açılıyor son teknoloji, binalar pırıl pırıl tabii ki. Dolayısıyla buranın yenilenmeye ihtiyacı var. Tabii hepsi bir arada olmuyor. Çok yoğun bir otel burası. Çünkü İstanbul devamlı yoğun bir şehir. Böyle bir oteli kapatıp 6-7 ay renovasyon yapamazsınız. Bu durumda parça parça yapmak zorundasınız. Bu arada misafirler rahatsız olmasın diye kör saatlerde yapmaya çalışıyor ve ağır ilerliyorsunuz haliyle. Sonuçta çalışan bir yerde renovasyon yapmak hakikaten kolay değil.

 

 

 

‘Bu bir kartpostal değildir!’

 

Renovasyona 2006 senesinin başında başladık. Yaptığımız en büyük değişiklik, bu yeni 6 odanın yapılması oldu. Hakikaten bu 6 oda konusunda iddialıyız. Çünkü İstanbul’un en iyi odalarından olduğunu düşünüyoruz. Böyle bir manzara hiçbir yerde yok açıkçası. Çok deniz manzarası var ama bu şekilde hem eski İstanbul’u hem Boğaz’ı gören bir manzara yok. Hatta “Bu bir kartpostal değildir” diye bir sloganımız var. Hazırladığımız broşürümüzde yalnızca odadan çekilmiş bir fotoğraf var... Teknolojik olarak da bir sürü özelliği var odaların; kablosuz internet, ayrıca burada televizyonunuzdan internetle mailinizi kontrol edebiliyorsunuz. Laptop’ınız varsa kablosuz interneti kullanabiliyorsunuz. Dosyalarınızdan print alabiliyorsunuz, faks çekebiliyorsunuz, odanıza faks gelebiliyor. Tabii banyoda bir jakuzi ve küçük bir televizyon var. Odalarımız 70 m2 ve gerçekten çok geniş ve ferah.

 

 

Hakan Balcan’dan Renovasyon Önerileri…

 

Tabii ki bir süre sonra otellerde renovasyon şart. Bunu yapmak zorundasınız. Normalde 5-6 senede bir renovasyon yapılır. Ama bu tamamen otelin konseptiyle alakalı bir şeydir. Renovasyonu yaparken çok iyi planlamak, otelin en düşük olduğu zamanlarda renovasyona girmek ve her şeyi kağıt üzerinde finalize etmek lazım. İlk başta örnek bir oda yapmanız gerekiyor. Ondan sonra her şey tamamsa en uygun zamanda başlamalısınız. Otelin fiziksel durumuyla da alakalı olarak yani kat kat bir otelse ve bütün katı renovasyon yapacaksınız, altındaki ya da üstündeki 1-2 katı boşaltmalısınız ki ses yukarılara çıkmasın. Ayrıca saat ayarlamasını da çok iyi yapmanız gerekir. Sonuçta herşey otelin doluluğuyla ilgili. Eğer renovasyon, plansız programsız olur ise zaten altından kalkamazsınız!

 

Hakan Balcan, “Bizim amacımız, The Marmara İstanbul’u, şehrin en iyi otelleri arasında görmek. Servis kalitemiz ve fiziksel renovasyonlar açısından çalışmalarımız devam edecek.

Bunun sonu yok. Durduğunuz zaman gerilemeye başlar, rekabete ayak uyduramazsanız” diyor.

                                                

“Yeni bir sürece girdik”

 

Daha önce de bir 6 odada renovasyon yapmıştık. Onlar bu odalara göre daha küçük odalar. Bunların özellikle banyoları değişti. 2007 yılında toplantı salonlarında; Taksim Balo Salonu ve Opera Salonları’nda yenilemeler olacak. Cafe Marmara’yı yeniledik. Artı bunlarla birlikte ufak tefek farklılıklarımız devam ediyor. Bunlar bitmeyecek... Bizim amacımız, The Marmara İstanbul’u daha ileriye taşımak, İstanbul’un sayılı otellerinden biri haline getirmek. Çünkü biliyorsunuz bir rekabet ortamı var; devamlı yeni oteller açılıyor. Biz de kendimizi update etmek, The Marmara’nın biraz da profilini değiştirmek istiyoruz. Daha çok üst düzey bir iş oteli haline getirmek istiyoruz. Onun için bu odalar ile başlangıç yaptık.

 

The Marmara İstanbul, zaten çok iyi bilinen, çok da iyi çalışan bir otel. İstanbul’un en yoğun otellerinin başında geliyor; günde 5 bin kişi giriyor bu otele. Hem konaklamak hem Cafe Marmara’yı ya da diğer outlet’leri kullanmak için inanılmaz bir sirkülasyon var. Burası pek çok kişi için bir buluşma noktası. Bir şeyler sormak için bile insanlar gelebiliyor. Bu değişiklikler, birer başlangıç bizim için. Sırasıyla bu renovasyonlar devam edecek. Odalardaki yenilemelerimiz, diğer alanlardaki yenilemelerimiz… Yani bundan sonra yeni bir sürece girdik; The Marmara İstanbul’u tamamen uptade etmek istiyoruz... Çünkü burası çok eski bir bina.

 

Duş, tuvalet ve televizyonlu jakuzi bulunan banyo bölümü, son derece geniş olarak tasarlanmış.

 

Mösyönün değişmez rolü

 

Şimdi amaç zaten dediğim gibi The Marmara İstanbul’da böyle farklı bir konsept yaratabilmek. Değişik odalar… Bütün odalarımız tabii ki böyle olmayacak ama amaç otel içinde biraz otel havası vermek. Çünkü biliyorsunuz, değişik fiyatlarımız, kategorilerimiz var. Her türlü misafire hizmet edebilmek için otel içinde farklı ürünlerimiz olmalı. Bütün odalarımız aynı standartta olamaz. Daha farklı misafire hizmet edebilmek için bu tür özel odalar lazım. Yani fikir böyle çıktı. Hem de bu bir gösterge olacaktı bize; yaptığımız altı odanın satışıyla birlikte neler oluyor, neler bitiyor ona göre ilerleyen zamanlarda daha büyük bir renovasyona girmek için bize ışık tutacaktı. Bu amaçla yola çıktığımız projenin başından beri Mösyö, yani Christian Allart zaten vardı. Projeyi tamamen, en başından beri çizimiyle, inşaatıyla sonuna kadar O yaptı.

 

 

The Marmara Club projesi

 

17. ve 18. katlarımızı The Marmara Club olarak adlandırıyoruz. Şu anda buradaki odalarda kalan misafirler için 18. katta bir lounge yapıyoruz. Buranın girişi ayrı olacak ve misafirler anahtar sistemiyle oraya girebilecekler. Buraya çıkacak olan 17.-18. kat misafirleri, diğer otellerde olduğu gibi orada kahvaltılarını, yemeklerini alabilecekler… Onunla birlikte The Marmara Club da artık açılmış olacak. Bunun içine 52 oda dahil. Bu odalarımız, suitlerimiz ve diğer normal standart odalarımız ile toplam 52 oda, ‘Club Floor’ hizmetlerinden faydalanacaklar. Yani otelin içinde ayrı bir otel konsepti diyebiliriz buna da. Club Floor’daki odaların dekorasyonu standart odalardan biraz farklı ama genelde kullanılan renkler benzer. Perdeler, sofa bed, yataklar, kısaca tema farklı diyebiliriz. Oda-kahvaltı vereceğiz bu odaları. The Marmara Club’da kalan misafirlerimiz, kahvaltılarını lounge’ta alacaklar. Tabii fiyatlarımız da farklı olacak.

 

Cafe Marmara yenilenirken eskiyi yok etmeden daha farklı bir hava yaratılması amaçlanmış.

 

Cafe Marmara neden değişti?

 

Cafe Marmara’nın önceden çok değişik bir konsepti ve daha klasik bir havası vardı. İnsanların çok benimsediği, çok sahiplendiği bir yerdi. Ama şu an olduğu gibi o konsepti de ilk yapıldığında eleştiren insanlar vardı; sonra tabii alışkanlık haline geldi. Burada renovasyona gidilirken esas amaç, cafe’ye daha dinamik bir hava katmaktı. Sonuçta farklı bir hava oldu. Dışarıdaki teras kısmının dizaynı, daha çok Paris cafe’leri gibi. Paris’e gittiğimizde de bütün cafe’lerde masalar yan yana, sandalyeler karşı tarafa bakar. İçerisi ise daha çok Amerikan tarzı. Biz bu şekliyle otelin içinde eskiyle yeniyi birbirine match edip İstanbul’un  kozmopolit yapısını otelin içinde de gösterebilmeyi hedefledik. Ama tabii dediğim gibi birtakım eleştiriler geliyor. Göz alışkanlığı da çok önemli. Biz devamlı işin içinde olduğumuzdan gözümüz alışmaya başladı. Şimdi yapacağımız birkaç ufak değişiklik de havayı biraz değiştirecek. Örneğin devamlı bir sergi durumumuz olacak ve sanatçıların resimleri/ fotoğrafları belli periyotlarda cafe’nin duvarlarını süsleyecek.

 

Mönüde Gökhan Tufan farkı…

 

Cafe Marmara’nın mönüsü de değişti. Tamamen doğal bir mönü şekline getirildi. Buharda pişirilen yemekler ön planda, şimdi daha farklı… Gökhan Tufan, artık tüm The Marmara Otelleri’nin outlet’lerinden sorumlu Executive Chef’i, Sedat Usta da (Özkan) bütün otellerin banquet operasyonundan sorumlu Executive Chef’i oldu. Gökhan Usta’nın cafe’miz için hazırladığı yeni mönüdeki yemekler çok beğeniliyor.

 

Yeniliklere devam

 

380 odamız var. Dediğim gibi ilk önce bu 6 oda ile başladık. Şimdi öncelikli olarak toplantı salonlarımızı bitirmek ve yenilemek istiyorum. The Marmara İstanbul senelerdir renovasyon oluyor. Şu anki daha farklı, daha özel odalar yapmak için gerçekleştirilmiş bir renovasyon. Bunlarla birlikte ilerleyen zamanlarda diğer standart odalarda da farklı, özellikle dekoratif bazı değişiklikler yapacağız. Ve yine Uçan Halı gibi özel oda sayısını da arttırmaya çalışacağız. Havayı değiştirmek, otel içinde otel yaratmak, onunla birlikte oteldeki işadamı sayısını, incoming turist oranını ve bununla birlikte şirket misafirlerinin sayısını da arttırmak amacımız.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68111 - unknown - 38.107.179.240