Ay ışığında lezzet ve
romantizmle randevu… The Moon Restaurant
Yukarıda sonsuz gökyüzü
ve yıldızlar, aşağıda ise bütün ihtişamıyla Taksim! Göz alıcı manzarası, dünya
mutfağından en seçkin lezzetlerin toplandığı sıra dışı mönüsü ve güler yüzlü
personeliyle The Moon, konuklarını romantizmle buluşmaya çağırıyor…

İstanbul’un
en merkezi noktası olan Taksim’in göbeğinde, tüm semti hatta İstanbul’un büyük
bir bölümünü kendinize manzara edip bunun yanı sıra muhteşem lezzetlerle
damaklarınızı tatlandırabileceğiniz çok romantik bir mekan var, The Moon
Restaurant... Cartoon Hotel’in teras katında, etrafı camdan duvarlarla çevrili,
panoramik şehir manzaralı büyük bir fanus düşünün. İçine girdiğinizde sizi sımsıcak
saran, şehir ve gökyüzü manzarasıyla büyüleyen uslanmaz bir romantik The Moon…

Önce
Sofra şimdi Ay!
Bilindiği
gibi The Moon öncesi Cartoon Hotel, lezzet düşkünlerine Sofra Restaurant ile
hizmet veriyordu. Osmanlı ve Türk mutfağı konsepti ağırlıklı Sofra, üç sene
otelin girişinde, üç yıl kadar da terasta, yani The Moon’un şimdiki yerinde
hizmet vermiş. Bu tip bir restoranda çok uzun süre aynı mönüyü ya da aynı
ülkenin yemeklerini servis etmenin zorluğu ve müşterilerden gelen talepler doğrultusunda
mekan sahipleri farklı bir arayışa girmişler ve Sofra’dan The Moon’a geçiş
serüveni böylece başlamış. Önce yeni mönü yapılandırılmış ardından mönü doğrultusunda
çalışanlar özel bir eğitimden geçirilmiş. Dekorasyon çalışmalarının da ardından
yepyeni bir start alınmış!

Taksim’deki
karmaşanın ortasında The Moon, camdan bir gökyüzü cenneti. Barda oturup dinamik
şehri, ışıl ışıl seyretmek ise büyük bir keyif.
İsim
babası Halit Kıvanç
Mekanın
isim babası, otelin ve restoranın sahibinin yakın dostu olan ünlü spiker Halit
Kıvanç olmuş. Restorana gelip yaklaşık 365 derece her tarafı camla kaplı,
geceleri özellikle de hava açıksa yukarıda ay ışığını çok net gören bu yere
‘The Moon’ adını vermek isteyen ünlü duayen çok da doğru bir iş yapmış. Konu
üzerine söyleştiğimiz restoranın işletme müdürü Ozan Sağlam da bu bölgede
Taksim’i, gökyüzünü bu kadar net gören başka herhangi bir restoran ya da otelin
bulunmadığını söylerken ay, gökyüzü, gece, yıldızlar derken mekanın isminin The
Moon olmasına karar verdiklerini açıklıyor.
Açılış
ve kadro
The Moon
Restaurant Haziran 2006’da açılmış. Ozan Sağlam hem otelin hem de restoranın
idari sorumlusu olarak çalışıyor. 7.5 sene Klassis Resort Hotel’de ve bir yıl
Taksim’de butik otel Central Palace’ta görev yaptıktan sonra Cartoon Hotel’e
transfer olan Sağlam, 2,5 yıldır Cartoon Hotel’de. Kendisinin en büyük yardımcısı,
restoran müdürü Orhan Uzunkaya. Mutfağın hakimi ise Kemal Göktaş ya da nam-ı diğer
Kemal Usta. Tokatlı olan Kemal Usta yaklaşık 8 yıldır değişmeyen 6 kişilik
ekibiyle Sofra’da başladığı lezzet serüvenine The Moon’la devam ediyor. Halkla
ilişkilerden sorumlu Kıvılcım Bakan ise ekibin konukları ilk karşılayan gülen
yüzünü oluşturuyor. Açılış öncesinde renevasyon ve reklam giderleri ile 70-80
milyar civarında bir para harcandığını açıklayan ekip

Burası
otelin bünyesinde, otelin en üst katında ama aynı zamanda otelden bağımsız bir
a la carte restoran. The Moon’un otelden bağımsız bir girişi var. Otelin yan
tarafında, camlarla çevrili bir asansörle restorana çıkıyorsunuz. Böylece
otelin içine girmeden The Moon’a gidebiliyorsunuz.
Farklı
konseptlerin buluşması
Farklı
konseptlerin bir arada sunulduğu mekanın tasarımında mimar Ülkü Kulaç ile çalışılmış.
Masalara dikkat edildiğinde hepsinin farklı farklı olduğu görülüyor. Değişik
konseptler bir arada sunulurken her bir detay da ayrıca düşünülmüş. Klasik,
rustik ve modern tarzda masaların yanı sıra her biri özel olarak yaptırılmış yeşil
elma tabanlı cam masalar dikkat çekiyor. Duvardaki kaplamalar özel bez dokuma
olarak yaptırılırken yer döşemeleri de İtalya’dan getirtilmiş.
Sınırsız
çalışma saatleri
100 m2’lik
mekan 100 kişiye kadar hizmet verebiliyor. Günde ortalama 40 kişinin ziyaret
ettiği ve haftanın 7 günü açık olan restoran öğle saatlerinde ve akşam 19.30
itibariyle oldukça kalabalık oluyor. Cuma ve Cumartesi günleri yoğunluğun arttığı
The Moon’da hizmet saatleri ile ilgili bir sınırlama yok. En son konuk ne zaman
restorandan ayrılırsa o zaman kapandıklarını söyleyen Ozan Sağlam “Konuklarımız
sabaha kadar otururlarsa sabaha kadar buradayız” diyor. Taksim’in merkez noktasında
iş merkezleri ve konsolosluklara çok yakın olan The Moon’da yerli-yabancı pek
çok farklı milletten konuk ağırlanıyor. İş çevreleri, acentelerin yerli ve
yabancı misafirleri, banka çalışanları ve konsolosluk görevlilerinin yanı sıra
otelde konaklayan konukların yaklaşık yüzde 25’i de a la carte yemek
istediklerinde The Moon’u tercih ediyor.
Dünya
mutfağından lezzetler
Yemekleri
de en az manzarası kadar iddialı olan restoranın mönüsü, dünya mutfaklarından
seçme lezzetler taşıyor. İster Uzakdoğu mutfağından bir tat deneyin ister Fransız
ya da Meksika yemeği, zengin mönüde hepsi mevcut. Balık çeşitlerinin yanı sıra
zengin bir et mönüsüne de sahip olan The Moon’da damak zevkinize uyan bir yemek
bulmamanıza imkan yok! Mönünün öne çıkan ve konuklarca en beğenilen
lezzetlerinin başında “Asma Yaprağına Sarılı Levrek” ve “Bonfile Sarması”
geliyorken başlangıçlardan “Ahtapot Carpaccio” ile salatalardan “Yengeç Eti
Salatası” ve birçok yerde bulamayacağınız “Üç Aromalı Köy Peyniri Salatası”
dikkat çekiyor. Tatlı düşkünleri için önerileri ise “Nugat” ve “Creme Brule”.

The Moon
ekibi
Gürcü
şarabını deneyin
The
Moon’un yemekleri kadar şarap kavı da dikkat çekici. Türkiye’de üretilen en iyi
şarapların yanı sıra burada Gürcü, Fransız ya da İtalyan şaraplarının seçkin
örneklerini bulabilirsiniz. Çok kaliteli olan ve ülkemizde yeni yeni tanınmaya
başlayan Gürcü şarabı, özellikle tadılması gerekenlerden…
Sonuç
olarak…
Geçmişe
bakıldığında Sofra’dan kalan bir alışkanlıkla zaten kemikleşmiş bir kitleye
hitap eden restoranın The Moon’a geçiş döneminde bazı endişeler yaşansa da
sonuçta Sofra’nın alışılmış müşterileri The Moon’u severlerken mekan zaman
içinde kendi kitlesini de oluşturmuş. Bunu, “Bizim esas amacımız insanları
buraya bir kez getirmek değil. Esas olarak insanlar bu akşam nerede yemek
yiyelim dediklerinde, ‘The Moon’ dedirttirmek. Tabii bu da bizi diğer
restoranlardan ayırıyor. Çünkü bu çevrede size birçok ünlü restoranın ismini
sayabilirim ki oturduğunuz zaman çok yüksekten İstanbul’u ya da Boğaz’ı
görürsünüz ama yemek önünüze geldiğinde pek umduğunuzu bulamazsınız” diye
açıklayan Ozan Bey, The Moon’da ise yemek açısından konuklarına umduklarından
çok daha fazlasını verdiklerini ifade ediyor.
Hacim
itibariyle daha fazla büyüme şansı olmayan restoran zaman içinde ufak
dekorasyon ve mönü değişiklikleri ile yenilenecek. Geleceğe yönelik hedefleri
ise güçlü bir PR çalışması ile The Moon’un sesini daha da uzaklara
duyurabilmek…