Ve kapılar açıldı...
Seksi ama artık gizemli
değil!
Hakkında sürekli
konuşulan, açılması yılan hikayesine dönen, herhalde en çok merak edilen seksi
otel “Adam&Eve”, sonunda 8-10 Aralık 2006 tarihlerinde düzenlenen bir davet
ile kapılarını ilk konuklarına açtı. Misafirler arasında bulunan yayın
yönetmenimiz, otele dair yeni bilgileri ve izlenimlerini önce bizlerle
paylaştı. Şimdi sıra sizlerde...

Eren Talu,
Hillside Su’dan sonra Adam&Eve ile büyük bir çıkış yaptı. ‘Hayalimdeki
proje’ dediği Adam&Eve ile sınırları zorlayan Talu, akıl almaz boyutlardaki
bir projeye imza attı... Projenin sahibi, tesisin yatırımcısı KayıGroup ise,
cesaretini kanıtlamış oldu. Tesis için 100 milyon Euro’yu aşan harcama yapan
grubun Türkiye’ye yaptığı yatırımı önemsememek mümkün değil!
Oteli önce
‘Dünyanın En Seksi Oteli” diye tanımladılar, açılmasına yakın ise ‘Yeryüzü
Cenneti’ olarak... Basında -hatta dergimizde de- proje tamamlanmadan en çok
haberi çıkan otellerden olan Adam&Eve’e dair hemen herşeyi, herkes
neredeyse ezberledi. Ama yine de gidip görmek ve içinde olmak başkaydı...
Adam&Eve’de
270 adet elma ağacı kullanılmış!
Önce
cehennem!..
Şimdi başlıyorum
anlatmaya... Otelin girişinde iki taraflı bir dizi elma ağaçları, elbette
üzerlerinde otelin simgesi olan kare elmalar... Ayna esprisi nedeniyle
gerçekten geniş bir yer mi yoksa birbirini takip eden ve sonsuza kadar
gidiyormuş görüntüsü veren yansımalar nedeniyle mi böyledir, ilk bakışta
kavramak zor. Asansörde de aynı ayna yanılmaları sürüyor. Bulunduğumuz kata gelince
ise kabus başlıyor! Upuzun hiç bitmeyecek görüntüsü veren zifir gibi çok az aydınlatmalı,
ince-uzun bir koridor! Yürü yürü bitmiyor. İnsan daha da fazla gitse, yoksa da
panik atak geçirebilir gibi geliyor. Daralıyor... Şükür sonunda aranan numaraya
sahip kapının önünde durup içeriye adım atmak mümkün oluyor. Ohhh burası
bembeyaz ve çok ferah.

Dünyanın
hiçbir yerinde 64 m2 büyüklüğünde standart oda olmadığından normal odalarını,
“standart dışı” olarak tanımlıyorlar. 16 m2 trerası, üç yatağı, giyinme odası, terapi jakuzisi, duş buhar banyosu ve dünyada çok az mekanda kullanılan click
clima sistemi ile bunda da pek haksız sayılmazlar!
Işıklar
hiç durmadan renk değiştiriyor. ‘Cennet sanki’ demek mümkün ama oda öyle sıcak,
ben o koridorda fazla yürümekten midir nedir öyle bir daralmışım ki. İlk işim dışarıya
yönelmek oluyor. Bu kez de kapıyı açabilirsen aç! İlk olarak kumandalardan biri
sayesinde ışığı istediğim bir renge sabitliyorum. Bu iyi. Sonra nazik kat
görevlisine ulaşıyorum ve kendisinden kapı kolları takılmadığından kapıyı büyük
bir kuvvetle itmek gerektiğini bakarak öğreniyorum. Balkona çıkınca ferhlıyorum.
Dünya varmış. Yine her yer ayna... Havuzun renkleri karşımda. İçeride iki tane,
balkonda bir tane iki kişilik kocaman yerden çok yüksek olmayan yatak var.
İçeridekilerden
biri dinlenme yatağı imiş. Enteresan... Dizayn bar çalışma masasında ise iki
adet Philip Starck tasarımı sandalye ilgimi çekiyor. Bir de jakuzi... Işık
terapisi şahane... Banyoda ise Vitra’nın son özel koleksiyonu Lovegrove serisi
ve iki kişilik duş buhar banyosu... Odada nereye baksanız kendinizden sonsuz
tane görüyorsunuz ve de gözünüzün gördüğü her şeyden. Kavramlar değişiyor...
Normal olan bir durum asla değil... Bu arada herşey çift kişilik hazırlandığı
ve de otelin adı Adam&Eve yani Adem ile Havva olduğu için yalnız olmak
insana biraz dokunuyor... Odalardaki romantizmi ise çiftlere sormak gerekiyor!
İlerleyen
zamanda, kat görevlisinden koridorun karanlık tasarlanmasının nedenini öğreniyorum.
Meğerse Eren Talu istemiş ki insanlar bu simsiyah ortamda yürürken daralsınlar,
sonra odaya girince beyazlara bakıp rahatlasınlar; cehennem sonrası cenneti yaşasınlar!
Düşününce mantık doğru aslında...
Adam&Eve’e
damgasını vuran üç şey var: Beyaz, ayna ve cam... Beyaz ile yeryüzünün saflığı,
ayna ile asla yalnız kalmayacağınız, cam ile yaşamsal zenginliği görme arzunuz
ifade ediliyor.

Atrium
Böyle
“Atrium” görülmedi!..
Atrium, 25 m2 tavan yüksekliği, 175 metre taban uzunluğuna sahipmiş. Tam 4 milyon 980 bin adet 5x5 cm.
ebatlarında ayna ile dekore edilmiş. Aynalar tek tek yerleştirilirken 3.112
adam/saatlik mesai harcanmış. Düşünün ki tesisin genelinde Türkiye’nin ayna
üreticisi Şişe Cam’ın olağan koşullarda iki yıllık üretimine eşit miktarda yani
120 bin m2 ayna kullanılmış!
Atrium,
zaten dev gibi, artı aynalarla ortam iyice büyüyor tabii... Burada ortada 100
metreye yakın Bluetooth Bar; iki yanda 6 restoran, 4 bar, 8 mağaza var.
Adam&Eve’de toplamda aynı anda 1.115 kişi yemek yiyebiliyor, 1.055 kişi ise
kadeh kaldırabiliyormuş.
Havuz
başı ve SPA’sı!
İki
olimpik havuz büyüklüğündeki upuzun havuza gelince daha önce üç boyutlu
resimlerinden gördüğümüz gibi içindeki yine çift kişilik şezlongları ve havuzun
kenarındaki elbetteki çift kişilik dinlenme yatakları ile çok hoş görünüyor...
Uzandığınız yerden önce havuzun sonra Akdeniz’in mavisi sizi kendine çekiyor.
Bunun için de yazı beklemek... Olsun hava güzel ve açık hava, doğanın renkleri
ve sesleri insana iyi geliyor... SPA’ya gelince orasının girişi de odaların
bulunduğu koridoru hiç aratmıyor! Randevulu gidenleri bir süre dinlenmeleri
için buyur ettikleri koyu renkli deri koltuğu, mum ışığında bulmak biraz da şansa
kalıyor! 13 adet Türk hamamı, biri Fin, biri Rus iki adet sauna, jakuzi, 65 metre boyunda kapalı havuz, Thai masaj, ayurveda masaj, taş terapi, kromo (renk) terapi, kum
terapi, ses terapi küveti, klag masaj, balneo terapi, oksijen terapi,
aromaterapi, buhar banyosu, iki kişilik masaj odası ile burası çok komplike bir
yer... Klavuza gereksinim duyuluyor ki uzman bir kişi zaten mutlaka size eşlik
ediyor. Masaj konusunda iddialılar ve bunda haklılar... Kare olarak dizayn
edilen hamamın dinlenme bölümünden söz etmeden olmaz. Ortada barı, kenarlarındaki
dinlenme köşeleri ile burası gece kulübü modunda. Zaten biz oradayken
turistlere yönelik hamam sefası öncesi, dansözlü parti bile yapılıyor.

Adam&Eve’de
değişik mutfaklardan onlarca restoran yer alıyor.
Daha
başka!
Otelde 270
elma ağacı varmış! Her bir ağaçta 250 adet dal ve 12 adet kare elma... Işık ve
ses düzeneği ise Adam&Eve’in özgün tasarım anlayışının sıra dışı tarafının
simgesi. Havuz içleri dahil tüm ışıklandırma sistemi RGB LED ile gerçekleştirilmiş.
Odalarda isteğe göre değişen onlarca renk ışıklandırma seçeneği ile kişisel
kullanım ve beğeniler ön plana çıkartılmış. Ve tüm mekanlarda bağımsız ses
düzenekleri kullanılmış. Aynalardan söz etmeye gerek yok da bir de
gastronomisinin üzerinde durmak gerekiyor. Ana yemek salonu aşırı büyük uzun
bir salon... Büfe ne kadar uzun tahmin bile edemezsiniz. Her bölümde iki kenara
masalar konmuş, karşınızda aynalar, yani yine kalabalıktasınız!.. Açık büfe başarılı...
Güzel şeyler var. A la carte seçenekler ise çok fazla... Bizim denediğimiz
Teppenyaki ve Mutbak denemeye değerdi mesela. Servis ise yoğunluktan olacak
biraz ağır olsa da personelin gülen yüzü kendini affettirir cinstendi...

Son
söz!
Adam&Eve
izlenimlerim böyle... Otel, iddialı bir otel... Benzersiz, “ilk”lerin ve
“en”lerin oteli... İnsanı şaşırtıyor... Hemen adapte olunmuyor! Gelgelelim alışılıyor...
Farklı şeyler yaşamaktan, sıra dışı konseptlerden hoşlananlar Adam&Eve’e
bayılacaklar... Bizden söylemesi!