26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa

Üç kafadar, Leb-i Derya Ve bir düşün gerçek olması!

 

Genç, dinamik ve eğlenceli... İşte bütün bu sıfatlar Leb-i Derya’nın üç genç patronunun kısaca anlatımı sanki...

Her biri otuzlu yaşlarının tadını şimdi yine aynı isimle açtıkları Leb-i Derya Richmond’da başarılarına kadeh kaldırarak çıkarıyorlar. İkisi kadeş, bir diğeri de kardeş kadar yakın arkadaş... Onların hikayeleri yıllar öncesinde, sadece nargile içerken kurdukları bir hayalle başlıyor. Handan Özbek Gür, Ahmet Özbek ve Aycan Yeniley… İşte bir başarı öyküsü, işte bir hayalin gerçekleşme serüveni...

 

 

Leb-i Derya, eşsiz İstanbul manzarasına hakim, Beyoğlu’na kalite katan, hoş atmosferi, soft dekoruyla göz dolduran bir mekan. Şimdi ise ikinci bir Leb-i Derya, Richmond Oteli’nin en üst katında... İstanbul’a farklı bir noktadan bakmak, İstanbul’a tekrar aşık olmak isteyenlerin uğrak yerlerinden biri... Diğer Leb-i Derya ise halâ eski yerinde duruyor, ne de olsa orası onların ilk göz ağrısı... Herşey Handan ve Aycan Hanım’ın profesyonel basket hayatını bırakmasıyla başlamış. Bahçe içinde çay-kahve satabilecekleri bir cafe düşlerken, böyle bir yer bulamayacaklarını anladıklarında ümitsizliğe kapılmışlar. Sonra birileri ilk çocukları olan Leb-i Derya’nın bulunduğu terası göstermiş onlara. Terasa çıktıklarında gördükleri manzara onları cezbetse de mekanın bakımsız ve harabe hali biraz ürkütmüş. Ev sahiplerinin sunduğu elverişli imkanlar ile cesaretlenen ortaklardan birisi evini satmış, birisi de evini ipotek ettirmiş. En kötü ihtimalle bir şezlong atıp güneşlenirdik diye gülerek anlatmaya devam ediyorlar hikayelerini. Önceleri çay-kahve satmak için girdikleri yolda, yapım aşamasında tanıştıkları yeni insanların yönlendirmeleri ile açılışa kadar ne olduklarını anlamamışlar aslında. Leb-i Derya’nın hikayesi daha doğrusu onların hayalleri burada bitmemiş tabii ki. Bu noktada Leb-i Derya’nın açıldıktan kısa bir süre sonra beklenilenden çok daha fazla ilgi gördüğünü anlatmaya başlıyor, Handan Özbek Gür. “Leb-i Derya’da artık talebi karşılamamaya başlamıştık. Müşteriler Pazartesi arasa bile, Cuma için rezervasyonlar dolu oluyordu. İkinci bir yer açmak ihtiyaç olmuştu. Tam zamanıydı. Başka bir yerde değil, yine Beyoğlu’nda üstelik”

 

Leb-i Derya’da geceleri romantizm hakimken, hafta sonları stres atmak isteyenler için güne leziz bir brunch ile başlamak mümkün…

 

İkinci mekan, ikinci hayal…

Leb-i Derya’yı açtıktan sonra iki ortağın da yeniden ortak bir hayali başlamış; Leb-i Derya’da her zaman oturdukları yerden gördükleri teras katı... Keşke diye başlayan ve sonrasında gerçekleşen bir hayal daha... Tam bir buçuk yıl hayalini kurmuşlar, hatta kendi mekanlarından çıkıp oraya gidip bir şeyler içip, burası bizim olsa şuraya barı, şuraya da şömineyi koyardık diye konuşurlarmış. Handan Hanım’ın kardeşi Ahmet ise askerlik görevini tamamladıktan sonra ablasının yanında almış soluğu ve O da başlamış bu hayallere ortak olmaya...

Handan Özbek Gür: Biz orada otururken bir mermer taşımız vardı orada oturup sohbet ederdik ve hep buraya bakardık. Sonra biz buraya geldik. Konsepte baktık. Biz o günden itibaren ara ara buraya gelip oturup hayaller kurardık. Ahmet Özbek: O kadar büyük bir hevesle işin içine girmek istedik ki o dönem. Planı, projeleri, en doğru zaman nedir hepsini düşünüyorduk. Ben askerliğimi bitirene kadar biraz zaman geçti ama biz hep bunu istedik. Ben askerdeyken, o dönemde Handan ve Aycan görüşmelere başlamıştı. Aycan Yeniley: Bir buçuk sene hayalini kurduk ama bir türlü bağlantıya geçemedik. Biraz da farklı bir yer yapmak istedik. Bir anda annemin arkadaşının bir tanıdığı çıktı, görüşme ayarlandı. Ertesi gün ve bizden bir saat önce, başkaları toplantıya girmişti burası için. Kısmet derler ya, öyle oldu.

 

Ahmet, Handan, Aycan üçlüsü günün büyük bölümünü yeni açtıkları Leb-i Derya Richmond’ta konuklarını ağırlayarak geçiriyorlar.

 

Leb-i Derya’nın anlamı...

Onlar tüm enerjilerini, tüm bildiklerini ve yüreklerini koymuşlar işlerine… Onlar başarılarının farkında ve her geçen gün, Leb-i Derya onlar için daha yoğun şeyler ifade ediyor…

A.Y: Leb-i Derya, gerçekten sıfırdan başlayıp hakikaten komik paralarla, bir o kadar da çok zorluklarla kurduğumuz bir yer. Çok gururluyum. Burası artık çocuğumuz gibi…

A.Ö: Benim için Leb-i Derya evim gibi. Burası bir aile ortamı; burada çalışan personelden tutun da gelen misafirlere kadar herkesin kendini çok rahat hissettiği bir ortam. Bunun hepimiz açısından da böyle olduğunu düşünüyorum. Herkesin kız arkadaşıyla ya da arkadaşına ‘Gel seni özel bir yere götüreceğim’ dediği, gerçekten de sıcak bir atmosferle karşılaştıkları bence çok özel ve çok ayrı bir yer. Onun dışında da, benim için bir başarı... Leb-i Derya ile hakikaten de bir şeyleri başarmışız, onun verdiği bir mutluluk var içimizde.

 

H.G: Bizim için çok gurur verici birşey. Herkes der ki aman ortaklık yapmayın. Bir kere çok keyifli gidiyor, aile gibiyiz ayrıca ailenin dışında Leb-i Derya’nın gerek konseptiyle gerek güleryüzüyle gerek servisiyle İstanbul’a kazandırılmış çok iyi bir restoran olduğunu düşünüyorum, bu beni çok mutlu ediyor. Sonra yerlilerden çok yabancılar tarafından reklamı yapılan bir mekan, burası.

 

Mekana yakışan bir isim…

Leb-i Derya’nın adını Aycan Hanım bulmuş. Ne Handan Hanım ne de Aycan Hanım yabancı bir isim koymak istememişler. Türkiye’de yaşayıp da yabancı bir isim kullanma fikri başından beri ikisine de çok uzak gelmiş. Muhteşem manzarasına bakarak, ‘derya’ diye düşünmüşler, Aycan Hanım da o zaman ‘Leb-i Derya’ olsun demiş ve mekanın kendine çok yakışan ismi de böylece konulmuş… Mekanın tüm mimarisi, esas mesleği iç mimarlık olan Aycan Yeniley’e ait.

Mekanın dekorasyonu spontane ortaya çıkmış. Aycan Hanım’ı dekorasyon sırasında en çok etkileyen olaylardan biri de tam öncesinde yaptığı Arjantin seyahati olmuş. Seyahat etmeyi çok seven Aycan Hanım’ın gittiği her yerde gözlemleyip araştırdıkları ile kendine bir vizyon oluşturmak en büyük keyfiymiş…

 

Hedef otel işletmeciliği…

Üç ortağın hayalleri halâ devam ediyor. Onlar hayalleri ile kendilerini yeniliyor ve işlerine daha sıkıca sarılıyorlar. Üçü de çok renkli ve her biri farklı meziyetlere sahip.

Artık tamamen bu sektöre girdiklerini ve işlerini iyi yaptıklarını söyleyen üçlü, ileride bir otel açmak istediklerinin sinyallerini veriyorlar. Ahmet Bey’in hedefleri arasında boutique catering işini, Handan Hanım da otel yöneticiliği işini düşündüğünü söylüyor. Aycan Yeniley ise hedeflerinin ne olduğunu sorduğumuzda, “Benim için hayallerimi hayallerimle gerçekleştirmek. Onun için kendimi gerçekleştirmem gerekiyor” diyor.

 

İstanbul’un tümüne hakim olan bir manzara ile akşamüstüne teslim olan şehri birkaç kadeh içkiyle seyretmek isteyenler için Leb-i Derya ideal bir seçim…

 

Ahmet’ten yeni fikirler

Üçü de spor yapmayı çok seviyor, her ne kadar artık profesyonel olarak yapmıyor olsalar da halen vakit buldukça basketbola geri dönüyorlar. Ahmet Bey, daha sakin bir yapıya sahip. Artık kalabalık psikolojisinden yorulduğunu söylüyor. Fırsat bulduğu her anda evinde sakin bir ortamda olmayı tercih ettiğini de sözlerine ekliyor. Aycan ve Handan Hanım, Ahmet Bey için; “Çok okuyor ve okuduklarını paylaşarak yeni fikirler edinmeyi çok seviyor” diyorlar.

 

Leb-i Derya’yı İstanbul’un tanıtımına büyük katkı sağladığından yerli ve yabancı birçok medya kuruluşu yakından takip ediyor. Ayrıca mekanın misafir yüzdesinin büyük bir çoğunluğunu yabancı müşteriler oluşturuyor. Çünkü Leb-i Derya, şehrin tüm ihtişamının izlenebildiği nadir yerlerden…

 

Aycan’ın tango tutkusu

Üçünün hayattan tek temennisi var o da sağlıklı olmak. Sağlık olmadan hayatta hiçbir şeyi başaramayız diye doğru bir düşünce içindeler. Aycan Hanım ise grubun en renkli siması... Bol bol seyahat ederek yeni yerler görmeye, yeni insanlar tanımaya tutkun olduğunu söylüyor. Son Arjantin seyahatlerinden birinde tango ile tanıştığını söyleyen Aycan Hanım, tangoyu Arjantin’den başka bir yerde yapmayacağını söylüyor. Bu nedenle belli aralıklarla tango aşkına kendini Arjantin’de buluyor. Şu sıralar yeni bir heyecan yaşayan Yeniley, Nesrin Topkapı’dan dans dersleri alıyor.

 

 

Handan’ın aşçılık hevesi

Handan Özbek Gür’ün yapmak istedikleri arasında ise aşçılık kursuna gitmek var.

Tüm dünya mutfaklarının sertifikalı kurslarına katılarak kendini bu yönde geliştirmeyi hedeflediğini söylüyor. Handan Hanım’a göre Türkiye’de Leb-i Derya’ya bir şey katabilecek hiçbir mekan yok. “Ben dört ay önce evlendim ve eşim Amerika’da yaşıyor; onun da bir restoran ve club’ı var. Amerika’da sürekli dolaşıyoruz, bu benim en büyük zevkim. Vizyon çok önemli. İstanbul’da çok sosyal bir insan değilim, ben burada Leb-i Derya’nın üzerine bir şey katacak yer olduğunu sanmıyorum. Vizyon böyle bir şey. Çünkü Türkiye’de maalesef yiyecek-içecek sektöründe bir şey var, bir yer açılıyor sonra mekan kapanıyor ve yerine başka bir şey açılıyor”.

 

 

Leb-i Derya’da güzel bir akşam ya da öğle yemeğinin kişi başı fiyatı ortalama 30-35 TL. Leb-i Derya Richmond’un müşteri profili ise diğer Leb-i Derya’ya nazaran daha farklı. Genelde restoran ve bar müşterilerinin uğrak yerlerinden…

 

<< Önceki Sayfa


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68228 - unknown - 38.107.179.237